Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
meyve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Kansere karşı en etkili meyve: Böğürtlen

Kansere karşı en etkili meyve: Böğürtlen

Böğürtlenin sayısız faydası olduğunu ve kansere karşı en etkili meyve olduğunu biliyor musunuz? Böğürtlen kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engelliyor.,

Gülizar Baki'nin haberi

Prof. Dr. Erkan Topuz, böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediğini söylüyor. Topuz, herkese günde bir avuç böğürtlen yemesini tavsiye ediyor. Böğürtleni mevsiminde tüketebileceğiniz gibi yaprağını kurutup kışın çayını içebilirsiniz. Şurubunu ya da marmelatını da yapabilirsiniz. Ayrıca böğürtlen dondurma, pasta, ilaç ve kozmetik sektörlerinde de kullanılıyor.

Sıcaktan bunalmış bir vaziyette yürürken karşınıza bir işporta tezgâhında ya da manav reyonunda çıkıyor. Göz alıcı rengi bakar bakmaz ekşi ve ferah tadını hayal ettiriyor. Böğürtlen mevsimindeyiz. Birkaç yıl öncesine kadar az bulunan ve pahalı bir meyve olan böğürtlen şimdilerde hiç olmadığı kadar bol. Dolayısıyla önceki yıllara göre daha ucuz. Çünkü 8 yıldır Tarım Bakanlığı'nın üniversitelerle birlikte yaptığı çalışmalar sayesinde 10 ilde böğürtlen yetiştiriliyor. Tokat, Adana, Samsun, Maraş, Ordu, Erzurum, Erzincan, Malatya, Hatay ve Isparta'da tarlalara böğürtlen dikildi. Bu yıl beklenenden çok hasat elde eden çiftçiler dondurma, pasta, ilaç ve kozmetik sektörlerinin ihtiyacını karşıladıktan sonra ellerinde kalan ürünü piyasaya sürdü.

Kültür böğürtleni olarak adlandırılan tarla böğürtlenleri hem renk hem de büyü klük olarak göz dolduruyor. Daha küçük ve açık renkli olan yaban böğürtlenleri ise tadı ve faydası bakımından daha makbul. Fakat toplanması zor ve üretimi az olduğu için kültür böğürtlenine razı olmak gerekiyor. Çünkü böğürtlenin başta kanser olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiğini öğrenince bu meyveyi sofralarınızdan eksik etmeyeceksiniz.

Kanser savaşçısı böğürtlen

Böğürtlenin içinde bulunan ellagik asit, antikansorojen madde olarak biliniyor. Onkolog Prof. Dr. Erkan Topuz, Amerika'da hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediğinin, hatta küçülttüğünün ntespit edildiğini söylüyor. Ellagik asit, böğürtlenin yanı sıra, çilek, üzüm ve ahudududa da bulunuyor. Topuz, günde bir avuç böğürtlen yenilmesini tavsiye ediyor. Böğürtlen yaz ortası ve sonbahar başında hasadı yapılan bir meyve. Yılın diğer zamanlarında ise şurubu veya marmelatı tüketilebilir. Böğürtlenin bir özelliği de dondurucuya konulabilen bir meyve olması. Dondurucuda özelliğini ve lezzetini kaybetmiyor, uzun süre kalabiliyor. Dolayısıyla da kışın ortasında taze böğürtlen tüketebilirsiniz. Böğürtlenin sadece meyvesi değil yaprağı ve kökü de kansere karşı etkili. Böğürtlen yaprağını kurutup kışın çayını içebilirsiniz.

Onkoloji profesöründen böğürtlen şurubu tarifi

Böğürtlenin faydasını göstermesi için yılda birkaç defa yemenin etkili olmayacağını söyleyen Topuz, sürekli tüketilmesini öneriyor. ve kadınlara böğürtlen şurubu tarifi veriyor: Böğürtleni bol olduğu zamanlarda alıp ezerek bir süre kaynatın. Pekmez haline gelmeden sıvı olarak şişeleyin. Kesinlikle şeker katmayın ve bu şuruptan günde üç çorba kaşığı tüketin. Yine böğürtlenli pasta ve dondurmaları bolca tüketebilirsiniz.

Anadolu çiftçisinin meyve yetiştiriciliği konusundaki danışmanı Prof. Dr. Resul Gerçikçioğlu, Türk çiftçisinin böğürtleni nihayet keşfettiğini söylüyor. Hem faydası hem de çok sayıda sektörde kullanılıyor olması böğürtlen üretimini her yıl artırıyor. Birçok bölgede yaban böğürtleni yetiştiği için bugüne kadar tarımını yapmak çiftçilerin aklına gelmiyordu. Bakanlığın ve akademisyenlerin desteğiyle çiftçiler buğday ve karpuz tarlalarına böğürtlen dikti. Kazançlarından da çok memnunlar. Gerçekçioğlu, üretimin iyi gittiği ve böğürtleni daha çok tüketeceğimiz müjdesini veriyor.

Böğürtlenin faydaları saymakla bitmiyor

İçeriğinde bulunan ellagik asit antikanserojen madde olarak biliniyor. Bu madde kanser hücrelerinin ve tümörün büyümesini engelliyor. Göğüs ve rahim tümörünün büyümesini engellediği Amerika'da Kuzey Carolina'daki Clemson Üniversitesi'nde yapılan araştırmalarda tespit edilmiş.

Hafızaya iyi geliyor.

Yaprağından yapılan çay, ağız yaralarını iyileştiriyor.

Kanı temizliyor.

Cildi güzelleştiriyor. Bu sebeple kozmetikte de çok kullanılıyor.

Böğürtlen suyu kan şekerini dengeliyor.

Bol vitamin içeriyor. Özellikle içeriğindeki B grubu vitaminler çocukların gelişimini olumlu yönde etkiliyor. (Zaman)

Etiketler: erkan topuz, böğürtlen, kanser, tümör, hücre gelişim, yarar, fayda, meyve, prof. dr. resul gerçikçioğl,

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Kavun, karpuz ve üzüm üçlüsüne dikkat

Meyveleri karıştırıp yemek ishal yapıyor. Yaz mevsiminde ısı artmasıyla birlikte yiyecekler daha çabuk bozuluyor. Sıcak ortamda mikroplar daha çok çoğalıyor, sıcak ortamda besinleri serin yerlerde saklamak daha bir zorlaşıyor. Bu bozulmaya bağlı olarak besin zehirlenmesi ortaya çıkıyor. Yazın besin zehirlenmeleri ve ishaller sık görülüyor.

International Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Soysal, yazın kavun, karpuz, üzüm gibi meyveleri karıştırarak soğuk şekilde tüketmenin, meyvelerin yanında soğuk içecekler içmenin mide ve barsak hareketlerini bozarak ishale neden olduğunu söyledi.

Tıpta “gastroenterit” olarak adlandırılan besin zehirlenmesinde ise, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı görülüyor. Gastroenteritte, mide ve barsak hareketleri bozuluyor, ağızdan alınan yiyeceklerinin sindirim sistemini hızlı ve erimemiş terketmeleri sonucunda ishal ortaya çıkıyor.

YAZIN YUMURTA İÇEREN BESİNLERE DAHA ÇOK DİKKAT
Yumurta içeren unlu mamuller, yaş pasta, tavuk eti (kırmızı ete göre daha kolay bozuluyor) tüketirken dikkatli olmak gerekiyor. Tavuk eti bozulunca “salmonella” gibi mikroplar kısa sürede aşırı miktarda ürüyor. Bu mikropların toksinleri de ishale yol açabiliyor. Mikrobik olmayanlar ise karışık meyvelerin yenmesinden kaynaklanıyor.

BU YİYECEKLER İSHAL YAPAR!
Bazı yiyecekleri az miktarda tüketmek sorun yaratmasa da, fazla miktarda yemek ishale neden oluyor. İşte bu yiyeceklerden bazıları:
-Taze kayısı (kayısı suyu)
-Üzüm (üzüm suyu)
-Erik
-Kiraz
-Kavun
-Karpuz

İSHALE İYİ GELEN YİYECEKLER
İshal nedeniyle gelen erişkin ve hastalara özellikle 24-48 saat belli yiyecekleri tüketmelerini önerdiklerini belirten Dr. Murat Soysal, ishale iyi gelen yiyecekleri şöyle sıraladı:
-Muz
-Şeftali
-Elma
-Peynir
-Zeytin
-Ekmek
-Az yağlı makarna
-Haşlanmış patates
-Patates püresi
-Pirinç çorbası

İSHALE KARŞI KAHVE TELVESİ, KURU ÇAY YEMEYİN!
İshal çoğu zaman aniden ortaya çıkan bir durum. Bu nedenle çareyi geleneksel yöntemlerde aramaya yol açıyor. İshali gidermek için kahve telvesi, kuru çay yemek ishali kesmeyeceği gibi, midenin ve bağırsakların da tahrişine neden olabiliyor. Dr. Murat Soysal,
ishale yüksek ateşin de eşlik etmesi ve 24 saat boyunca geçmemesi halinde hekime başvurulması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Elma, armut, şeftaliden birer tane, karpuz kavunda birer ince dilim, erik için 15 adetten fazla tüketmemek gerekiyor. Meyveleri soğuk yememek önemli. Eğer kişide mide hassasiyeti varsa, sadece meyvelerin yanı sıra soğuk meşrubat da içiyorsa ishal yapar. Deniz ve havuz suyunun yutulması, mide ve bağırsaklarda tahrişe neden olabilir. Karnı üşütmek diye tabir edilen durumda, vücut terliyken klimaya maruz kalmak nedeniyle ishal ve karın ağrısı oluşur.”

Temmuz ayının en güzel meyveleri


Kavun:Tadı herkes tarafından sevildiği kadar faydası da aslında bildiklerimizden daha fazladır. Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Kuru üzümle beraber yenirse kan yapar, kansızlığı giderir. Bağırsaklara yumuşaklık verir ve idrar tutukluğunu giderir. Hemoridi ve pekliği olanlara iyilik verir. Karaciğer tıkanıklığını giderir. Aç karna yenilen kavun çok faydalar sağlar.

Kayısı: Her türlü tatlı ve reçelini yapabileceğiniz kayısının marmelatını yaparken içine kabuğu soyulmuş badem de eklerseniz çok güzel olacaktır. Ayrıca etli yemeklerde de oldukça hoş bir tat verecektir.

Karpuz: Su oranı oldukça yüksek olan karpuz özellikle en sıcak yaz günlerinde ilaç gibi imdadımıza yetişiyor. Sanılanın aksine vitamin olarak zengin bir meyve karpuz. Ayrıca bol miktarda kalsiyum ve demirde bulunuyor. Küçük bir not; karpuz da ısındıkça likopeninin arttırıyor. Ancak karpuza da buz gibi soğuk olmak yakışıyor!

Ahududu: Bu dikenli sarmaşık, günümüzde kentlerde kendine alan bulamaz olduğu için yurtdışından gelen dondurulmuş böğürtlenleri görebiliyoruz marketlerde. Meyveli tatlılarda dolgu malzemesi veya yine tatlılarda sos olarak kullanabilirsiniz. Miktarına göre pudra şekeri ilave edip blenderdan geçirin, buzdolabında saklayın. Dondurma ve pastalarınızın yanında sos olarak ikram edebilirsiniz.

Bisküvili Yaz Pastası


Tereyağını eritip, blenderda ufaladığınız bebe bisküvileri ile iyice karıştırın. Tüm meyveleri temizleyip benzer büyüklükte dilimleyin, bir kasede bal veya şeker ile harmanlayın. Fırın kabınızı yağlayıp Meyvelerinizi düzgünce yayın, üzerine kremayı çırpıp dökün. Üzerini ufalanmış bisküvi ile kapatın. 200 derecede ısıtılmış fırında 35-40 dk. pişirip arzu ederseniz dondurma eşliğinde servis yapın.

MALZEMELER 5-6 kişilik

  • 500 gr. bebe bisküvi

  • 250 gr. krema

  • 1 kilo şeftali

  • Yarım kilo mürdüm eriği

  • 100 gr. vişne

  • 100 gr kahverengi toz şeker veya 100 gr bal

  • Yarım limon suyu

  • 50 gr. tereyağı
  • 10 Temmuz 2009 Cuma

    Meyveleri ne kadar tüketmeliyiz?

    http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/360120081111010422627.jpg

    Meyvelerin sağlık için yararını hemen herkes biliyor. Peki onları günlük beslenme programımıza nasıl katmalıyız? Kontrolsüz tüketilen meyveler kilo yapmaz mı?

    İpek Ağaca'nın haberi

    Meyvelerin sağlık için yararını hemen herkes biliyor; ancak yeterli miktarlarda tüketildiğini söylemek zor. Yaz ayları ise meyve çeşitliliği yönüyle büyük bir fırsat. Peki meyve tüketimini artırmak için neler yapılabilirsiniz? Kontrolsüz tüketilen meyveler kilo yapar mı?

    Meyveler, sağlık için ne kadar önemli olduğunun bilinmesine rağmen; pek çok kişi tarafından yeterli miktarlarda tüketilemiyor. Yaz ayları ise meyve çeşitliliği nedeniyle büyük bir fırsat. Peki meyve tüketimini artırmak için ne yapılabilir?

    Sağlık deposu meyveler...

    Meyveler yüksek miktarda posa (lif) içermesi sebebiyle bağırsakların düzenli çalışmasında ve kolesterol seviyesinin kontrolünde büyük rol oynar. Meyveler yüksek oranda antioksidan öğeler içerdiğinden kansere karşı koruyucu özellik taşır. Portakal, greyfurt, çilek, mandalina, limon, kuşburnu, böğürtlen, elma, armut, ayva, erik, üzüm, incir, yenidünya, hurma, nar, dut, kiraz, vişne, kavun, karpuz gibi meyvelerin kanser yapıcı ve ilerletici maddelerin oluşumunu engellediği bilinmektedir.

    Meyveler aynı zamanda iyi birer vitamin, mineralve enerji kaynağıdır. Büyüme ve gelişmeye yardım eder, hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlar, deri ve göz sağlığı için temel öğeler içerir, diş ve diş eti sağlığını korur, dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve kronik hastalıkların (kalp damar hastalıkları, hipertansiyon gibi) oluşma riskini azaltır.

    Meyveler, içeriğindeki yüksek posa sayesinde kişilerde doygunluk hissi meydana getirir. Yani kişi uzun süre açlık hissetmeyeceğinden aralarda yaptığı atıştırmalar azalır ve bir sonraki ana öğünde fazladan besin tüketimi engellenmiş olur. Bu bağlamda; obezitenin diyet tedavisinde de yüksek posa içeren meyve ve sebzelerin rolü büyüktür. Fakat unutulmaması gereken bir nokta; meyvenin yeterli miktarlarda tüketilmesi gerektiğidir. Meyveler, ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde fazladan enerji alımına sebep olacağından kilo kontrolüne ters etki yapabilir.

    Fazla mevye kilo aldırıyor

    Sağlıklı bir yetişkin bireyin gün içerisinde ortalama 3–6 porsiyon meyve tüketmesi gerekir. Bu miktarlar, kişinin yaşına, fiziksel durumuna, boyuna, kilosuna, diyetinin enerji içeriğine, vb. faktörlere bağlı olarak değişebilmektedir. Kilo verme amaçlı düşük kalorili diyet uygulayan kişilerin bile günde en az 3 porsiyon meyve tüketmeye özen göstermeleri gerekir.

    Meyveleri günlük beslenme programımıza nasıl katabiliriz? İşte meyve tüketimini artırmak için uygulanabilecek bazı ipuçları:

    İşyerinize giderken meyvenizi yanınızda götürün. Çantanıza atacağınız 1–2 meyve 1 dakikanızı bile almayacaktır.

    Çantanızda kuru meyve taşıyın. Kuru meyveler kolay taşınabilir ve tüketilebilir besinlerdir. Uygun miktarlarda tüketerek hem meyve ihtiyacınızı karşılamış olacaksınız hem de tatlı isteğinizi ortadan kaldırmanıza yardımcı olacaksınız. (Miktara dikkat!).

    Akşam yemeğinden 1,5–2 saat sonrasında küçük bir meyve öğünü yapın. Gün içerisinde yeteri kadar meyve tüketemediyseniz gece ara öğününüzde meyve tüketmek bu açığı kapatmak için iyi bir fırsattır.

    Sabah kalkınca (kahvaltı öncesinde) küçük bir meyve tüketmeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz. Bu meyve kuru meyve de olabilir (Kuru kayısı önerilebilir). Böylece sindirim sisteminizin çalışmasını da olumlu yönde etkilemiş olacaksınız.

    Sabah kahvaltısında kahvaltılık gevrekler tüketmeyi seviyorsanız süt ve gevrek karışımına bir miktar taze/kuru meyve de katabilirsiniz. Çocugunuzun ara öğünlerinde çikolata, gofret, cips gibi sağlık açısından uygun olmayan besinler yerine taze veya kuru meyveler tüketmesini sağlayın.

    Tatlı yerine meyve salatasını deneyin. Şeker ilave etmeden meyvelerden çok lezzetli tatlılar yapabilirsiniz. Bol şerbetli ve bol enerjili tatlılardansa, meyve tatlıları çok daha hafif ve lezzetli olacağından keyifle tüketeceksiniz. Elma, muz, armut, mandalina gibi meyvelerin hem taşınması kolaydır, hem de hazırlık gerektirmezler.(Zaman)

    Etiketler: meyve,sağlık, tüketim, yarar, karar, sağlıklı beslenme, öğün, program, diyet

    29 Haziran 2009 Pazartesi

    Çocuklar hangi meyve suyundan ne kadar tüketmeli?

    Rafları süsleyen ve meyve suyu niyetine satın aldığımız ürünler gerçekten meyve suyumu? Bu içeceklere meyve suyu diyebilir miyiz? Meyve suyu sandığımız ürünler meyve suyu yoksa kimyasallardan oluşan sağlıksız sıvılar mı?

    ‘Aromalı içecek, aromalı doğal mineralli içecek, aromalı şurup, aromalı içecek tozu, aromalı su, doğal mineralli su, kola, meyveli içecek, meyveli doğal mineralli içecek, meyveli şurup, meyveli içecek tozu’ gibi isimlerle üretilen bu ürünler meyvenin yerine geçer mi?

    Marketlerde satılan meyve sularının, gerçek meyvenin yerini tutup tutmadığı her zaman tartışılmıştır. Mayo Clinic'te yer alan haberde, çocukların hangi meyve suyundan ne kadar tüketmesi gerektiği açıklanıyor.

    Son yıllarda yapılan çalışmalar, yüzde yüz meyve suyundan makul ölçülerde içmenin çocukların kilosunu etkilemediğini doğruladı. Buna rağmen, meyve suyu kalori içerdiği için, çok fazla meyve suyu tüketmek kilo alımına neden olabilir.

    Uzmanlar, çocuğunuza meyve suyu verecekseniz, meyveli içecek ya da meyve suyu kokteyli yerine yüzde 100 meyve sularını tercih etmenizi söylüyor. Yüzde 100 meyve suyu yazan sular gerçekten yüzde 100 meyve suyu mu? Kritik soru bu. Maalesef yüzde 100 meyve suyu diye satılan bu içeceklerin içerisinde bile koruyucu, renklendirici, tatlandırıcı, alkol gibi birçok katkı maddesi yer almaktadır.

    Yüzde 100 meyve suyu ile meyveli içeceklerin benzer kalori miktarına sahip olmasına rağmen, yüzde 100 meyve suyu içen bir çocuğun daha fazla vitamin, besin ile daha az katkı maddesi aldığı açıklanıyor.

    Haberde, çocuğunuzun çok fazla meyve suyu içip içmediğinden emin olmak için Amerikan Pediatri Akademisi'nin belirlediği sınırları takip edebileceğiniz kaydedildi:

    İlk 6 ay: Meyve suyu verilmemeli. Sadece kabızlık durumunda verilebilir.

    6-12 ay arası: Günde 120 ml bardakla verilmeli, diş çürümesini önlemek için biberon kullanılmamalı.

    1-6 yaş arası: Günde 180 ml ve üzeri.

    7 yaş ve üzeri: Günde 355 ml ve üzeri.

    120 ml'lik yüzde yüz meyve suyu, bir porsiyon meyveye eşittir. Ancak, meyve suyu tüm meyvede bulunan liflerden yoksundur. Birçok çocuk için meyve suyu sevilen bir içecek olmasına rağmen, tüm meyvenin daha iyi bir seçim olduğu unutulmamalı.

    Hazır meyve suyu yerine doğal meyvelerin suyunu sıkarak içilmesi en sağlıklı yöntemdir.


    26 Haziran 2009 Cuma

    OLMUŞ KARPUZ ALMA TÜYOLARI

    KARPUZ ALIRKEN

    Uzmanlar, doğru bir seçim ve yeterince olgunlaşmadığı görüldüğünde ''kabak çıktı'' dememek için yeşil koyu renkteki karpuzlarla,
    güneş yanığı olmayanlar ve elle vurulduğunda tok ses çıkaranların tercih edilmesi konusunda uyarılarda bulunuyorlar.

    Ayrıca, tırnakla hafifçe kabuğu kazındığında yeşil kısmı kolayca çıkan, şekli simetrik olan karpuzlar olgunlaşmış olarak kabul edilirken,
    toprakla teması bulunan kısmının renginin ise açık sarı olmasına dikkat edilmesi öneriliyor.

    Tezgahtan ''kesmece'' karpuz alınacaksa, içinin renginin parlak kırmızı, çekirdeklerinin de
    küçük ve koyu kahverengi veya siyah renkte olmasına dikkat edilmesi isteniyor.


    Bir protein deposu olduğu belirtilen karpuzun çekirdeği de yenilmelidir.
    ''Karpuz çekirdeğinin proteini yüzde 30'dur.
    Bazı ülkelerde karpuz çekirdeği içerdiği protein nedeniyle öğütülüp ekmeğe katılır.
    Bu yüzden çekirdekleri yerken çıkartılmamalı''

    --

    Karpuzla Gelen Sanat

    23 Haziran 2009 Salı

    Bu meyveleri tüketin, hastalıktan kurtulun

    Yazın güneş çarpması, gıda zehirlenmeleri ve sıvı kaybının neden olduğu rahatsızlıklara dikkat.. Bu meyveleri tüketin! Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Funda Elmacıoğlu, yazın güneş çarpması, gıda zehirlenmeleri ve sıvı kaybının neden olduğu rahatsızlıklara dikkat edilmesi gerektiğini bildirdi

    Emacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaz aylarında sadece güneşten değil, yanlış beslenme tarzından da korunulmasının önemli olduğunu vurguladı.

    Sezon ve günlerin uzaması nedeniyle beslenme alışkanlıklarında değişimler yaşanabileceğini belirten Elmacıoğlu, dikkat edilmemesi halinde bunun sağlığı olumsuz etkileyebileceğine söyledi.

    Güneş çarpmalarının yanı sıra özellikle gıda zehirlenmeleri ve sıvı kaybının neden olduğu rahatsızlıklara dikkat edilmesini isteyen Elmacıoğlu, şunları kaydetti:

    'Yaz boyunca bedenimizi yorgun düşürmemek adına, az ve sık beslenmeye özen göstermek ve öğün atlamamak gerekir. Sıcaklar nedeniyle oluşan iştahsızlığın önüne geçmek ve sindirim sistemini rahatlatmak amacıyla hafif ve su içeriği yüksek besinler sıklıkla tercih edilmelidir. Sofralardan salatalar, zeytinyağlı sebze yemekleri ve meyveler eksik olmamalıdır. Özellikle sıcak havalarda açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalıdır. Hazırlanan besinler soğutucuda muhafaza edilmeli, açıkta bekletilmemelidir. Sıcakta kısa sürede bozulan besinler zehirlenmelere neden olur.'

    Elmacıoğlu, yaz aylarında artan sıcaklıkların bebek, çocuk, yaşlı ve hamileler ile tansiyon, kalp, şeker gibi kronik hastalıkları bulunan kişilerde sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabileceğini bunun için de beslenmenin önem taşıdığını bildirdi.

    Sıcak yaz aylarında besinler seçilirken hafif ve sulu gıdaların tercih edilmesini öneren Elmacıoğlu, şunları söyledi:

    'Kızartma ve aşırı yağlı besinler yerine taze sebze ve meyvelere ağırlık verilmelidir. Yaz aylarında vücut direncini artırmak, vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alımını sağlamak için, her gün birkaç porsiyon meyve ve sebze tüketilmelidir. Ayrıca, mercimek, nohut gibi besinlere sofrada yer verilmeli, fırında pişirme, ızgara ve haşlama yöntemleriyle hazırlanan besinler tercih edilmelidir.'

    Yaz mevsimi beslenmesinde meyve tüketiminin ayrı bir önemi olduğunu da ifade eden Elmacıoğlu, meyvelerin lezzetleri dışında yoğun antioksidan içerikleri nedeniyle de sıklıkla tercih edilmesi gerektiğini belirtti.

    -MEYVELER-

    Elmacıoğlu, karpuz ve kavunun vücuttaki toksinleri atmaya yardımcı olduğunu, şeftalinin cilt sağlığını koruduğunu, kiraz, vişne ve kırmızı erik gibi meyvelerin ise içerdikleri biyoaktif öğeler ile kansere yakalanma riskini azaltığını vurguladı.

    Yaz aylarında su tüketiminin de ayrı bir önemi olduğunu ifade eden Elmacıoğlu, şu bilgileri verdi:

    'Günlük su ihtiyacı diğer mevsimlere göre artan terleme nedeni ile yaklaşık iki katına yani 2,5-3 litreye ulaşır. Bu nedenle yazın daha fazla ve sıkça su tüketilmelidir. Sıcaklarda aşırı terleme sonucu vücuttan suyla beraber, sodyum, potasyum gibi mineraller de atıldığı için bu durum halsizlik, nabız zayıflığı, yorgunluk ve dolaşım bozukluklarına yol açabilmektedir. Sıvı kaybını önlemek için günde en az 2-2.5 litre su içmeye özen gösterilmelidir.'

    Elmacığlu, asitli ve gazlı içecekler yerine süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, bitki ve meyve çaylarının tercih edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    14 Mayıs 2009 Perşembe

    Meyve Yiyerek Genç Kalın

    Genç kalmak, genç görünmek ve genç hissetmek artık herkesin ortak bir isteği ve amacı haline geldi… Genç kalabilmek için birçok farklı uygulamaya “EVET” diyenler, çeşitli sağlık risklerini göze alarak etkinliği kanıtlanmamış yöntemleri deneyenler ve genç kalmayı takıntı haline getirenler size bir müjdemiz var. Yaşlanmayı durdurmak mümkün olmasa da, doğru yöntemler ile sağlıklı bir şekilde geciktirmek mümkün… Yaşlanmayı geciktirecek en doğru ve sağlıklı yöntem ise sağlıklı beslenmeyi bir yaşam tarzı haline getirmek ve anti-aging besinlerden ve besin öğelerinden yardım almak…
    İşte anti-aging etkili besinler!

    Avokado:
    Yeni tanışmaya ve alışmaya başladığımız bir meyve olan avokado oldukça sağlıklı ve yararlı… Aynı zamanda anti-aging etkilerde gösteriyor. Amerika Diyetisyenler Derneği’nin hazırladığı bir rapora göre avokado içinde bulunan bileşikler sayesinde birçok besin öğesinin vücutta kullanılabilirliğini arttırıyor. Tekli doymamış yağ asitlerinden zengin olması nedeni ile vücutta kötü huylu kolesterolün miktarını azaltıcı etki gösteriyor. Anti-aging vitamini olarak adlandırılan E vitamininden zengin olması cildin güzelleşmesinde ve yaşlılık etkilerinin gecikmesine yardımcı oluyor.

    Küçük taneli lezzetli meyveler:
    Yani kiraz, vişne, çilek ve dut gibi severek lezzetine doyamadan tükettiğimiz meyveler… Özellikle koyu renkli olanları antioksidan etki gösteren flavonoidlerden oldukça zengin olduğundan ötürü vücudumuzu zararlı toksik öğelerden temizleyerek genç ve dinç kalmamıza yardımcı olur.

    Turpgiller:
    Turpgillerden olan sebzeler yani Brüksel lahanası, lahana, karnabahar ve brokoli gibi sebzeler içerdikleri enzimler ve antioksidanlar sayesinde sadece kanser ile değil aynı zamanda yaşlanma ile de savaşıyorlar. Günde yaklaşık 120 gram bu sebzelerden tüketilmesi anti-aging mücadelenizde büyük destekçiniz olacaktır.

    Sarımsak:
    Haftada 2-3 kez 1-2 diş çiğ sarımsak tüketerek kalp sağlığınızı koruyabilir ve kanınızın pıhtılaşmasını engelleyebilirsiniz. Sağlıklı bir dolaşım sisteminin sağlıklı ve yaşlanmayan bir cilt ve beden anlamına geldiğini unutmayın… Sarımsak pişirildiğinde içerdiği yararlı öğeler etkisiz hale geldiğinden ötürü çiğ tüketmeye özen göstermeniz gerekir.

    Zencefil: Kan şekerini dengeleyici etkisinin yanı sıra ağrılara da iyi geldiği son dönem araştırmalarında kanıtlanmıştır. Günde 1-2 gram zencefil tüketerek kendinizi yenileme yolculuğunda hız kazanabilirsiniz. Yoğurdunuza, sütünüze veya çayınıza katacağınız 1 silme çay kaşığı zencefil lezzetli bir serüvene doğru yola çıkmanızı sağlar.

    Kuruyemişler: Doğru miktarda tüketilen ve doğru seçilen kuru yemişler ile gençlik hissine bir adım daha yaklaşabilirsiniz. Yüksek omega-3, E vitamini ve magnezyum içeriği ile kuru yemişler bedenin toksik maddelerden arındırılmasında ve kalp sağlığının korunmasında rol oynarlar. Her gün 10-15 fındık veya bademi veya 2-3 adet tam cevizi ara öğün olarak tüketmeyi deneyebilirsiniz. Ayrıca yapılan araştırmalar özellikle bademin zayıflama konusunda da etkili olduğunu kanıtlamıştır.

    Tam tahıllar:
    Sinir sistemi üzerinde yoğun etkileri olan B vitaminlerinden, sindirim sistemi sağlığını koruyan posadan ve kompleks karbonhidratlardan zengin olan tam tahıl ürünleri tokluk süresini uzatır ve kan şekerinin dengeli yükselmesini sağlar. Kan şekerinin dengeli yükselmesi hücrelere glikoz yüklenmesini yavaşlatarak yaşlanmayı geciktirici bir etki oluşturur.

    ANTİ-AGİNG FAALİYETLERDE BESİN DESTEKLERİ KAÇINILMAZ DEĞİL!

    Yaşlanmanın etkilerini geciktirmek için ve bir anti-aging fırtınası yaratmak için birçok kişi sayısız çeşit çeşit besin desteği alması gerektiğini düşünür. Fakat bu anti-aging konusunda söylenen büyük yalanlardan biridir. Çeşitli koşullarda sağlık durumu göz önünde bulundurularak kişilere destekler verilmesi gerekebilir fakat bu durumda mutlaka doktorun önerilerinin dışına çıkılmamalıdır.

    Sağlıklı bir kişi yaşlanma etkilerini geciktirmek için iki faktöre dikkat etmelidir. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz. Sağlıklı bir beslenme tarzının ömür boyu sürdürülmesi ile yaşlanma ile birlikte ortaya çıkan sağlık sorunlarına yakalanma riski en aza indirilebilir. Anti-aging uygulamalarında diğer önemli bir nokta ise sağlıklı kilonun korunmasıdır. Doğal besinlerle sağlıklı bir şekilde beslenerek yaşlanmayı geciktirici etkileri olan bütün öğeleri yeterli ve dengeli bir miktarda alabiliriz. Ayrıca hiçbir tabletin etkileri besinlerden daha fazla değildir. Yapılan bilimsel araştırmalar, besinlerde bulunan antioksidanların ve anti-aging öğelerin vücutta kullanılabilirliğinin tabletlerden çok daha yüksek olduğunu göstermektedir.

    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...