Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2009 Cuma

Meyveleri ne kadar tüketmeliyiz?

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/360120081111010422627.jpg

Meyvelerin sağlık için yararını hemen herkes biliyor. Peki onları günlük beslenme programımıza nasıl katmalıyız? Kontrolsüz tüketilen meyveler kilo yapmaz mı?

İpek Ağaca'nın haberi

Meyvelerin sağlık için yararını hemen herkes biliyor; ancak yeterli miktarlarda tüketildiğini söylemek zor. Yaz ayları ise meyve çeşitliliği yönüyle büyük bir fırsat. Peki meyve tüketimini artırmak için neler yapılabilirsiniz? Kontrolsüz tüketilen meyveler kilo yapar mı?

Meyveler, sağlık için ne kadar önemli olduğunun bilinmesine rağmen; pek çok kişi tarafından yeterli miktarlarda tüketilemiyor. Yaz ayları ise meyve çeşitliliği nedeniyle büyük bir fırsat. Peki meyve tüketimini artırmak için ne yapılabilir?

Sağlık deposu meyveler...

Meyveler yüksek miktarda posa (lif) içermesi sebebiyle bağırsakların düzenli çalışmasında ve kolesterol seviyesinin kontrolünde büyük rol oynar. Meyveler yüksek oranda antioksidan öğeler içerdiğinden kansere karşı koruyucu özellik taşır. Portakal, greyfurt, çilek, mandalina, limon, kuşburnu, böğürtlen, elma, armut, ayva, erik, üzüm, incir, yenidünya, hurma, nar, dut, kiraz, vişne, kavun, karpuz gibi meyvelerin kanser yapıcı ve ilerletici maddelerin oluşumunu engellediği bilinmektedir.

Meyveler aynı zamanda iyi birer vitamin, mineralve enerji kaynağıdır. Büyüme ve gelişmeye yardım eder, hücre yenilenmesini ve doku onarımını sağlar, deri ve göz sağlığı için temel öğeler içerir, diş ve diş eti sağlığını korur, dengesiz beslenmeye bağlı şişmanlık ve kronik hastalıkların (kalp damar hastalıkları, hipertansiyon gibi) oluşma riskini azaltır.

Meyveler, içeriğindeki yüksek posa sayesinde kişilerde doygunluk hissi meydana getirir. Yani kişi uzun süre açlık hissetmeyeceğinden aralarda yaptığı atıştırmalar azalır ve bir sonraki ana öğünde fazladan besin tüketimi engellenmiş olur. Bu bağlamda; obezitenin diyet tedavisinde de yüksek posa içeren meyve ve sebzelerin rolü büyüktür. Fakat unutulmaması gereken bir nokta; meyvenin yeterli miktarlarda tüketilmesi gerektiğidir. Meyveler, ihtiyaçtan fazla tüketildiğinde fazladan enerji alımına sebep olacağından kilo kontrolüne ters etki yapabilir.

Fazla mevye kilo aldırıyor

Sağlıklı bir yetişkin bireyin gün içerisinde ortalama 3–6 porsiyon meyve tüketmesi gerekir. Bu miktarlar, kişinin yaşına, fiziksel durumuna, boyuna, kilosuna, diyetinin enerji içeriğine, vb. faktörlere bağlı olarak değişebilmektedir. Kilo verme amaçlı düşük kalorili diyet uygulayan kişilerin bile günde en az 3 porsiyon meyve tüketmeye özen göstermeleri gerekir.

Meyveleri günlük beslenme programımıza nasıl katabiliriz? İşte meyve tüketimini artırmak için uygulanabilecek bazı ipuçları:

İşyerinize giderken meyvenizi yanınızda götürün. Çantanıza atacağınız 1–2 meyve 1 dakikanızı bile almayacaktır.

Çantanızda kuru meyve taşıyın. Kuru meyveler kolay taşınabilir ve tüketilebilir besinlerdir. Uygun miktarlarda tüketerek hem meyve ihtiyacınızı karşılamış olacaksınız hem de tatlı isteğinizi ortadan kaldırmanıza yardımcı olacaksınız. (Miktara dikkat!).

Akşam yemeğinden 1,5–2 saat sonrasında küçük bir meyve öğünü yapın. Gün içerisinde yeteri kadar meyve tüketemediyseniz gece ara öğününüzde meyve tüketmek bu açığı kapatmak için iyi bir fırsattır.

Sabah kalkınca (kahvaltı öncesinde) küçük bir meyve tüketmeyi alışkanlık haline getirebilirsiniz. Bu meyve kuru meyve de olabilir (Kuru kayısı önerilebilir). Böylece sindirim sisteminizin çalışmasını da olumlu yönde etkilemiş olacaksınız.

Sabah kahvaltısında kahvaltılık gevrekler tüketmeyi seviyorsanız süt ve gevrek karışımına bir miktar taze/kuru meyve de katabilirsiniz. Çocugunuzun ara öğünlerinde çikolata, gofret, cips gibi sağlık açısından uygun olmayan besinler yerine taze veya kuru meyveler tüketmesini sağlayın.

Tatlı yerine meyve salatasını deneyin. Şeker ilave etmeden meyvelerden çok lezzetli tatlılar yapabilirsiniz. Bol şerbetli ve bol enerjili tatlılardansa, meyve tatlıları çok daha hafif ve lezzetli olacağından keyifle tüketeceksiniz. Elma, muz, armut, mandalina gibi meyvelerin hem taşınması kolaydır, hem de hazırlık gerektirmezler.(Zaman)

Etiketler: meyve,sağlık, tüketim, yarar, karar, sağlıklı beslenme, öğün, program, diyet

18 Mayıs 2009 Pazartesi

Kanser ve Beslenme

KANSER VE BESLENME



Kanser organizmada bazı hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu oluşan fizyolojik bir bozukluktur. Kontrolsüz çoğalan bu hücreler; Çevresine yayılır, dokuları ve organları bozar. Normal hücreleri öldürür. Kanser oluştuğu vücut dokusuna göre isimler alır. Meme, kolon, akciğer, karaciğer, deri vb.



Günümüzde yapılan bilimsel çalışmalar sonucu; kanser hastalarının yaklaşık %30’unun sigara kullanımı, yaklaşık %35’i beslenme kaynaklı olduğunu gösteriyor. %3’ününde alkol kullanımına bağlı tutuluyor. Özellikle: karaciğer, pankreas, yemek borusu kanserlerinin beslenmeyle direk ilişkisi olduğu kesinlik kazanmıştır. Tüketilen besinlerin kalitesi ve miktarı yeni oluşan bir hücre için çok önem taşımaktadır.





Bazı kanser türlerinin, bazı ülkelerde sık sık görülmesi, bu ülkelerdeki yaşam koşullarıyla ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Mide kanserinin Japonya’da sık görülmesi Japon halkının beslenmesinde tuza fazla yer vermesine bağlanmıştır. Karaciğer kanserinin en çok tropikal ülkelerde görülmesi, bu bölgelerdeki iklimden dolayı küflenmiş yer fıstığı ve tahıl tüketimine bağlanmıştır.



Besin ve beslenme durumumuz kansere olan yatkınlığımızı belirlemede ve önlemede ne kadar rol oynar?

Kanserden korunmak için beslenmemizde nelere dikkat etmeliyiz?




1. Sağlıklı vücut ağırlığında olmalıyız.



Şişman olan insanlarda kanser normal kilosunda olan insanlara oranla daha sık görülür. Özellikle meme, kalınbağırsak, rektum ve kan kanseri şişmanlarda daha çok görülür. İdeal kilo aralığında olmak sadece kanser riskinden değil, diğer hastalıklardan da korur ve kaliteli bir yaşam sürmemize katkıda bulunur.



2. Rafine edilmemiş yiyecekler tüketmeliyiz.



Besinlerin aşırı saflaştırılması kanserden koruyucu posanın kaybolmasına neden olur. Rafine işlenmiş yiyeceklerden aldığımız karbonhidratlar çok çabuk emilir ve şişmanlığa sebep olur. Kepekli tam tahıl ürünleri, kurubaklagiller (kurufasülye, nohut, mercimek) taze sebze ve meyvelerin fazla tüketilmesi selüloz gibi karbonhidratların, posaların alımını artırır. Bu da bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kalın bağırsak, rektum kanserini önler.



3. Kaliteli protein kaynaklarını (yumurta, et, süt, peynir vb.) yeterli ölçüde ve yağsız olarak almalıyız.



Vücudumuzda besinlerin sindirilmesi sırasında serbest radikaller oluşur. Serbest radikaller kanser oluşumunu tetikleyen elemanlardır. Vücudumuzun serbest radikallerle savaşan sistemine antioksidan savunma sistemi denir. Antioksidan savunma sisteminde görevli enzimlerin oluşumu için vücudumuza yeterli miktarda protein almamız gereklidir.



4. Yağ

Günlük yağ tüketimimiz aldığımız enerjinin %30’unu geçmemelidir. Yağın miktarı kadar özelliği de önemlidir. Bu nedenle diyette mümkün olduğunca doymamış yağ asitleri içeren sıvı yağlara günlük tüketimde daha çok yer verilmelidir. Katı yağlardan kaçınılmalıdır. Özellikle zeytin yağı ve kanola yağı daha çok yer verilmelidir. Yapılan bütün araştırmalara göre yüksek yağ alımı özellikle meme, prostat, testis, rahim, yumurtalık, kalın bağırsak, rektum kanseri oluşumunu arttırdığı görülmüştür.



5. Bol bol taze sebze – meyve ve tam tahıllı ürünler tüketmeliyiz.



Günde 5-7 porsiyon sebze meyve tüketmeliyiz. Böylece kanser oluşumunu engelleyen ve oluşmuş kanserli hücrelerin tedavisinde etkili olan pek çok vitamin ve karatonoidlerden zengin beslenmiş oluruz. Ayrıca posa yönünden zengin olmaları kolon kanseri riskini azaltır. Antioksidant vitaminler ve vitamini olmayan antioksidantların en iyi kaynakları sebze ve meyvelerdir.



6. Füme, salamura, ızgara yiyeceklerin tüketilmesi sınırlandırmalıyız.



Besinlerin tütsülenmesi, tuzlanması, nitrit, nitrat ve başka birtakım kimyasal maddeler eklenerek işlenmesi sırasında kansorejen maddeler oluşmaktadır. Izgara yapma ve tütsüleme yapma sırasında et ve şarküteri gibi ürünlerin üzerinde yanma sonucu oluşan benzpyren kanser riski oluşturur. Bu nedenle et ve et ürünlerini pişirirken etle ateş arasındaki mesafenin 15 cm olacak şekilde, çok güçlü olmayan ateşte, yakmadan ve dumanlama yapmadan pişirmeliyiz. Ayrıca yanmış ve üzerinde yanık olan hiçbir ürünü yememeliyiz.



7. Küflenmiş yiyeceklerden kaçınmalıyız.



Kanseri tetikleyici maddeler gıdaların depolanması veya hazırlanması sırasında oluşabilir. Örneğin: Aflatoksin B1 karaciğerde kansere neden olan bu madde; nemli ve ılık ortamlarda depolanma sırasında bir küf mantarı tarafından üretilir. Yapılan araştırmalar; nemli sıcak bölgelerde karaciğer kanserinin görülmesin bu bölgelerde çok miktarda tahıl tüketildiği ve iklimden dolayı tahıllarda oluşan aflatoksine bağlanmaktadır. Ülkemizde bulgur, mısır, yer fıstığı vb. diğer yağlı tohumlarda nemli ortamda üretilmesi ve bulundurulması sonucu görülmektedir.



8. Tükettiğimiz besinlerin temiz olmasına ve kişisel temizlik kurallarına dikkat etmeliyiz.



9. Sigara tüketiminden kaçınmalıyız. Sigara içilen ortamlarda bulunmamalıyız.



Sigaranın kanser üzerindeki tetikleyici etkisi %30’la ikinci sırada yer almaktadır. Akciğer kanserine neden olmaktadır.



10. Alkol alımını azaltmalıyız.



Alkol karaciğer kanserine neden olmaktadır. Sigara + alkol : boğaz, ağız, larinks, özafagus kanserleri riskini arttırmaktadır.



11. Aktivite



Kendimize aktif bir yaşam kurmalıyız. Düzenli spor yapmalıyız. Her gün düzenli yürüyüşler yapmalıyız. Fiziksel aktivite hormon düzeyini etkiler ve bağırsakları uyarıcı etki yapar ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur.





Kansere Düşman Yiyecekler

Bazı besinlerde bulunan bazı özel maddeler kanser oluşumunu engeller. Bu maddeler vücutta kimyasal karserojenlerin oluşumunu önler, vücuda giren kanserojerlerin etkisini yok eder, kanser hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatır.

Ailesinde kanser olanlar, sigara içenler, kirli havanın olduğu bölgelerde yaşayanlar bu yiyeceklere diyetlerinde fazla yer vermelidirler.

Bu yiyecekler:

1-Soya fasulyesi, mercimek, kuru fasulye, nohut, taze fasulye, bezelye (Bu yiyeceklerin içinde proteaz engelleyiciler bulunur.)

2-Meyve, ceviz, fıstık, fındık ( oksitlenmeyi önleyici maddeler vardır.)

3-Turunçgiller, kayısı, karadut, kızılcık, kiraz, vişne, kuş üzümü, kırmızı ve kara üzüm, diğer meyveler, soya fasulyesi (flavonoidler var)

4-Lahana, karnabahar, ıspanak, pazı, turp, nane, kekik, pancar, şalgam, hardal yaprağı ve bunun gibi yenilebilen yabani otlar (bunların içindeki özel koku ve tat veren maddeler anti kanserojendir)

5-Sarımsak, soğan, pırasa (içindeki kükürtlü maddeler antikanserojendir.)





Kanser Riskini Azaltıcı Besinler:

Yapılan araştırmalara göre antikanserojen vitaminleri (A vitamini- B vitaminleri- C vitamini – D vitamini- Mineralleri ( selenyum, çinko, iyot, molibden, bakır, demir, calsiyum, mangenez) ve antioksidanları içeren besinlerin çok tüketilmesi kanser riskini azalttığı görülmüştür.

Bütün taze sebze ve meyveler, tam tahıl ürünleri (ekmek, yulaf, bulgur vb.) kuru baklagiller kanser riskini azaltan besinlerdir.

Kanserle Kardeş Yiyecekler

Yapılan bütün araştırmalarda bazı besinlerde kanser riskini artıran zararlı maddelerin bulunduğu saptanmıştır.





Kanser Riskini Artıran Yiyecekler :-


Yağlı ve yaşlı koyun, sığır, keçi, tavuk eti

- Domuz eti, domuz pastırması

- Hamburger

- Sade yağlı etten yapılan köfteler

- Sucuk, sosis, salam

- Tereyağı, içyağı

- Yağda kızartılmış besinler

- Tuzlanmış besinler

- Tütsülenmiş besinler

- Nitrit- nitrit eklenmiş besinler (şarküteri ürünleri)

- Doğrudan ateşte pişen etler (mangal, döner vb.gibi)



Bu besinler ara sıra özellikle C vitamini ve lif yönünden zengin sebze ve meyvelerle tüketmemizde sakınca olmaz.





Kanser Hastasının Tedavisi Sürecinde Tıbbi Beslenme Tedavisi Nasıl Olmalıdır?



Pek çok kanser hastasının tedavisinde cerrahi yöntemlerle birlikte kemoterapy, radyoterapy gibi diğer yan tedavilere de başvurulur. Kanserli hücre yok edilmeye çalışılır. Bu tedavi sırasında ve tedavi sonrasında yeterli ve sağlıklı bir beslenme planı hazırlanmalı ve hastanın beslenme durumu sürekli gözden geçirilmelidir. Kanserli bireyin yeterli enerji alımını sağlanması hastanın malnütrisyon (yetersiz beslenme sonucu oluşan durum) olmasını önler.



Kanserli hastada hücre yıkımı yüksek olması nedeniyle yüksek ve kaliteli protein alımı sağlanmalıdır. Kanser tedavisi sırasında iştah kaybı, bulantı, kusma, besinlere karşı hassasiyet oluşumu nedeniyle besin alımı azalmaktadır.



Hastanın yiyebildiği, iştahının açık olduğu zamanlar gereken enerji ve proteini sağlamak açısından yükleme yapılabilir. Kaliteli protein kaynakları (et – yumurta) miktarı arttırılabilir.



Yemek yeme miktarı düştüyse öğün sayısı arttırılarak daha çok besin alımı sağlanabilir. Besinler hacmi küçük kalorisi yoğun şekilde verilebilir.



Diyetisyen gözetiminde sütlü tatlıların içine fındık veya ceviz dövülerek verilebilir. Bol yumurtalı – sütlü tatlılar (krem karamel, kastırt vb. gibi) tercih edilebilir.



Makarna tüketilirken peynir ilavesi yapılabilir. Meyve tüketimi azaldıysa meyveler püre halinde içine bal, pekmez veya ceviz ilave edilerek küçük öğünler hazırlanabilir. Böylece aynı hacimde daha fazla kalori ve protein alımı sağlanmış olur.



Yemek sırasında sıvı tüketimi azaltılarak mide hacmini iyi değerlendirmek gerekir. Yemek dışı zamanlarda bol sıvı tüketmesi sağlanmalıdır. Bitki çayları, taze meyve suyu, komposto, su tüketimi bol olmalıdır.



Hastanın besinleri tüketebilme durumu değerlendirilerek gerekirse Diyetisyen gözetiminde besinlere protein, karbonhidrat destek ürünleri ilave edilebilir. Yada enteral beslenme (Özel beslenme ürünleri) ürünleri kullanılabilir.



Kanser hastalarının yaşadığı diğer bir sorunda tat ve koku duygusunun değişmesiyle beraber besinlere karşı oluşan hassasiyettir. Bu durumda hastayı zorlamak yerine hangi besinlerin kokusundan, tadından rahatsız olmadığı tespit edilerek o besinlere yönelinebilinir. Besinlerin tadını değiştirmek için baharatlar, aromalı otlar, çeşitli soslar ilave edilebilir. Elma sosu, balzamik sirke, beşamel vb. gibi.



Bulantı sorunu olan hastalara mümkün olduğunca yağsız ve kuru besinler tercih edilmelidir. Ekmek yerine galeta, grisini kullanılabilir. Etin ve yoğurdun yağsız yerleri verilebilir.



Soğan – sarımsak – lahanagillerde bulunan sülfit grupları tümör oluşumunu yavaşlatır. Yemeklere bol soğan, sarımsak kullanılmalıdır. Yiyeceklere soğanlı – sarımsaklı soslar ilave edilebilir.



Soya ve diğer kuru baklagillerde bulunan preteaz inhibitörleri de kanser hücreleri oluşumunu engeller aynı zamanda kanser hücrelerinin normale dönüşmesine de katkıda bulunur. Hastanın diyetinde kurubaklagil, soya yemekleri en az haftada 2 gün yer olmalıdır.





Üzümde bulunan resveratrol denen fitokimyasallar da tümör oluşumunu yavaşlatmakta, tümör büyümesini zorlaştırmaktadır. Çekirdekli üzüm tüketimi arttırılmalıdır. Yada ezilmiş öğütülmüş üzüm çekirdeği formları kullanılmalıdır.

---

Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..



15 Mayıs 2009 Cuma

Doğru beslenirsek midemiz yanmaz

Doğru beslenirsek midemiz yanmaz

Mide yanması, genellikle yemekten önce veya yemekten 1-2 saat sonra hissedilmektedir. Rahatsızlığın ana sebebi, hazmı zor besinlerin sindirimi için salgılanan asidin aşırı olmasıdır. Çünkü bu fazla salgı, midenin kendisine de zarar vererek yanma hissine yol açmaktadır. Bunu önlemenin yolu da doğru ve bilinçli beslenmeden geçmektedir.



Eskiler midede yanma hissi duydukları zaman hemen bir lokma ekmek içi çiğnermiş. Özellikle yemeklerden önce meydana gelen mide yanmalarında, ekmek içinin değil ama ağıza bir şey atmanın doğru bir yöntem olduğunu belirten günümüz doktorları da, az fakat sık yemeyi tavsiye ediyor. Mide ağrılarınıza ve mide yanmanıza son verecek sağlıklı ve dost besinlerle beslenerek de, hem yemek yemenin keyfini çıkartabilirsiniz, hem de yemek sonralarının azaba dönüşmesini önleyebilirsiniz.



Bu dost yiyecekler hangileri mi? İşte size bazı ip uçları...



* Lahana:

Lahanayı çiğ olarak yemeyi tercih edin. İnce şeritler halinde doğrayıp salata yapın. Meyve presinde lahananın suyunu sıkıp aynı miktarda elma suyu ile karıştırın ve için. Lahana, ülser ve gastrit ilacı olarak biliniyor. Dörtte bir lahanayı yıkayıp kalın şeritler halinde doğrayın. 1 kerevizi soyup doğrayın. 1 havucu temizleyip dilimleyin. Lahana, kereviz ve havucu katı meyve presinde sıkıp sabah akşam suyunu için.

* Karnabahar:

Haşlanmış karnabahar, mideyi asit saldırılarından koruyarak tüm sıkıntıları giderebilir. Karnabaharda bulunan "gefarnato" maddesi ülser ilacının ham maddesi olarak kullanılıyor.

* Patates:

Çiğ patates suyu mide yanmasının doğal ilacıdır. Patatesi soyup katı meyve presinde suyunu sıkın. Biraz su, havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp için.

* Elma sirkesi:

Salatalarda elma sirkesi kullanın.

* Maden suyu:

Mide asidinin büyük bir bölümünü etkisiz hale getiriyor.

Ispanak: Ispanağı buharda pişirin ya da haşlayarak tüketin. Taze yapraklarını salata olarak yiyin.

* Zeytinyağı:

Çiğ olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yağların sindirimi için safra salgısını artırıyor.
SIZMA OLANINI TERCİH EDİN

Baklagil: Fasulye, bezelye ve mercimekte bulunan "bioflavionid" maddesi, koruma faktörünü artırıyor.

* Muz:

Mideyi seven meyvelerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz yemek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırabilir. Muz, mide enzimleri ve hücrelerinin üretimini de artırıyor.

Kızarmış ekmek: Midenin salgıladığı aşırı asidi kurutarak yanma hissini gideriyor.

* Meyankökü:

Güçlü bir mide koruyucusu. Yapılan son araştırmalara göre midedeki aşırı asitlenmeyi azaltıyor.



BELİRTİLERİ


Bir ülser veya gastrite bağlı olmaksızın meydana gelen mide yanmasının belirtilerini şöyle sıralayabiliriz:

* Karnın üst kısmında veya göğsün alt kısmında bazen yemek yemekle veya antasitlerle geçen yanma hissi veya rahatsızlık

* Geğirme ve arkasından gelen yanma hissi

* Yemeklerden sonra aşırı gaz sıkıştırması

* Sebebi belli olmayan mide bulantıları



Bunlara dikkat edin

* Yemeğe daha fazla zaman ayırın. Ayaküstü değil, sofrada oturarak yiyin.

* Ağzınıza küçük lokmalar alın ve uzun uzun çiğneyin. Bu, midenin sindirim için gerekli salgıları daha kolay üretmesine yardımcı olur.

* Sofradan doymadan kalkın. Mide bir balon gibi olduğu için yemek yerken besinler buraya ulaştıkça sürekli genişler. Bu sebeple ölçülü miktarda yiyin.

* Akşam öğününden sonra kaçamaklar yapmayın. Aksi takdirde mide gece boyunca çalışıp yorulur.

* Akşam yemeği ile uyku arası en az üç saat olmalı. Yani yemek yedikten en az 3 saat sonra yatın.

* Yemekten hemen sonra yere eğilmeniz gerekiyorsa dizlerinizi bükerek eğilin.

* Yiyecek ve içeceklerin çok sıcak ya da çok soğuk olması mide sıvısına zarar verebilir. Bu sebeple yiyecek ve içeceklerin ılık olmasına özen gösterin.

* Yemekten sonra uzanmayın. Unutmayın, mide sıvısı yatay pozisyonu sevmez ve yanma hissi mide borusu yoluyla ağzınıza kadar gelebilir.



Bunlardan uzak durun

* Hazmı kolay olmayan kızartmaları ve ağır yiyecekleri sofranızdan uzaklaştırın. Ağır yağlı, fazla kremalı ya da soslu besinleri yemeyin. Çikolata, içerdiği yüksek dozdaki yağ ve kafein sebebiyle hassas mideye zarar vererek yanma hissine yol açıyor. Sütlü çikolata, daha az yağ içeren bitter çikolataya oranla daha tehlikeli olduğundan çikolata sevenler genelde sütsüz olanını tercih etmeli.

* Kafeinli içecekler mide için çok zararlı. Kahve ve çay hassas mideyi yorabilir. Eğer mide yanmasından şikayet ediyorsanız ve kahve içmeden duramıyorsanız kafeinsiz kahveyi tercih edin.

* Kola, gazlı içecek ve asitli meyve sularını çok dikkatli için. Domates veya portakal suyu da asitli olduğu için mide yanmasını şiddetlendirebilir. Bu sebeple sulandırarak ve balla tatlandırarak için.

* Et suyu ile hazırlanmış çorbalardan uzak durun. Diğer çorbaları ise çok sıcak içmeyin.

* Çiğ soğan ve çiğ meyve de mide asidini artıran etkenlerdendir.

* Sigara ve alkolden uzak durun. Bunlar midedeki yanma hissini artırır.

* Şeker yemeyin ama yemeyi seviyorsanız naneli olanları seçmeyin.



Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi veya bizimle paylaşmak istediklerinizi haberdaim@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...