Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek. Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar Dikkat edilmesi gerekenler; Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
Böğürtlenin sayısız faydası olduğunu ve kansere karşı en etkili meyve olduğunu biliyor musunuz? Böğürtlen kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engelliyor.,
Gülizar Baki'nin haberi
Prof. Dr. Erkan Topuz, böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediğini söylüyor. Topuz, herkese günde bir avuç böğürtlen yemesini tavsiye ediyor. Böğürtleni mevsiminde tüketebileceğiniz gibi yaprağını kurutup kışın çayını içebilirsiniz. Şurubunu ya da marmelatını da yapabilirsiniz. Ayrıca böğürtlen dondurma, pasta, ilaç ve kozmetik sektörlerinde de kullanılıyor.
Sıcaktan bunalmış bir vaziyette yürürken karşınıza bir işporta tezgâhında ya da manav reyonunda çıkıyor. Göz alıcı rengi bakar bakmaz ekşi ve ferah tadını hayal ettiriyor. Böğürtlen mevsimindeyiz. Birkaç yıl öncesine kadar az bulunan ve pahalı bir meyve olan böğürtlen şimdilerde hiç olmadığı kadar bol. Dolayısıyla önceki yıllara göre daha ucuz. Çünkü 8 yıldır Tarım Bakanlığı'nın üniversitelerle birlikte yaptığı çalışmalar sayesinde 10 ilde böğürtlen yetiştiriliyor. Tokat, Adana, Samsun, Maraş, Ordu, Erzurum, Erzincan, Malatya, Hatay ve Isparta'da tarlalara böğürtlen dikildi. Bu yıl beklenenden çok hasat elde eden çiftçiler dondurma, pasta, ilaç ve kozmetik sektörlerinin ihtiyacını karşıladıktan sonra ellerinde kalan ürünü piyasaya sürdü.
Kültür böğürtleni olarak adlandırılan tarla böğürtlenleri hem renk hem de büyü klük olarak göz dolduruyor. Daha küçük ve açık renkli olan yaban böğürtlenleri ise tadı ve faydası bakımından daha makbul. Fakat toplanması zor ve üretimi az olduğu için kültür böğürtlenine razı olmak gerekiyor. Çünkü böğürtlenin başta kanser olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiğini öğrenince bu meyveyi sofralarınızdan eksik etmeyeceksiniz.
Kanser savaşçısı böğürtlen
Böğürtlenin içinde bulunan ellagik asit, antikansorojen madde olarak biliniyor. Onkolog Prof. Dr. Erkan Topuz, Amerika'da hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin gelişimini engellediğinin, hatta küçülttüğünün ntespit edildiğini söylüyor. Ellagik asit, böğürtlenin yanı sıra, çilek, üzüm ve ahudududa da bulunuyor. Topuz, günde bir avuç böğürtlen yenilmesini tavsiye ediyor. Böğürtlen yaz ortası ve sonbahar başında hasadı yapılan bir meyve. Yılın diğer zamanlarında ise şurubu veya marmelatı tüketilebilir. Böğürtlenin bir özelliği de dondurucuya konulabilen bir meyve olması. Dondurucuda özelliğini ve lezzetini kaybetmiyor, uzun süre kalabiliyor. Dolayısıyla da kışın ortasında taze böğürtlen tüketebilirsiniz. Böğürtlenin sadece meyvesi değil yaprağı ve kökü de kansere karşı etkili. Böğürtlen yaprağını kurutup kışın çayını içebilirsiniz.
Onkoloji profesöründen böğürtlen şurubu tarifi
Böğürtlenin faydasını göstermesi için yılda birkaç defa yemenin etkili olmayacağını söyleyen Topuz, sürekli tüketilmesini öneriyor. ve kadınlara böğürtlen şurubu tarifi veriyor: Böğürtleni bol olduğu zamanlarda alıp ezerek bir süre kaynatın. Pekmez haline gelmeden sıvı olarak şişeleyin. Kesinlikle şeker katmayın ve bu şuruptan günde üç çorba kaşığı tüketin. Yine böğürtlenli pasta ve dondurmaları bolca tüketebilirsiniz.
Anadolu çiftçisinin meyve yetiştiriciliği konusundaki danışmanı Prof. Dr. Resul Gerçikçioğlu, Türk çiftçisinin böğürtleni nihayet keşfettiğini söylüyor. Hem faydası hem de çok sayıda sektörde kullanılıyor olması böğürtlen üretimini her yıl artırıyor. Birçok bölgede yaban böğürtleni yetiştiği için bugüne kadar tarımını yapmak çiftçilerin aklına gelmiyordu. Bakanlığın ve akademisyenlerin desteğiyle çiftçiler buğday ve karpuz tarlalarına böğürtlen dikti. Kazançlarından da çok memnunlar. Gerçekçioğlu, üretimin iyi gittiği ve böğürtleni daha çok tüketeceğimiz müjdesini veriyor.
Böğürtlenin faydaları saymakla bitmiyor
İçeriğinde bulunan ellagik asit antikanserojen madde olarak biliniyor. Bu madde kanser hücrelerinin ve tümörün büyümesini engelliyor. Göğüs ve rahim tümörünün büyümesini engellediği Amerika'da Kuzey Carolina'daki Clemson Üniversitesi'nde yapılan araştırmalarda tespit edilmiş.
Hafızaya iyi geliyor.
Yaprağından yapılan çay, ağız yaralarını iyileştiriyor.
Kanı temizliyor.
Cildi güzelleştiriyor. Bu sebeple kozmetikte de çok kullanılıyor.
Böğürtlen suyu kan şekerini dengeliyor.
Bol vitamin içeriyor. Özellikle içeriğindeki B grubu vitaminler çocukların gelişimini olumlu yönde etkiliyor. (Zaman)
Etiketler: erkan topuz, böğürtlen, kanser, tümör, hücre gelişim, yarar, fayda, meyve, prof. dr. resul gerçikçioğl,
Beyaz ve kara olan dut barındırdığı vitamin ve minerallerin yanında mikrop öldürücü özelliğide bulunuyor. Sadece bunlar mı faydaları? Tabii ki değil.. Tükettiğimiz dutun neye nasıl iyi geldiğini görünce çok şaşıracaksınız. İşte faydaları.. Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelir. Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı faydalıdır. Ateş düşürür. Karaciğeri kuvvetlendirir. Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak kurtlarını düşürür. Mide ve bağırsakları rahatlatır. Kara dut ise ağız ve boğaz iltihaplarına iyi gelir. Dut hangi şekilde tüketilirse tüketilsin iyi bir kan yapıcıdır. Kişinin kilo almasını sağlar ve iştah açar. Beyaz dutun 15-20 gram yaprağı üç su bardağı su ile kaynatıp içilirse iyi bir idrar söktürücü olduğu görülür. Bu terkip aynı zamanda ateş düşürücü olarak da kullanılmaktadır. Dutun taze yapraklarıyla derideki yaralara ve burundaki kanamalara tampon yapılırsa kanamaları durdururKara dutun yaprakları ve kabukları kaynatılıp elde edilen sıvı ile gargara yapılırsa boğaz, ağız ve diş eti iltihaplarına iyi gelir.
Dut Pekmezinin Faydaları:
Dut pekmezin 100 gramının sağladığı enerji besin öğeleri yüzde 0.1 yağ, yüzde 70,6 karbonhidrat, yüzde 4 kalsiyum, yüzde 0.1 demir ve vitamin-A, Vitamin-B1, vitamin-B2 içeriyor. 100 gram pekmezin sağladığı kalori ise 293. Pestilin diğer bir bileşeni, mükemmel bir besin maddesi olan süt ise yüzde 87,3 su, yüzde 3,5 yağ, yüzde 3,4 protein, yüzde 4,7 laktoz, yüzde 0,75 mineral maddeler ve vitaminlerden oluşuyor. 100 gramı 64 kalori veriyor.
Kan eksikliği bulunan hastalarda çok büyük faydalar sağlar. Mide hastalıklarında özellikle, ülser hastalığına iyi gelir. Astım ve bronşit hastalıklarında faydalıdır. Soğuğa karşı vücut direncini arttırıcı özelliğe sahiptir. Sporcular için bir enerji deposudur. Bebeklerin büyümesinde ve gelişmesine yardımcı olur. Çocukların zeka gelişimine yardımcı olur. Gargara halinde ağız ve boğaz hastalıklarında etkilidir. Çocuklarda sıklıkla rastlanan pamukçukta da yaygın olarak kullanılır. zilepekmezi.com
Kayısı: İçindeki betakarotene adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak,kanseri önler.Bir kayısı ne kadar parlaksa,içindeki betakarotene oranı o kadar yüksektir.İçerdiği kalsiyum ve magnezyum,gırtlak yanmalarını engeller.Kuru kayısıya eklenen sülfür dioksit,astım gibi alerjilere iyi gelir.
ARAÇ TUTMASI
Zencefil: Sindirime yardımcı olur.Mide bulantısını giderir. Enerjinizi artırır.Otomobilde uzun süre gitmenin yol açtığı bulantı ve rahatsızlıkları azaltır.
ARTİRİT
Enginar: Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir.Artirit ve romatizması olan hastalara özellikle tavsiye ediliyor. Cynarine adlı madde,karaciğer ve safra kesesinin rahatsızlanmasını engelliyor.
ASTIM
Soğan : Sarımsakla birlikte enfeksiyonlarla mücadele eder. Kükürt bileşimleri atardamarların zarar görmesini önler. Soğan; kemik erimesine de iyi geliyor.
ADET SANCISI
Muz : İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet dönemi sancılarını büyük oranda azaltır.Doğal bir ağrı kesici gibidir.
Tarçın: Koli basilinin üremesini önler.Limon çayına balla birlikte eklenerek içildiğinde hem boğaz ağrılarına hem de adet dönemi sancılarına iyi gelir.
BAĞIRSAK
Elma : Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sayesinde sindirime yardımcı olur. Sindirimi kolaylaştırır.Bağırsak sorunları çeken kişiler için dengeleyici ve normalleştirici besin olarak nitelenirler.
BAŞ AĞRISI
Nane : Nane çayı baş ağrılarını dindirmek için birebirdir. İçerdiği mentol ve mentol doğal yağları sayesinde mideyi rahatlatma etkisine de sahiptir.
Biberiye :Kimyasal içerikleri sayesinde doğal bir ağrı kesici görevi görür.
Çikolata: Doğal antidepresan özelliği vardır. Çikolata magnezyum ve demir içerir. Sinirleri gevşetici özelliği sayesinde baş ağrısını dindirir.
CİLT SORUNLARI
Papatya: Bitkisel yağ ve kimyasallar içerir.Çay olarak içildiğinde sindirime yardımcı olur, karın ağrılarını dindirir.Sıcak bir banyonun ardından hazırlanacak papatya çayı torbaları, egzamanın neden olduğu kaşıntı ve yanmaları alır.
Acı pul biber: Portakaldan 3 kat daha fazla oranda C vitamini içerir. Capsantin adlı kimyasal madde zona hastalığının neden olduğu ağrıları dindirmek için yapılan kremlerde kullanılır.
Portakal suyu: Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın tamamını karşılar.İçindeki potasyum vücudun su dengesini korur;cildin kurumasını, kırışıklıkların meydana gelmesi önler.
Portakal yağı: Susam yağıyla karıştırılarak da iyi bir cilt yağı elde edilir. Selüloitli bölgelere portakal yağıyla masaj yapılması tavsiye edilir.
ÇÖLYAK HASTALIĞI
Kestane: Önemli bir enerji kaynağıdır.Kolayca sindirilebilir. Çölyak hastaları için buğday içermeyen un kaynağı olabilir.E ve B6 vitaminleri içerir.
DEPRESYON
Avokado:Sindirimi çok rahat olan bu meyveyi özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz.İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar.Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur.
(Zayıflamak isteyenler Yağ oranı yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz.)
Çikolata:Sütlü çikolataları tercih edin.Çünkü içerdiği kakao yağı,magnezyum, E vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olur.Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır.
İstiridye :İçindeki demir,sperm sayısını ve insanın seks gücünü artırır. A, B12 ve C vitaminleri içerir.Beyin için en faydalı yiyecek olan istiridye, enerji verir.
(Dikkat: Kolesterol oranı birçok balığın iki katıdır.)
Patates: Bir patates,bir kişinin bir gün içinde alması gereken C vitaminini içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.
DİŞ
Ekmek: Şekerli yiyecek yenildiğinde içindeki asitler dişlere her 20 dakikada bir saldırır. Ekmek,dişleri korur.Gün boyunca 6 ila 11 dilim ekmek yiyin.
Meyve: (Her çeşit) Günde 2 ila 4 öğün meyve tüketin.
Sebze: (Her çeşit) Günde 3 ila 5 öğün tüketin.
Yoğurt veya beyaz peynir:Eğer yemek arası atıştırırken diş sağlığınızı düşünüyorsanız, kalsiyum deposu olan bu iki yiyeceği tercih edin.
Muz : Yüksek miktarda karbonhidrat içerir.Zengin bir potasyum kaynağıdır. Bu mineral,kalbin düzenli çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.
DİYABET
Kuru fasulye: Lif açısından zengin bir besindir.Bu da diyabet riskini büyük oranda azaltır.İçerdiği karbonhidratları vücudun şekere dönüştürmesi uzun sürer.
Mercimek :B vitamini,demir,kalsiyum,potasyum,fosfor ve magnezyum içerir. Çözünebilir lif içermesi sayesinde kandaki kolesterol oranını düşürür. Diyabet ve kalp hastaları için iyi bir besindir.
FELÇ
Turunçgiller:C vitamini zengini turunçgiller içerdikleri flavonoid adlı antioksidanlar sayesinde atardamarların,kalbin zarar görmesini önlüyor. Portakal içerdiği folik asit,kalp dostu potasyum ve kalsiyum sayesinde sağlıklı alyuvar hücrelerinin çoğalmasına neden oluyor.
Hamsi : Kolesterolü düşüren ve kan pıhtılaşmasını önleyen Omega-3 bol bol var.
GÖZ
Mısır: Zeaksantin adlı bir bitkisel bileşim içerir.Bu madde yaşa bağlı olarak gelişen görme bozukluklarını azaltır.
Ispanak: Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir.Katarakt ve diğer göz tabakalarının bozulmasına karşı lutein maddesi de içerir. Pişirdikten sonra hemen tüketin;Beklediğinde yararlı maddeler toksik maddelere dönüşebilir.
GRİP
Satsuma:(Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltır.
Tarçın: Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller.Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser.
Hardal: İçindeki singrin maddesi,midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur.Sindirim sistemini düzenler,mide ağrılarını giderir.1/2 çay kaşığı alınmalıdır.
GUT (DAMLA HASTALIĞI)
Hamsi : Omega-3 yağı açısından çok zengindir.Kolesterol seviyesini düşürür. Kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi ve felç geçirme riskini düşürür.Haftada en az 1 kez yemek gerekir. Kalp hastaları için bu miktar haftada 3-4 porsiyon olmalıdır.
HAMİLELİK
Enginar:Bol miktarda folik asit ve potasyum içerir.Düşük yağ oranı,sindirimi kolaylaştırıcı etkisi,antioksidan özellikleri sayesinde anne adayı ve bebeğin sağlığına önemli faydaları vardır.
Böğürtlen: E vitamini içerir.Vücuttaki zararlı atıkların temizlenmesini sağlar. C vitamini boldur.Cenini korur.
HEMOROİD (BASUR)
Hindistan cevizi:İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur için birebirdir. (Dikkat! Fazlası basur için tehlikelidir.)
İDRAR VE BÖBREK
Pancar: Böbrekleri çalıştırır.Önemli bir potasyum kaynağıdır. Vücuttaki tuz oranını dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını destekler.
Kavun : Orta boy bir kavunun yarısı,günlük C vitamini ihtiyacını tamamen karşılar. A vitamini ve betakaroten içerir. Bunlar vücudu temizleyici etkiye sahiptir. Böbrekleri rahatlatır.Yüksek miktarda su ve düşük miktarda kalori içerir.
İDRAR YOLLARI
Nane : İdrar söktürücü özelliğe sahiptir.İçerdiği mentol,midenin normal işlevini görmesine neden olur.Vücuda giren grip mikrobunakarşı savaştığı gibi,ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır.Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı,baş ağrısı,stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir. Nane çayını aç karnına değil,tok karnına içiniz.
Elma : İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür,sindirim sistemini düzenler ve idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir.
Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir.Çok fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.
KALP
Bezelye: Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye,kalp için de çok önemli.
Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır. Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.
Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor.İçerdiği ellegic asit, vücudu kansere karşı korurken,kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan dolaşımını sağlar. Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür. Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.
Çikolata:E vitamini,magnezyum ve demir;Kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürür. Günde en fazla 1 çikolata yiyin.
Elma: Günde 5 adet yiyin.
Mısır Gevreği: Günde 1 tabak yeterli.
Salatalık: Diyet yapanların en büyük yardımcısı olan salatalık,kolesterolü düşürür. Kalbi güçlendirir.Salatayı soymadan yiyin,Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor.
Yumurta:Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir.En önemli özelliği,kolesterol oranını düzenleyen lesitin maddesi içermesi. Tavada az yağda pişirilmiş yumurtayı tavsiye ederiz.
Sarımsak :Mutfağınızdan eksik etmeyin.En az 1000 doğal tedavide kullanan sarımsak,sindirim sisteminden,kansere,kan dolaşımından kalp hastalıklarına kadar her şeye yaralı.Ancak hamileler dikkat olmalı.Aşırı sarımsak da kalp yanmaları ve çarpıntılarına yol açar.Günde bir diş yeter.
Humus: E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranını da ayarlar.
Kavun: Bir kavunun yarısı insan vücudunun günlük C vitamininin ihtiyacının tamamını, A vitaminin de yüzde 15’ini karşılar. Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyvedir.
Süt: Tam bir kalsiyum,protein,folik asit,A,E ve D vitaminleriyle fosfor deposu. Çocuk,genç ve hamilelerin günde en az yarım litre süt içmesi gerekiyor.
Şeftali: Bir şeftali,günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını karşılar. Sindirimi kolay olan meyvanın koyu renklilerini tercih edin.Çünkü kabuğuna renk veren betakarotene maddesi,kalp ve kansere karşı faydalıdır.
Pirinç: E ve B12 ve B vitaminleri ve potasyum içerir.Özellikle kolon ve bağırsak kanserlerine karşı faydalıdır.Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir.
Tuz: Vücuttaki kan dolaşımını ve sinir sistemini düzenler.Mide kanseri,kemik erimesi, kalp sorunlarına bire birdir.İngiliz Sağlık Bakanlığı, halkına günde 9 gram tuzun kafi olduğunu,aşırısının vücuda zarar vereceğini açıkladı.
Çay: Günde 2 bardak içilen çayla,4 elma,5 soğan,7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz .İngilizler,özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.
Ton Balığı: Kolesterol ve tansiyonu düzenler.Anemi hastalığına karşı D ve B12 vitamini içerir.Birçok kansere karşı vücudu içerdiği nikotinik asitle korur. Bir konserve ton balığı vücudun D vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor.
Hindi Eti: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit,kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.
Karpuz: Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacınızın %80’nini karşılarsınız. İçerdiği potasyum,kan dolaşımını sağlar.
KANSER
Kayısı: Antioksidan olan betakaroten açısından zengindir.Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etkisi vardır.Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.
Tahıllar: Arpa,mısır,buğday,yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir.Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır.Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.
Fasulye:Fasulye,C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. Ayrıca B vitamini seks hormonlarını kuvvetlendirir.
Pancar: Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar eski çağladan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor.
Lahana: Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen karoten maddesi içerir.
Havuç: Tam 40 araştırma havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur.Bunun temel nedeni betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.
Nohut: Yağ düzeyi düşük ve kolesterol içermeyen nohut kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum,bakır,manganez, betakaroten ve folik asit açısından zengindir. Göğüs kanserine karşı korur.
İncir: Potasyum,demir ve kalsiyum içerir.Sindirim sistemine yardımcı olur. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor.
Sarımsak: Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kansere, yüksek kolesterole,kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.
Fındık: Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından zengin bir besindir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.
Mercimek: B vitamini,demir,kalsiyum,magnezyum,fosfor ve potasyum içerir. Lifli özelliği kandaki kolesterol oranını düşürür. Şeker ve kalp hastaları için yararlıdır.
Zeytinyağı: İçindeki omega yağ asitleri,kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir.Bu sayede kalp krizi,felç,kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.
Soğan: Bağışıklık sistemini güçlendirir.İçerdiği allicin ve sülfür; mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı,peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir.
Şeftali: Teki bile insanın C vitamini ihtiyacının %50,sini karşılayabilir.Sindirimi kolaydır.Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir.Bir tanesinde 33 kalori vardır.
Pirinç: Pirinç mükemmel bir enerji kaynağıdır.E ve B vitaminleri açısından zengindir. Bağırsak kanserine karşı koruyucu olan pirinç,kolesterolü düşürerek kalp krizi riskini de azaltır.
Çilek: Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellegic asit adı verilen kansersavan bir maddeyi de içerir.
Domates: Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen,pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.
KANSIZLIK
Hurma: Hurmaların birçoğu yüksek oranda demir içerir. Besin değeri yüksek ve önemli bir enerji kaynağıdırlar. Doğal müshil etkisine sahiptir. Daha yüksek oranda su ve daha düşük kalori içerir.
KARACİĞER
Enginar: Cynarine adlı madde en sert yiyecekleri dahi sindirimine yardımcı olur.Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, artirit ve gut hastalığına yakalananlarla,hamilelere şiddetle tavsiye edilir.
Meyan kökü: Dünya üzerinde birçok kabile yüzyıllardır ülser, artirit, bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına karşı "doğal ilaç" olarak kullanır.
Adrenalini yükseltir,insanın strese girmesini engeller, kan basıncını düşürür.
Zerdeçal: Karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra sindirime de yardımcı olur.
Kayısı:Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir.
Süt : Kalsiyum,protein,B2-A-E-D vitaminleri,folik asit,fosfor ve demir kaynağıdır. Kalsiyum,D vitamini ve fosfor ile birlikte kemikleri ve dişleri güçlendirmek için çalışır.Bunların eksikliği kemikleri eritir.
KİLO KAYBI
Çikolatalı puding: Bu sayede vücuttaki kan istediği protein ve mineralleri alır. Kilo kaybı yaşayanların günde 3 kez 1 hafta boyunca puding yemesi gerekiyor.
Peynir: 100 gramında 78 kalori bulunuyor.
Yumurta: Günde 2 yumurta kadınların günlük protein ihtiyacının 4’te 1’ini, erkeğin ise 5’te birini karşılar.A,D,E ve B vitaminleri içeren yumurtadaki selenyum maddesi,bebeklerde sindirim sorunlarını çözer, yetişkinleri de kansere karşı korur.
Dondurma :Günde 2 top vanilyalı dondurma yemek,insan vücudunun günlük protein ihtiyacının yüzde 20’sini karşılar.
Salam : B vitamini,demir,sodyum ve potasyum deposudur.
TANSİYON
Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler.Kan hücreleri için gerekli olan folik asidi de bol miktarda bulundurur. Rezene çayı sindirim için iyidir.
Tahıl: Kan damarlarını gevşeten ve rahatlatan bir tür fotosentez kimyasal maddesi içeriyor.Bu sayede kanın damarlardan daha rahat geçmesini sağlıyor. Tahıl yemek sebzelere oranla vücutta daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Kalorinin azalması tansiyonu düzenler.
Un : Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir.B ve E vitamini,demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir.
Karaciğer: Sağlıklı bir bağışıklık sistemi,cilt ve keskin gözler için gerekli olan A vitamini açısından zengindir.Küçük bir porsiyonu günlük A vitamini ve demir ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir.
LAKTOZ DAYANIKSIZLIĞI
Badem: Yüksek oranda kalsiyum, magnezyum,potasyum,fosfor,E vitamini,B2 vitamini, antioksidan içerir.Bu nedenle laktoz (süt şekeri) dayanıksızlığı bulunan ve günlük gıdalar yiyemeyen kişiler için badem ideal bir besin kaynağıdır.
MENOPOZ
Nohut : Sebze hormonu "fitoöstrojen" içerir.Bunlar östrojenin vücuttaki etkilerini dengeler ve menopozun yarattığı etkilere karşı korur.Protein bakımından en zengin sebzelerdendir.
Kola : Kafein vücudun yorgunluğunu alır ve konsantrasyonu sağlar.
Üzüm : İçerdiği "elajik" asit sayesinde kemik erimesine karşı korur. Kandaki östrojen seviyesini yükseltir ve menopoz ağrılarını en aza indirir.
Kuru erik: Sadece iki-üç adet yemek dahi vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşılar. İdrar yolları kaslarını rahatlatır ve kolon kanserine karşı korur.Demir,A vitamini, B6 vitamini ve potasyum içerir.İçerdiği yüksek orandaki bor minerali sayesinde menopoz döneminde östrojen seviyesini dengede tutar.
Tatlı patates: Adrenal salgılayan bezleri güçlendirerek vücuda enerji sağlar.Fosfor, magnezyum,kalsiyum,C vitamini,potasyum ve folik asit içerir.
MİDENİZ RAHATSIZSA
Tarçın: Mide yanmalarını ve kusma hissini alır.
Hindistan cevizi: Sütlü içeceklere eklendiği zaman mideyi gevşetici ve gazını alıcı bir etki yaratır.Mide bulantılarını önler.
Lahana :Mayalanma sırasında laktik asit üretir.Bu da sindirim sistemindeki zararlı bakterileri öldürerek sindirime yardımcı olur.
ROMATİZMA
Enginar:Vücuttaki zehiri atması nedeniyle Romatizma,gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir.Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir.
Domates:C vitamini boldur.
Tahıl : İçerdiği doğal kimyasallar,romatizmanın yol açtığı eklem yanmaları ve romatizma ağrılarını hafifletir.
Kekik : Timol adı verilen bir tür doğal yağ,vücuttaki diğer yağların parçalanmasını sağlar.Kekik yağı banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını azaltır.
Zencefil: Uyarıcı etkileri kan damarlarını genişletip kan dolaşımını artırarak romatizma ağrıları ve yanmaları yok eder.
SİNDİRİM SORUNLARI
Arpa : İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini vücuda direnç kazandırır.Ayrıca ABD’deki bir araştırma, 6 ay boyunca her gün arpa ürünü şeylerin yenmesinin kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı.
Yoğurt: Günde 150 gram yoğurt vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar.Meyveli yoğurtlara 3 çay kaşığı şeker eklendiği için şeker oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum,kan basıncı ve kalp atışlarını düzenler. Midenin yiyecekleri düzenli olarak öğütmesini sağlar.
SİSTİT
Kuşkonmaz:Folik asit,C ve E vitaminleri içerir.Yenilen besinlerin vücuttaki zehirli kalıntılarını atmayı sağlar.Karaciğer ve böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır,destekler.Bu nedenle doktorlar, sistit hastalarının mutlaka kuşkonmaz yemeleri gerektiğini söylüyor.
STRES
Meyan kökü:Antivirüs etkisi vardır.Karaciğeri korur. Adrenalin salgılanmasını dengeler. Stresle başa çıkabilmek için gerekli olan kortizol hormonunu salgılatır.
TİROİD
Midye: Omega-3 yağı açısından zengin bir besin kaynağıdır. İçerdiği selenyum minerali tiroit bezlerinin normal işleyişi için gereklidir.
ÜLSER
Lahana: Ülseri olan kişiler için tonik, yani mideyi temizleyici etki yaratır.Yüksek oranda C vitamini içerir.Kırmızı lahana vücutta antioksidan özelliğe sahip A vitamini içerir.Kanseri önleyici etkiye sahiptir.Çiğ olarak salatalara katılması tavsiye edilir.
Biber : Yeşil biberde; A,C,B1,B2 ve E vitaminleri bulunuyor. Biber,mide salgısını artırdığı için,gastrit ve ülseri olanlara da tavsiye ediliyor. Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir.
VÜCUT SU TUTMUŞSA
Kuş üzümü:100 gramı günlük C vitamini ihtiyacının tam 3 katını karşılar.Antibakteriyel ve yanmayı önleyici etkileri vardır. Zengin potasyum ve düşük tuz içeriği, dehidratasyonu olanlar için önemli bir doğal ilaçtır.
Kabak: 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının 4’te birini karşılar. Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar.
Tahıl: İdrar yollarını açıcı,çalıştırıcı ve rahatlatıcı etkileri sayesinde dehidratasyonu rahatsızlığı bulunanların yemeleri gerekir.Mideyi rahatlatıcı özelliği vardır.
Prostat organı her erkekte bulunan, mesane çıkımında yerleşmiş , idrarın içerisinden geçerek atıldığı bir organdır. Prostat organı işlev olarak meniye bazı maddeler salgılayan bir bez dokudur.
Prostat kanseri akciğer ,barsak ve mesane kanserinden sonra en sık görülen kanser türüdür.Ancak erkeklerde akciğer kanserinden sonra ölüme neden olan en sık ikinci kanserdir. Son yıllarda erken tanı testlerinin yaygın olarak kullanmasıyla birlikte teşhis edilebilen vakaların artması sonucu prostat kanserinin görülme sıklığında bir artış bunun yanı sıra tedavi yöntemlerindeki gelişmeler ve erken teşhisin verdiği avantajlar ile bu hastalığın ölümcül sonuçlarında azalma görülmektedir. Prostat kanseri için risk faktörleri mevcuttur. Ailesel yatkınlık: Birinci dereceden akrabalarında (baba, kardeş, dayı, amca) prostat kanseri bulunan kimselerin bu kansere yakalanma riskleri normal nüfusa gore iki kat daha fazladır Hormonlar :Erkeklik hormonlarının prostat kanserinde önemli rollerinin olduğu bilinmekte, ilerlemiş evredeki prostat kanserinin tedavi seçenekleri arasında androjen yapımının azaltılması ve bundan fayda görülmesi bunun kanıtıdır. Beslenme : Uzun yıllardır fazla oranda katı yağ tüketiminin prostat kanseri gelişiminde bir risk faktörü olduğu düşünülmektedir. Domates,kırmızı biber ve karpuz gibi besinlerin yapılarında yüksek oranda bulunan likopen prostat kanseri riskinin azalmasına yol açan bir antioksidan olduğu son yıllarda bldirilmiştir. Cinsel aktivite :Seksüel aktvitenin direkt olarak prostat kanserinde rolu yoktur ancak kadınlardaki serviks (rahim ağzı) kanserinin nedenlerinden biri olan enfeksiyoz ajanların prostatı da etkileyerek prostat kanserine yol aça bilecekleri ileri sürülmüştür. Sigara ve alkol :Sigaranın ve alkolün rolü tam olarak kanıtlanmış değildir ancak genel tıbbi prensipler çerçevesinde tüketimi önerilmemektedir. Prostatın iyi huylu büyümesi :İyi huylu büyümesi (BPH) ile prostat kanseri arasında bir direkt bir ilişki saptanmamıştır. İki hastalığın aynı şahısta bir arada bulunabileceği de akılda tutulmalıdır.İyi huylu prostat büyümesi olan hastanın mutlaka prostat kanseri açısından incelenmesi gerekmektedir. Prostat bezinin bazı hastalıklarının ( örneğin PIN, Prostatik intraepiteliyal neoplazi) sonraki dönemlerde prostat kanserine dönüşebildiği bilinmektedir. Prostat kanseri klinik olarak dokunun idrar yolları ve idrar kesesine doğru büyümesine bağlı olarak idrara başlamada güçlük,idrar akım gücünde zayıflama ,idrarda akımında kesiklik, idrar yapmada güçlük,sık idrara çıkma , ani sıkışma hissi ve bazen idrar kaçırma gibi yakınmalarla kendisini gösterebilir. prostat kanserli hastaların tamamında prostat dokusu çok büyüme göstermediği için bu bulguların hiç birisi olmadan da prostat kanseri gelişebilir.İdrar bulgusu olan hastalarda ileri dönemlerde ise böbreklerden idrar boşaltımının engellenmesiyle böbrek yetmezliği bulgularıyla bile kendini gösterebilir. Prostat kanseri çevre dokulara yayıldığında hematospermi ( meninin kanlı gelmesi), iktidarsızlık ,kabızlık,karın ağrısı ve rektal kanama gibi yakınmalarla kendisini gösterebilir.Prostat kanseri uzak organlar olarak en sık bölgesel lenf düğümlerine ve kemik dokulara yayılabilir ve iskelet sistemi ağrıları, kemik kırıklarına ve anemiye sebep olabilir. Prostat kanseri sinsi bir hastalık olduğunu için her kanserde olduğu gibi buradada erken teşhisin önemi büyüktür.Hiçbir şikayet olmasa dahi 50 yaşın tüm üstündeki erkekler ve ailesel risk grubu olan 40 yaş üstündeki erkeklerin senede bir kez prostat kanseri açısından taranmaları ile hastalığın erken teşhisine katkı sağlanması gerekmektedir.Taramada hastalara parmakla rektal muayene, kanda PSA (prostatspesifik antijen) düzeyi ,nadiren şupheli durumlarda hastalara rektal ultrasonografi uygulanabilir.
PROSTAT KANSERINDE TEŞHIS, TEDAVI VE KORUNMA
Teşhis Prostat kanserine yakalanan hastanın hiçbir şikayeti olmayabilir.İlerlemiş prostat kanseri dışında prostat kanserine ait belirgin bir şikayet ve bulgu yoktur. Bu durum prostat kanserinde tarama uyguylamasını önemli hale getirmaktedir.İdrar yolunda herhangi bir şikayeti olsun veya olmasın ailesinde prostat kanseri olan 45 olmayan 50 yaş ve üzeri erkek ( hatta bazı kaynaklar bunu daha önceye çekmeyi önermektedir) hastalar yılda birkez üroloji uzmanı tarafından prostat kanseri taramasında geçirilmelidir.Tarama sırasında yapılacak değerlendirmeler arasında idrar tahlili, PSA denilen prostat ait ve özellikle prostat kansrinde yükselen enzim ve parmakla prostat muayenesidir.İdrar yolu enfeksiyonu ve idrar yoluna yapılan müdehaleler PSA tetkikinde yanıltıcı yükselmeler yapabilir. Bu konuyu üroloji uzmanı dikkate alıp değerlendirmeyi yapar. PSA yüksekliği veya parmakla muayenede anormal sertlik, nodül gibi bulguların bulunması prostat biopsisi gerektirmektedir. TRUS-bx denilen işlem ultrasonografi eşliğinde prostattan biopsi alma işlemidir.Prostat kanserinde kesin tanı biopsi ile konulmaktadır.Prostat kanserinde yayılım derecesini saptamak amacıyla MR (manyetik resonans ) ve kemik sintigrafisi gibi tetkiklerden yararlanılabilmektedir. Tedavi Tedaviyi belirlemek için hastalığın derecesini, yayılma alanının bilmemiz gerekmektedir. İki durum mevcuttur. Birincisi mevcut kanserin prostat organında sınırlı olduğu kanser durum, ikincisi kanser hücrelerinin komşu veya uzak organlara sıklıkla da kemiklere yayılımı durumudur. Prostata sınırlı kanserlerinin tedavi seçeneklerinden nadir başvurulanı hastaya hiç bir şey yapmaksızın izlem veya bekle gör politikasıdır.Beklenen yaşam süresi 10 yılın altında olan hastalar veya elde edilen PSA, biopsi bulguları ile klinik açıdan önemsiz prostat hastalığı olarak kabul edilen hastalar öncelikle izleme alınırlar . Güncel tedavide prostat kanserinin organa olduğu, hastanın yaşam kalitesinin iyi olduğu hallerde en uygun ve en etkili tedavi radikal prostatektomi ameliyatı denen prostat ve çevre ek dokularının tümü ile birlikte alındığı ameliyat şeklidir.Hastalar bu operasyon ile prostat kanserinden tamamen kurtulabilme şansına yüksek olasılıkla sahip olabilmektedir. Bu ameliyata bağlı ameliyat komplikasyonları günümüzde sinir koruyucu girişimler ve laparaskopik radikal prostatektomi ile minimum düzeylere indirilmiştir. Radyoterapi tedavisi olarak kullanıma başlanılan Brakiterapi ise prostata sınırlı kanserde diğer tedavi seçeneklerinden birisidir.Prostat dokusunun içine ya da yakınına yerleştirilen ışın yayan çekirdekler sayesinde kanserli hücrelerden kurtulma tedavisidir. Bu girişimin kendine özgü olarak komplikasyon oranları daha düşüktür ve hastanın hayat kalitesi az oranda bozulmaktadır. Uygun hastalarda uygulanması gereklidir. Organ dışına taşmış prostat kanseri hastalarında tedavinin ana prensibi erkeklik hormonu olan androjenleri baskılamaktır.Androjenler genelde iyi huylu prostat dokusu ve de prostat kanserinin en önemli büyüme faktörüdür. Bu nedenle prostat kanserlerinde androjenlerin etkilerini azaltmak veya ortadan kaldırmak için ilaç veya cerrahi yöntemlerden faydalanılır. Korunma Prostat kanserinden korunmak için belirgin bir koruyucu yöntem bulunmamaktadır. Erkeklik hormonu karşıtı ilaçlar prostat kanserinde tedavi edici ajan olarak kullanılmaktadırlar, fakat yan etkileri korunmada uygulanmaya engel oluşturmaktadır. D,E vitaminleri ve domatesteki likopenin koruyucu etkileri ise tartışmalıdır. Üzerinde durulması gereken en önemli nokta belli bir yaşın üzerindeki her erkeğin yılda bir kez yapılacak rutin prostat kontrolleri ile bu hastalığın erken dönemde tanısını sağlamak ve bu sayede en uygun bir tedavi planını yaparak, hastaların çoğunda kanserli dokudan tümüyle kurtulabilmek olacaktır.
PROSTAT İÇIN NASIL BESLENILMELI ?
Prostat İçin Nasıl Beslenilmeli ? Prostat kanseri erkeklerde en çok görülen ikinci kanser türüdür, her yıl yaklaşık 780 bin erkeğe tanı konulmaktadır. Peki nasıl beslenilmeli?
Amerika Kanser Derneği'ne göre bu altıncı en öldürücü kanser çeşidi ve senede yaklaşık 250 bin erkeğin ölümüne neden oluyor.
Araştırmacılar yıllardır prostat kanserinin nedenini araştırmakta. Amerikalı araştırmacıların yayınladığı yeni çalışmalara göre, basit kan testlerinin kullanılması, potansiyel olarak ölümcül prostat kanseri için yüksek risk altındaki erkeklerin teşhis edilmesine yardımcı oluyor. Teşhis konulan erkekler, var olan ilaçlarla kolayca tedavi edilebiliyor. Bu ilaçlar kan dolaşımındaki kalsiyum seviyelerini azaltmaya yardımcı olabiliyor.
Hayvansal gıdayı azaltıp bol taze sebze tüketin Mümkün oldukça taze ve organik yiyecekler yiyin. Günlük beslenmenize greyfurt ekleyin (Ancak kan sulandırıcı ilaç kullanı-yorsanız önce beslenme uzmanı ile görüşün). Düzenli olarak bakliyat tüketin.
Her gün taze sebze yiyin, özellikle kök ailesi sebzelerinden (brokoli, karnabahar, lahana, kara lahana, Brüksel lahanası, pancar vs). Günde dört porsiyon sebze yiyen erkeklerin prostat kanseri olma riski, günde iki porsiyondan az yiyen erkeklerin neredeyse yarısı. Hayvansal gıda tüketiminizi, özellikle hayvansal yağ, süt ürünleri ve kırmızı et tüketiminizi azaltın.
Beslenmenize avokado, yeşil çay, pancar ekleyin. Sıklıkla domates ürünleri tüketin. Tam tahıllı pirinç, makarna, ekmek ve kepekli kraker yiyin (haftada birkaç kez pirinç, makarna gibi tam tahılları domates sosu, zeytinyağı, sarımsak, soğan, baharat ve tofuyla birlikte yiyin). Gerekli yağlar, selenyum, çinko, E vitamini, besinsel lif ve fitosterol için düzenli olarak kabuklu yemiş ve tohum yiyin, özellikle keten tohumu tercih edin.
Tatlı olarak taze veya kurutulmuş meyve yiyin. Eğer et yerseniz kırmızı et yerine balık ve tavuk yiyin. Her gün baharat kullanın, özellikle biberiye, zencefil, sarımsak, zerdeçal, fesleğen, adaçayı, kekik, köri baharatı. Taze zencefil, havuç, greyfurt ve pancarın taze olarak suyunu sıkıp günlük 1 bardak için. Brokoli ve domates suyu da eklenebilir. Gerekli durumda tercih olarak en fazla iki kadeh kırmızı şarap için.
Kandaki yüksek kalsiyum seviyesi prostat kanseri için risk
Amerika Ulusal Sağlık ve Beslenme Enstitüsü tarafından (NHANES) 2 bin 814 erkek üzerinde yapılan bir çalışmada yüksek kan kalsiyum seviyesi ile prostat kanseri arasındaki direkt bağlantıyı ortaya çıkarmak için inceleme yapılmış. İncelemeler sonucunda kandaki kalsiyum seviyesi en yüksek olanların daha az olanlara göre daha fazla risk taşıdığı bildirilmiştir.
Aile öyküsü önemli Ancak yüksek kalsiyum seviyesi ve prostat kanseri gelişme riski, ailenin kalıtsal geçmişiyle oldukça ilintilidir. Bu araştırma süresince toplamda 85 prostat kanseri vakası ve 25 prostat kanserinden ölüm meydana gelmiş, araştırmaya katılanlar tarafından verilen kan örnekleri ise ortalama olarak kanserin ortaya çıkışından yaklaşık 10 sene kadar önce verilmiş. Bu da demek oluyor ki ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlar çok erken yaşta takibe alınmalı.
Çalışmanın yürütücülerinden olan Wake Forest Üniversitesi'nden Gary Schwartze, "Eğer gerçekten serumdaki kalsiyumun yüksek olması kişiye prostat kanseri için risk yaratıyorsa, bu çok iyi bir haber. Çünkü serumdaki kalsiyum seviyesi değiştirilebilir" diyor.
Prostat kanseri riskini artıran; kalsiyum kan seviyesi mi yoksa vücuttaki kalsiyum seviyesi mi?
Prostat kanseri riskini artıranın gerçek kalsiyum kan seviyelerinin mi yoksa vücuttaki kalsiyum seviyesini normal seviyede tutma işlevini gösteren paratroid hormon seviyelerinin mi olduğu net değil. Kandaki yüksek kalsiyum için tedavi olan kişiler genellikle kronik böbrek yetmezliği olan kişilerdir ve bu da D vitamini seviyelerini beraberinde getirir. Düşük D vitamini seviyeleri de paratroid hormon seviyelerini yükseltmektedir.
Wisconsin Üniversitesi'nden Halcyon Skinner adlı başka bir araştırmacı da, günlük diyetteki kalsiyumla kandaki kalsiyum seviyesi arasında çok düşük bir ilişki olduğunu söylüyor. Buna rağmen, prostat kanseri için yüksek risk altında bulunan erkeklerin yüksek kalsiyum içeren yiyeceklerden az yemelerinin avantaj sağlamadığı vurgulanıyor.
BALIK YAĞI PROSTATI ÖNLÜYOR MU?
Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan bir araştırma, balık yağı tüketiminin erkeklerde en sık rastlanan kanser türü olan prostat kanserini büyük ölçüde engellediğini ortaya çıkardı.
US News and World Report dergisinin haberine göre, San Francisco'daki California Üniversitesi bilim adamları, yüksek miktarda omega-3 asiti alan kişilerde prostat kanseri riskinin yüzde 60′a yakın azaldığını tespit etti. Omega-3 asidi somon, ringa ve orkinos gibi balıklarda yüksek miktarda bulunuyor. Araştırma aynı zamanda, omega-3 yağ asidinin, prostat kanseri geninin etkisini de tersine çevirdiğini ortaya koydu.
Araştırma çerçevesinde prostat kanseri rastlanan 466 erkek hasta ile 478 sağlıklı erkeğin yemek alışkanlıkları incelemeye alındı. Ayda ortalama iki-üç kez omega-3 açısından zengin balık yiyenlerin prostat kanserine yakalanma riskinin yüzde 36 azaldığı saptandı. Haftada bir kereden fazla balık yiyenlerde ise prostat kanserine yakalanma riskinin yüzde 57 oranında düştüğü anlaşıldı.
Araştırma ekibinin başında bulunan Profesör John Witte, omega-3 yağ asidinin, prostat kanserini önleme sürecinin "enflamasyonu önleme etkisiö ile gerçekleştiğini açıkladı. Buna göre, bağışıklık sisteminin dış etkilere yanlış şekilde tepki vermesi olarak kabul edilen enflamasyon, kanser riskini tetikliyor. Omega-3 yağ asitleri ise enflamasyonu önleyerek dolaylı şekilde kanser riskine etkide bulunuyor.
Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer sonuç da, az miktarda alınan omega-3 yağ asidinin, vücudunda COX-2 geni bulunanlarda ters etki göstermesi oldu. Buna göre omega-3, prostat kanserini hızlandıran COX-2 genini tetikleyerek, bu geni taşıyan erkeklerde kanser riskini tırmandırabiliyor.
İYI HUYLU PROSTAT BÜYÜMESI TEDAVISINDE GRENLIGHT LAZER
İyi huylu prostat büyümesi prostat hastalıkları içerisinde en sık görülenlerdendir. Genel olarak orta yaş üzeri erkek topluluğunu ilgilendirir. Tedavide özellikle teknolojinin gelişimi ile birlikte çeşitlilik artmıştır.
İyi huylu prostat büyümesi tedavisini 2 ana başlık olarak ayırmak gerekmektedir. *Medikal (ilaç) tedavisi *Cerrahi tedavi Medikal (ilaç) tedavisi ile amaçlanan ilk planda prostat dokusunda relaksasyon sağlama ve ikinci planda prostat hacminin küçültülmesidir. Ancak medikal tedaviye yanıt zaman alabilmekte ve bazı vakalarda yetersiz kalabilmektedir.Uygun vakalarda yapılacak medikal tedavi iyileştirici olabilirken uygun olmayan vakalarda zaman kaybına sebep olmaktadır. Bu açıdan orta veya hafif derecede iyi huylu prostat büyümesi olan hastaları medikal tedaviye almak uygun olmaktadır. Cerrahi tedavide ise amaç prostat dokusunun hacmini azaltmaktır.Cerrahi tedavide günümüzde daha az kullanılmakla birlikte bazen gereksinim duyulan açık yöntem, teknolojik gelişim ile birlikte artık daha sık kullanılır hale gelen endoskopik (kapalı) yöntem mevcuttur. Greenlight laser yöntemi ile iyi huylu prostat büyümesi tedavisi günümüzde birçok merkezde uygulamaya girmiştir. Yaygınlaşan tedavi ile ulaşılan hasta sayısı oldukça önemli rakamlara ulaşmıştır. Greenlight laser yöntemi prostat bezinin fotoselektif buharlaştırılması esasına dayanmaktadır. İyi huylu büyümesinin hala altın standart tedavisi olarak uygulanan" kapalı prostat cerrahisi ( TUR-P )" girişimine önemli bir alternatif olarak değerlendirilmektedir. Bazı özellikler ile ve ameliyat sonrası dönem rahatlığı açısından hastalar için daha avantajlı olarak gözükmektedir. Hayat kalitesinin korunması açısından hastalar tarafında tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir. Toplumda hangi hastaların greenlight laser yöntemi ile tedavi olabileceği konusunda tartışmaların olduğu bilinmektedir. Cerrahi tedavi ihtiyacı olan tüm iyi huylu prostat büyümesi hastalarına uygulanabilir bir tedavi yöntemidir greenlight laser yöntemi. Kısaca başlıklar haline getirmek istersek ise Herhangi bir yaştaki *İdrar yapmada zorluğu olan hastalarda *Medikal tedavinin yetersiz olduğu hastalarda *İdrar yapamayıp sonda ile yaşam sürebilen hastalarda tercih edilebilen bir tedavi yöntemidir. Ayrıca çeşitli nedenlerle ameliyat olamayacak ama büyümüş prostatında dolayı idrar zorluğu veya idrar yapamayan prostat kanserli hastalardada idrar akımını sağlamak için kullanılabilecek bir yöntemdir. Greenlight laser yönteminin yararlarını sıralayacak olursak *Ameliyatta ve sonrasında kanama minimal düzeydedir. Bu klasik ameliyatlarda olan kanamaların ameliyat sırasında ve sonrasında hastanın girebileceği sıkıntıları en aza indirmektedir, genel durumu ile ilgili sıkıntı yaratmamaktadır. *Ameliyat süresi buharlaştırma yöntemi kullanıldığı için oldukça kısalmaktadır. *Hastanın hastanede kalış süresi 1 gün ile sınırlıdır. *Ameliyatta uygulanacak anestezi yönteminde oldukçe geniş alternatif ve rahatlık sağlamaktadır. * Hastanın yaşamdaki tüm aktivitelerine dönüşü daha çabuk olabilmektedir. Greenlight laser yöntemi hasta ve cerrah için oldukça rahat bir teknik olmasına karşın sonuç olarak bir ameliyattır.Hiçbir tedavi ve müdehalenin risksiz olması düşünülemez. Ancak greenlight laser yöntemi diğer yöntemlere göre riski en aza indirmeyi hedef alarak kullanıma başlamıştır.
BROKOLIYLE DOMATESI BERABER TÜKETIN
Lahana ailesinin bir üyesi ve karnabaharla yakından akraba olan brokoli, önemli anti kanser etkisi olan sulforafan ve indol fitobesinlerini içeriyor.
Brokoli ve domates, ayrı ayrı kansere karşı etkinliği tanınmış iki sebze. Ancak yeni bir araştırma, ikisinin günlük diyette beraber tüketiminin prostat kanserine karşı daha da etkin olduğunu ortaya koydu. Anti kanser etkisi Brokoli son yıllarda geleneksel sebzelerimiz kadar olmasa da sıkça sofralarımızda yer almaya başladı, umarım tüketim sıkılığı daha da artar. Lahana ailesinin bir üyesi ve karnabaharla yakından akraba olan brokoli, önemli anti kanser etkisi olan sulforafan ve indol fitobesinlerini içeriyor. Brokoli ve domates, ayrı ayrı kansere karşı etkinliği tanınmış iki sebze. Ancak yeni bir araştırma, ikisinin günlük diyette beraber tüketiminin prostat kanserine karşı daha da etkin olduğunu ortaya koydu. Brokoli ve domatesi beraber tüketmeye gayret edin. Size bu şekilde bazı tariflerde hazırladım, faydalı olmasını dilerim. Beslenme bilimi yaklaşık 20 yıldır yapılan araştırmalarla birçok fitobesinin antioksidan olarak çalıştığını ve serbest radikalleri zarar vermeden önce etkisiz hale getirdiklerini biliyordu. Bu sonuçlar yeni Ancak yeni araştırmalar brokolideki fitobesinlerin çok daha derin bir seviyede işe yaradıklarını gösterdi. Bu bileşenler genlerimize detoksta görev alan enzimlerin üretimini artırması sinyalini veriyor. Kansere karşı hücre hasarına karşı bedenimizi koruyor. Brokoli yemek için beş neden 1 - Brokoli mide sağlığını destekliyor. Yapılan bir çalışmanın sonucunda araştırmacılar sulforafan açısından zengin brokoli tüketiminin ülserin birincil nedeni olan helikobakter pilori enfeksiyonunu önleyebileceği sonucuna vardılar. 2 - Cilt için brokoli tüketmeye devam edin. Brokoli içindeki Sulforafan aynı zamanda güneşten zarar görmüş cildin onarılmasında da yardımcı oluyor. Bu da brokoli tüketiminin cilt kanseri riskini azaltabileceği anlamına geliyor. Bunlara ek olarak brokoli kalp hastalığı riskini önemli derecede azaltan az sayıda meyve-sebzeden biri. 3 - Katarakt önleyici olduğu düşünülüyor. Haftada iki kereden fazla brokoli yiyen kişilerde katarakt riskinin ayda birden az tüketenlere göre yüzde 23 daha düşük olduğu görüldü. 4 - C vitamini ve kalsiyum içeriği çok iyi. Pişmiş 250 gram brokoli içerdiği 74 miligram kalsiyum ve 123 miligram C vitamini nedeniyle kemikleri güçlendirmek açısından da faydalı. İçerdiği C vitamini ve ayrıca 1359 mikrogram beta karoten ve az miktarda çinko ve selenyum sayesinde bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. 5 - Hamileler özellikle tercih etmeli. Özellikle hamileyseniz mutlaka brokoli yiyin. 250 miligram brokoli, 94 mikrogram folik asit sağlıyor. Folik asit olmazsa fetüsün sinir sistemi hücreleri gerektiği şekilde bölünmüyor ve problem ortaya çıkıyor. Domatesli Brokoli Malzemeler: 250 gr brokoli (az su veya buharda haşlanmış) 3 adet domates Yarım su bardağı lor peyniri 1 - 2adet kuru soğan 2 yemek kaşığı sıvıyağ 2 diş sarımsak Maydanoz Az tuz Yapılışı: Tencereye yağı, soğanı, sarımsağı, tuzu koyup çok kavurmadan yumuşatın domatesleri küp küp ilave edip pişirin. Az pişmiş brokoliyi sotelediğiniz domatese ilave edin. Lor peynirini ekleyin. 180 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Maydanozla süsleyip sıcak olarak servis yapabilirsiniz. Brokoli Çorbası Malzemeler: 300 gr. brokoli 1 diş sarmısak 1 küçük kutu -200 ml- light süt 1 çorba kaşığı un 2 Yemek kaşığı sıvıyağ Az tuz 2 domates rendesi Yapılışı: Brokolileri sarmısaklarla birlikte buharda beş dakika pişirin veya az suda haşlayın. Derin bir tencerede sıvı yağı ve unu pembeleştirin 4 su bardağı soğuk su ve rende domatesi ekleyin. Kaynayana dek karıştırın. Kaynayınca buharda pişirdiğimiz brokolileri ve sarmısakları ekleyin. 10 dakika kaynadıktan sonra süt ve tuzunu ilave edin. Birkaç dakika daha kaynattıktan sonra ateşten alıp blenderdan geçirin. Brokoli Omlet (2 kişilik) 8 - 10 adet brokoli 1 sogan 7 - 8 mantar 2 domates 7 - 8 dal maydanoz 1 çorba kaşığı sıvıyağ 3 yumurta Tuz, karabiber Yapılışı: Sıvıyağını tavada ısıtıp soğanı pembeleştirin. Mantar, brokoli ve zeytinleri ekleyip iki dakika daha kavurun. Ocaktan alıp domates, tuz ve karabiberi ekleyin. Yumurtaları bir kâseye kırın. Maydanoz, tuz ilave edip karıştırın. Brokoli ve mantarlı karışımı yumurtalı karışıma ekleyip karıştırın. Fırında veya yağsız tavada pişirin
PROSTATA IYI GELEN ILAÇ
Prostat sorununda yüzde 9′a varan iyileşme.
ABD'de yapılan bir araştırmada, aspirin ve steroid olmayan anti enflamatuar ilaçlar kullanan erkeklerde PSA (prostat spesifik antijen) düzeyinin düşük olduğu ortaya çıktı. Vanderbilt Üniversitesi'nden araştırmacılar, 1277 deneğin prostatlarının durumuna baktı. Deneklerin yüzde 46'sının aspirin aldıkları belirtildi. Araştırmacılar, yaş, ırk, ailedeki prostat kanseri, obezite ve prostatın büyüklüğü ve kanser riskine bağımsız etkileri bulunan diğer değişkenleri de göz önünde bulundurarak, aspirin kullanımının PSA düzeyini belirgin biçimde düşürdüğünü gördü. Araştırmada, aspirin alan erkeklerde PSA seviyesinin aspirin almayanlara oranla yüzde 9 düşük olduğu belirlendi. Erkeklerde prostat kanseri olasılığını gözlemlemek için kullanılan PSA testinde, kandaki PSA düzeyinin yüksek çıkması prostat kanseri riskinin yüksekliğini gösteririyor.