Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
namaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
namaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Mirac Kandili ve İsra Mucizesi


Allah-u Teàlâ Hazretleri Mi’rac Kandili gecenizi hepiniz için hayırlı ve mübarek, ecirli ve sevaplı, kârlı ve kazançlı eylesin… Bu mübarek günün mânevî ikrâmâtına, Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin mağfiretine, rahmetine cümlenizi nâil eylesin… İki cihan saadetine mazhar eylesin… Cennetiyle cemâliyle müşerref eylesin…

Miraç Kandili

Feyiz ve bereketin coştuğu mübarek gecelerimizden biri de Miraç Gecesidir. Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayıdır.

Mirac Gecesi, Recep ayının 27. gecesidir. Peygamberliğin on üçüncü senesinde de "Miraç" mucizesi olmuştur. Bu gece Peygamber (s.a.s) Efendimiz Mi’raca çıkmış, daha başka hiç bir beşere nasib olmayacak, çok büyük iltifat-ı ilâhiyeye mazhar olmuş; o hadisenin sene-i devriyesidir.

Miraç bir yükseliştir, bütün süfli duygulardan, beşeri hislerden ter temiz bir kulluğa, en yüce mertebeye terakki ediştir. Resulullahın (a.s.m.) şahsında insanlığın önüne açılmış sınırsız bir terakki ufkudur. Bu ulvi seyahat, mucizelerin en büyüğüdür. Miraç mucizesi Kur'ân-ı Kerimde âyetlerle anlatılmış ve varlığı inkâr edilemeyecek bir şekilde ortaya konmuştur. Bu îlâhî yolculuğun ilk merhalesi olan Mescid-i Aksâya kadarki safha Kur'ân'da şöyle anlatılır:

Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir.? (İsra Suresi, 1)

Miraçın ikinci merhalesi de Mescid-i Aksâdan başlayarak semânın bütün tabakalarından geçip tâ İlâhi huzura varmasıdır. Bu safha da Necm Sûresinde şöyle' anlatılır:

O ufkun en yukarısında idi. Sonra indi ve yaklaştı. Nihayet kendisine iki yay kadar, hatta daha da yakın oldu. Sonra da vahyolunacak şeyi Allah kuluna vahyetti. O'nun gördüğünü kalbi yalanlamadı. Şimdi O'nun gördüğü hakkında onunla mücadele mi edeceksiniz? And olsun ki onu bir kere daha hakiki suretinde gördü. Sidre-i Müntehâda gördü. Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. Gözü ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü.? (Necm Suresi, 7-18.)


Bu âyet-i kerimeler aynı zamanda İsra ve Mirâc mûcizesinin hikmetini de beyan etmektedir. O da, Resûl-i Kibriya Efendimize, Cenâb-ı Hakkın kudretine delâlet eden harikaların gösterilmesidir.

Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Sözler isimli eserinin Mi'râc-ı Nebeviye'ye dâir kısmında şöyle der:

"Mi'râc meselesi, erkan-ı îmâniyenin usûlünden sonra terettüp eden bir neticedir. Ve erkan-ı îmâniyenin nurlarından meded alan bir nurdur. Erkan-ı îmâniyeyi kabul etmeyen dinsiz mülhidlere karşı elbette bizzat ispat edilemez. Çünkü, Allah'ı bilmeyen, peygamberi tanımayan ve melâikeyi kabul etmeyen veya semâvâtın vücûdunu inkâr eden adamlara Mirâc'dan bahsedilmez. Evvelâ, o erkânı ispat etmek lâzım geliyor" (Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, s.514)


İsra ve Mi'rac Mucizesi (Kandili)
Miraç nasıl oldu?
İsra ve Mi'rac Mu'cizesi
Semâvâta Yükselme ve Peygamberlerle Görüşme
Sidre-i Müntehâ'da
Beş Vakit Namazın Farz Kılınışı
İsrâ ve Mirâc Mûcizesinin Müşriklere Açıklaması
Hz. Ebû Bekir Tereddütsüz Tasdik Ediyor
Miraçla gelen hediyeler
Bu Mübarek Geceyi Nasıl İhya Edeceğiz?
Miraç Gecesi Namazı
İsrâ Suresi 1. Ayet ve Tefsiri

http://www.islamilmihali.net/din/geceler/473-isra-mirac-kandili-mucizesi.html

2 Temmuz 2009 Perşembe

Kutsal Topraklardan Görünümler

Kutsal Topraklardan Görünümler
Oraları hiç görmeyenler, oralara gidip de özleyenler birkaç kare fotoğrafla hasret gidermeye nedersiniz? Yüce Allah hepimize nasip etsin o kutsal topraklara gitmeyi, hac görevimizi yerine getirmeyi....

Hac Kitabı

http://www.islamilmihali.net/din/hac.html


















23 Haziran 2009 Salı

İran, Devrim ve Namaz

Bazen, kütüphanenizde aylardır, hatta yıllardır ilişmediğiniz kitaplar birden gündeminize giriverir.

İran'da seçim sonrasındaki iç savaşı hatırlatan üzücü manzaralar, hepimize “İran'a ne oluyor?” sorusunu sordurttu ve eminim ki, cevabını aramaya da sevk etti. Ortada bir yığın siyasal, sosyal, stratejik analiz uçuşuyor; komplo teorileri konuşuluyor. Bu köşenin bu türden analizlere mesafeli durduğunu biliyorsunuz. Biz olaya farklı bir yerden bakacağız. Kütüphanemdeki iki kitapta yer alan iki anekdotu sizlerle paylaşıp kanaatimi arz edeceğim:
Birinci kitap: Asaf Hüseyin'in “İran'da Devrim ve Karşı Devrim” isimli kitabı (Pınar Yay: İst-1988). Kitap, elbette 1979 İran Devrimini, devrimin temel dinamiklerini, İran'daki güç dengelerini ve özellikle dışarıdan tezgahlanan karşı devrim çabalarını analiz ediyor. Benim dikkatimi çeken ilginç husus; otuz yıl öncesinde, ulemâ sınıfı arasında ciddi ve derin ayrılıkların mevcut olması. Yazar, devrime karşı çıkan Şeriatmedari tipolojisini uzun uzun analiz etmiş. Devrimi takip eden otuz yılda, ulema arasındaki bu türden ya da sonradan oluşan ayrılıkların, derin ihtilafların tamamen izale edilemediği anlaşılıyor.
İkinci kitap: Muhammed Selahaddin'in “Özgürlük Arayışı ve İslâm” adlı kitabı (Pınar Yay: İst-1989). Bu kitaptaki bir anekdotun, İran İslam Devrimindeki bir soruna farklı bir pencere açacağını düşünüyorum:
“Hz. Ömer (r.a) bir gece yürüyüşü sırasında, bir kişinin evinde şarkı söylediğini duydu. Hz. Ömer bunun üzerine kuşkulandı ve duvara çıkıp evin içine baktı. Orada hem içki hem bir kadın olduğunu gördü. Hemen (içeri girip) seslendi: 'Ey Allah'ın düşmanı! Sen Allah'a itaatsizlik edeceğini ve Allah'ın da senin itaatsizliğini dünyaya açıklamayacağını mı sanıyorsun?' O kişi cevap verdi: 'Yâ Emîre'l-Müminîn! Acele etmeyin, sakin olun. Ben bir günah işledimse, siz üç günah işlediniz. Allah, gereksiz merakı (tecessüs) yasaklamıştır; siz merak ettiniz. Allah, başkalarının evlerine kapılarından girilmesini emretmiştir; siz duvardan çıkıp geldiniz. Allah, başkalarının evlerine izinsiz girilmemesini istemiştir, siz ise iznim olmadan evime girdiniz.' Hz. Ömer bunu duyunca; 'Ben seni affedersem, sen de beni affeder misin' dedi. Adam da; 'Affettim gitti' dedi (s.251). Bu olayın devamına dair şöyle bir anekdotu da eklemeliyim: “Bu adam Hz. Ömer'le bir türlü göz göze gelmek istemez. Bunu fark eden Hz. Ömer, onu ilk gördüğünde yanına çağırır. Adam, 'eyvah, Ömer sırrımı açığa vuracak' diye korkarken, Hz. Ömer; 'Kulağını bana yaklaştır' der ve ekler: 'O olayı dışarıda bekleyen arkadaşıma bile anlatmadım'. Adam rahat bir nefes alır. Hz. Ömer'e: 'Kulağını bana yaklaştır' der ve şunu söyler: 'Ben de o günden beri ağzıma bir damla içki koymadım'.
Diyeceksiniz ki; bu anekdotla ne anlatmak istediniz? Müsaadenizle, bir görüşmeyi de paylaşayım:
Namaz Gönüllüleri Platformu'nu oluşturup faaliyete başladığımız günlerde; İran radyosunun Türkçe servisinden arayıp sordular: 'Bu kadar farklı kesimden aydınların namaz için bir araya gelip platform oluşturmaları çok ilginç. Biz İslami hayat tarzını yukarıdan aşağıya yaymaya çalışıyoruz ama sıkıntılar yaşıyoruz; siz ise aydın kesimin öncülüğünde namazı halka sevdirmeye çalışıyorsunuz.' Sonraki görüşmede, İran'da “Dua Festivali” türü kampanyaların yapıldığını söylediler. Ama yukarıdan aşağı bir yaşam biçimini yaygınlaştırmanın öyle kolay olmadığı, otuz yıllık devrim sürecinin geldiği son noktadan anlaşılıyor.
İmdi, Namaz Gönüllüleri hareketinin üç yıllık mütevazı çalışması şunu ortaya koydu: Biz Müslümanlar, şimdiye dek, namaz bilincini İslami çalışmalarımızın merkezine alamamışız. Her mezhebin, meşrebin, cemaatin kendine göre farklı öncelikleri olmuş. Oysa İslam'ın ilk yıllarına; vahyin inişiyle başlayan o muazzam inkılâp sürecine baktığımızda şunu görürüz: Peygamberimiz (s.), 23 yılda, cahiliyenin en dip çukurundaki bir toplumu tarihin en örnek toplumu haline Kur'an ve namazla getirdi. Yani onların kalplerini, ruhlarını yıkayıp arındıran, zihinlerini, düşünce kodlarını, davranış kalıplarını, değer yargılarını değiştirip yeni bir forma sokan, onları “sıbğatullah” ile yani tevhid boyasıyla boyayan elbette Kur'an'dı. Ama Kur'ân'ın ve Peygamber'in (s) Tevhid'den sonra emrettiği ilk amel de “Tevhîd eylemi” olan namazdı. İlk müminleri sürekli diri ve dirençli tutan, önce 2 vakit, Miraç'tan sonra 5 vakit omuz omuza kıldıkları namazlar ve Kur'ân ayetleri idi. Yani İslami pratiğin omurgası başından beri namazdı. İmandan sonra emredilen ilk farz olması itibariyle, bütün zaman ve mekânlarda İslami çalışmaların öncelemesi ve önemsemesi gereken ilk esas namaz olmalıydı. İşte Namaz Gönüllüleri böyle bir eksikliğin telafisi için ortaya çıktı. Daha açık söyleyeyim, misallerle: Oruçtan önce namaz! Zekattan önce namaz! (Kur'an namazla zekatı birlikte zikreder ama namaz öndedir.) Hacdan çok önce namaz! Tesettürden önce yine namaz! İçki ve faiz yasağından önce namaz! Yani; insanlar önce imanın tadına erecek, Tevhîd'in hakikatini kavrayıp hayatlarının merkezine Allah'ı koyacaklar, hemen ardından Tevhîdin pratiği olan namazla Tevhid şuurunu sürekli zinde tutacaklar; sonra da İslam'ın hukuk ilkelerini peyderpey yaşayacaklar. İslâm'dan, Kur'ân'dan bîhaber insanlara bütün kuralları birden boca ettiğinizde bunu kaldıramazlar. Bu, fıtrata da terstir. Ben, İran'da yaşanan sıkıntının bir yönüyle bu silsile-i meratib ile alakalı olduğunu düşünüyorum.

19 Haziran 2009 Cuma

10 Altın Nasihat

10 Nasihat



1- Hergün okuyabildiğin kadar Kur'an oku, Peygamber (sav)'e de salatı çokca getir.

2- Beş vakit namaz ile velevki iki rekat ta olsa gece ve kuşluk namazına devam et.

3- Üzerine farz olan zekatı ver. Az da olsa hergün sadaka ver. Eğer verecek bulamaz isen bu vazifeyi güzel söylemekle yerine getir. Ramazan orucu ile beraber her ayda üçgün oruç tut.

4- Allah'ın sevdiklerinden olmak istemez misin? Peygamber'in Muhammed (sav)'i, O'nun Ailesini sev, anne ve babaya iyilik yap.

5- Sen:" Ya Rabbi, Ya Rabbi" deyipte, Allah'ın: "Evet Ey kulum, iste istediğin verilir" dediği kimselerden olmak istemez misin? Ohalde yiyeceğini temizle ki duan kabul olsun. İnsanlara kendinden daha insaflı ol. İnsanlara güzel ahlakla davran.

6- Duası kabul edilenlerden ve Kıyamet günü sayfası nurla parlayanlardan olmayı istemez misin? Kalbini temizle, "La İlahe İllallah" zikrini çok yap, günahlarına, mü'min erkek ve mü'min kadınlar için tevbe ve istiğfar yap. Allah'ı hatırlamaktan habersiz olanlardan olma.

7- Allah'a hamdeden, şükreden, O'na yakın olanlardan olmak istemez misin? Şu var ki kul: El-Hamdülillah, derse, Allah: " Kulum Bana hamdetti, Bana şükretti" der. Ohalde: el-Hamdülillahi ve Selamün ala İbadihillezinestafa" zikrini çokça yap.

8- Allah'a şükredenlerden ve Allah'ın neslini islah ettiği kimselerden olmayı istemez misin? O halde şu iki ayetteki duaya devam etmelisin:

a- " Rabbim, bana ve anama, babama lutfettiğin nimete şükretme, Senin beğeneceğin faydalı bir iş yapmamı gönlüme ilham eyle ve Rahmetinle beni iyi kullarının arasına koy". (Neml:19).

b- " Rabbim beni, bana ve anama, babama verdiğin nimete şükretmeye razı olacağın yararlı işleri yapmaya sevkeyle, benim için neslimden de salahı devam ettir. Ben Sana yöneldim, Sana teslim oldum." (Akaf:15).

9- Hem dünyanı hem ahiretini toplayan şeyi sana göstereyim mi? Ohalde Allah'ın emirlerini gücün yettiği kadar yerine getirmeye çalış: " Ey insanlar, ruku edin, secde edin, Rabbinize ibadet edin, hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. " (Hac:77).

10- Bütün herşeyin özünü göstermemi ister misin? " Allah'a inandım de, sonra da dosdoğru istikamet üzere ol. "
__________________
Gençlik her ne kadar yaz çiçeğine benzesede arkasında ihtiyarlık,
kurumuş kış çiçeği gibi nöbetçi durmaktadır.

--
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...