Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dünya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Dünya Uygur kadınının fotoğrafını konuşuyor +Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...18

Dünya, Çin'in Doğu Türkistan'daki katliamlarına karşı tek başına tanklara meydan okuyan ve simgeleşen kadını konuşuyor.
Yaşlı bir uygur anası, bir elinde bastonu ve başörtüsüyle askerlerin bedenlerinden örülen duvara ve tanklara karşı yürüyor...O, ne bir üniversiteli militan ne de üstünde sol devrimlerden esinlenmiş giysi var.. Doğu türkistanlı bir müslüman kadın...

Fotoğrafta görülen kadın Doğu Türkistan'daki katliamın büyümesine yol açan Çin polisinin arabalarına doğru kararlı adımlarla yürüyor.

Çin polisinin sokağa çıkma yasağı getirdiği Doğu Türkistan'da kadının Polis otobüslerinin bulunduğu yere gitmesi dünya basınında geniş yer buldu.

MEÇHUL PROTESTOCU

Çin'de 1989 yılında Tiananmen meydanında tanklara karşı yürüyen eylemciye benzetilen kadının bu görüntüsü Çin soykırımına karşı anlamlı bir fotoğraf olarak değerlendirildi.

Çin'de Uygur avı

Sincan Özerk Bölgesi'nde önceki gün patlak verip onlarca Uygur Türkü'nün, 'çoğu kafalarına tek kurşun sıkılarak' öldürülmesiyle süren olaylar durulmuyor.

Doğu Türkistan'ın (Şincan) başkenti Urumçi'de çıkan olaylarda resmi Çin medyasına göre en az 150 kişinin öldüğü, 800 kişinin yaralandı. Fakat bölgeden gelen haberler ve Uygur kaynaklarına göre ise rakamlar çok daha kabarık. Uygur kaynakları enaz 500 kişinin hayatını kaybettiğini, 200'e yakın kişinin yaralandığını ve 2000'e yakın kişinin de gözaltına alındığını belirtiyor.

Olayların çıkmasının üzerinden 3 gün geçmesine rağmen bölgede sular durulmuyor. Ordu ve polisin desteğini alan Han Çinlisi olan binlerce Çinli Urumçi'de, "Uygurları yok edin", "Şimdi sizin acı çekme zamanınız" ve "Birlik kuvvettir" sloganları atıldı. , kasap bıçakları, demir çubuklar, kürekler ve tahta sopalarla yürüdüler.

Onlarca Uygur'a saldıran gözü dönmüş caniler terör estirirken ordu ve polisin saldırganlara müdahale etmediği gelen bilgiler arasında. İHA

Çin'de Uygur Avı - Sincan Özerk Bölgesi'nde önceki gün patlak verip onlarca Uygur Türkü'nün, çoğu kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülmesiyle süren olaylar durulmuyor. Sivil Çinliler devlet dest...

Çin'de Uygur Avı - Sincan Özerk Bölgesi'nde önceki gün patlak verip onlarca Uygur Türkü'nün, çoğu kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülmesiyle süren olaylar durulmuyor. Sivil Çinliler devlet dest...

Çin'de Uygur Avı - Sincan Özerk Bölgesi'nde önceki gün patlak verip onlarca Uygur Türkü'nün, çoğu kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülmesiyle süren olaylar durulmuyor. Sivil Çinliler devlet dest...

Çin'de Uygur Avı - Sincan Özerk Bölgesi'nde önceki gün patlak verip onlarca Uygur Türkü'nün, çoğu kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülmesiyle süren olaylar durulmuyor. Sivil Çinliler devlet dest...

Çin'de Uygur Avı - Sincan Özerk Bölgesi'nde önceki gün patlak verip onlarca Uygur Türkü'nün, çoğu kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülmesiyle süren olaylar durulmuyor. Sivil Çinliler devlet dest...

Çin'de Uygur Avı - Sincan Özerk Bölgesi'nde önceki gün patlak verip onlarca Uygur Türkü'nün, çoğu kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülmesiyle süren olaylar durulmuyor. Sivil Çinliler devlet dest...Çin'de Uygur Avı - Sincan Özerk Bölgesi'nde önceki gün patlak verip onlarca Uygur Türkü'nün, çoğu kafalarına tek kurşun sıkılarak öldürülmesiyle süren olaylar durulmuyor. Sivil Çinliler devlet dest...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...

Sincan'dan Dehşet Kareleri - Çin güvenlik güçleriyle Uygurlar arasında başkent Urumçi'de patlak veren çatışmalarda, 156 kişi ölmüş, 828 kişi de yaralanmıştı. Yaşanan kanlı olayların görüntüleri de ...


23 Haziran 2009 Salı

İran, Devrim ve Namaz

Bazen, kütüphanenizde aylardır, hatta yıllardır ilişmediğiniz kitaplar birden gündeminize giriverir.

İran'da seçim sonrasındaki iç savaşı hatırlatan üzücü manzaralar, hepimize “İran'a ne oluyor?” sorusunu sordurttu ve eminim ki, cevabını aramaya da sevk etti. Ortada bir yığın siyasal, sosyal, stratejik analiz uçuşuyor; komplo teorileri konuşuluyor. Bu köşenin bu türden analizlere mesafeli durduğunu biliyorsunuz. Biz olaya farklı bir yerden bakacağız. Kütüphanemdeki iki kitapta yer alan iki anekdotu sizlerle paylaşıp kanaatimi arz edeceğim:
Birinci kitap: Asaf Hüseyin'in “İran'da Devrim ve Karşı Devrim” isimli kitabı (Pınar Yay: İst-1988). Kitap, elbette 1979 İran Devrimini, devrimin temel dinamiklerini, İran'daki güç dengelerini ve özellikle dışarıdan tezgahlanan karşı devrim çabalarını analiz ediyor. Benim dikkatimi çeken ilginç husus; otuz yıl öncesinde, ulemâ sınıfı arasında ciddi ve derin ayrılıkların mevcut olması. Yazar, devrime karşı çıkan Şeriatmedari tipolojisini uzun uzun analiz etmiş. Devrimi takip eden otuz yılda, ulema arasındaki bu türden ya da sonradan oluşan ayrılıkların, derin ihtilafların tamamen izale edilemediği anlaşılıyor.
İkinci kitap: Muhammed Selahaddin'in “Özgürlük Arayışı ve İslâm” adlı kitabı (Pınar Yay: İst-1989). Bu kitaptaki bir anekdotun, İran İslam Devrimindeki bir soruna farklı bir pencere açacağını düşünüyorum:
“Hz. Ömer (r.a) bir gece yürüyüşü sırasında, bir kişinin evinde şarkı söylediğini duydu. Hz. Ömer bunun üzerine kuşkulandı ve duvara çıkıp evin içine baktı. Orada hem içki hem bir kadın olduğunu gördü. Hemen (içeri girip) seslendi: 'Ey Allah'ın düşmanı! Sen Allah'a itaatsizlik edeceğini ve Allah'ın da senin itaatsizliğini dünyaya açıklamayacağını mı sanıyorsun?' O kişi cevap verdi: 'Yâ Emîre'l-Müminîn! Acele etmeyin, sakin olun. Ben bir günah işledimse, siz üç günah işlediniz. Allah, gereksiz merakı (tecessüs) yasaklamıştır; siz merak ettiniz. Allah, başkalarının evlerine kapılarından girilmesini emretmiştir; siz duvardan çıkıp geldiniz. Allah, başkalarının evlerine izinsiz girilmemesini istemiştir, siz ise iznim olmadan evime girdiniz.' Hz. Ömer bunu duyunca; 'Ben seni affedersem, sen de beni affeder misin' dedi. Adam da; 'Affettim gitti' dedi (s.251). Bu olayın devamına dair şöyle bir anekdotu da eklemeliyim: “Bu adam Hz. Ömer'le bir türlü göz göze gelmek istemez. Bunu fark eden Hz. Ömer, onu ilk gördüğünde yanına çağırır. Adam, 'eyvah, Ömer sırrımı açığa vuracak' diye korkarken, Hz. Ömer; 'Kulağını bana yaklaştır' der ve ekler: 'O olayı dışarıda bekleyen arkadaşıma bile anlatmadım'. Adam rahat bir nefes alır. Hz. Ömer'e: 'Kulağını bana yaklaştır' der ve şunu söyler: 'Ben de o günden beri ağzıma bir damla içki koymadım'.
Diyeceksiniz ki; bu anekdotla ne anlatmak istediniz? Müsaadenizle, bir görüşmeyi de paylaşayım:
Namaz Gönüllüleri Platformu'nu oluşturup faaliyete başladığımız günlerde; İran radyosunun Türkçe servisinden arayıp sordular: 'Bu kadar farklı kesimden aydınların namaz için bir araya gelip platform oluşturmaları çok ilginç. Biz İslami hayat tarzını yukarıdan aşağıya yaymaya çalışıyoruz ama sıkıntılar yaşıyoruz; siz ise aydın kesimin öncülüğünde namazı halka sevdirmeye çalışıyorsunuz.' Sonraki görüşmede, İran'da “Dua Festivali” türü kampanyaların yapıldığını söylediler. Ama yukarıdan aşağı bir yaşam biçimini yaygınlaştırmanın öyle kolay olmadığı, otuz yıllık devrim sürecinin geldiği son noktadan anlaşılıyor.
İmdi, Namaz Gönüllüleri hareketinin üç yıllık mütevazı çalışması şunu ortaya koydu: Biz Müslümanlar, şimdiye dek, namaz bilincini İslami çalışmalarımızın merkezine alamamışız. Her mezhebin, meşrebin, cemaatin kendine göre farklı öncelikleri olmuş. Oysa İslam'ın ilk yıllarına; vahyin inişiyle başlayan o muazzam inkılâp sürecine baktığımızda şunu görürüz: Peygamberimiz (s.), 23 yılda, cahiliyenin en dip çukurundaki bir toplumu tarihin en örnek toplumu haline Kur'an ve namazla getirdi. Yani onların kalplerini, ruhlarını yıkayıp arındıran, zihinlerini, düşünce kodlarını, davranış kalıplarını, değer yargılarını değiştirip yeni bir forma sokan, onları “sıbğatullah” ile yani tevhid boyasıyla boyayan elbette Kur'an'dı. Ama Kur'ân'ın ve Peygamber'in (s) Tevhid'den sonra emrettiği ilk amel de “Tevhîd eylemi” olan namazdı. İlk müminleri sürekli diri ve dirençli tutan, önce 2 vakit, Miraç'tan sonra 5 vakit omuz omuza kıldıkları namazlar ve Kur'ân ayetleri idi. Yani İslami pratiğin omurgası başından beri namazdı. İmandan sonra emredilen ilk farz olması itibariyle, bütün zaman ve mekânlarda İslami çalışmaların öncelemesi ve önemsemesi gereken ilk esas namaz olmalıydı. İşte Namaz Gönüllüleri böyle bir eksikliğin telafisi için ortaya çıktı. Daha açık söyleyeyim, misallerle: Oruçtan önce namaz! Zekattan önce namaz! (Kur'an namazla zekatı birlikte zikreder ama namaz öndedir.) Hacdan çok önce namaz! Tesettürden önce yine namaz! İçki ve faiz yasağından önce namaz! Yani; insanlar önce imanın tadına erecek, Tevhîd'in hakikatini kavrayıp hayatlarının merkezine Allah'ı koyacaklar, hemen ardından Tevhîdin pratiği olan namazla Tevhid şuurunu sürekli zinde tutacaklar; sonra da İslam'ın hukuk ilkelerini peyderpey yaşayacaklar. İslâm'dan, Kur'ân'dan bîhaber insanlara bütün kuralları birden boca ettiğinizde bunu kaldıramazlar. Bu, fıtrata da terstir. Ben, İran'da yaşanan sıkıntının bir yönüyle bu silsile-i meratib ile alakalı olduğunu düşünüyorum.

22 Mayıs 2009 Cuma

Alman ilkokullarında 'örtülü' yüzme dersi

Alman yargısı, Müslüman öğrencilerin ilkokulda kız ve erkek öğrencilerin beraber girdiği yüzme dersinden muaf tutulmasına karşı çıktı, burkiniye vize verdi



BONN -Almanya’da bir mahkeme, ilkokullarda Müslüman öğrencilerinin, kız ve erkek öğrencilerinin birlikte katıldığı yüzme dersinden muaf tutulamayacağına hükmederken, havuzda “burkini” olarak adlandırılan ve tüm vücudu örten tesettür mayosunun kullanmasına ise yeşil ışık yaktı.

Gelsenkirchen kentindeki Müslüman bir ailesinin, kız ve erkek öğrencilerinin birlikte yüzme dersine katılmasının “ahlaksız” olduğu gerekçesiyle 9 yaşındaki kızlarının dersten muaf tutulmasını talebinin okul yönetimince reddedilmesi üzerine idari mahkemesine başvurmuştu.

Ancak Muenster kentindeki idari mahkeme, söz konusu kız öğrencinin yüzme dersinden muaf tutulması talebini reddederken öğrencinin “burkini” olarak adlandırılan tesettür mayosunu kullanabileceğini bildirdi. Mahkeme, kararının temyiz edilmesi yolunu da kapattı.

Deutsche Welle de, bu konudaki haberinde Almanya’da öğretmen sendikaları ve eğitim yetkililerinin, devlet okullarında kız ve erkek öğrencilerinin ayrı sınıflarda okutulması taleplerine hep karşı çıktığını belirtirken bu konunun ülkedeki Müslüman toplumlarını böldüğünü, muhafazakar Müslümanların bu uygulamanın değişmesi gerektiğini savunduklarını kaydetti.(anka)

Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi, ilanlarınızı veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..

Reklammatik'le Reklam İzle sen de kazan!

Hostinginizi Alın Bir Villa Sahibi Olun

SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!



Alman ilkokullarında 'örtülü' yüzme dersi

Dünyanın sonunu bekleyen taş

Üzerinde Svahilice dahil 8 dilde ilginç yazılar bulunan dev "Rehbertaşı" herkesi şaşırtıyor.



ABD'nin Georgia eyaletinde bulunan "Rehbertaşı" henüz 29 yıllık bir geçmişe sahip ama esrarını koruyor. Görenleri şaşırtan taşı kimin yaptırdığı tam olarak bilinmiyor. Ama "Mahşer gününden sonra hayatta kalabilecek insanlara, yeniden bir medeniyet kurmaları için bir rehber niteliğinde" olması amacıyla yaptırıldığı biliniyor. Üzerinde, Svahili dili dahil 8 dilde sayısız ilginç yazılar mevcut. Tarihten, genetiğe, sosyal bilimden fiziğe kadar pek çok bilgi var.



Her biri 20 ton ağırlığında, 5 metre yüksekliğinde beş ayağı, bir de 12 tonluk bir tepe taşı olan devasa anıtın her türlü doğal felakete meydan okuyacak nitelikte yapılması istenmiş. 1980'de dikilen anıtın hikayesi ise Temmuz 1979'un bir cuma akşamında başlamış.



Kendisini Robert C. Christian olarak tanıtan, şık giyimli, orta yaşlı, gir saçlı, ince ve uzun boylu bir kişi, ABD'nin ve hatta dünyanın en iyi granit taşının işlendiği Georgia eyaletindeki Elbert kentindeki Elberton Granite Finishing adlı şirkete gidip "Ben küçük bir grup Amerikalı'nın adına burada, hem saat, hem takvim, hem rehber olacak bir granit anıt siparişi vermek istiyorum" dedi.

Elberton Granite Finishing'in dönemin Başkanı Joe Fendley, o günü şöyle anlatıyor:



"Etkileyici görünen o adamın anlattıklarıyla önce pek ilgilenmedim ama ne istediğini tarif ettikçe şaşırdım. Sadece dev granit taşları işlememizi değil, onları devasa bir astorlojik enstrüman şeklini andıracak bir şekilde yerleştirmemizi istiyordu. Bu çok zor bir işti ve kurtulmak için üç kat fazla bir fiyat söyledim. Ama o rakamı hiç itiraz etmeden kabul etti. Şemalarıyla geldi ve o şemalara göre çalıştık. Her şey bittiğinde ortaya çıkan bu dev anıta şaşırdık. Ama siparişini veren Robert C. Christian o gün bugün ortada yok. Ayrıca buradan ayrılırken bana açıkca R.C. Christian'ın takma bir isim olduğunu söyledi" dedi.

Rehbertaşının aykları, güneşi yıl boyunca Doğu-Batı yönünde işaret edecek şekilde yerleştirilmiş. Tepe taşına açılan bir delikten gelen güneş ışını, bir ayağın üzerindeki takvimde, günü gösteriyor. Taşın üzerindeki İngilizce, Arapça, İbranice, Svahili dili dahil 8 dildeki bilgiler ise şaşırtıcı derecede hem günlük hayatta hem de yüksek bilimde kullanılabilen bilgiler.



Anıtın Elbert kentinin bir tepesine dikilmesine izin veren belediyede de R. C. Christian adına izin belgesi mevcut. Ama hiç kimse onu tanımıyor. Ne var ki belediyeye çok yüklü bir bağış da yaptığı kayıtlarda.



Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi, ilanlarınızı veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..

Reklammatik'le Reklam İzle sen de kazan!

Hostinginizi Alın Bir Villa Sahibi Olun

SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!

Hz.Muhammed_Tolstoy_Gizlenen_Kitap İNDİRR



19 Aralık 2007 Çarşamba

Japonya: 'EVET, UFO VAR'

Teknoloji devi Japonya en yetkili ağızdan UFO'ların varlığını doğruladı...
Bilimsel olarak varlığı resmiyet kazanmamış tanımlanamayan uçan nesneler (UFO) hakkında açıklama yapan Japonya hükümet sözcüsü "Evet, Ufo'lar var, Ama bu konuda daha fazla konuşamam" dedi.
Ülkede son aylarda artan Ufo haberleri üzerine Devlet Bakanı ve hükümet sözcüsü Nobutaka Machimura, rutin olarak düzenlediği basın toplantısında konuyla ilgili kısa bir değerlendirmede bulundu. Bakan Machimura, Ufo'larla alakalı sorularla hergün karşılaştığını belirterek, "Kişisel olarak, bu nesnelerin varlığına kesin olarak inanıyorum. Ancak daha fazla konuşamam" dedi.
Tokyo hükümeti, daha önce daha önce yayımladığı bir bildiride Ufo'ların keşfedildiğiyle ilgili olaylara karşı 'ilgisiz' olduklarını kaydetmişti. Açıklama, bir muhalefet partisi milletvekilinin sürekli gündemi meşgul eden Ufo vakalarıyla alakalı araştırma yapılması talebi üzerine yapılmıştı. Machibura, hükümetin daha önceki 'kalıplaşmış ve yüzeysel' açıklamalar'dan başka daha fazla bilgi veremeyeceğini de sözlerine ekledi.

7 Aralık 2007 Cuma

Da Vinci'nin şifresi çöz çöz bitmiyor!

Leonardo Da Vinci’nin tabloları üzerinde çalışan bir grup sanat tarihçisi, ressamın bazı tablolarına aynayla bakılınca Tanrı figürü belirdiğini söyledi.
Ünlü İtalyan ressam Leonardo Da Vinci’nin eserlerinin içine gizlenmiş ve ancak aynada bakıldığı zaman görülebilen gizemli yüzler ve dini semboller ortaya çıktı.
Uzmanların uzun araştırmaları sonucu tespit edilen figürler için ilginç yorumlar yapıldı. Resimler üzerinde çalışan ve sanat tarihçilerinden oluşan “Kutsal Kitap ve Tabloların Aynası” adlı grup, Da Vinci’nin yaşadığı dönemde Katolik Kilisesi tarafından sapkınlıkla suçlandığı için özel düşüncelerini bu şekilde resimlerine gizlediğini belirledi.
Ressamın en ünlü eserleri olan “Mona Lisa” ile “Bakire ve Çocuk” tablolarında aynı yöntemle Tanrı figürü işlendiğini öne süren grup, gizemli görüntüyü internet sitelerine de koydu.
Buna göre, Mona Lisa tablosundaki resmin sağ kolunun alt kısmında, Yahudi Tanrısı Yehova’yı Vatikan tacını giymiş şekilde resmeden bir figür ortaya çıkıyor.
AZİZ JOHN TABLOSUNDA GİZLİ ADEM İLE HAVVA
“İsa’nın Son Akşam Yemeği” adlı tabloda ters duran bir kutsal kase şekli belirirken, “Aziz John” tablosunda ise Adem ve Havva’yı cennet bahçesindeyken gösteren bir figür yer alıyor.
YAHUDİ TANRISI BELİRİYOR
“Bakire ve Çocuk” tablosuna aynayla bakılınca, Yahudi Tanrısı Yehova, Vatikan tacıyla görülüyor. Akşam


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...