Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2009 Cuma

Türk İslam sanatında minyatür

3 ayda bir yayınlanan Dil kültür ve Edebiyat Dergisi Yağmur'un 44. sayısında yine birbirinden ilginç ve kıymetli edebiyat ve kültür sanat araştırmaları yer alıyor. Bunlardan biri de Minyatürlere dair bir araştırma:

Türk İslam sanatında minyatür

Ahmet Karataş'ın makalesi

İslâm sanatında 'tasvir' olarak adlandırılan minyatür, Fransızca 'miniature' kelimesinin dilimize yerleşmiş şeklidir. Daha çok metne yardımcı bir izah unsuru olarak bulunan minyatürler, kimi zaman bir albüm içinde toplu olarak da bulubilen; suluboya, altın ve gümüş yaldız teknikleriyle yapılan, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtmayan küçük boyutlu resimlerdir.

İlk örneklerine eski Mısırlılar'da rastlanan minyatürler o dönemlerde papirüs, parşömen ve fildişi gibi mâlzemeler üzerine çiziliyordu.1 Anadolulu tabib Dioskorides'in [M. S. 2. yüzyıl] Materia Medica adlı botanik ve zooloji kitabının dokuzuncu yüzyılda Süryanice'ye ardından da el-Haşâiş adıyla Arapça'ya çevrilmiştir. Bu eserde altı yüzden fazla bitki, iki yüz civârında hayvan, ayrıca insan tasvirine rastlanmaktadır. Bu esere Bizans resminin tesirlerinin yansıdığı da ifâde edilmektedir. On ikinci yüzyılın ortalarında Artuklular'ın hizmetine giren mühendis Ebü'l-izz el-Cezerî yazdığı el-Hıyelü'l-Hendesiyye adlı eserinde suyun ve dişlilerin hareketiyle çalışan âletleri anlatır ve bunların tasarımlarını renklendirerek çizer. Kitapta ayrıca otomotik çalışan saatlerin, fıskiyeli havuzların, hacamat âletlerinin, şifreli kilitlerin, Artuklu saray kapıları süslemelerinin ve bazı hayvanların tasvirleri de bulunmaktadır.2

İslâm minyatürlerinin mevcut en eski örnekleri on ikinci ve on üçüncü asırlara aittir. İlk İslâm fetihlerinden sonra İran'da Zerdüştî rahiplerin elinde bulunan bazı resimli yazmaların müslüman sanatkârlara [musavvir / nakkaş] örnek teşkil etmiş olabileceği düşünülmektedir. İslâm minyatür sanatına Maniheizm'in de etki ettiği düşünülebilir. Zira Maniheist Uygur minyatürleri, figür tipleri ve kompozisyon anlayışı bakımından Selçuklu minyatürlerinin öncüsü sayılmaktadır.

Selçuklu minyatürlerinin Anadolu'ya yayılmasıyla birlikte ilk Türk-İslâm minyatür üslûbu doğmuştur. On üçüncü asır başlarında Konya'da hazırlandığı anlaşılan Ayyukî'nin Varka ve Gülşâh mesnevisindeki figürler nakkaş Abdü'l-mü'min el-Hûyî tarafından çizilmiştir. Tasvirlerde simgeler yoğun olarak kullanılmıştır. Meslelâ tavşan şansı, tilki zekâ ve kurnazlığı, köpek cahilliği, kedi nankörlüğü horoz cömertliği, çekirge yalnızlığı simgeler.3

On üçüncü asırda Konya'da Mevlânâ'nın müridlerinin de tasvire ilgilerinin varlığından söz edilmektedir. Ahmed Eflâkî Dede Menâkıbü'l-ârifîn'de Mevlânâ'nın müridi Aynüddevle'nin tasvirde eşsiz olduğu, onun kızı Gürcü Hatun'un Mevlânâ'nın ayakta durur şekilde yirmi ayrı pozunu kâğıda çizdiğini söyler.

İlhanlı ve Timurlu minyatürleri Uzakdoğu ve bilhassa Çin sanatına has bir teknikle resimlenmiştir. Bu dönem minyatürlerinde dikkat çeken husus insan ve hayvan figürlerinin küçük tutulması, tabiat tasvirlerine daha teferruatlı ve geniş yer verilmiş olmasıdır. Timurlu dönemi devlet adamlarının tarihe ve resme merakları birçok tarih kitabının yazılması ve bu kitaplara tasvirlerin yapılmasına vesile olmuştur.

Karakoyunlu ve Akkoyunlu Türkmen minyatürlerinde ise zarif figürler, manzara ve mimarî ögeler dekoratif bir tarzda yansıtılmıştır. Safevî minyatürleri büyük boyutlu ve canlı kompozisyonları ile gösterişli bir devri simgelemektedir. Bu devrin minyatürleri Sultan Muhammed, Mirza Ali, Mîr Seyyid Ali, Şeyh Muhammed, Abdüssamed gibi sanatçıların fırçasından çıkmıştır. Safevî döneminin minyatürlerinde [Tebriz ve Kazvin üslûpları] göz önünde bulundurulması gereken bir başka husus bunlardaki figürlerin oldukça zarîf, zülüflerin yanaklara inmiş, kaş ve gözlerin çekik, boynun ince, omuzların ise geniş olmasıdır. Minyatürler daha çok Şehnâme nüshalarında ve Nizamî'nin Hamse'sinde bulunmaktadır.

Osmanlı döneminde kültürel zenginliklerin Orhan Gazi döneminde başladığı söylenebilirse de minyatür sanatı daha geç devirlerde gelişmiştir. Bu gelişim süreci altı merhalede ele alınabilir:

1. Oluşum Dönemi (II. Mehmed - II. Bâyezid - I. Selim Dönemi [1451�1520])
2. Geçiş Dönemi (I. Süleyman - II. Selim Dönemi [1520�1574])
3. Klasik Dönem (III. Murad - III. Mehmed Dönemi [1574�1603])
4. Geç Klasik ve Duraklama Dönemi (XVII. yüzyıl [1603�1700])
5. İkinci Klasik Dönem (III. Ahmed dönemi ve XVIII. yüzyılın ilk yarısı [1700�1750])
6. Son Dönem (XIX. yüzyılın sonun kadar [1750-1900])4

Osmanlı'nın ikinci başşehri olan Edirne'de on beşinci yüzyılda hazırlanmış olan Bedîüddîn et-Tâcirî et-Tebrizî'nin Dilsûznâme'si, Şemsedin Muhammed b. Abdullah Nişâburî'nin kasidelerinin toplandığı Külliyât-ı Kâtibî, Ahmedî'nin İskendernâme'si erken Osmanlı minyatür üslûbunu temsil eden eserlerdir.

İstanbul'un fethinden sonra Fatih dönemi sanat, kültür ve bilim bakımından büyük gelişmelere sahne olmuştur. Fatih, Osmanlı'nın kapılarını Batı tasvir geleneğine de açarak Venedik'ten heykelci ve ressam getirtmiştir. Ressam Gentile Bellini'nin o dönemde İstanbul'da yaptığı Fatih'in yağlıboya portresi ile bugün British Museum'da bulunan bir kısım çizimleri önemlidir.

II. Bayezid dönemi İstanbul'daki minyatür ressamlığının gelişimi bakımından ehemmiyet arz eder. Bilhassa Şiraz ve Herat çığırı minyatürlerini örnek alarak daha çok yerli sanatçıların yaptıkları çalışmalarla Osmanlı minyatür sanatının oluşumunda büyük adımlar atılmıştır. II. Bayezid de babası gibi Batı kültür ve sanatıyla ilgilenmiştir.

Bu dönemde tarihçilik ve şehnamecilik de gelişme göstermiştir. İdris Bitlisî, Kemalpaşazâde, Neşrî gibi tarihçilerin eserleri yanında Muhammed b. Abdullah Nakkaş'ın çizimleri de mühimdir.

Osmanlı saray teşkilatı içinde Fatih'ten itibaren ehl-i hıref adı altında sanatçı topluluğu oluşturulmuştur. Sarayın her türlü sanat ve zenaat işlerini gören ve saraydan maaş alan bu topluluk imparatorluğun politik gücünün üst düzeye ulaştığı ve devletin hazinesinin zengin olduğu dönemde kalabalık bir kadroya sahipti. Yıllar boyunca bu topluluğun hazırladığı eserlere yapılan harcamalar ve sanatçılara ödenen ücretler göz önüne alınacak olursa saray yönetiminin, himâyesini sultan yahut vezirin yaptığı sanat eserlerinin üretiminde bu denli masrafı üstlenmesi sanat eseri üretimini yoğun devlet işlerinin bir parçası olarak görmelerinden kaynaklanmaktadır.

Sarayın kitap sanatçıları nakkaşbaşının denetiminde hattatlar, nakkaşlar, renkzenler, varakzenler, cedvelkeşler, müzehhibler ve cilbendlerden oluşuyordu.5 Hattat, müzehhib, mücellid ve çıraklar gibi musavvirlerin de aldıkları maaş ve terakki maaş ve in'am defterlerine yazılmıştır. İşlerin yoğun olduğu zamanlarda yahut ehl-i hıref içinde yapılacak iş için yeterli kabiliyete sahip kişinin bulunmaması durumunda çarşı esnafı arasından ücreti karşılığında ustalar sarayda çalıştırılmıştır. Bayramlarda sultan için yapılan özel işlerde sultan eser getiren nakkaşı kaftan veya para vererek ödüllendirmiştir. Eser getiren sanatçının adı, getirdiği eserin cinsi, karşılığında ona ödenen paranın tutarı veya verilen kaftanın cinsi in'am defterine kaydedilmiştir.

Padişahlar sanatkârları sadece para ile ödüllendirmiyorlardı. Bazen onları devlet işlerinde önemli görevlere getirirlerdi. Meselâ Nakkaş Osman'ın kayınbiraderi olan Nakkaş Ali defterdarlığa kadar yükselmiştir. Nakkaş Hasan çeşitli devlet görevlerinde ilerlemiş sonunda vezirliğe kadar yükselmiş Nakkaş Hasan Paşa olmuştur.

Evliya Çelebi seyahatnamesinde dört çeşit resim sanatçısı tanıtır:
1) Esnâf-ı nakkaşân-ı cihân: Bunların kaldıkları ve çalıştıkları yerler Saray'da aslanhânenin üst katı olmakla beraber bunun dışında yüz civârı dükkânları da mevcuttur. Yine yüz kadar büyük saray nakkaşları ise kendi evlerinde çalışırlar. Bunlar geçit alaylarında tahtırevanlar üzerindeki gezici dükkânlarında eserlerini sergileyerek geçerler.

2) Esnâf-ı nakkaşân-ı musavvirân: Sayıları kırk kadar olup dört dükkânları vardır. Daha çok Şehnâme ve tarih kitaplarındaki savaş sahnelerinin minyatürlerini yaparlardı.

3) Esnâf-ı falciyân-ı musavver: Bu türde yalnız bir kaç kişi ve bir kaç dükkan vardır. Bunlar padişahları, savaşları, peygamberleri, deniz savaşlarını, Yûsuf u Züleyha, Leylâ vü Mecnûn, Ferhâd u Şîrîn vesair âşıkânı gösteren minyatürleri müşterilerine açarlar, hangi resim çıkarsa ona göre şiirler okurlar. Burada dikkat çeken husus iki san'atın iç içe olmasıdır. Bir yanda tasvir sanatı, diğer yanda sözlü anlatım sanatı. Eski Türkler ve İranlılar'da da perde-dârî yahut şemâil-gerdân denilen resimlerin önünde hikâye anlatma, meddahlık etme geleneği vardı.6

4) Esnâf-ı oymaciyân: Bunların dokuz dükkânı olup yirmi kişilerdir. Yaptıkları oymalar kitapların içinde büyük bir özenle saklanır. Oymacılar geçit alaylarında tahtırevan üzerinde geçerken makasla kâğıtları oyarak bunları kâğıtların üzerine yapıştırırlar.

Osmanlı minyatürleri sanıldığının aksine çok geniş ve zengin bir konu yelpâzesine açılır. Hazret-i Peygamber'in, hanımlarının ve kızının sûretleri dışında her çeşit resim yapılmıştır.

Safevî sultanı Şah İsmâil on dördüncü ve on beşinci yüzyıl boyunca İslâm tasvir sanatında güzel eserlerin hazırlandığı Şiraz ve yöresini Akkoyunlular'dan Herat'ı Timurlar'dan almış ve nakkaşhânenin meşhur sanatkârlarını mühim eserleriyle Safevî sarayı nakkaşhânesinde toplamıştı. Yavuz Sultan Selim 1514'te Tebriz'i Safevîler'in elinden aldığında oranın nakkaşhânesinin daha çok Horasanlı olan sanatkârlarını İstanbul'a Topkapı sarayı nakışhânesine getirtti. Bu sanatkârların İstanbul nakkaşlarına tesiri büyük olmuştur.

On altıncı yüzyılda klasik Türk minyatürünü biçimlendiren en önemli sanâtkârlardan biri Nakkaş Osman'dır. Nakkaş Osman Osmanlı minyatüründeki "özgün perspektif ve belgesel gerçeklik" anlayışının yerleşmesini sağlamıştır.7 Nakkaş Osman zaman zaman sultanların [II. Selim - III. Murad] seferlerine Şehnâmeci Lokman ile beraber katılmıştır. Lokman olayları kronolojik sıra ile yazmış, Nakkaş Osman tasvir etmiştir. Böylece Osmanlı minyatürüne tarihî belgesel gerçeklik yerleşmiştir. Bu özellik Osmanlı minyatürünü diğer İslâm minyatürlerinden ayıran en belirgin özelliklerden biridir.

Yavuz ve Kanunî devirlerinde Ali Şîr Nevâî'nin Dîvân'ı, Nizâmî'nin Hamse'si, Molla Câmî'nin Tuhfetü'l-ahrâr'ı Ârifî'nin Gûy u Çevgân'ı ve bir Selimnâme'nin resimlerle donatıldığı görülmektedir. Bu eserlerdeki minyatürlerde genellikle figürlerin cılız görüntüleriyle mütenâsip olmayan iri beyaz sarıklar, uçları sivrilerek bükülen küme çiçekler ve servi ağaçları dikkat çekmektedir.

Sultan ikinci Bayezid döneminde Enderun'a giren Nasuh b. Abdullah el-Bosnevî, 1517'de Yavuz için matematikle ilgili bir eser yazar. Sonra Mısır'a gider, orada meşhur silahşörlerle gösterilere katılır, silah ve matrak oyunundaki başarısı dolayısıyla Matrakçı diye meşhur olur. 1530'da şehzâdelerin sünnet merâsiminde hareket edebilen, duvarları nakış ve resimlerle süslü kâğıttan iki büyük hisar yapan Matrakçı Nasuh'un bu maketi çok beğenilir. Kaleme aldığı tarih kitaplarını figürsüz manzaralar ve topografik şehir görünümleriyle süsler. Mecmû-ı Menâzil'de Sultan Süleyman'ın İran Seferi'nde konulup göçülen bütün menzilleri gün gün kaydeder, yol üzerindeki konak yerlerinin mimarlık örneklerini, topografik özelliklerini yüz yirmi sekiz resimle belgeler. Matrakçı Nasuh'un tasvir sanatına getirdiği en büyük yenilik yazıyla anlatamadığını resimle anlatması, insan figürü kullanmadan sırf manzara ressamlığında çığır açması ve şehirlerin on altıncı yüzyıldaki durumlarını topografik ve planlı çizim ile fotoğraf çeker gibi belgelemesidir.

Kanunî Sultan Süleyman'dan itibâren surre alayları, Mekke ve Medine ile civâr-ı Haremeyn'in minyatürleri de ilgili eserlerde göze çarpmaya başlar. Bu dönem istinsah edilen eserlerde [Darîr'in Siyer-i Nebî'si, Talikîzâde'nin Fetihnâme-i Eğri'si, Seyyid Lokman'ın Zafernâme'si vs.] isimlerine rastlanan önemli iki nakkaş, haklarında pek bilgi bulunmayan Osman ve Hasan'dır.

Sultan birinci Ahmed döneminde tek yaprak resim ve minyatürlerin belirli bir sıraya göre yerleştirildiği yazma formatındaki murakka' yapımcılığı önem kazanmıştır. Kalender Paşa tarafından düzenlenen birinci Ahmed Albümü [TSMK, Bağdat Köşkü, nr. 408], günlük hayat sahneleriyle tek figür kadın ve erkek tiplerinin tasvir edildiği çok sayıdaki tek yaprak minyatürü içerir. Yine Kalender Paşa'nın tertip ettiği Falnâme'de [TSMK, Hazine, nr. 1703], farklı resim üslûplarını yansıtan din ulularıyla astrolojik figürlerin tasvir edildiği büyük boyutlu minyatürler bulunmaktadır.

Genel olarak tabiat tasvirlerinden ziyade padişahlar ve paşaların katıldıkları savaşlar, elçi kabulleri, padişahların avlanmaları, cirit oynamaları, ok atmaları, büyük bir merâsimle yürüyen ordu alayları, düğün şenlikleri ve padişah portreleri Osmanlı minyatür sanatkârlarının seçtikleri konuların başında gelir.8 Bütün bunlarda akla gelen ilk şey devletin dinamik gücü ve yüksek ölçüde bir sistemin varlığıdır.

İkinci Osman döneminde klasik Osmanlı minyatür üslûbundan ayrılan ve kendine has bir üslûp geliştiren Ahmed Nakşî'nin resimlediği eserler dikkat çeker. Tercüme-i Şakâyık-ı Nu'mâniyye, Şehnâme, Şehnâme-i Nâdirî bu eserlere örnek verilebilir.

On yedinci yüzyılda minyatür geleneğindeki tasvirlerin saray dışında, özellikle İstanbul'a gelen yabancılar için hazırlanan kıyâfet albümleri içerisinde tek figür resimleri olarak yaygınlaştığı görülmektedir. Bu yüzyılın ikinci yarısından günümüze ulaşan iki Silsilenâme nüshası Osmanlı padişahlarının bu devirde ikâmet ettikleri Edirne sarayında Musavvir Hasan tarafından hazırlanmıştır. Musavvir Hasan bu eserdeki dizi padişah portreleri tasvirlerinin kurgularıyla on sekizinci yüzyılın başlarında eser veren Levnî'ye öncülük etmiştir.

Levnî'nin yaptığı Kebîr Musavver Silsilenâme'deki padişah portreleri Batılılaşma dönemi Osmanlı tasvir üslûbunun ilk örnekleridir. Levnî tarafından resimlenmiş bir diğer eser Vehbî'nin Surnâme'sidir. Bu minyatürler kesitlerle verilmiş mimarî biçimler ve üst üste dizilmiş figür gruplarına sahip kompozisyonlar içerir.9

On sekizinci yüzyılda Osmanlı üslûbuna Levnî'den sonra yeni ifâde biçimleri kazandıran bir başka sanatkâr Abdullah Buhârî'dir. Onun yaptığı tek figür kadın ve erkek resimleri saray çevresi için hazırlanmış bir albümde bulunmaktadır [İÜ, TY, nr. 9364].
1750'den sonra Osmanlı minyatürü daha çok kıyâfet albümleri ve padişah portreleriyle sürmüştür. Fâzıl-ı Enderûnî'nin Hûbannâme ve Zenânnâme'sinde çeşitli kadın ve erkek kıyâfetleri, hamam safâları resmedilmiştir.

On sekizinci yüzyılın sonlarıyla on dokuzuncu yüzyılın başlarında hazırlanan kıyâfet albümleri ve sefâretnâme türündeki eserlerde yer alan resimlerin artık üç boyutlu tarzda ve sulu boya ile bazı tek figür resimlerinin kâğıt üzerine yağlı boya teknikleriyle yapılması geleneksel Osmanlı minyatürünün sona ermesine yol açmıştır. Bu dönemde Osmanlı sarayının hizmetinde bulunan Refâil ve Kostantin Kapıdağlı gibi ressamlar tuval üzerine yaptıkları padişah portrelerinin dışında kâğıt üzerine de çalışan son sanatkârlardır.

Kaynaklar:
Akbulut Ersoy, Sevgi, Osmanlı Minyatür Tekniği, Ankara 2006.
And, Metin, Kırk Gün Kırk Gece Eski Donanma ve Şenliklerde Seyirlik Oyunları, İstanbul 2000.
And, Metin, Osmanlı Tasvir Sanatları: 1 Minyatür, İstanbul 2002.
And, Metin, Turkish Miniature Painting: The Ottoman Period, Ankara 1979.
Atasoy, Nurhan, "Tasvir", İslâm Ansiklopedisi (İA), XII/1, 34-37.
Atasoy, Nurhan-Çağman, Filiz, Turkish Miniature Painting, İstanbul 1974.
Çağman, Filiz-Tanındı, Zeren, Topkapı Sarayı Müzesi İslâm Minyatürleri, İstanbul 1979.
İnal, Güner, Türk Minyatür Sanatı, Ankara 1995.
İpşiroğlu, Mazhar, Topkapı Peintures et Miniatures, Paris ty.
Mahir, F. Banu, "Minyatür", DİA, XXX, İstanbul 2005, 118.
Mahir, F. Banu, Osmanlı Minyatür Sanatı, İstanbul 2005.
Renda, Günsel, Batılılaşma Döneminde Türk Resim Sanatı (1700-1850), Ankara 1977.
Renda, Günsel, Osmanlı Minyatür Sanatı, İstanbul 2001.
Tanındı, Zeren, Türk Minyatür Sanatı, İstanbul 1996.
Ünver, Süheyl, Ressam Levni: Hayatı ve Eserleri, İstanbul 1949.
Ünver, Süheyl, Ressam Nakşi: Hayatı ve Eserleri, İstanbul 1949.
Yurdaydın, Hüseyin Gazi, "Başlangıcından XVIII. Yüzyıl Sonlarına Kadar Müslüman Minyatürü", A.Ü. İlâhiyat Fakültesi Yıllık Araştırmalar Dergisi, II (Ankara 1958), s. 181-192.

Dipnotlar
1 Araştırma Görevlisi, Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Türk-İslâm Edebiyatı Anabilim Dalı.
F. Banu Mahir, "Minyatür", DİA, XXX, İstanbul 2005, 118.
2 Zeren Tanındı, Türk Minyatür Sanatı, Ankara 1996, s. 3.
3 a.g.e., s. 6.
4 Metin And, Osmanlı Tasvir Sanatları: 1 Minyatür, İstan bul 2002, s. 78.
5 Sevgi Akbulut Ersoy, Osmanlı Minyatür Tekniği, Ankara 2006, s. 9.
6 Metin And, Osmanlı Tasvir Sanatları: 1 Minyatür, s. 113.
7 Sevgi Akbulut Ersoy, Osmanlı Minyatür Tekniği, s. 15.
8 Zeren Tanındı, Türk Minyatür Sanatı, s. 32.
9 F. Banu Mahir, "Minyatür", DİA, XXX, 123.

(Yağmur Dergisinin 44. sayısından alıntılanmıştır.)

Etiketler: yağmur dergisi türk islam sanatında minyatür ahmet karataş

http://www.elsanatlari.gen.tr/wp-content/minyatur.jpgMinyatür Resim Sanatı,Minyatür, Resim, Sanatı, en, güzel, resim, sanatı, sanatsal, eser, figür, resmi, resimleri, minyatürminyatürMinyatür Resim Sanatı,Minyatür, Resim, Sanatı, en, güzel, resim, sanatı, sanatsal, eser, figür, resmi, resimleri, http://www.thy.com/images/skylife/2-2006/58/8_58helva_minyatur.jpgMinyatür Resim Sanatı,Minyatür, Resim, Sanatı, en, güzel, resim, sanatı, sanatsal, eser, figür, resmi, resimleri,
http://img88.imageshack.us/img88/4173/minyatrayad2hr0.jpg

Minyatür Resim Sanatı,Minyatür, Resim, Sanatı, en, güzel, resim, sanatı, sanatsal, eser, figür, resmi, resimleri,

26 Haziran 2009 Cuma

Öğrenim kredisi faiz indirimi tamam!

Öğrenim kredisi faiz borçlarının indirilmesini de öngören kanun tasarısının tamamı Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi.

TBMM Genel Kurulunda, ''torba kanun olarak'' adlandırılan bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanunlara taşınmasını öngören yasa tasarısı kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre, kaymakam adaylığı yazılı sınavı, İçişleri Bakanlığınca kamu kurum ve kuruluşlarına düzenlenecek protokole göre yaptırılacak.

Kaymakam adaylığına atama yapılacak boş kadro sayısı ve sınava ilişkin konuların yer alacağı duyuru, başvuru süresinin bitiminden en az 15 gün önce Türkiye genelinde günlük yayınlanan, tirajı en yüksek beş gazetenin birinde ilan olunacak.

Bu duyuru, İçişleri Bakanlığının internet sitesinde de yayınlanacak. Yazılı sınavda 100 tam puan üzerinden 70 puanın altına düşülmemek şartıyla en yüksek puandan başlanarak alınacakların 4 katı kadar aday mülakata çağrılacak. Puanların tutanağa geçirileceği mülakatta, herhangi bir kayıt sistemi kullanılmayacak.

Kaymakam adayları, il özel idarelerinde staj yapacak. Boş ilçelerin sayısının artmasından dolayı hizmetin aksamaması amacıyla da kaymakamlık kursu, gerekli görüldüğü takdirde öne alınacak. 26 Ekim 2008 tarihinde yapılan yazılı sınavı kazandığı ilan edilen kaymakam adayların tümü, mülakata çağrılacak.

YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ BORÇLARI

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanuna eklenen maddeyle, ödenmeyen yüksek öğrenim kredi borçları yeniden yapılandırılacak.

Buna göre, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce takibe alınmış yüksek öğrenim kredi borcu olanlar,

3 ay içinde başvuruda bulunacak. Borcun tamamının, başvuru
süresi içinde defatenödemesi durumunda, gecikme zammının yüzde 75'i,
-12 ay içinde aylık taksitler halinde ödenmesi halinde hesaplanan gecikme zammının yüzde 50'si,
-24 ay içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesi durumunda hesaplanan gecikme zammının yüzde 25'i,
-36 ay içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesi durumunda ise hesaplanan gecikme zammının yüzde 10'u terkin edilecek.

Taksitli ödemeler, başvuru tarihini takip eden aydan itibaren başlayacak. Aylık taksitlerin aksatılmadan ödenmesi halinde kanunun yürürlük tarihten itibaren gecikme zammı uygulanmayacak.

Aylık taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde bu madde hükümleri uygulanmayacak. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenen tutarlar, iade edilmeyecek. Bu kapsamdaki alacaklara karşılık yapılmış hacizler, ödemeler nispetinde kaldırılacak.

EMNİYET PİLOTLARINA TERFİ İMKANI

Maliye Bakanlığına bağlı Kefalet Sandığı, 3 kişiden meydana gelecek. Bunlara ödenecek ücret, KİT yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ücretleri çerçevesinde belirlenecek.

Kefalete tabi personelin sandıktan ilişiklerinin kesilmesine ve aidatların geri verilmesine ilişkin yeni düzenleme yapıldı. Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün ve bağlı ortaklıklarında çalışanların Kefalet Sandığındaki statüleri devam ettiği sürece, sandıktan ilişikleri kesilmeyecek.

Emniyet teşkilatındaki pilotlar, meslek derecelerine göre, ''Uçuş Kıymetlendirme Kurulu Üyesi'', ''Havacılık Müdürü'', ''Pilot'' unvanlarına terfi edebilecek.

İLLER BANKASI KAZANCI

İller Bankasının safi kazancının paylaşımına ilişkin düzenlemeye göre, İller Bankası Genel Kurulu tarafından onanan bilançoya göre ortaya çıkan safi kazancın yüzde 10'u adi ihtiyat akçesi, yüzde 30'u köy sermayesi payı olarak sermaye hesabına; yüzde 60'ı ise köyler ve nüfusu 10 binin altında olan belediyelerin içme suyu, atık su, katı atık ve benzeri kentsel altyapı tesislerinin yapımına; köyler ve nüfusu 100 bine kadar olan belediyelerin harita, imar planı, içme suyu, atık su, katı atık, kent bilgi sistemi ve benzeri kentsel altyapı projelendirme hizmetinin finansmanına ayrılacak.

PTT'DEN BANKALARA DESTEK HİZMETİ

PTT, denetlemeye ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla Bankacılık Kanuna tabi olmaksızın bankalarla yapacağı sözleşmeler doğrultusunda bankalara destek hizmeti verebilecek. PTT, bankaların şubesi bulunmayan yerlerde, bu bankalar adına şube işlemlerini yürütebilecek.

Üniversite hastaneleri (vakıf üniversiteleri hariç) ve Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarınca; sağlık hizmeti verildiği dönemde herhangi bir nedenle ilgili mevzuat kapsamında sosyal güvenlik sağlık yardımından yararlanamayan gerçek kişilere sunulan tedavi hizmeti karşılığı olarak 2009 başından önce düzenlenen fatura bedellerinden, tahsil edilmemiş alacak tutarının yüzde 50'sinin 6 ay içinde ilgililerce defaten veya taksitle ödenmesi halinde geri kalan kısmı diğer cezalarıyla birlikte terkin edilecek. Tahsil edilemeyen fatura bedeli 100 liradan az olan alacaklardan ise vazgeçilecek.

Düzenleyici ve denetleyici kurumların başkan ve üyeleri ile diğer kurum personeline, usulüne ve ilgili mevzuata uygun yapılan geçici görevleri nedeniyle 1 Ocak 2006 ile 27 Mart 2009 tarihleri arasında gündelik, konaklama ve ulaşım giderleri olarak fazla yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmayacak. Çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilecek.

SANATÇILARIN İSTİHDAMI

Belediye tiyatro ve orkestralarında görev alan sanatçı, stajyer sanatçı, sanat uygulatıcısı ve sahne uygulatıcılarının istihdamında Maliye Bakanlığı vizesi kaldırılacak.

Aynı alanda birden fazla örgün veya yaygın eğitim kurumunun bir arada bulunduğu yerlerde eğitim kampüsü kurulabilecek ve bunların ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere eğitim kampüsü yönetimi oluşturulabilecek.

Eğitim kampüsü bünyesindeki ortak açık alan, kantin, salon ve benzeri yerlerin işlettirilmesi veya işletilmesi kampüs yönetimince yerine getirilecek. Elde edilecek gelirler, kampüsün ortak giderleri için kullanılacak.

Eğitim kurumlarının amaçlarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için okul ile aile arasında iş birliği sağlanacak. Bu amaçla okullarda kurulacak okul aile birlikleri okulların bünyesinde bulunan açık alan, kantin, salon ve benzeri yerleri işlettirebilecek veya kendileri işletebilecek. Öğrenci velileri hiçbir surette bağış yapmaya zorlanamayacak.

Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde gerekli görülen hallerde il milli eğitim müdürlükleri, il sınırları içerisinde bulunan bir veya birden fazla eğitim kampüsü yönetiminin veya okul aile birliğinin işlettirebileceği veya işletebileceği yerlere ilişkin ihaleleri bunlar adına yapmaya yetkili olacak.

ELEKTRİK VE HAVA GAZI TÜKETİM VERGİLERİ

31 Aralık 2009 tarihine kadar belediyelere verilmesi öngörülen elektrik ve hava gazı tüketim vergileri, genel bütçeye aktarılacak.

Üniversite öğrencileri, burs verilen veya burs alma şartlarını taşıyanlara öncelik verilmek suretiyle, öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumlarında kısmi zamanlı olarak geçici işlerde çalıştırılabilecek. Kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilere, bir saatlik çalışma karşılığı ödenecek ücret, 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş olan günlük brüt asgari ücretin dörtte birini geçemeyecek. Bu öğrencilerin YURT-KUR'dan aldığı kredi ve burslar kesilmeyecek.

SİT alanı ilan edilmiş ve 1/1000 ölçekli oranlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, aynı ada içerisindeki bütün parsel maliklerinin başvurusu ve karşılığında önerilen parsellerin tamamının kabulü koşuluyla, başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilecek.

SAĞLIK HİZMETLERİNDE KATILIM PAYI

Maliye Bakanlığınca belirlenen hastalık gruplarına göre yatarak tedavide sağlanan sağlık hizmetleri için hizmet bedelinin yüzde 1'ine kadar katılım payı alınacak.

Yatarak tedavide katılım payını almamaya, yarısına kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya Maliye Bakanlığı yetkili olacak. Yatarak tedavide alınan katılım payının tutarı, bir takvim yılında asgari ücret tutarını geçmemek kaydıyla her bir yatarak tedavi için asgari ücretin dörtte birini geçemeyecek.

Ayakta tedavilerde hekim ve diş hekimi muayenesinden 2 TL katılım payı alınacak.

Katılım payı, vücut dışı protez ve ortezler ile ayakta sağlanan tedavi hizmetleri için kişilerin prime esas kazançlarının, gelir ve aylıklarının tutarı ve benzeri ölçütler dikkate alınarak yüzde 10 ile yüzde 20 oranları arasında olmak üzere, kurumca belirlenecek. Bu katılım paylarının tutarı, asgari ücretin yüzde 75'ini geçmeyecek.

Sosyal Güvelik Kurumu, muayene katkı payını almamaya ya da daha düşük tutarlarda belirlemeye, protez ve ortez ile ayakta tedavi hizmetlerinde alınması öngörülen katılım payını, 10 katına kadar artırmaya yetkili olacak.

Genel sağlık sigortalılarının bakmakla yükümlü oldukları kişilere ait bilgi girişlerini süresinde yapmayanlar ile bakmakla yükümlü olunan kişi olmayanlara ait bilgi girişi yapanlara, asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanacak.

TASİŞ'in Bakanlar Kurulu kararıyla artırılmış olan sermayesine 6 milyon TL eklenecek. Eklenen bu tutar 2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ödeneklerinden karşılanacak.

ÖĞRETMENLERE YAPILAN FAZLA ÖDEMELER

Geçici görevlendirilen öğretmenlere yapılan fazla ödemeler geri alınmayacak.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerden Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile Bakanlığa verilmiş bir görevi yürütmek üzere diğer kurumlarda ilgili mevzuatına göre geçici olarak görevlendirilenlere, 1 Temmuz 2006 ile 23 Ocak 2009 tarihleri arasında yapılan ek ödemeler nedeniyle borç çıkarılmayacak. Çıkarılmış borçların tahsilinden vazgeçilerek, borç takibi işlemine son verilecek.

Polis meslek yüksek öğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının aldıkları zamlı maaş, sürekli hale getirilecek.

Buna göre, polis meslek yüksekokullarında görevli başkan, başkan yardımcıları, dekan yardımcısı, enstitü sekreteri, bölüm başkanları, şube müdürleri, polis meslek yüksekokulu müdürleri, müdür yardımcıları ve şube müdürleri ile emniyet hizmetleri sınıfından olup polis yüksek öğretim kurumlarında görevlendirilen öğretim elemanlarına almakta oldukları emniyet hizmetleri tazminatının, kadrolu öğretim elemanlarına da almakta oldukları üniversite ödeneğinin yüzde 30'u oranında ayrıca ödeme yapılacak.

Böylece polis meslek yüksekokulunda görevli profesör, devlet üniversitelerinde görev yapanlardan 371 TL fazla maaş alacak.

BORÇLANMA LİMİTİ 5 KAT ARTIRILIYOR

2009 yılı için, Hazine'nin net borç kullanım tutarı, 1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere 5 kat artırılarak, 74,8 milyar liraya çıkarılacak.

Devlet Yatırım Bankası tarafından 1977-1996 döneminde Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Genel Müdürlüğüne aktarılan 755 TL, 1977 yılındaki ana para tutarı üzerinden ödenmek suretiyle kapatılacak. Böylece TKİ'den alınması gereken 24 bin 827 TL'lik faizin tahsilinden vazgeçilecek.

KARAYOLU TAŞIMACILIĞI

Yetki belgesi almadan taşıma işi yapanlara verilen ceza 5 bin TL'den 2 bin TL'ye, yetki belgesiz taşıma yaparak diğer bir taşımacının taşıma faaliyetini engellemesi halinde uygulanan ceza 4 bin TL'den 2 bin TL'ye indirilecek. Yabancı plakalı taşıtların Türkiye sınırları dahilindeki iki nokta arasında taşıma yapması halinde taşıt sahibine veya şoförüne kesilmesi öngörülen bin TL'lik ceza ise 2 bin TL'ye çıkarılacak.

Karayolu Taşıma Kanununa aykırı hareket edenlere yönelik bazı idari para cezalarını uygulamaya Ulaştırma Bakanının yetkilendirdiği bakanlık personeli, trafik polisi ve zabıtası, trafik polisinin görev alanı dışında kalan yerlerde rütbeli jandarma personeli, sınır kapılarında görev yapan gümrük muhafaza ve gümrük muayene memurları ile bunların amirleri, terminallerde görevli belediye zabıtası yetkili olacak.

Türkiye ile Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası arasında 1991'de imzalanan milletlerarası andlaşma uyarınca kurulan Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, kurulduğu tarih itibariyle vakıf niteliğini kazanacak.

İl özel idaresinin, 4 Mart 2005 tarihinden düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar süreçte ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmayacak. Çıkarılmış olan borçların tahsilinden vazgeçilecek.

Kalkınma ajanslarının alacaklarının tahsili, taşınır ve taşınmaz mallarının alımı, satımı, kiralama ve devri, mal ve hizmet alımları, proje ve faaliyet desteği kapsamında yapılacak işlemler ve düzenlenecek kağıtlar ile ilgili olarak damga vergisi, harç ve fondan, yapılacak bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden muaf tutulacak.

PARMAK İZİ VERİLERİ KAYDEDİLMEYECEK

Nüfus cüzdanının yerini alacak Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartının, pilot ve genel uygulamasında, kişilerin parmak biyometri verisi yer alacak. Parmak biyometri verisi, kartta yer alan yonga ve yongaya nakledilmek üzere geçici belleğe kaydı dışında hiçbir yerde kaydedilmeyecek, bulundurulmayacak ve saklanamayacak. Parmak izi biyometri verisinin türü ve alınma yaşı yönetmelikle belirlenecek.

Kimlik Paylaşımı Sisteminde ve Adres Paylaşımı Sisteminde yer alan bilgilerin genel yönetim kapsamında bulunan kamu idareleri dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile diğer kişiler tarafından paylaşılmasının karşılığında, katılma payı alınacak. Katılma payı, Kimlik ve Adres Paylaşımı Sisteminden yapılan her bir sorgu için 2 kuruştan hesaplanacak. Köy ve mahalle muhtarlıkları katılma payından muaf tutulacak.

''VARLIK BARIŞI'' UYGULAMASI

''Varlık barışı'' uygulamasının süresi, 30 Eylül 2009 tarihine kadar uzatılacak. ''Varlık barışı'' kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek, tarhiyat yapılacak. İndirimi reddedilen KDV'ye ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedel olacak. Ancak indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde, mahsup edilecek matrah tutarında yüzde 18'lik KDV dikkate alınacak.

Bakanlar Kurulu, başvuru ve bildirim süresini 3 ay daha uzatabilecek.

TAM MÜKELLEF KİŞİ VE KURUMLAR

1 Mayıs 2009 ile 31 Aralık 2009 tarihleri arasında tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlarının, Türkiye'de bulunmayan kurumlardan sağladıkları iştirak kazançlarının ve yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde edilen ticari kazançların, 28 Şubat 2010 tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmesi halinde, bunlar gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulacak.

Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumların 1 Kasım 2009 ile 31 Aralık 2009 tarihleri arasında tasfiyesinden doğan kazançlarının yıl sonuna kadar Türkiye'ye transfer edilmesi halinde de gelir veya kurumlar vergisinden müstesna olacak.

VERGİ İNCELEMESİ BAŞLAMIŞ OLANLAR

Süre uzatımı sonucu beyanda bulunanlardan 19 Haziran 2009 tarihinden önce haklarında vergi incelemesi başlatılanlar, bu incelemelerle ilgili olarak Kanunun (vergi incelemesi yapılmamasıyla) ilgili maddesinden yararlanamayacak.

Bu şekilde söz konusu tarihten önce vergi incelemesine alınanlar, incelemelerde tespit edilen matrah farklarından mahsupta bulunamayacak.

Ayrıca değişiklik öncesinde beyan edilerek tahakkuk eden, ancak vadesinde ödenmeyen vergilerin 30 Eylül 2009 tarihine kadar yatırılmaması durumunda da mahsup uygulamasından faydalanılamayacak.

10 LİRALIK TOPLU GÖRÜŞME PRİMİ VERİLECEK

Basın İlan Kurumu Genel Kuruluna, SEKA Genel Müdürlüğü yerine Çevre ve Orman Bakanlığı temsilci gönderecek. Basın İlan Kurumu Genel Kurulunda, Anadolu gazete sahiplerinin temsilci sayısı 3'e çıkarılırken en çok üyeye sahip gazeteciler sendikasının temsilci sayısı ise 2'ye düşürülecek.

Kurumlarda mali yılla sınırlı sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışacakların pozisyon unvan ve niteliklerinin belirlenmesinde standardizasyonun sağlanması, ihtilafların azaltılması için Bakanlar Kuruluna yetki verilecek.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezine, genel bütçeden doğrudan Hazine yardımı yapılabilecek.

Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, özel bütçeli kurumlar arasında yer alacak.

Kamu görevlileri sendikasına üye olup kendisinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine, kesintinin yapıldığı her ay için 10 lira toplu görüşme primi verilecek.

Ulaştırma Bakanlığı döner sermaye gelirlerinden karşılanmak üzere 1979 model ve daha öncesi model minibüs, kamyonet ve traktörler, hurdaya çıkarılabilecek. Böylece daha önce otobüs, kamyon, tanker ve çekiciler için uygulanan hurdaya ayırma uygulaması, bundan böyle minibüs, kamyonet ve traktörler için de geçerli olacak.

Konut edindirme yardımı tutarı hakkında başvuru yapılması halinde ilgili kamu kurum ve kuruluşları hesaplayacakları tutarı 8 ay içerisinde bankaya bildirecek. Bu süre 2 ay olarak uygulanıyordu.

Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithal edilen motorlu taşıtlar, 10 yıl süreyle Gümrük Vergisinden muaf tutulacak.

ÇİFTÇİLERİN ELEKTRİK BORÇLARI

Çiftçilerin tarımsal sulamadan kaynaklanan elektrik borçları yeniden yapılandırılacak.

31 Mayıs 2009 itibarıyla tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan her türlü borçlarının; yargıya intikal edip etmediğine ve daha önce herhangi bir ödeme planına bağlanıp bağlanmadığına bakılmaksızın, sulhen tahsili hususunda TEDAŞ yetkili olacak.

Bu yetki çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde başvuranlar, TEDAŞ ile sulh sözleşmesi imzalayacak.

Sulh sözleşmesinde konu alacaklara ilişkin tutar tahakkuk tarihindeki ana paraya, sulh sözleşmesi için müracaat edilen tarihe kadar ilgili dönemde Merkez Bankasının bankaların 3 aya kadar vadeli mevduata uyguladıkları faiz oranları esas alınarak hesaplanan aylık endeks katsayısı uygulanmak suretiyle hesaplanacak.

Sulh sözleşmesine konu olan alacaklar, TEDAŞ Yönetim Kurulunca belirlenecek vadelere göre yılda en az 2 taksitle, en geç 3 yılda tamamlanmak suretiyle taksitlendirilecek.

Bu şekilde yapılacak taksitlendirmede, sulhe konu tutar 12 aylık taksitlerde 1,08; 24 aylık taksitlerde 1,18; 36 aylık taksitlerde 1,26 ile çarpılacak ve taksit sayısına bölünmek suretiyle taksit tutarı belirlenecek.

Tarımsal sulama amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarınca tesis edilen cazibeli sulama tesislerinden yararlanan gerçek ve tüzel kişilerden, kullanılan suyun kullanıcıya ulaştırılması hizmeti karşılığı olarak Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek miktarlarda hizmet bedeli alınacak.

Bu bedeller, tahsil edildiği ayı izleyen ayın sonuna kadar genel ve özel bütçeli idarelerde genel bütçeye, diğer idarelerde ise ilgili idare bütçesine gelir kaydedilecek.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol'un verdiği önergeyle, İnternet üzerinden tütün mamulleri veya alkollü içecekleri satanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezası verilmesini öngören düzenleme, tasarıdan çıkarıldı.

8 Haziran 2009 Pazartesi

Edouard Manet Resimleri-Art

Edouard Manet Resimleri-Art
Sizde beğendiğiniz e-postaları , kendi eserlerinizi, araştırmalarınızı, ilanlarınızı, haberleri, veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine göndererek binlerce kişiye ulaşabilirsiniz.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...