Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2009 Salı

Aralık 2009 Atama Dönemi Öğretmenlik Başvuru Taban Puan ve Kontenjanları

Aralıkta yapılacak 10 bin öğretmen ataması için başvurular 4 Aralık Cuma günü başlıyor.
http://www.trt.net.tr/medya/resim/2009/03/19/b586a79b-4559-420d-bc52-31ecb65a5cb4-800x600.jpg

Milli Eğitim Bakanlığı'nın atayacağı 10 bin öğretmen kadrosu için başvurular 4-14 Aralık tarihleri arasında elektronik ortamdan alınacak.
Başvurular, bakanlığın "http://personel.meb.gov.tr" adresinde yayınlanacak olan "Öğretmenlik için Başvuru Atama Kılavuzu"ndaki kurallara göre yapılacak.
Atamalarda, 2008 veya 2009 KPSS puanları esas alınacak.
Öğretmenlerin atama işlemleri, 16 Aralık 2009 tarihinde bilgisayar ortamında gerçekleştirilecek.
Alanlara göre en fazla atama, bin 771 kadro ile sınıf öğretmenliği ve 888 kadro ile okul öncesine yapılacak.
Bu branşları; Rehberlik, İngilizce, Türk Dili ve Edebiyatı, Matematik, Fen ve Teknoloji öğretmenliği kadroları izliyor.
ARALIK 2009 ATAMA DÖNEMİNDE ATAMA YAPILACAK ALANLAR İLE BASVURUYA ESAS OLACAK TABAN PUAN ve KONTENJAN ÇİZELGESİ

TABAN PUAN ve KONTENJAN ÇİZELGESİ İÇİN TIKLAYINIZ
--
Yeni İç Giyim Adresiniz
http://www.sivas.mlm-future.com/shop.php?lang=tr&cms_nav_id=147
---------------------------------------------------------------------------------
Alemin Portalı
Tüm Alem Burada
http://aleminportali.com
------------------------------------------
İlan Grubu
http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Üniversite harçları yüzde 8 zamlandı

Üniversite harçları yüzde 8 zamlandı
İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...
Lütfen dost ve arkadaşlarınızıda grubumuza davet ediniz.

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr


Özellikle üniversitelerde 2. öğretimlere yapılacağı iddia edilen yüzde 500'lük zam haberleri havada kaldı. İşte harçlara zam miktarı:

Hükümet Sözcüsü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulunun üniversite öğrencilerinden alınan harç miktarlarını birinci ve ikinci öğretimde yüzde 8 oranında artırdığını bildirdi.

Çiçek, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, üniversite öğrencilerinden alınacak harçlar konusuna da değindi.

Bu konuyu özellikle önemsediklerini belirten Çiçek, eğitim-öğretim yılı başlandığında üniversitelerde öğrencilerden harç alındığını anımsattı.

''Bu harçların neye göre tahakkuk ettiği, usulünün ne olduğu'' konusunda bilgi vermek istediğini söyleyen Çiçek, ''Çünkü bir kısım maksatlı, art niyetli, ideolojik grupların bu mekanizmaları, karar süreçlerini dikkate almadan konuyu istismar ettiklerini maalesef görüyoruz'' dedi.

Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz, harçlarda birinci öğretim bakımından yüzde 8, ikinci öğretim bakımından da yüzde 8'lik bir artış yapıyoruz. Onun usulü de şöyle oluyor, devlet üniversiteleri kendi taleplerini YÖK Başkanlığına bildiriyor. Üniversiteler yüzde 300 ister, yüzde 500 ister, yüzde 100 ister. Onu biz bilemeyiz. Her üniversite kendi takdirine göre bunları yazar çizer, gönderir. Sanki Hükümet böyle bir karar almışcasına art niyetli gruplar 'Harçlar yüzde şu kadar arttı' tarzında maalesef gençliğimizin bu konudaki hassasiyetini istismar etmeye, bir kısım kanunsuz eylemlere tevessül etmeye çalışıyor.

Üniversitelerden gelen bu talepleri YÖK Başkanlığı Milli Eğitim Bakanlığına gönderir. Milli Eğitim Bakanlığı da Maliye Bakanlığı ile görüştükten, gerekli bilgileri aldıktan sonra nihai kararı hükümet verir. Dolayısıyla bu tartışmaların, bu provokasyonların sürdürüldüğü dönemde Hükümet olarak biz böyle bir karar almadık. Kararı bugün aldık. Dolayısıyla bundan evvel kim ne söylediyse, kim ne yalan ifade ettiyse bunların hepsi art niyet üzerinedir.

Bugün Hükümet olarak aldığımız karar geçmiş yıllardakine paralel olarak ve aynı usulde yüzde 8 nispetinde artırılmıştır.''

Çiçek, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun, geçmiş yıllarda olduğu gibi isteyen tüm öğrencilere harç kredisi vereceğini bildirdi. Çiçek, ''Bir örnek vermem gerekirse 2002'de 405 bin 791 kişiye harç kredisi verilmiş, 2009'a geldiğimizde 483 393 kişi harç kredisinden istifade etmiştir. Bu sene de ihtiyacı olan öğrencilerimiz varsa Kredi ve Yurtlar Kurumu bu kolaylığı sağlayacaktır'' diye konuştu.

Harçlarla ilgili ''yüzde 300-500 oranlarında zam yapılacağı'' iddialarının ''tümüyle yalan'' olduğunu kaydeden Çiçek, ''Hükümetimizin böyle bir temayülü, kararı olmamıştır'' dedi.

Cemil Çiçek, harç miktarlarına yüzde 8 oranında zam yapılması kararını bugün verdiklerini yineledi.

aa

2009 ÖSS sonuçları açıklandı

ÖSS sonuçları açıklandı
ÖSS yerleştirme sonuçları, bugün saat 09.30'da açıklandı.

ÖSS yerleştirme sonuçları, bugün saat 09.30'da açıklandı. Merkezi yerleştirme sonucunda devlet ve vakıf üniversiteleri ile KKTC ve yurt dışındaki üniversitelere, açıköğretimin kontenjansız programları hariç toplam 643 bin 528 öğrenci yerleştirilecek.

Devlet üniversitelerinin ön lisans ve lisans programlarına toplam 529 bin, vakıf üniversitelerinin ön lisans ve lisans programlarına da toplam 73 bin öğrenci alınacak.

Sonuçları öğrenmek için TIKLAYIN

ÖSS şampiyonunun tercihi Ege Tıp oldu

ÖSS Sayısal-1 puan türünde Türkiye birincisi olan Aydın Fen Lisesi mezunu Gülşen Yücel, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesine yerleşti.

İZMİR (A.A) - Yücel, ÖSS sonuçlarına göre 6 tercih yaptığını, ilk tercihi olan EgeÜniversitesi Tıp Fakültesine yerleştiğini söyledi.Yerleştirme sonucununbeklediği gibi olduğunu ifade eden Yücel, "Tercih yaparken burayı kazanacağımıbiliyordum. 6 tercih yapmıştım. İlki burasıydı. İstediğim yeri kazandığım içinmutluyum. Ailem İzmir'de yaşıyor. Onların yanında okuyacağım. Doktor olmakistiyordum. İnsanları tedavi ederek mutlu etmek istiyorum. Bu nedenle burayayerleştiğim için çok mutluyum." dedi.

528 bin yeni üniversiteli

ÖSS'yi kazanarak tercih yapan 958 bin 628 adaydan 528 bin 728’i üniversitelerin lisans ve önlisans programlarına yerleşti.

ANKARA (ANKA) - ÖSS'yi kazanarak tercih yapan 958 bin 628 adaydan 528 bin 728’i üniversitelerin lisans ve önlisans programlarına yerleşti. Üniversitelerin lisans programlarını 290 bin 97, önlisans programlarına ise 238 bin 631 aday kazandı. kayıt yaptırmaya hak kazandı.ÖSYM tarafından ÖSS ve YDS sonuçlarına yönelik yapılan açıklamada, adayların yerleştirme sonuçlarını internetten öğrenebilecekleri kaydedilerek 2009-ÖSYS sınav sonuç belgelerinin adaylara gönderilmeyeceği, adaylara ilişkin yerleştirme ve kimlik bilgilerini içeren fotoğraflı aday listelerinin elektronik ortamda üniversite rektörlüklerine iletileceği bildirildi. Açıklamaya göre, yükseköğretim programlarına kayıtlar 31 Ağustos-7 Eylül arasında yapılacak. Adaylar, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından sağlanan burs, kredi, katkı kredisi ve yurt başvurularını http://www.kyk.gov.tr internet adresinden yapabilecekler.Açıklamaya göre, ÖSS'yi kazanarak tercih yapma hakkı elde eden veya sınavsız geçiş hakkı bulunan toplam 1 milyon 390 bin 332 adaydan 958 bin 628'i ÖSYM'ye tercih formu gönderdi. Tercih gönderen adaylardan üniversitelerin lisans programlarına toplam 290 bin 97, ön lisans programlarına da 238 bin 631 olmak üzere toplam 528 bin 728 kişi yerleştirildi.Üniversitelerin lisans programlarında toplam 26 bin 639, ön lisans programlarında toplam 61 bin 932 olmak üzere toplam 88 bin 571 kontenjan boş kaldı. Devlet üniversitelerinin lisans programlarında 6 bin 730, ön lisans programlarında 40 bin 8, vakıf üniversitelerinin lisans programlarında 8 bin 180, ön lisans programlarında 20 bin 438, KKTC'deki üniversitelerin lisans programlarında 10 bin 810, ön lisans programlarında 1367, diğer ülkelerdeki üniversitelerin lisans programlarında da 919, ön lisans programlarında 119 kontenjan dolmadı.Açıköğretimde ise kontenjan sınırlaması olmayan lisans programlarına 138 bin 624, ön lisans programlarına 114 bin 875, kontenjan sınırlaması olan lisans programlarına 2 bin 850, ön lisans programlarına da bin 600 öğrenci kayıt yaptırmaya hak kazandı.

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...
Lütfen dost ve arkadaşlarınızıda grubumuza davet ediniz.

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

11 Ağustos 2009 Salı

YÖK'ten harç parası açıklaması

Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK), üniversite harçılarının artırılması konusunda bir taleplerinin olmadığını bildirdi.

ANKARA (İHA) - YÖK'den yapılan yazılı açıklamada, YÖK'ün her sene düzenli olarak üniversitelerin bir önceki yıl gerçekleşen harcamaları dikkate alınarak fakülteler itibarıyla öğrenim maliyetlerini hesapladığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'na gönderdiğine işaret edilen açıklamada, yüksek öğretimde öğrenci katkı paylarının ise öğrenim maliyetleri göz önüne alınarak Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili bakanlıklardan aldığı görüşlerle oluşturduğu öneri çerçevesinde Bakanlar Kurulu tarafından belirlendiği kaydedildi. Açıklamada, şu bilgilere yer verildi: ''3843 sayılı Kanunun 7. maddesinde 'İkinci öğretim isteğe bağlı ve paralıdır. Paralı öğretime kabul edilecek öğrencilerin ödeyecekleri öğrenim ücretleri, öğrenim dallarının niteliklerine, yüksek öğretim kurumlarının özelliklerine ve sürelerine göre öğrenci maliyetleri de dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulu'nun görüşü ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın önerisi üzerine Bakanlar Kurulu'nca tespit edilir. Ancak, alınacak ücretler normal örgün öğretim için belirlenen cari hizmet maliyetlerinin yarısından az olamaz' denmektedir. Ancak geçmiş yıllarda Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen ikinci öğretim katkı payları, önceki yıl cari harcama maliyetlerinin yarısından az olmuştur.''

Önceki yıllarda olduğu gibi 2008-2009 eğitim öğretim yılı öğrenim maliyetlerinin 2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nda yer alan harcama kalemleri dikkate alınarak hesaplandığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'na bildirildiğinin belirtildiği açıklamaya, şöyle devam edildi: ''Bakanlar Kurulu, 10 Ağustos 2009 tarihli toplantısında, önümüzdeki yıl alınacak katkı payı miktarlarının, maliyet hesaplarından bağımsız olarak 2008-2009 öğretim yılında alınmış olan katkı paylarının yüzde 8 oranında artırılarakhesaplanmasına karar vermiştir. Yükseköğretim Kurulu'nun bu süreçte üniversitelerimizin 2009 yılı bütçelerine dayalı olarak cari öğrenim maliyetlerinin hesaplanması dışında, önümüzdeki yıl öğrenci katkı paylarında artış yapılması yönünde bir talebi olmamıştır.''

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...
Lütfen dost ve arkadaşlarınızıda grubumuza davet ediniz.

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr



4 Ağustos 2009 Salı

Liselere kayıtlar için yarın son gün

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...
Lütfen dost ve arkadaşlarınızıda grubumuza davet ediniz.

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

Ortaöğretime Yerleştirme Puanlarına (OYP) göre, fen, Anadolu, sosyal bilimler ve diğer bazı meslek liselerine 1. yerleştirme sonucunda yerleşmeye hak kazanan adaylar için tanınan kayıt süresi yarın sona erecek.

Fen, Anadolu, sosyal bilimler ve diğer bazı meslek liselerine toplam 253 bin 708 aday yerleşmeye hak kazanmıştı. Kazanan adaylar, kayıtlarını yarın mesai saati sonuna kadar yaptırabilecek.

Kayıtların tamamlanmasından sonra bu okullardaki boş kontenjanlar 6 Ağustosta ilan edilecek ve 7-11 Ağustos arasında 2. yerleştirme için başvuru alınacak. 2. yerleştirme sonuçları 15 Ağustosta açıklanacak. 2. yerleştirme sonucunda bu okullara yerleşmeye hak kazanan adaylar 17-22 Ağustos arasında kayıt yaptırabilecek ve bu kayıtlardan sonra boş kalan kontenjanlar da 23 Ağustosta duyurulacak. Boş kontenjanlar için 24-26 Ağustosta “tercihte yükselme” başvurusu alınacak ve sonuçlar 1 Eylülde ilan edilecek. 1-7 Eylül arasında da tercihte yükselme sonucunda yerleşmeye hak kazanan adayların kayıtları yapılacak.

Ortaöğretim Kurumları Geçiş Sisteminde OYP'ye göre 1. yerleştirme sonucunda, sınavla öğrenci alan fen, Anadolu, sosyal bilimler ve bazı meslek liselerindeki kontenjanların tamamı dolmuş, özel liselerin ise 5 bin 233 kontenjanı boş kalmıştı.

Anadolu Ajansı

11 Temmuz 2009 Cumartesi

Açık Öğretim Lisesi öğrencilerine ek sınav kolaylığı

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

ilangrubu@googlegroups.com

Açık Öğretim Lisesi ve Mesleki Açık Öğretim Lisesi Öğrencilerine ek sınav hakkı verildi.


Konu hakkında açıklamayı Milli Eğitim Müdürvekili Mesut Kibaroğlu yaptı.

Açık Öğretim Lisesi ve Mesleki Açık Öğretim Lisesi Öğrencilerine 8-9 Ağustos 2009 tarihinde ek bir sınav hakkı verildiğini dile getiren Kibaroğlu, ek sınava başvurabilecek öğrencilerde aranan şartları ise şöyle sıraladı:

"3 yıllık sisteme kayıtlı olup dönemi; Açık Öğretim Lisesinde 4 ve üzerinde, Mesleki Açık Öğretim Lisesinde 5 ve üzerinde olan öğrencilerden müracaat eden, 4 yıllık sisteme tabi olup 2008-2009 eğitim-öğretim yılı II. dönemi itibariyle öğrencilik durumu aktif veya donuk olan, Açık Öğretim Lisesi ve Mesleki Açık Öğretim Lisesinin 4 yıllık Programlarına kayıtlı olup en az 7 dönem ve üzerinde eğitim gören, Açık Öğretim Lisesi 4 yıllık Programına kayıtlı olup, mezun olabilmesi için bir dönemde alabileceği en fazla 30 kredi veya daha az kredi eksiği olan, Meslekî Açık Öğretim Lisesi 4 yıllık programa kayıtlı olup, yüz yüze eğitimini ve stajını tamamlamış, mezun olabilmesi için 40 krediye kadar eksiği olan, Meslekî Açık Öğretim Lisesi 4 yıllık programa kayıtlı olup, yüz yüze eğitiminde başarısız meslek dersi bulunan öğrencilerin kültür derslerinden en fazla 19 kredi, meslek derslerinden ise en fazla 21 kredi olmak üzere toplamda 40 kredi eksiği olan, Lise ara sınıftan ayrılarak Açık Öğretim Lisesi ve Mesleki Açık Öğretim Lisesinde en az bir kez sınava girmiş olan, öğrenciler sınava katılabileceklerdir" dedi.

Sınavın 08-09 Ağustos 2009 tarihinde, tüm il merkezlerinde, sınavın müracaatları ve öğrencilerin ders seçimi işlemlerinin ise 13-17 Temmuz 2009 tarihleri arasında yapılacağını kaydeden Kibaroğlu, "Sınav kayıt ücreti olarak her öğrenciden 20 TL ücret alınacaktır. Öğrenciler ücretlerini Ziraat Bankası, Vakıflar Bankası veya Halk Bankasının herhangi bir şubesine T.C. Kimlik numaralarını bildirerek Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü hesabına yatıracak. Meslekî Açık Öğretim Lisesi programına kayıtlı olup başarısız meslek dersi bulunan öğrencilerin sınavları, yüz yüze eğitim verilen okullarca 17-30 Ağustos 2009 tarihleri arasında sadece başarısız oldukları meslek derslerinden yapılacaktır" diyerek açıklamasını tamamladı.

10 Temmuz 2009 Cuma

Üniversite adaylarına müjde

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr
ilangrubu@googlegroups.com

Yükseköğretim Kurulu (YÖK), öğrenci sayısındaki azalma, kontenjanlardaki artış ve bazı testlerdeki soruların güçlüğü dikkate alınarak bu yılki sınavda 165 taban puanını yüzde 20 ortalama net başarıya, 145 taban puanını da yüzde 10 ortalama net başarıya eşleştiren bir düzenleme yapılmasına karar verdi. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan başkanlığında yapılan Genel Kurul toplantısı sona erdi.


Toplantının ardından yapılan yazılı açıklamada, eğitim, tıp, sağlık, kadro, mevzuat ve vakıf üniversiteleri koordinasyon komisyonu raporlarının görüşüldüğü ayrıca 11 fakülteye de dekan ataması yapıldığı bildirildi. YÖK toplantıda ayrıca öğrenci sayısındaki azalma, kontenjanlardaki artış ve bazı testlerdeki soruların güçlüğü dikkate alınarak bu yılki sınavda 165 taban puanını yüzde 20 ortalama net başarıya, 145 taban puanını da yüzde 10 ortalama net başarıya eşleştiren bir düzenleme yapılmasına karar verdi. Dekan ataması yapılan fakülteler ise şöyle:

"Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Fahrettin Korkmaz, Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Prof. Dr. Ali Yıldırım, Balıkesir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Prof. Dr. Ali Duymaz, Bayburt Üniversitesi İİBF Prof. Dr. Mustafa Köseoğlu, Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Prof. Dr. Naci Bostancı, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Prof. Dr. Asker Kartarı, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Prof. Dr. Ali Demirci, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Prof. Dr. Cemil Öztürk, Mühendislik Fakültesi Prof. Dr. Abdülkerim Kar, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Mehmet Hakan Hakeri, Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Prof. Dr. Bünyamin Özgültekin."

8 Temmuz 2009 Çarşamba

İkinci öğretim harçlarına yüzde 500 zam

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

ilangrubu@googlegroups.com

YÖK, krizin faturasını ikinci öğretimde okuyan öğrencilere kesti. 2009-2010 yılında yüksekokul ve lisans programlarında yüzde 8, ikinci öğretimdeyse yüzde 500'e varan oranlarda zamlar yapıldı

ANKARA - Hükümet, emeklinin, memurun ve işçinin maaşına zam yapmakta korkak davranırken, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), krizin faturasını adeta öğrencilere keserek, öğrenim harçlarına faiş zam yapma kararı aldı. YÖK aldığı kararla üniversite öğrencileri arasında ‘harç’ olarak adlandırılan katkı payları, 2009-2010 akademik yılı için yüksekokul ve lisans programlarında yüzde 8, ikinci öğrenimdeyse bazı fakültelerde yüzde 500’e varan oranda arttı.

YÖK fakültelere göre 2009-2010 dönemine ilişkin katkı payı miktarlarını belirledi. İlerleyen günlerde Bakanlar Kurulu kararıyla kesinleşecek kararla, ikinci öğrenimde okuyan öğrencilerin velilerinin cebi adeta delinecek. 2009-2010 akademik yılı ikinci öğretim için veteriner fakülteleri 1976 TL’den 5 bin 276 TL’ye, engelliler entegre yüksekokulu 1782’den 8 bin 605 TL’ye, ev ekonomisi yüksekokulları 1781 TL’den 4 bin 430 TL’ye çıkarıldı. YÖK’ün önerdiği miktarlara göre, örgün öğretimde en fazla katkı payını tıp fakültesi öğrencileri, en düşük katkı payını Açıköğretim Fakültesi öğrencileri ödüyor. Katkı payı miktarları örgün öğretimde 71 TL ile 591 TL arasında değişiyor.

Katkı payları ikinci öğretim öğrencilerinden ortalama öğrenci mali

yetinin yaklaşık yarısı kadar alındığı için miktarlar örgün öğretim öğrencilerinden daha yüksek olarak belirleniyor. 2009-2010 akademik yılı ikinci öğretim öğrencilerinden alınması öngörülen öğrenim ücretleri tespit edilirken yükseköğretim kurumlarının 2009 mali yılı bütçeleri göz önüne alınarak bulunan cari hizmet maliyeti esas alınıyor. Buna göre, 2009-2010 akademik yılı ikinci öğretim için harçlardaki artışlar şöyle belirlendi:

Hangi bölüm ne kadar yükseldi?

Veteriner fakülteleri bin 976 TL’den 5 bin 276 TL’ye, teknik eğitim fakülteleri 1062 TL’den 1412 TL’ye, mühendislik, mimarlık, mühendislik-mimarlık, mühendislik ve teknoloji, mimarlık ve tasarım, inşaat, makine, maden, elektrik-elektronik, kimya metalürji, uçak ve uzay bilimleri, ziraat ve orman fakülteleri 1416 TL’den 2 bin 400 TL’ye; gemi inşaat ve deniz bilimleri ve deniz bilimleri 1782 TL’den 2 bin 549 TL’ye, fen, fen-edebiyat (fen programı) fakülteleri 1186 TL’den 2 bin 343 TL’ye, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri 1070 TL’den 2 bin 160 TL’ye, dil tarih ve coğrafya, ilahiyat, eğitim mesleki eğitim, sağlık eğitim, endüstriyel sanat eğitim, ticaret turizm, eğitim bilimleri ve edebiyat fakülteleri 951 TL’den 2 bin 426 TL’ye, fen-edebiyat fakültesi (edebiyat ve sosyal program), iletişim bilimleri ve iletişim fakülteleri 891 TL’den 1110 TL’ye çıkarıldı.

İkinci öğretim engelliler entegre yüksekokulunda ise harç bin 782’den 8 bin 605 TL’ye yükseldi. Diğer bazı bölümlerdeki artışlar da şöyle: Devlet konservatuvarı 3 bin 952 TL’den 6 bin 935 TL’ye, sivil havacılık yüksekokulu 3 bin 952 TL’den 5 bin 540’a, mesleki teknoloji tütün eksperliği ve ev ekonomisi yüksekokulları 1781 TL’den 4 bin 430 TL’ye, denizcilik ve deniz işletmeciliği ve yönetimi yüksekokulları 891 TL’den 1563 TL’ye.


http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

7 Temmuz 2009 Salı

Öğrenci harçları yine zamlandı

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

ilangrubu@googlegroups.com

YÖK, üniversite öğrencileri arasında ''harç'' olarak adlandırılan katkı paylarının, 2009-2010 akademik yılı için yüzde 8 artırılmasını kararlaştırdı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, YÖK fakültelere göre katkı payı miktarlarını belirledi. Öğrencilerden alınacak katkı payı miktarları, Bakanlar Kurulunun kararıyla kesinleşecek.

YÖK'ün önerdiği miktarlara göre, örgün öğretimde en fazla katkı payını tıp fakültesi öğrencileri, en düşük katkı payını Açıköğretim Fakültesi öğrencileri ödüyor. Katkı payı miktarları örgün öğretimde 71 TL ile 591 TL arasında değişiyor. Lisans programlarının 2009-2010 akademik yılı katkı payı miktarları şöyle:

''Tıp fakülteleri 591 TL, diş hekimliği ve eczacılık fakülteleri 494 TL, veteriner fakülteleri 386 TL, tıbbi biyolojik bilimler ve fizik tedavi ve rehabilitasyon programları ile teknik eğitim fakülteleri 281 TL, İTÜ İşletme Fakültesi 402 TL, mühendislik, mimarlık, mühendislik-mimarlık, inşaat, makine, maden, elektrik-elektronik, kimya metalürji, mühendislik ve teknik, uçak ve uzay bilimleri, ziraat ve orman fakülteleri, mimarlık ve tasarım fakülteleri 387 TL, gemi inşaat ve deniz bilimleri, deniz bilimleri, su ürünleri, denizcilik, tekstil teknik ve tasarım, sanat ve tasarım, güzel sanatlar fakülteleri 316 TL, fen, fen-edebiyat (fen programı), dil ve tarih-coğrafya, ilahiyat, eğitim, mesleki eğitim, sağlık eğitim, sağlık bilimleri, endüstriyel sanat eğitim, ticaret turizm eğitimi, eğitim bilimleri, edebiyat, fen- edebiyat (edebiyat ve sosyoloji programı) iletişim bilimleri ve iletişim fakülteleri 284 TL, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler 313 TL, Açıköğretim Fakültesi 71 TL.''

-YÜKSEKOKULLAR-

Yüksekokullar içinde de en fazla katkı payını devlet konservatuvarı ve sivil havacılık ve yabancı diller yüksekokulu öğrencileri ödeyecek. Katkı payları devlet konservatuvarlarında 545 TL'den 589 TL'ye, sivil havacılık ve yabancı diller yüksekokullarında 435 TL'den 470 TL'ye yükseltildi.

Mesleki teknoloji, tütün eksperliği, ev ekonomisi yüksekokulları öğrencileri 227 TL, bankacılık ve sigorta, uygulamalı bilimler, ilahiyat meslek, sağlık, endüstriyel sanatlar, takı teknolojisi ve tasarımı, beden eğitimi ve spor, spor bilimleri teknolojisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, hemşirelik, ulaştırma, engelliler entegre yüksekokulları, tapu kadastro, sağlık hizmetleri, turizm ve otelcilik işletme ve turizm işletme ve otelcilik yüksekokulları, sivil havacılık, sosyal bilimler, teknik bilimler, su ürünleri, denizcilik, deniz işletmeciliği ve yönetimi, adalet yüksekokulları ile ormancılık ve uzaktan eğitim meslek yüksekokulu öğrencileri 190 TL katkı payı ödeyecek.

Lisanstüstü öğrenim ücreti de 239 TL'den 258 TL'ye çıkarıldı.

-İKİNCİ ÖĞRETİMDE ARTIŞLAR YÜKSEK-

YÖK'ün önerdiği rakamlara göre, örgün öğretim gören öğrencilerin derslerini tamamlamasının ardından öğleden sonra veya akşam öğrenim gören ''ikinci öğretim'' öğrencilerinin katkı payı miktarlarındaki artış daha yüksek oldu. İkinci öğretimde artış oranları bazı programlarda yüzde 100 ve üstünde oldu. Engelliler entegre yüksekokulunda ikinci öğretim ücretleri yaklaşık yüzde 500 arttı.

Katkı payları ikinci öğretim öğrencilerinden ortalama öğrenci maliyetinin yaklaşık yarısı kadar alındığı için miktarlar örgün öğretim öğrencilerinden daha yüksek olarak belirleniyor.

2009-2010 akademik yılı ikinci öğretim öğrencilerinden alınması öngörülen öğrenim ücretleri tespit edilirken yükseköğretim kurumlarının 2009 mali yılı bütçeleri göz önünde bulundurularak bulunan cari hizmet maliyeti esas alınıyor.

Buna göre, 2009-2010 akademik yılı ikinci öğretim için veteriner fakülteleri bin 976 TL'den 5 bin 276 TL'ye, teknik eğitim fakülteleri bin 62 TL'den bin 412 TL'ye, mühendislik, mimarlık, mühendislik-mimarlık, mühendislik ve teknoloji, mimarlık ve tasarım, inşaat, makine, maden, elektrik-elektronik, kimya metalürji, uçak ve uzay bilimleri, ziraat ve orman fakülteleri bin 416 TL'den 2 bin 400 TL'ye; gemi inşaat ve deniz bilimleri ve deniz bilimleri bin 782 TL'den 2 bin 549 TL'ye, fen, fen-edebiyat (fen programı) fakülteleri bin 186 TL'den 2 bin 343 TL'ye, hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler, iktisadi ve idari bilimler fakülteleri bin 70 TL'den 2 bin 160 TL'ye, dil tarih ve coğrafya, ilahiyat, eğitim mesleki eğitim, sağlık eğitim, endüstriyel sanat eğitim, ticaret turizm, eğitim bilimleri ve edebiyat fakülteleri 951 TL'den 2 bin 426 TL'ye, fen-edebiyat fakültesi (edebiyat ve sosyal program), iletişim bilimleri ve iletişim fakülteleri 891 TL'den bin 110 TL'ye çıkarıldı.

Bu arada, tıbbi biyolojik bilimler ve fizik tedavi ve rehabilitasyon programları bin 976 TL'den bin 613 TL'ye düşürüldü.

İkinci öğretimde devlet konservatuvarı 3 bin 952 TL'den 6 bin 935 TL'ye, sivil havacılık yüksekokulu 3 bin 952 TL'den 5 bin 540'a, mesleki teknoloji tütün eksperliği ve ev ekonomisi yüksekokulları bin 781 TL'den 4 bin 430 TL'ye, bankacılık ve sigorta, uygulamalı bilimler, sağlık, endüstriyel sanatlar, takı teknolojisi ve tasarımı, beden eğitimi ve spor, spor bilimleri yüksekokulları ve ilahiyat meslek yüksekokulları bin 70 TL'den bin 227'ye, engelliler entegre yüksekokulu bin 782'den 8 bin 605 TL'ye, tapu kadastro, sağlık hizmetleri, turizm ve otelcilik, turizm işletmeciliği ve otelcilik, sivil havacılık, sosyal bilimler, teknik bilimler, uzaktan eğitim, su ürünleri meslek yüksekokulları ve adalet yüksekokulları 713 TL'den bin 940 TL'ye, denizcilik ve deniz işletmeciliği ve yönetimi yüksekokulları 891 TL'den bin 563 TL'ye çıkarıldı.

Üniversite kurulları, katkı payı miktarlarını, üniversitenin özelliğini, öğrenim dallarının niteliklerini ve sürelerini göz önünde tutarak fakülte, yüksekokul, enstitü ve bölümler itibarıyla yüzde 20 oranına kadar artırabiliyor.

Eğitim'de BİLİMSEL BİLMEZLİK

Av. M. Selami ÇEKMEGİL

Okullar bir ülkede cehaletten aydınlığa geçişin simgesidirler. Bu bütün dünyada olduğu gibi bizde de böyle olmalıydı. Ama sanki özel kurs almadan çocuklarımızın sınıf geçmesi zorlaştırılan bizim okullarımız, maalesef bu simgesel görüntüye ters düşüyorlar. Zorunlu eğitim ve öğrenim yaşı geçtikten sonra çocuklarımızı mesleksiz ve hünersiz, pratiği olmayan -çok kez de yanlış- bilgilerle sokağa işsiz terk eder görünümdeki bu okullarımız sanki ülkeyi aydınlıktan bilmezlik ufuklarına yönlendiriyor ve kişilerin fıtri (doğuştan var
olan) doğruyu eğriden ayırma yeteneğini bile köreltiyormuşçasına bir görünüm veriyor... Neredeyse insanı, Osmanlıyı yıkıma götüren Tanzimat eğitimine karşı ünlü İstiklal Şairimiz Mehmet Akif ERSOY'un söylediği gibi “…Bırakın oğlumu cahilliğine razıyım ben…” diyecek noktaya getiriyor.

Bu satırlar nereden mi aklıma geldi bilmiyorum ama, geçen gün bizim Orta öğrenimdeki Cüneyt’in “Lise, Demokrasi ve İnsan Hakları Ders Kitabı”na(*) göz atınca -bir hukukçu olarak beynimi kamaştıran- vahim bir yanlışlık dikkatimi çekti.

Bakınız bu kitabın 28. sayfasında çocuklarımıza “bilim”(!) ve “bilimsel”(!) diye neler öğretiliyor!.. Gelin bu satırlara egemen bilgisizliğe aşağıda birlikte eğilelim.

İşte o satırlar; doğrudan kitaptan, 28. sayfasından aynen. Kendi indi görüşlerini bilimsellik maskesi altında çocuklarımıza anlatan "Talim Terbiye"den icazetli yazar diyor ki çocuklarımızın bilgi öğreneceği bu kitapta:

“… Türkler Müslüman olduktan sonra, daha çok teokratik yönetim biçimini benimsediler. Peygamber ve dört halife döneminde yönetim teokratikti. İslam Hukuku, sadece inanç ve ibadetle ilgili olmayıp insanlar arasındaki ilişkilerle bunun gerektirdiği ekonomik ve siyasal ilişkileri düzenleyen kuralların tümüne yön veren bir bütündü. (**)

Şer’i ve örfi hukuk kurallarının uygulandığı (***) Osmanlı Devleti, monarşik ve teokratik bir devletti. Zaman içerisinde şer’i hukukun alanı genişletildi. Yavuz Sultan Selim’in 1517 yılında halifeliği devralmasından sonra Osmanlı padişahları, ülkeyi Hz. Muhammed'in vekili ve Dünya Müslümanlarının başı olarak yönettiler….”(****)

Şu satırların neresini irdeleyip neresindeki bilmezlikleri sergilemeli kestiremiyorum. Ama Peygamberimizin yönetimine “Teokrasi” yakıştırması yapan bilmez saygısızlığa işaret etmeden geçmek de çok zor. Kitap bu söylemiyle Hz. Peygamber efendimizin yönetimine “teokrasi” derken o yönetim tarzını beğenmiş olduğunu mu söylüyor, yoksa Hz. Peygamber efendimize de bilinçsizce “Teokrat” diyerek beğenmediğini mi ifade etmiş oluyor; bu belli değil. Ama bu yakışıksız yanlışı bilimsellik dışı olarak sergilemek ve de çoklukla müminlerin sırtından beslenen ve semiren bilmezliği teşhir etmek bir hukukçu ve bir mümin olarak boynumuzun borcu oluyor… Bunu yaparken “Talim ve Terbiye”den akredite yazar gibi profesyonelce dayanaksız şeyler yazmayacağız, tam aksine o zihniyete vücut verip üstümüze salan Batılı otoritelerden bilimsel icazet alan bir çalışmanın bilimsel ve tahlili verilerini aktaracağız. Sloganik cümlelerle gencecik beyinlere yanlış bilgi aktarımı yerine hayat yolunda yürümek isteyen yetişkinlere ışık tutmak için tahlilci bir uslubu sergileyeceğiz. Hz. Peygamber efendimizi ve arkadaşlarını “teokrat” gibi gösteren “aydınlara” (!) egemen sistematik ve yaygın bilgi noksanlığını sergilemektir asıl amacımız, bilmezliği bilgiye çevirmektir.

Bakınız bu konuda, "Teokrasi İslamla Yok Edilmiştir"diyen ve Kolonya Üniversitesi Devletler Hukuku Profesörlerinden Dr. Gerhard KEGEL’in “Müslüman toplumlara dair bilgimize ve belki de bütün toplumlar arasındaki sulhe dikkate şayan bir katkı “ diye tanıtıp onayladığı Hukuk doktora çalışmasında bir yazar; Dr. Said Ramazan, ne diyor ve meseleyi nasıl yetenekle izah ediyor:
"Yunanca “tanrı” manasında “theos” kelimesinden müştak (üreme) bir kelime olan teokrasi, doğrudan doğruya veya bir ruhban sınıfı aracılığıyla tanrı tarafından yönlendirilen hükumet veya devletlere ilişkin (2) müphem bir kavramdır. Geçmiş yüzyıllar, bu idare sistemini esrarlı bir hava ile karanlık bir dehşet ve kötülük zeminine oturtmuş bulunuyor. “İslami Devlet” kavramı da ister istemez sırf bu adlandırma sebebiyle, görünürde benzer bir unvan olan teokrasiye ilişkin ifadelerden mutazarrır olmak durumunda kalmıştır. Gayrı Müslim yazarların bu meseleyi anlamadaki başarısızlıklarından daha az olmayan bir güçlük, Batı tarihinin birçok Müslüman yazar üzerindeki etkisinden doğuyor… Oysa ki Müslümanlığın, ister bir şahıs isterse bir müessese olsun, hiçbir cismani varlığa Allah’ın temsilciliğini iddia etmek hususunda salahiyet vermemiş olması sebebiyle, devlet ve kilise arasındaki uzun Batılı mücadele, İslam düşüncesine yabancı bir mahiyet taşımaktadır. Allah Allah’tır, insansa insan. Hz. Peygamber bir vahiy taşıyıcısı idi ve vahiy de Hz. Peygamber’in vefatıyla sona erdi. Hz. Muhammed’in geride bıraktığı ilahi kurallar, Allah’ın kuralları olmakla beraber Allah’ın (zatı) değildirler. Onlar bütün anlatım maksatları için müşterek olan dil kaideleri içinde beşer örneği Hz. Peygamber vasıtasıyla Arapça olarak vahiy ve naklolundular.Hz. Peygamber ise her ne kadar mükemmel de olsa nihayet bir insandı (1) ve (her insan gibi) ebediyete irtihal etti.Geriye kalan, müminlerin tatbikatta sıkı sıkıya yapışacakları emirlerden başka bir şey olmayan ilahi kurallardır. Müslüman’ın inancı hiçbir kimsenin, hiçbir zümre veya teşkilatın Allah ile hususi bir münasebet tesisi için imtiyaz sahibi veya onun adına konuşmak hususunda özel bir hak sahibi olmadığıdır. Allah insanlara, yalnız peygamberler vasıtasıyla hitap etmiş olup, bunlar dışında diğer bütün insanlar eşit mevkidedirler. Müslümanlar ilahi hükümlerin tefsir ve tatbikinde de diğer herhangi bir hukuk kanunnamesinde olduğu gibi farklı düşünebilmektedirler. Bu hükmün ötesinde başka hiçbir otorite olmadığı gibi, hükmün otoritesi de metninin ifade ettiği ve insan düşüncesinin kavrayabileceği kadardır. Batının teokrasi anlayışının tam tersine İslam, iman sahasında Allah ile insan arasındaki tüm benzetmelere karşı bir isyandır. Bütün insanlar beşerdir ve hiçbir insan da hatasız ve noksansız değildir. Bu (durum) Louis Gardet’in İslamı karakterize etmek için söylemiş olduğu “une theocratie laique et egalitarie” (2) şeklindeki garip ifadeyi izah edebilmektedir. Bu garabet, ne laik ne de teokratik olan bir ideolojiyi anlamak hususundaki aczi açığa çıkarıyor. İslam’ın tarifini Batılılar için güçleştiren hadise, bu paradokstur. Mamafih Prof. Gibb: “İslam, ilk aktivitesini ve en mütekamil ifadesini teolojiden çok hukuk alanında bulmuştur. Bu İslam toplumunun pratik eğiliminin ve düşüncesinin bir özelliğidir.” (3). derken böylesi bir tarife çok yaklaşmıştı . Prof. Gibb’in vermiş olduğu bu husustaki izahata ve Müslüman toplumunun sonradan hayli zarar gördüğü sapmalara rağmen, işaret olunan bu “ilk aktivite”nin, İslam’ın peygamberi, yani sahih takdimini ifade ettiğine dikkat edilmelidir. İnsan için pratik bir test ve fiili iman kıstası olarak bir fantezi olan teolojik düşünceden ziyade, kendi inancına uygun bir hayat sürmesini temin edecek olan hukukun öngörülmüş olmasının bir deha noksanlığı değil de - Müslüman’ın inandığı gibi – incelikli bir plan olabileceğini de burada belirtelim. İslam’ın karakteristik hususiyetini bir takım esrarlı çıkışlar değil, bir hareket kodu olması belirler…
Müslüman telakkide din, Allah’la kul arasında tamamen hususi bir hadise değildir. Bir hususilik vardır ve aslında bütün dini aktivitenin esasını bu hususiyet teşkil eder. Fakat bu hususiyet içinde bile fert, herkes üzerinde zorlayıcı olan hukuk sistemini de içerir. Bu hususiyetin bir kimsede veya bir zümrede herhangi bir dokunulmazlık tesis etmesi asla kabul edilemez. Hz. Muhammed’in Müslümanlar üzerindeki otoritesinde bile kendisine indirilen vahiyle,bir insan olarak şahsı arasında açık bir çizgi vardır. Tabiilerinin Hz. Muhammed’in peygamberliğine olan tam imanları kendisinin bir beşer olduğu idrakiyle el ele yürümüştür. Meşhur Bedir muharebesinde(4) kendilerine soruldu: “mevzilendiğimiz bu yer Allah’ın (vahiyle) seçmiş olduğu bir yer midir yoksa bu sizin planınız mı?” Hz. Peygamber, “Bu sadece benim bir planımdır.” Diye cevap verdiler. Bunun üzerine El-Hubab İbn-il Münzir: “Bu bana uygun bir mevzilenme gibi görünmüyor” dedi ve izah ettiği sebepler tahtında bir başka mahal önerdi.Bu izaha kani olan Hz. Peygamber, Müslüman ordusunun mevzi değiştirmesini emrettiler.
Bir davayı hükme bağlarken Hz. Peygamberin söylemiş olduğu şu meşhur sözleri çok daha sarih: “ Olabilir ki bazılarınız davada hakkını ispat edememiştir. Ben sadece bir insanım. Eğer hükmüm yanlış olarak layık olmayana teveccüh ediyorsa, bu onu yalnız Cehenneme götürecektir.”
İlk halifeler hukuk üstü değil de hukuka tabi idareciler olarak pozisyonlarını tasrih hususunda daima dikkatli idiler. Halife, bir kimsenin yerine geçen (halef) manasını ifade eden Arapça bir kelimedir. Halifeler, ümmetine bırakmış olduğu emirleri icra etmek üzere Hz. Peygamberin yerini almış olduklarının şuuru içinde ona halef olarak nasb edilmişlerdi. Artık vahiy sona ermiş olduğuna göre halife, bütün cemiyet tarafından idari ehliyeti göz önüne alınarak seçilen bir insandan öte bir şey değildi. Hz. Ebubekir, ilk halife olarak seçildiği “saqife”deki (Medine’de bir yer) ümümi toplantıda: “aranızda en layık olanınız olmadığım halde idareciliğinize getirilmiş bulunuyorum. Doğru olduğum zaman bana yardım ediniz. Fakat yanıldığımda beni düzeltmelisiniz.” (1) diyerek görevi deruhte etmişti.
Bununla beraber Kur’andan yanlış bir iktibas, vahim yanlış telakkiler doğurmuş bulunuyor. Halife kelimesi Kur’anda “halef” veya “vekil” manasında iki yerde kullanılmıştır. (2) Bu kelime çoğul halinde diğer altı ayette ve fiil hali “istahlefe” ve “halefe” ise diğer sekiz ayette geçiyor. Ama bunlardan hiçbiri halifeyi Allah’ın vekili olarak tavsif edenlere bir delil-hüküm teşkil etmemektedir. Bu ayetl.erden birincisi, daha ziyade, bir başka şeye delil teşkil ediyor. Ayet şöyledir: “Ve Rabb’in meleklere: muhakkak ben yeryüzünde bir halife yaratacağım dediği zaman, melekler: ‘biz seni hamd ile tesbih ve takdis edip dururken orada bozgunculuk yapacak, kanlar dökecek birini mi var edeceksin?’ dediler. Allah, “sizin bilmeyeceğinizi herhalde ben bilirim’ demişti. Ve ademe bütün isimleri öğretmişti…” (3).
Görülüyor ki: melekler bile Allah’ın ademe atfettiği halife kelemesinden herhangi bir uluhiyet manası anlamamışlardı. Hatta, “halife” kelimesi uluhiyet manasında herhangi bir şey ifade etmiş olsa, bu mananın Hz. Adem’in babası bulunduğu ve modelini teşkil ettiği bütün insanlara şamil olması gerekir. Halife kelimesinin kökü olan “HALEFE” , “bir kimsenin yokluğunda yerini almak” manasını taşıdığından, lafız olarak olarak daima mevcut olan Allah ile irtibat halinde kullanılamaz. (Bu ayette Arapça’nın bir hususiyeti icabı sadece cümlenin gelişi içinde manalandırılması gereken remzi bir ifade olabilir. Bu sebepledir ki, biz bu ayetlere “idareci” (4) kelimesini halife kelimesinin en iyi tercümesi olarak düşünüyor ve böylece bu ayetten Allah’ın yaratığı olan Adem’e (ve onun şahsında bütün insanlığa) tevdi ettiği kuvveti anlıyoruz ki, insan bu kuvvetle diğer mahlukatı hükmü altına almıştır. Hatta, bu manada Arapça halife kelimesi, bilhassa bu ayetlerde, “Peygamberin yerini alan kimse”den başka bir şeyi ifade etmeyen ‘peygamber halifesi’ ile karıştırılmamalıdır. Halifenin, “Allah’ın vekili” olarak yanlış tavsifi üzerinde durduktan sonra Prof. Gibb; şuna işaret etmek mecburiyetinde kalıyor: “…Fakat, teorilerinin mihrakında, her ne kadar izahlarında nadiren temas etmişlerse de, Müslüman fakihlerin pek iyi bildikleri bir tenakuz yatıyordu. Çünkü Müslümanların asıl bağlılıkları imama (halife veya idareciye) değil de, doğrudan İslam kurallarınadır…” (1)
“Mohammedanısm” isimli eserinde Prof. Gibb; bunu birçok vesilelerle farklı şekilde tekrar etmek mecburiyetinde kalıyor: “doğru” diyor, “bir zamanlar hilafet vardı fakat hilafet bir papalık sistemi değildi. Ve Emeviler zamanından beri de ilahiyatçılar ve hukukşinaslar ona herhangi ruhi bir kuvvet atfetmeyi katiyetle reddetmişlerdi.”(3). Ve yine, “bozulmamış şekliyle İslam’da halifenin tefsir edici bir fonksiyonu olmadığı gibi, dini bir kaide koyma kudreti de yoktu.” Diyor. Prof. Anderson, açık açık: “sultan veya halifenin görevinin Müslüman toplumunu harpte yönetmek ve sulhte o toplumun bir icra organı olarak hareket etmek olduğu doğrudur ama o, kutsal hukukun dununda olup üstünde değildir. Ve Allah’ın emrettiklerine de karışamaz” (5) diye belirtiyor.
Teokrasinin Avrupa orta çağındaki tahammül edilmez boyunduruğunun tam tersine, İspanyadaki İslam Hukuku ile yönetilen devletin hür düşüncenin belli bir merkezi haline gelmesi İslam döneminde idi. Alfred Guillaume: “Batılı bilginler Felsefe, Matematik, Astronomi, ve Tıp öğrenmek için İspanya’ya giderlerdi. En eski Avrupa Üniversiteleri İspanya’nın İslam Üniversitelerinden edindikleri bilgilerle geri dönen bu bilginlere çok şey borçludurlar.” (6)
Kısaca, İslami telakkinin asla “teokrasi”ye yol açmayacağı söylenebilir. Bunun basit sebebi, İslamın din telakkisinin temelinde papazvari her hangi bir hiyerarşinin mevcut olmayışıdır."(*****)
-----------
(*) “Lise Demokrasi ve İnsan Hakları Ders Kitabı, İlknur GÖNER, İst. 2008, (Kitapta, “Talim Terbiye Kurulu’nun 06.12.2007 tarih ve 187 sayılı Kurul kararı ile 2008-2009 öğretim yılından itibaren beş yıl süreyle ders kitabı olarak kabul edilmiştir.” notu yer almıştır.
(**) Sanki diğer bütüncül felsefi dünya görüşleri, örneğin komunizm, Judaism, etc.böyle değil.
(***) Yer yer Türk Medeni Kanunu,İsviçre ve İngiliz Hukuk siteminde de 'örf ve adet' hukuka temel teşkil etmekte ve kazai hükümlere yön veren hukuk kaynağı olarak tatbik alanı bulmaktadır. Bunun neresi yanlış veya teokrasi anlamak zor.
(****) Yaşamayan insana nasıl vekalet edilir o ayrı bir konu; sanki başka kavimden (ırktan) Müslümanlara (insanlara) baş olmak kötü bir şey mi anlaşılmıyor. İngiltere tüm Commonwealth ülkeleriyle ne kötülük görmüş bundan izahı mümkün değil.
(2) The Concise Oxford Dictionary, s.1321.
(1) K. XVIII: 110
(2) Louis Cardet, La Cite Musulmane: Vile Sociale et Politique, Paris, 1954, s.31.
(3)H. A. R. Gibb, Mohammedanism, s.72.
(1) İbn-i Hişam, İkinci baskı, Naşiri Mustafa Halebi, Kahire, 1956, C.1, s.620
(4) The Holy Qur’an, Commentary by Muhammed Ali, s.17.
(1) El_Khudari, Tarih el-Umam el-İslamiye, Arapça, C.1, s.170.
(2) K.II, 30 ve XXXVIII, 25-26.
(3) K. II, 30-31
(1) Gibb, Constitutional Organization, Treatisi in Law in The Middle East, s. 5.
(3) Mohammedanism, s. 20. (kitabının birinci sahifesinde yazar, Müslümanların, Hristiyan veya Hristiyanlığın Hz. İsa’ya ibadet ve iman etmesi gibi Hz. Muhammede ibadet manası taşıması sebebiyle Muhammedan veya Muhammedanism tabirlerinden hoşlanmadıklarını belirtiyor.)
(4) a.g.e., s. 96.
(5) J. N. D. Anderson, Reflections on Law, Natural, Divine and Positive, Westminister Carlton Hall’de tertiplenen Victoria İnstitude’un 94. toplantısında konferans, 1 aralık 1956, s.14.
(6) A. Gullame, İslam, Pelikan kitapları, 1954, s. 85.

(*****) bkz. kriter, mayıs 76, C.1, sayı 1.
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1029&Itemid=52

29 Haziran 2009 Pazartesi

Polis Meslek Yüksekokulu 2009-2010 Başvuru Şartları İlanı

POLİS AKADEMİSİ BAŞKANLIĞI

POLİS MESLEK YÜKSEKOKULLARI 2009-2010 AKADEMİK YILI GİRİŞ ŞARTLARI

Polis Meslek Yüksekokulları; Emniyet Teşkilatının ihtiyacı olan polis memurlarım yetiştirmek üzere ön lisans düzeyinde, mesleki eğitim-öğrelim ve uygulama yapan Polis Akademisi Başkanlığına bağlı parasız yatılı yüksek öğretim kurumlandır.2009-2010 eğitim-fiğretim yılı için 6100 erkek ve 305 bayan oimak üzere toplanı (6405) polis adayı alınacaktır.
Söz konusu PMYO Öğrenci adaylığı için adaylarda aranan şartlar ve müracaat esnasında istenilen belgeler ile başvuru tarihleri aşağıda belirtilmiştir.

1-POLİS MESLEK YÜKSEKOKULU ÖĞRENCİ ADAYLIĞINA BAŞVURMAK İSTEYEN ADAYLARDA ARANAN ŞARTLAR

a) T.C. vatandaşı olmak,

b) Genel lise, erkek teknik öğretim, kız teknik Öğretim, ticaret ve turizm öğretimine bağlı lise mezunu olmak, (Müracaatı kabul edilecek ve kabul edilmeyecek lise türlerine http://pmyo.egm.gov.tr adresinden bakabilirsiniz)

c) Herhangi bir eğitim-öğretinı kurumundan disiplinsizlik nedeniyle çıkarılmamış olmak,

ç) Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından 2009 yılı içinde yapılacak olan üniversiteye giriş sınavında 1. Bölüm puan türlerinin herhangi birinden (ÖSS-SÖZ-1, ÖSS-SAY-1, ÖSS- EA-1 veya ÖSS-DİL) 205 ham ve yukarı puan almış olmak,

d)Emniyet Teşkilatı Şehit veya Vazife Malulü olanların eş ve çocukları için, 2009 yılı içinde yapılacak olan üniversiteye giriş sınavında 1. Bölüm puan türlerinin herhangi birinden (ÖSS-SÖZ-1, ÖSS-SAY-I, ÖSS-EA-1 veya ÖSS-DİL) 145 ham ve yukan puan almış olmak.

e) Sınavın yapıldığı yılın 1 Ekim (dahil) tarihi itibariyle askerliğini yapmayan erkekler ile bayan adaylar için 18 yaşını tamamlamış ve 24 yaşından gün almamış olmak, askerlik hizmetini yapmış erkek adaylar için ise 26 yaşından gün almamış olmak, (18 yaşını tamamladıktan sonra yaptırılan yaş düzeltmeleri dikkate alınmaz ve geçerli sayılmaz.) Buna göre, baVan ve askerlik hizmetini yapmamış erkeklerde 01 Ekim 1986-01 Ekim 1991 tarihleri arası, askerlik hizmetini yapmış erkeklerde 01 Ekim 1984 ve takip eden tarihlerde doğmuş olmak,

f) Erkekler için 167 cm., bayanlar için 165 cm'den kısa boylu olmamak ve beden kitle indeksi 15 (dahil) ile 30 (dahil) arasında olmak,

g) Sağlık durumu yönünden Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartlan Yönetmeliğinde belirlenen koşulları taşımak, (Detaylı bilgi web sitemizdedir.)

ğ) Başvuru öncesi ve başvuru sırasında; genelev, birleşmcevi, randevuevi, tek başına fuhuş yapılan konut ve benzeri yerlerde aracılık ve bekleyicilik türünden bir işi bulunmamak, genel ahlaka aykırı oyun, temsil, film, video bant, teyp kaseti, VCD, şarkı sözü ve teknolojinin gelişimi ile ortaya çıkan zararlı yayın, yayım ve benzeri işlerde çalışmaktan veya kumar, uyuşturucu veya uyarıcı madde nedeni ile hakkında herhangi bir adli veya idari kovuşturma devam ediyor olmamak, bunlardan dolayı İdari yaptırım uygulanmamak veya bu işler nedeniyle hüküm giymemiş olmak, bu sayılan fillerden herhangi birinin uzlaşma yoluyla sonuçlandırılmamış veya bu fillerden herhangi birisiyle ilgili olarak mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kaTar verilmemiş olmak ya da başka bir tedbire çevrilmemiş olmak,

h)Türk Ceza Kanunun 53. maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; üst sının bir yıl veya daha fazla hapis cezası ön görülen kasten işlenmiş suçlar ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48/A-5 maddesinde ismen sayılan suçlardan dolayı,

1- Affa uğramış veya yasaklanmış haklar geri verilmiş olsa dahi mahkûmiyeti bulunmamak,

2-Hükmün açıklamasının geri bırakılmasına kaTar verilmemiş olmak. 3-Devam etmekle olan bir kovuşturma bulunmamak veya kovuşturması uzlaşma ile neticelenmemiş olmak,

ı) (ğ) ve (h) bentleri adayın eşi hakkında da uygulanır.

i) Eğitim-öğretim yılının başlangıç tarihi itibariyle bir siyasi partiye veya siyasi parti kollarına üye bulunmamak.

j) Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı nedeniyle tedavi görmüş veya görüyor olmamak,

k) Kamu haklarını kullanmaktan yoksun bırakılmamış olmak,

1) Askerlikle ilişiği bulunmamak,

m) Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartlan Yönetmeliği hükümleri hariç, herhangi bir nedenle Polis Meslek Yüksekokullarından çıkmış veya çıkarılmamış olmak,

n) Güvenlik Soruşturması ve arşiv araştırması olumlu olmak, şartları aranır.

NOT: Geçmiş yıllarda mülakat sınavına girmiş ve kaybetmiş adaylar, diğer şartları taşıması halinde yeniden başvuruda bulunabilirler.

2-MÜRACAAT SIRASINDA İSTENEN BELGELER

I-Nüfûs cüzdanı aslı ile fotokopisi veya tasdikli ömeğİ,

2- Lise Diploması veya mezuniyet çıkış belgesinin aslı ile fotokopisi veya tasdikli örneği,

3-16/7/1982 tarihli ve 8/5105 sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık Kıyafetine Dair Yönetmeliğin 5 inci ve ! 0 uncu maddelerinde belirtilen hususlara uygun son bir yıl içerisinde çekilmiş 4 Adet vesikalık fotoğraf,

4- İkametgâh Belgesi

5- Son üç ay içinde alınmış vukuatlı nüfus kayıt örneği,

6- Son üç ay içinde alınmış kendisinin ve evli ise eşinin adli sicil belgeleri, isim veya soyadı düzeltmesi yapılanlar için önceki ve sonraki ad/soyadma göre düzenlenmiş adli sicil belgesi (Adli sicil kaydı bulunanlar ilgili mahkeme kararını ibraz edeceklerdir.),

7- 2009 yılı ÖSS sonuç belgesi aslı ile birlikte fotokopisi, aslı eline ulaşmayanların internet çıktısı,

8- Emniyet Teşkilatı Şehit veya Vazife Malulü olanların eş ve çocuklarından Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı tarafından son bir yıl içinde verilen Şehitlik veya Vazife Malullük belgesi,

9- Başvuru ücretinin yatırıldığına dair banka dekontu,

10- Askerlik hizmetini yapmış olan adaylardan, başvuru esnasında "Askerlik Terhis Belgesi" nin astı ile fotokopisi, Askerlik hizmetini yapmamış 2 yıllık veya 4 yıllık fakülte mezunu adayların 1111 Sayılı Askerlik Kanunu gereğince askerlik teci! işlemleri yapılamayacağından, bu durumdaki adayların müracaatları ancak 2011 yılı Temmuz ayı sonuna kadar tecil belgesi getirmeleri halinde kabul edilecektir.
Belgelerin aslı başvuru sırasında görevliye ibraz edilir. Adaylardan alman belge fotokopileri, görevli tarafından asıîlarıyla karşılaştınlarak kontrol edildikten sonra "Aslı Görüldü" ibaresi ile onaylanarak belgelerin aslı adaya geri verilir. . ,

3- POLİS MESLEK YÜKSEKOKULU SINAVINA BAŞVURU VE EVRAK TESLİMİ:

İNTERNET ÜZERİNDEN ÖN BAŞVURU TARİHLERİ ; ÖSS sonuçları açıklandıktan iki gün sonra- 30 Temmuz 2009 tarihine kadar

BAŞVURU ÜCRETİ : 25 TL

BAŞVURU ÜCRETİ İÇİN BANKA HESAP NUMARASI : Polis Akademisi Başkanlığı Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü Halk Bankası
Gölbaşı''ANKARA Şubesi 385-80000015 nolu hesabına yatırılacaktır. (Havale ücreti
alınmayacaktır.)

PMYO SINAVINA ŞAHSEN BAŞVURU VE EVRAK TESLİM TARİHLERİ : 20-30 Temmuz 2009 (26 Temmuz 2009 Pazar günü hariç) MÜLAKAT SINAVI TARİHLERİ ¦ 03-15 Ağustos 2009 Tarihleri arasında (09 Ağustos 2009 Pazar günü hariç)

YAZİLİ SINAV TARİHİ ¦ 13 Eylül 2009 tarihinde ÖSYM tarafından yapılacaktır.

İRTİBAT ADRESİ : Polis Akademisi Başkanlığı Polis Meslek Yüksek Okulları Şube Müdürlüğü 06580
Anıttepe/ANKARA

WEB ADRESLERİ . : www.egm.gov.tr ve www.pa.edu.tr (Tüm detaylı bilgilere bu adreslerden ulaşılabilir.)
TEL :(0312)412 49904991pbx

26 Haziran 2009 Cuma

Öğrenim kredisi faiz indirimi tamam!

Öğrenim kredisi faiz borçlarının indirilmesini de öngören kanun tasarısının tamamı Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi.

TBMM Genel Kurulunda, ''torba kanun olarak'' adlandırılan bütçe kanunlarında yer alan bazı hükümlerin ilgili kanunlara taşınmasını öngören yasa tasarısı kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre, kaymakam adaylığı yazılı sınavı, İçişleri Bakanlığınca kamu kurum ve kuruluşlarına düzenlenecek protokole göre yaptırılacak.

Kaymakam adaylığına atama yapılacak boş kadro sayısı ve sınava ilişkin konuların yer alacağı duyuru, başvuru süresinin bitiminden en az 15 gün önce Türkiye genelinde günlük yayınlanan, tirajı en yüksek beş gazetenin birinde ilan olunacak.

Bu duyuru, İçişleri Bakanlığının internet sitesinde de yayınlanacak. Yazılı sınavda 100 tam puan üzerinden 70 puanın altına düşülmemek şartıyla en yüksek puandan başlanarak alınacakların 4 katı kadar aday mülakata çağrılacak. Puanların tutanağa geçirileceği mülakatta, herhangi bir kayıt sistemi kullanılmayacak.

Kaymakam adayları, il özel idarelerinde staj yapacak. Boş ilçelerin sayısının artmasından dolayı hizmetin aksamaması amacıyla da kaymakamlık kursu, gerekli görüldüğü takdirde öne alınacak. 26 Ekim 2008 tarihinde yapılan yazılı sınavı kazandığı ilan edilen kaymakam adayların tümü, mülakata çağrılacak.

YÜKSEK ÖĞRENİM KREDİ BORÇLARI

Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanuna eklenen maddeyle, ödenmeyen yüksek öğrenim kredi borçları yeniden yapılandırılacak.

Buna göre, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce takibe alınmış yüksek öğrenim kredi borcu olanlar,

3 ay içinde başvuruda bulunacak. Borcun tamamının, başvuru
süresi içinde defatenödemesi durumunda, gecikme zammının yüzde 75'i,
-12 ay içinde aylık taksitler halinde ödenmesi halinde hesaplanan gecikme zammının yüzde 50'si,
-24 ay içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesi durumunda hesaplanan gecikme zammının yüzde 25'i,
-36 ay içinde aylık eşit taksitler halinde ödenmesi durumunda ise hesaplanan gecikme zammının yüzde 10'u terkin edilecek.

Taksitli ödemeler, başvuru tarihini takip eden aydan itibaren başlayacak. Aylık taksitlerin aksatılmadan ödenmesi halinde kanunun yürürlük tarihten itibaren gecikme zammı uygulanmayacak.

Aylık taksitlerin süresinde ödenmemesi halinde bu madde hükümleri uygulanmayacak. Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenen tutarlar, iade edilmeyecek. Bu kapsamdaki alacaklara karşılık yapılmış hacizler, ödemeler nispetinde kaldırılacak.

EMNİYET PİLOTLARINA TERFİ İMKANI

Maliye Bakanlığına bağlı Kefalet Sandığı, 3 kişiden meydana gelecek. Bunlara ödenecek ücret, KİT yönetim kurulu başkan ve üyelerinin ücretleri çerçevesinde belirlenecek.

Kefalete tabi personelin sandıktan ilişiklerinin kesilmesine ve aidatların geri verilmesine ilişkin yeni düzenleme yapıldı. Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğünün ve bağlı ortaklıklarında çalışanların Kefalet Sandığındaki statüleri devam ettiği sürece, sandıktan ilişikleri kesilmeyecek.

Emniyet teşkilatındaki pilotlar, meslek derecelerine göre, ''Uçuş Kıymetlendirme Kurulu Üyesi'', ''Havacılık Müdürü'', ''Pilot'' unvanlarına terfi edebilecek.

İLLER BANKASI KAZANCI

İller Bankasının safi kazancının paylaşımına ilişkin düzenlemeye göre, İller Bankası Genel Kurulu tarafından onanan bilançoya göre ortaya çıkan safi kazancın yüzde 10'u adi ihtiyat akçesi, yüzde 30'u köy sermayesi payı olarak sermaye hesabına; yüzde 60'ı ise köyler ve nüfusu 10 binin altında olan belediyelerin içme suyu, atık su, katı atık ve benzeri kentsel altyapı tesislerinin yapımına; köyler ve nüfusu 100 bine kadar olan belediyelerin harita, imar planı, içme suyu, atık su, katı atık, kent bilgi sistemi ve benzeri kentsel altyapı projelendirme hizmetinin finansmanına ayrılacak.

PTT'DEN BANKALARA DESTEK HİZMETİ

PTT, denetlemeye ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla Bankacılık Kanuna tabi olmaksızın bankalarla yapacağı sözleşmeler doğrultusunda bankalara destek hizmeti verebilecek. PTT, bankaların şubesi bulunmayan yerlerde, bu bankalar adına şube işlemlerini yürütebilecek.

Üniversite hastaneleri (vakıf üniversiteleri hariç) ve Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarınca; sağlık hizmeti verildiği dönemde herhangi bir nedenle ilgili mevzuat kapsamında sosyal güvenlik sağlık yardımından yararlanamayan gerçek kişilere sunulan tedavi hizmeti karşılığı olarak 2009 başından önce düzenlenen fatura bedellerinden, tahsil edilmemiş alacak tutarının yüzde 50'sinin 6 ay içinde ilgililerce defaten veya taksitle ödenmesi halinde geri kalan kısmı diğer cezalarıyla birlikte terkin edilecek. Tahsil edilemeyen fatura bedeli 100 liradan az olan alacaklardan ise vazgeçilecek.

Düzenleyici ve denetleyici kurumların başkan ve üyeleri ile diğer kurum personeline, usulüne ve ilgili mevzuata uygun yapılan geçici görevleri nedeniyle 1 Ocak 2006 ile 27 Mart 2009 tarihleri arasında gündelik, konaklama ve ulaşım giderleri olarak fazla yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmayacak. Çıkarılmış olan borç tutarlarının tahsilinden vazgeçilerek borç takibi işlemine son verilecek.

SANATÇILARIN İSTİHDAMI

Belediye tiyatro ve orkestralarında görev alan sanatçı, stajyer sanatçı, sanat uygulatıcısı ve sahne uygulatıcılarının istihdamında Maliye Bakanlığı vizesi kaldırılacak.

Aynı alanda birden fazla örgün veya yaygın eğitim kurumunun bir arada bulunduğu yerlerde eğitim kampüsü kurulabilecek ve bunların ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere eğitim kampüsü yönetimi oluşturulabilecek.

Eğitim kampüsü bünyesindeki ortak açık alan, kantin, salon ve benzeri yerlerin işlettirilmesi veya işletilmesi kampüs yönetimince yerine getirilecek. Elde edilecek gelirler, kampüsün ortak giderleri için kullanılacak.

Eğitim kurumlarının amaçlarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak için okul ile aile arasında iş birliği sağlanacak. Bu amaçla okullarda kurulacak okul aile birlikleri okulların bünyesinde bulunan açık alan, kantin, salon ve benzeri yerleri işlettirebilecek veya kendileri işletebilecek. Öğrenci velileri hiçbir surette bağış yapmaya zorlanamayacak.

Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde gerekli görülen hallerde il milli eğitim müdürlükleri, il sınırları içerisinde bulunan bir veya birden fazla eğitim kampüsü yönetiminin veya okul aile birliğinin işlettirebileceği veya işletebileceği yerlere ilişkin ihaleleri bunlar adına yapmaya yetkili olacak.

ELEKTRİK VE HAVA GAZI TÜKETİM VERGİLERİ

31 Aralık 2009 tarihine kadar belediyelere verilmesi öngörülen elektrik ve hava gazı tüketim vergileri, genel bütçeye aktarılacak.

Üniversite öğrencileri, burs verilen veya burs alma şartlarını taşıyanlara öncelik verilmek suretiyle, öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumlarında kısmi zamanlı olarak geçici işlerde çalıştırılabilecek. Kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilere, bir saatlik çalışma karşılığı ödenecek ücret, 16 yaşından büyük işçiler için belirlenmiş olan günlük brüt asgari ücretin dörtte birini geçemeyecek. Bu öğrencilerin YURT-KUR'dan aldığı kredi ve burslar kesilmeyecek.

SİT alanı ilan edilmiş ve 1/1000 ölçekli oranlı koruma amaçlı imar planında kesin inşaat yasağı getirilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının bulunduğu parseller, aynı ada içerisindeki bütün parsel maliklerinin başvurusu ve karşılığında önerilen parsellerin tamamının kabulü koşuluyla, başka Hazine arsa veya arazileri ile müstakil veya hisseli olarak değiştirilebilecek.

SAĞLIK HİZMETLERİNDE KATILIM PAYI

Maliye Bakanlığınca belirlenen hastalık gruplarına göre yatarak tedavide sağlanan sağlık hizmetleri için hizmet bedelinin yüzde 1'ine kadar katılım payı alınacak.

Yatarak tedavide katılım payını almamaya, yarısına kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya Maliye Bakanlığı yetkili olacak. Yatarak tedavide alınan katılım payının tutarı, bir takvim yılında asgari ücret tutarını geçmemek kaydıyla her bir yatarak tedavi için asgari ücretin dörtte birini geçemeyecek.

Ayakta tedavilerde hekim ve diş hekimi muayenesinden 2 TL katılım payı alınacak.

Katılım payı, vücut dışı protez ve ortezler ile ayakta sağlanan tedavi hizmetleri için kişilerin prime esas kazançlarının, gelir ve aylıklarının tutarı ve benzeri ölçütler dikkate alınarak yüzde 10 ile yüzde 20 oranları arasında olmak üzere, kurumca belirlenecek. Bu katılım paylarının tutarı, asgari ücretin yüzde 75'ini geçmeyecek.

Sosyal Güvelik Kurumu, muayene katkı payını almamaya ya da daha düşük tutarlarda belirlemeye, protez ve ortez ile ayakta tedavi hizmetlerinde alınması öngörülen katılım payını, 10 katına kadar artırmaya yetkili olacak.

Genel sağlık sigortalılarının bakmakla yükümlü oldukları kişilere ait bilgi girişlerini süresinde yapmayanlar ile bakmakla yükümlü olunan kişi olmayanlara ait bilgi girişi yapanlara, asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanacak.

TASİŞ'in Bakanlar Kurulu kararıyla artırılmış olan sermayesine 6 milyon TL eklenecek. Eklenen bu tutar 2009 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi ödeneklerinden karşılanacak.

ÖĞRETMENLERE YAPILAN FAZLA ÖDEMELER

Geçici görevlendirilen öğretmenlere yapılan fazla ödemeler geri alınmayacak.

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında görev yapan yönetici ve öğretmenlerden Bakanlık merkez ve taşra teşkilatı ile Bakanlığa verilmiş bir görevi yürütmek üzere diğer kurumlarda ilgili mevzuatına göre geçici olarak görevlendirilenlere, 1 Temmuz 2006 ile 23 Ocak 2009 tarihleri arasında yapılan ek ödemeler nedeniyle borç çıkarılmayacak. Çıkarılmış borçların tahsilinden vazgeçilerek, borç takibi işlemine son verilecek.

Polis meslek yüksek öğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının aldıkları zamlı maaş, sürekli hale getirilecek.

Buna göre, polis meslek yüksekokullarında görevli başkan, başkan yardımcıları, dekan yardımcısı, enstitü sekreteri, bölüm başkanları, şube müdürleri, polis meslek yüksekokulu müdürleri, müdür yardımcıları ve şube müdürleri ile emniyet hizmetleri sınıfından olup polis yüksek öğretim kurumlarında görevlendirilen öğretim elemanlarına almakta oldukları emniyet hizmetleri tazminatının, kadrolu öğretim elemanlarına da almakta oldukları üniversite ödeneğinin yüzde 30'u oranında ayrıca ödeme yapılacak.

Böylece polis meslek yüksekokulunda görevli profesör, devlet üniversitelerinde görev yapanlardan 371 TL fazla maaş alacak.

BORÇLANMA LİMİTİ 5 KAT ARTIRILIYOR

2009 yılı için, Hazine'nin net borç kullanım tutarı, 1 Ocak 2009 tarihinden geçerli olmak üzere 5 kat artırılarak, 74,8 milyar liraya çıkarılacak.

Devlet Yatırım Bankası tarafından 1977-1996 döneminde Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Genel Müdürlüğüne aktarılan 755 TL, 1977 yılındaki ana para tutarı üzerinden ödenmek suretiyle kapatılacak. Böylece TKİ'den alınması gereken 24 bin 827 TL'lik faizin tahsilinden vazgeçilecek.

KARAYOLU TAŞIMACILIĞI

Yetki belgesi almadan taşıma işi yapanlara verilen ceza 5 bin TL'den 2 bin TL'ye, yetki belgesiz taşıma yaparak diğer bir taşımacının taşıma faaliyetini engellemesi halinde uygulanan ceza 4 bin TL'den 2 bin TL'ye indirilecek. Yabancı plakalı taşıtların Türkiye sınırları dahilindeki iki nokta arasında taşıma yapması halinde taşıt sahibine veya şoförüne kesilmesi öngörülen bin TL'lik ceza ise 2 bin TL'ye çıkarılacak.

Karayolu Taşıma Kanununa aykırı hareket edenlere yönelik bazı idari para cezalarını uygulamaya Ulaştırma Bakanının yetkilendirdiği bakanlık personeli, trafik polisi ve zabıtası, trafik polisinin görev alanı dışında kalan yerlerde rütbeli jandarma personeli, sınır kapılarında görev yapan gümrük muhafaza ve gümrük muayene memurları ile bunların amirleri, terminallerde görevli belediye zabıtası yetkili olacak.

Türkiye ile Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası arasında 1991'de imzalanan milletlerarası andlaşma uyarınca kurulan Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, kurulduğu tarih itibariyle vakıf niteliğini kazanacak.

İl özel idaresinin, 4 Mart 2005 tarihinden düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar süreçte ilgililere yapılan ödemeler hakkında borç çıkarılmayacak. Çıkarılmış olan borçların tahsilinden vazgeçilecek.

Kalkınma ajanslarının alacaklarının tahsili, taşınır ve taşınmaz mallarının alımı, satımı, kiralama ve devri, mal ve hizmet alımları, proje ve faaliyet desteği kapsamında yapılacak işlemler ve düzenlenecek kağıtlar ile ilgili olarak damga vergisi, harç ve fondan, yapılacak bağış ve yardımlar nedeniyle veraset ve intikal vergisinden muaf tutulacak.

PARMAK İZİ VERİLERİ KAYDEDİLMEYECEK

Nüfus cüzdanının yerini alacak Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartının, pilot ve genel uygulamasında, kişilerin parmak biyometri verisi yer alacak. Parmak biyometri verisi, kartta yer alan yonga ve yongaya nakledilmek üzere geçici belleğe kaydı dışında hiçbir yerde kaydedilmeyecek, bulundurulmayacak ve saklanamayacak. Parmak izi biyometri verisinin türü ve alınma yaşı yönetmelikle belirlenecek.

Kimlik Paylaşımı Sisteminde ve Adres Paylaşımı Sisteminde yer alan bilgilerin genel yönetim kapsamında bulunan kamu idareleri dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile diğer kişiler tarafından paylaşılmasının karşılığında, katılma payı alınacak. Katılma payı, Kimlik ve Adres Paylaşımı Sisteminden yapılan her bir sorgu için 2 kuruştan hesaplanacak. Köy ve mahalle muhtarlıkları katılma payından muaf tutulacak.

''VARLIK BARIŞI'' UYGULAMASI

''Varlık barışı'' uygulamasının süresi, 30 Eylül 2009 tarihine kadar uzatılacak. ''Varlık barışı'' kapsamında beyan edilen tutarlar, bu tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesi koşuluyla mahsup edilerek, tarhiyat yapılacak. İndirimi reddedilen KDV'ye ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedel olacak. Ancak indirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde, mahsup edilecek matrah tutarında yüzde 18'lik KDV dikkate alınacak.

Bakanlar Kurulu, başvuru ve bildirim süresini 3 ay daha uzatabilecek.

TAM MÜKELLEF KİŞİ VE KURUMLAR

1 Mayıs 2009 ile 31 Aralık 2009 tarihleri arasında tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların, kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumlara ilişkin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlarının, Türkiye'de bulunmayan kurumlardan sağladıkları iştirak kazançlarının ve yurt dışında bulunan iş yeri ve daimi temsilcileri aracılığıyla elde edilen ticari kazançların, 28 Şubat 2010 tarihine kadar Türkiye'ye transfer edilmesi halinde, bunlar gelir veya kurumlar vergisinden müstesna tutulacak.

Tam mükellefiyete tabi gerçek kişiler ile kurumların kanuni ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan kurumların 1 Kasım 2009 ile 31 Aralık 2009 tarihleri arasında tasfiyesinden doğan kazançlarının yıl sonuna kadar Türkiye'ye transfer edilmesi halinde de gelir veya kurumlar vergisinden müstesna olacak.

VERGİ İNCELEMESİ BAŞLAMIŞ OLANLAR

Süre uzatımı sonucu beyanda bulunanlardan 19 Haziran 2009 tarihinden önce haklarında vergi incelemesi başlatılanlar, bu incelemelerle ilgili olarak Kanunun (vergi incelemesi yapılmamasıyla) ilgili maddesinden yararlanamayacak.

Bu şekilde söz konusu tarihten önce vergi incelemesine alınanlar, incelemelerde tespit edilen matrah farklarından mahsupta bulunamayacak.

Ayrıca değişiklik öncesinde beyan edilerek tahakkuk eden, ancak vadesinde ödenmeyen vergilerin 30 Eylül 2009 tarihine kadar yatırılmaması durumunda da mahsup uygulamasından faydalanılamayacak.

10 LİRALIK TOPLU GÖRÜŞME PRİMİ VERİLECEK

Basın İlan Kurumu Genel Kuruluna, SEKA Genel Müdürlüğü yerine Çevre ve Orman Bakanlığı temsilci gönderecek. Basın İlan Kurumu Genel Kurulunda, Anadolu gazete sahiplerinin temsilci sayısı 3'e çıkarılırken en çok üyeye sahip gazeteciler sendikasının temsilci sayısı ise 2'ye düşürülecek.

Kurumlarda mali yılla sınırlı sözleşmeli personel pozisyonlarında çalışacakların pozisyon unvan ve niteliklerinin belirlenmesinde standardizasyonun sağlanması, ihtilafların azaltılması için Bakanlar Kuruluna yetki verilecek.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Araştırma Merkezi ve Atatürk Kültür Merkezine, genel bütçeden doğrudan Hazine yardımı yapılabilecek.

Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, özel bütçeli kurumlar arasında yer alacak.

Kamu görevlileri sendikasına üye olup kendisinden üyelik ödentisi kesilen kamu görevlilerine, kesintinin yapıldığı her ay için 10 lira toplu görüşme primi verilecek.

Ulaştırma Bakanlığı döner sermaye gelirlerinden karşılanmak üzere 1979 model ve daha öncesi model minibüs, kamyonet ve traktörler, hurdaya çıkarılabilecek. Böylece daha önce otobüs, kamyon, tanker ve çekiciler için uygulanan hurdaya ayırma uygulaması, bundan böyle minibüs, kamyonet ve traktörler için de geçerli olacak.

Konut edindirme yardımı tutarı hakkında başvuru yapılması halinde ilgili kamu kurum ve kuruluşları hesaplayacakları tutarı 8 ay içerisinde bankaya bildirecek. Bu süre 2 ay olarak uygulanıyordu.

Başbakanlık merkez teşkilatı tarafından ithal edilen motorlu taşıtlar, 10 yıl süreyle Gümrük Vergisinden muaf tutulacak.

ÇİFTÇİLERİN ELEKTRİK BORÇLARI

Çiftçilerin tarımsal sulamadan kaynaklanan elektrik borçları yeniden yapılandırılacak.

31 Mayıs 2009 itibarıyla tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan her türlü borçlarının; yargıya intikal edip etmediğine ve daha önce herhangi bir ödeme planına bağlanıp bağlanmadığına bakılmaksızın, sulhen tahsili hususunda TEDAŞ yetkili olacak.

Bu yetki çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde başvuranlar, TEDAŞ ile sulh sözleşmesi imzalayacak.

Sulh sözleşmesinde konu alacaklara ilişkin tutar tahakkuk tarihindeki ana paraya, sulh sözleşmesi için müracaat edilen tarihe kadar ilgili dönemde Merkez Bankasının bankaların 3 aya kadar vadeli mevduata uyguladıkları faiz oranları esas alınarak hesaplanan aylık endeks katsayısı uygulanmak suretiyle hesaplanacak.

Sulh sözleşmesine konu olan alacaklar, TEDAŞ Yönetim Kurulunca belirlenecek vadelere göre yılda en az 2 taksitle, en geç 3 yılda tamamlanmak suretiyle taksitlendirilecek.

Bu şekilde yapılacak taksitlendirmede, sulhe konu tutar 12 aylık taksitlerde 1,08; 24 aylık taksitlerde 1,18; 36 aylık taksitlerde 1,26 ile çarpılacak ve taksit sayısına bölünmek suretiyle taksit tutarı belirlenecek.

Tarımsal sulama amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarınca tesis edilen cazibeli sulama tesislerinden yararlanan gerçek ve tüzel kişilerden, kullanılan suyun kullanıcıya ulaştırılması hizmeti karşılığı olarak Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek miktarlarda hizmet bedeli alınacak.

Bu bedeller, tahsil edildiği ayı izleyen ayın sonuna kadar genel ve özel bütçeli idarelerde genel bütçeye, diğer idarelerde ise ilgili idare bütçesine gelir kaydedilecek.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol'un verdiği önergeyle, İnternet üzerinden tütün mamulleri veya alkollü içecekleri satanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezası verilmesini öngören düzenleme, tasarıdan çıkarıldı.

23 Haziran 2009 Salı

IGEDER'den Tarih Ögretmenleri Zirvesi ve Ögretmenim Sempozyu: Bildirilerinizi Bekliyoruz...

Kimden: GÖNÜLLÜ ÖĞRETMEN ZÜMRELERİ <igederzumre@gmail.com>

tarih.jpg ogretmenim_sempozyumu.jpg
Merhaba Öğretmenim!
İstanbul Gönüllü Eğitimciler Derneği (İGEDER) Şimdiye kadar yaptığı her çalışmada öğretmeni merkeze almıştır. İGEDER Türkiye’nin en önemli gündeminin “Eğitim – Öğretim” olması gerektiğini iddia etmektedir. Bu iddia doğrultusunda 25 Nisan 2009’da gerçekleştirilen Sınıf Öğretmenleri Zirvesi ve 23 Mayıs 2009’da gerçekleştirilen Türkçe ve Edebiyat Öğretmenleri Zirvesi ülkemizde bir ilk olma özelliği taşımaktadır.
Öğretmen zirvelerinin üçüncüsü TARİH öğretmenlerine yöneliktir.
Tüm okullarımızdaki Tarih öğretmenlerimizi zirvemize 31 EKİM 2009'da düzenlenecek olan zirvemize tebliğ göndererek katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Devamı ve Tebliğ Özet Başvurusu için Tıklayınız...
Eğitim ve öğretimin önemini gündeme taşıyacak yegâne kitlenin öğretmenler olduğu düşüncesinden hareketle çalışmalarına devam eden İGEDER, Kasım ayında da bir “Öğretmenim Sempozyumu” düzenleme kararı almıştır.
Bu bağlamda ülkemizin herhangi bir okulunda görev yapmış veya yapmakta olan öğretmenleri sempozyum davetine icabet etmeye çağırmaktayız. Ağırlıklı olarak öğretmenlik uygulamalarını paylaşacakları, ancak eğitime dair her şeyin ele alınabileceği bu sempozyumda genel başlıklar şöyle sıralanmıştır:
Devamı ve Bildiri Önerisi Özet Başvurusu için Tıklayınız...

15 Haziran 2009 Pazartesi

Karneyi nasıl değerlendirmeli?


Karneyi nasıl değerlendirmeli?

Karne Zamanı

Bir eğitim dönemi daha tamamlanıyor. Herkesi yavaş yavaş saran tatil

heyecanı hissediliyor ama önce karneleri bir görelim. Aileler ve

çocuklar için zor, yorucu ve yoğun bir dönemin sonu yaklaşırken, karne

heyecanı da giderek artıyor.

Karne, öğrenim sürecinin değerlendirilmesi, bu değerlendirmenin aileye

ve çocuğa iletilmesi için bir araçtır aslında. Karnedeki notlar okul

başarısının ya da başarısızlığının göstergesi olarak algılanır. Her ne

kadar öğrenme ve gelişimin sadece notla değerlendirilmesi yeterli

olmasa da karne eğitim sisteminin değişmez bir parçasıdır.

Karnedeki Zayıflar

Aslında karnedeki zayıflar çoğu zaman sürpriz değildirler. Anne-

babalar çocuklarının okuldaki performansını dönem içinde takip

ederler. Özellikle ilköğretimin ilk yıllarında bu takip daha sıkıdır,

ergenlik döneminin yaklaşmasıyla anne-babanın bu takibi biraz azalır.

Bu nedenle karne sürprizleri de bu yıllarda daha çok artar.

Karne döneminin yaklaşması ile gerek çocukları gerek ise anne babaları

not telaşı sarmaya başlar. Son sınavlar zayıf notu kurtarmak için son

umutlardır. Anne-babalar karnede zayıf notlar gelmesinden

şüpheleniyorlarsa karne gününü beklemeden harekete geçmeleri, var olan

sorunun çözümlenmesinde daha etkili adımlar atılmasını sağlayacaktır.

Öncellikle çocuğun başarısızlığının nedenlerini son ana bırakmadan

anlamaya çalışmak ve daha başarılı olması için etkili yöntemler

araştırmak karneyi bekleyip, zayıf nota kızmaktan daha etkili

olacaktır. Birçok problemin çözümü için olaydan sonra tepki vermek

yerine önleyici yöntemler denemek gerekir. Eğer risk altında olduğunu

düşünüyorsak çocuğumuzun okuldaki performansını yakından takip etmek

daha da önem kazanır. Takip etmekten kast edilen sadece sınav

notlarını öğrenmek, sınav tarihlerinden önce ders çalışma öğütleri

vermek anlamına gelmez. Okul başarısızlığının birçok nedeni olabilir.

Anne-babanın okul ile işbirliği kurarak çocuğun yaşadığı

başarısızlığın olası nedenlerini araştırması ve uygun yaklaşımları

sene sonunu beklemeden uygulamaya başlaması önemlidir.

Peki, Ya "Hepsi Pekiyi" Karneler / İyi karneyi nasıl karşılamalı?

Anne-babalar için en gurur verici yaşantı çocuklarının başarılı

olduklarını görmektir. Başarılı bir karne ile tamamlanan okul dönemi

keyifli yaz tatilinin de başlangıcıdır. Tabi ki her başarı gibi bu

başarıda anne-baba tarafından fark edilmeli, pekiştirilmeli ve

övülmelidir. Çünkü çocuklar bu şekilde harcadıkları emeğin karşılığını

alacaklardır. Ancak bu karşılık illaki büyük hediyeler anlamına

gelmemelidir. Çoğu anne-baba çocuklarına karne hediyesi sözü verirler

ve tabi ki bu söz tutulmalıdır. Ancak söz verirken, ödülü belirlerken

anne-babanın çocukları için uygun olanı seçmeleri önemlidir.

Başarılı bir karne getirmek kendi içinde oldukça motive edici bir

deneyimdir aslında. Tabiî ki bunun diğer bireyler tarafından fark

edilmesi ve onay görmesi çocuğun başarısından daha fazla haz almasını

sağlar. Karne hediyeleri bütün bir dönem boyunca gösterilen emeğin

somut bir ödülü olarak kabul edilir. Ve tabiî ki çocuklar için somut

ödüller her zaman çok daha ilgi çekicidir. Ama somut ödüllerden daha

önemli olan bir diğer etken ise anne-babanın çocuğun başarısı fark

etmesi ve bunu dile getirmesidir.

Ancak olumlu geri bildirimi ve ödüllendirmeyi sınırsız olarak yapmak

amacından uzaklaşan bir duruma dönecektir. Çocuğun gösterdiği bir

başarının abartılı şekilde ödüllendirilmesi, hem gösterilen tepkinin

gerçekliğini ve inandırıcılığını olumsuz olarak etkileyecektir hem de

çocuğu sonraki başarılara yönelik motive etmek yerine başarının sadece

bu ilgiyi almak için bir araç haline gelmesine neden olacaktır.

Başarılar ve başarıların ardından gelen ödüllerin amacı çocuğun

gösterdiği çabayı ödüllendirmektir. Eğer burada sınırlar abartılırsa o

zaman ödüller bir çabanın kazancı değil gerçek bir amaç haline gelir.

Oysa istediğimiz çocuğun sadece dış motivasyonlara odaklanması değil

başarılı olmanın keyfini alarak içsel olarak çalışmaya motive

olmasıdır. Ancak bu şekilde başarılar uzun soluklu hale gelebilir.

Anne-Babanın Tepkileri

Her anne-baba çocuğun başarılı olmasını ister, sınıf birincisi olmasa

da çocuğunun ona verilen emeklerin karşılığında belli bir seviyede iyi

notlar almasını bekler. Ancak çeşitli nedenlerle bu her zaman mümkün

olmayabilir.

Karnedeki düşük notlar anne babaların üzüntü, hayal kırıklığı, zaman

zaman kızgınlık, hatta suçluluk duymalarına neden olabilir. Sanki o

notlar sadece çocuklarının değil kendilerine verilen notlardır. Bu

durumda duygusal tepki vermeleri çok doğaldır. Genel olarak bu durumda

karne sonrasında cezalar verilir (planlanan bir tatile çıkılmaması, ya

da söz verilen bir şeyin alınmaması gibi). Ancak en çok sorun ve

sıkıntı yaratacak anne-baba tutumları, fiziksel ceza (dayak gibi) ya

da psikolojik zarar verecek (aşağılama "Sen ne kadar aptal bir

çocuksun" ya da kıyaslama "Bak kuzeninin karnesine, hepsi pekiyi"

gibi) tepkiler verilmesidir. Anne-baba başarısız bir karneyi ilk

ellerine aldıklarında kötü bir sürprizle karşılaşmış gibi hissederler,

bu nedenle ilk tepki genelde çok kontrol edilemeyen duygusal (kızmak,

bağırmak gibi) bir tepkidir. Sonra biraz daha sakinleşip durumu

değerlendirmeye başlarlar (Neden böyle oldu? Neyi eksik yaptılar, bu

durumu nasıl düzeltebilirler) Başarısız bir karne karşısında ilk

olarak kızgınlık hissetmek doğal gibi görünse de bu yaşanılan sorunun

çözümüne yardımcı olmayacaktır. Ama tabi ki de hiç bir şey olmamış

gibi davranmakta uygun değildir.

Başarısız bir karne getiren çocuk belli etse de etmese de bu durumdan

çok rahatsızdır, hem anne-babanın tepkileri, hem de başarısız olmanın

getirdiği suçluluk, üzüntü, hayal kırıklığı, pişmanlık gibi duyguları

yaşar. Eğer anne-babanın göstereceği olumsuz tepkilerden çekiniyorsa

yalan söyleme gibi geçici olarak yaşanılacak olumsuzluğu ertelemeye

yarayacak davranışlara başvurabilir. Eğer karne başarısı ile ilgili

çok fazla beklenti ve baskı hissediyorsa istenen karneyi

getiremediğinde çok daha ciddi sorunlar yaşanabilir. (uyum ve davranış

problemleri, evden kaçmak, kendine zarar verecek davranışlarda

bulunmak hatta intihar gibi).

Karne ve okul başarısı anne-baba için her ne kadar önemliyse çocuk

içinde o kadar önemlidir. Sadece çocuklar bunu farklı şekillerde

gösterirler. (umursamıyor, önemsemiyor gibi görünebilirler) Aslında bu

tepki anne-babayı daha da çok üzer, ya da kızdırır. Ancak bilinmesi

gereken her çocuğun karneyi önemsediğidir. Ama her çocuk kaygıyı

dışarıdan görülebilecek şekilde belli etmeyebilir.

Karnenin Anlamı

Karnedeki notlar okul başarının birebir göstergesi olarak kabul

edilir. Ama içerdiği anlam ve çocuklar üzerindeki etkisi bundan daha

fazladır.

Çocuklar için karne, benlik algısı, motivasyon ve okula karşı tutumu

etkileyen en önemli etkenlerden biridir. Başarılı olan çocuklar için

ve onların aileleri için karne bir gurur kaynağıdır. Ancak akademik

başarı alanında sorun yaşayan çocuklar için karne dönemi sıkıntı,

gerginlik ve hayal kırıklığını beraberinde getirir.

Karnedeki düşük notlar çocuğun kendisini başarılı olan arkadaşlarıyla

kıyasladığında yetersizlik duygusu hissetmesine neden olabilir. Bu

yetersizlik duygusu "Ben başarısızım", ya da "Ben aptalım" gibi

genellemelere neden olduğunda ise çocuğun benlik algısı gelişimi

olumsuz olarak etkilenecektir. Çocuğun iç dünyasında yaşanan bu

zorluklara bir de karne nedeniyle hayal kırıklığı yaşayan anne-babanın

tepkileri eklendiğinde ise yaz tatili hiç de beklenildiği gibi

olamayacaktır.

Karnedeki notlar o eğitim dönemi içinde gösterilen performansın bir

değerlendirmesidir. Tabiî ki olumlu bir karne çocuğun başarı ve

akademik performansı ile ilgili anlamlı bir bilgi vermektedir. Ancak

çocuğun tüm başarısını ve gelecek ile ilgili beklentileri sadece karne

notlarıyla değerlendirmek eksik bir değerlendirme olacaktır.

Anne-babalara öneriler

Öncelikle okul sisteminde değerlendirmelerin nasıl yapıldığını ve

notlama sistemini ayrıntılı olarak öğrenin. Karnedeki notlar tam

olarak neyi ifade ediyor, hangi kriterlere göre veriliyor. Hatta

sadece notlara değil öğretmenin çocuğunuz hakkındaki gözlem ve

değerlendirmelerini öğrenin. Bu sadece tek bir nottan daha anlamlı

olacaktır.

Çocuğunuzla konuşarak başarısızlığın nedenlerini araştırın, böylece

sorunun çözümü için uygun alternatifler düşünebilirsiniz.

Karnedeki notları bekleyene kadar dönem başından itibaren okul ve

öğretmenlerle iletişimde olun. Böylece iş işten geçtikten sonra kötü

bir sürprizle karşılaşmazsınız. Problemler büyümeden önlem alacak

zamanınız olur.

Karneyi ödül ve ceza yöntemi olarak kullanabilirsiniz ama burada

önemli bir sorun yaşanabilir. Genel anlamda başarılı çocuklar için

karne hediyesi motive edici olsa da başarısızlık yaşayan çocuklar için

yıl/dönem sonunda karne sayesinde ödül kazanmak ya da mahrum

bırakılmak cezaları çok etkili olmamaktadır. Bunun nedeni öncelikle

çocuklar için, bir dönem uzun bir zaman dilimidir. Bunun muhakemesini

yapmakta zorlanırlar daha kısa dönemli kontroller daha etkili olur.

Örneğin Türkçe dersinin birinci sınavında başarısız olmuşsa işleri

sıkı tutup, ders çalışması için onu motive etmek, 2. sınavdaki

başarıyı ödüllendirmek yol sonunun beklemekten daha etkili olacaktır.

Karneyi aldıktan sonra verilen cezalar bir sonraki yıl için çok etkili

olmayacaktır. O nedenle karnenin hem sizde hem de çocuğunuzda

yarattığı duygular hakkında konuşmak, bu sorunların çözümü için

alternatif çözümler üretmek daha çok işe yarayabilir. Tatil yapmak

bütün çocukların hakkıdır, ders çalışmaları ve tekrar yapmaları

gerekiyorsa bile bunu iyi bir şekilde planlamak anne-babaya kalıyor.

Hem tatil yapmalarını ve dinlenmelerini sağlamak hem de eğer

gerekliyse akademik becerilerini pekiştirmek için eğlenceli çalışma

yöntemleri bulmak tatilin verimliliğini arttıracaktır.

Unutulmaması gereken bir başka husus da okul başarısızlığının

nedenlerinin araştırılması gerektiğidir. Okul başarısını etkileyen

birçok faktör vardır. Aile içi iletişim, uygun çalışma koşulları,

çocuğun huzurlu bir ortamda bulunması kadar ruhsal davranışsal

sorunlar da okul başarısını etkileyebilmektedir.

Karne Zamanı

Hem çocuğunuzla ilişkinizi ve ev ortamının düzenini, hem de

çocuğunuzun çalışmasını ve öğrenmesini engelleyecek bir problem olup

olmadığını dikkatle değerlendirmelisiniz. Bazen karnedeki kötü notlar

sayesinde var olan problemler açığa çıkar ve bu yolla aileler yardım

arayışına girerek, problemi çözmek için bir adım atabilirler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...