Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
sivas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sivas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2010 Pazartesi

Sivas'lı iki girişimci az yakan koloriferler kazanı üretti

Sivas'ta iki girişimci, az yakıtla yüksek verim sağladığı belirtilen katı yakıtlı kat kaloriferi kazanı üretti.
Isı sistemleri üzerine çalıştığı bir devlet kurumundan emekli olan 65 yaşındaki Zeynel Bekir Tunç, yeğeni Orhan Akdemir ile birlikte az yakıtlı yüksek verimli katı yakıtlı bir kalorifer kazanı üretimi yapmak için proje çalışması yaptı.

Yapılan çalışmanın ardından Tunç ve Akdemir, ısı sistemlerinde bir ilk olduğu, az yakıtla yüksek verim sağladığı belirtilen katı yakıtlı kat kaloriferi kazanı üretti.

Ürünün Türk Patent Enstitüsü'nden faydalı model olarak tescilini de alan Tunç ve Akdemir, 4 Eylül Sanayi Sitesi'nde bir iş yeri açarak kazanın seri üretimine başladı.

Zeynel Bekir Tunç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk Patent Enstitüsü'nden faydalı model olarak tescil aldıkları ürünün ısıtma sistemlerinde bir ilk olduğunu söyledi.

Bu projeyi yeğeni Akdemir ile birlikte ortaya çıkardıklarını ifade eden Tunç, ''Kazan az yakıtlı yüksek verimli katı yakıtlı (kömürlü) kat kaloriferi kazanı olup dış, orta ve kapak gömlek olmak üzere 3 aşamadan geçerek kalorifer tesisatında bulunan suyun her aşamada katlanarak çabuk ısınmasını sağlıyor'' diye konuştu.

Sistem sayesinde çok çabuk istenilen sıcaklığa ulaşıldığını bildiren Tunç, ''Isıtma sistemlerinde 40 yıllık bir tecrübeye sahibim. Bu kazanların üretimini yapmak için borçlanarak bu iş yerini açtım. Ekonomik sıkıntımız nedeniyle biraz da ekonomik krize denk gelmesi nedeniyle projenin tanıtımını tam yapamadık ve makineleşemedik'' dedi.

''YÜZDE YÜZ MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ SAĞLADI''

Bu konuda destek isteyen Tunç, ''Bu az yakıtlı, yüksek verimli kat kaloriferi kazanı Türkiye'nin her yerinde geçerli olabileceği gibi dünyanın tüm soğuk ülkelerinde kullanılabilecek emsalsiz bir üründür ve ekonomimize de büyük katkılar sağlayacaktır. Bazı iş yeri ve evlere koyduğumuz bu kazan yüzde yüz müşteri memnuniyeti sağlamıştır'' ifadesini kullandı.
Kazanın evin istenilen bir bölgesine monte edilebileceğini, ısıtılacak daire sayısına göre ebatları bulunduğunu anlatan Tunç, kazan sayesinde sobayla bir odayı ısıtan kömür kadar kömürle, dairenin tamamının ısıtılabildiğini, ayrıca musluktan sıcak su akıtılabildiğini ifade etti.
Tunç, müşterilerinin istekleri doğrultusunda kazanın dış görünümünü daha estetik hale getirmek için de çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
--
Alemin Portalı
Tüm Alem Burada
http://aleminportali.com
------------------------------------------
İlan Grubu
http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Sivas Gürün Belediyesi İtfaiye Eri Alım İlanı

İlan Grubunda enson güncel ilanları bulabilirsiniz. Üye olarak ilanlara daha kısa sürede ulaşabilirsiniz. Hertürlü iş ilanı, akademik ilanlar, basın duyuruları, topluluk duyuruları gibi toplumun geneline hitap eden duyuruları yayınlıyoruz...

Lütfen dost ve arkadaşlarınızıda grubumuza davet ediniz.

http://groups.google.com.tr/group/ilangrubu/subscribe?hl=tr

SİVAS İLİ GÜRÜN İLÇESİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINA SINAVLA İTFAİYE ERİ ALIMI İLANI

Sivas ili Gürün İlçesi Belediye Başkanlığı bünyesinde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak istihdam edilmek üzere, 21.10.2006 tarih ve 26326 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Belediye İtfaiye Yönetmeliğinin 15, 16 ve 17. maddeleri ile 11.04.2007 tarih ve 26490 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Belediye İtfaiye Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikte belirtilen hükümler çerçevesinde;

Belediyemizde münhal bulunan aşağıda sınıfı, unvanı, derecesi, âdeti, cinsiyeti, KPSS puan türü, taban puanı ve öğrenim durumu belirtilen 7 Adet İtfaiye Eri kadrosuna 2008 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavına (KPSSP94) girmiş ve 60 taban puanlarına göre Belediyemize müracaat eden adaylar arasından, en yüksek puana sahip adaydan başlamak üzere ilan edilen kadro sayısının 3 katı aday belirlenerek sözlü sınava çağırılacaktır.

ATAMASI YAPILACAK KADROLAR:

SINIFI ÜNVANI DERECESİ ADEDİ CİNSİYET KPSS TÜRÜ KPSS TABAN P. EĞİTİM DURUMU
G.İ. H İtfaiye Eri 11 7 E / K KPSSP94 60 Lise veya Dengi Okul Mezunu olmak

İTFAİYE ERLİĞENE BAŞVURU ŞARTLARI

İtfaiye erliğine başvuruda bulunmak için 657 sayılı Kanunun 48 inci maddesindeki genel şartların yanı sıra;

1) Lise veya dengi okul mezunu olmak.

1) Sağlık açısından kapalı mekan, dar alan ve yükseklik gibi fobisi olmamak kaydıyla itfaiye teşkilatının çalışma şartlarına uygun olmak,

2) Tartılma ve ölçülme aç karnına, soyunuk ve çıplak ayakla olmak kaydıyla erkeklerde en az 1.67 m, kadınlarda en az 1.60 m boyunda olmak ve boyun 1 m den fazla olan kısmı ile kilosu arasında ( +,-) 10 kg. dan fazla fark olmamak,

3) İtfaiye Eri sınavının yapılacağı 20/08/2009 günü itibariyle30 yaşını doldurmamış olmak,

şartları aranır.

BAŞVURU SÜRESİ VE YERİ:

Başvuru süresi 14/08/2009 tarihinde saat 10.00’da başlayacak ve aynı gün saat:16.00’da sona erecektir. Başvurular; Gürün Belediye Başkanlığı Yazı İşleri Müdürlüğüne şahsen başvuru yapılacaktır. Posta ve e-mail yolu ile yapılan müracaatlar kabul edilmeyecektir.

BAŞVURU SIRASINDA İSTENİLECEK BELGELER :

1) Aday tarafından doldurulacak olan Başvuru Formu (Boş Başvuru Formu örneği Belediyemizden temin edilecektir)

2) KPSS Sonuç Belgesi örneği (aslı ibraz edilecektir.)

3) Nüfus Cüzdanı fotokopisi (T.C. Vatandaşlık Nosu olan)

4) Öğrenim durumlarını gösterir belge fotokopisi (aslı ibraz edilecektir.)

5) 2 adet yeni çekilmiş vesikalık fotoğraf ( 1 adedi Başvuru Formuna yapıştırılacaktır.)

6) Sabıka kaydı olmadığına dair beyan.

7) Askerlikle ilişiği olmadığına dair beyan.

8) Görevini devamlı olarak yapmaya engel bir durumu olmadığına dair beyan. (Sağlık kurumundan alınan belge ibraz edilecektir.)

9) Tartılma ve ölçülme aç karnına, soyunuk ve çıplak ayakla olmak kaydıyla erkeklerde en az 1.67 m, kadınlarda en az 1.60 m boyunda olmak ve boyun 1 m den fazla olan kısmı ile kilosu arasında ( +,-) 10 kg. dan fazla fark olmamak, (tartılma ve ölçülme formu gürün sağlık ocağından onaylattırılarak alınacaktır.)

SINAV YERİ VE ZAMANI:

Sınav Gürün Belediye Başkanlığı Hizmet Binası adresinde 20/08/2009 günü saat 10.00’da başlayacak olup, dayanıklılık testi ve sözlü mülakat olarak yapılacaktır. Çağrılan adayların tamamı bitirilmediği takdirde takip eden tarihlerde sınava devam edilecektir.

Sınava müracaat eden adayların, boy ve kilo tespitleri Gürün Merkez Sağlık Ocağı tarafından yapılacak olup adaylar sınava girmeden önce onaylı boy ve kilo tespit formlarını sınav komisyonuna ibraz edecektir. Yönetmelikte belirtilen kriterlere uymayan adaylar sınava alınmayacaktır.

SINAV ŞEKLİ VE DEĞERLENDİRME:

1) Sözlü sınav mülakat şeklinde yapılır. Sınavın yeri, başlama gün ve saati, adaylara yazılı olarak duyurulur. Adayların bu sınava alınmaları alfabetik soyadı sırasına göre olur. Sözlü sınavda değerlendirme, komisyon başkanı ve üyelerinin 100 üzerinden ayrı ayrı takdir edecekleri notların toplamının ortalaması alınarak yapılır.

2) Sözlü sınav komisyonu, sınava giren adayları dayanıklılık testi dahil olmak üzere, İtfaiye Yönetmeliği ve bu ilanda belirlenen atanma için öngörülen genel ve özel şartları taşıyıp taşımadıkları açısından değerlendirir.

3) Başarı notu sözlü sınavda alınan nottur. Sözlü Sınav Komisyonu, sınav sonuçlarını sözlü sınavda en yüksek not alandan başlayarak sıralandırmak suretiyle bir liste haline getirip imzalar. Sözlü sınavda başarılı olabilmek için 100 üzerinden en az 70 puan almak gerekir.

4) Sınav ilanında belirtilen kadro sayısı kadar aday, komisyonca belirlenen sözlü sınav listesindeki başarı sıralamasına göre sınavın bitiş tarihini takip eden iki gün içinde, liste halinde belediyemiz ilan panosuna asılarak ilan edilir. Sınav sonuçları kazanan adaylara da ayrıca yazılı olarak tebliğ edilir. Bu tebligatta sözlü sınavı kazanmış olanların atanması için gerekli belgeler ve işlemler ile bunların belediyeye teslimi için tanınan süre belirtilir.

5) Sınav ilanında belirtilen kadro sayısının yarısı kadar yedek başarı listesi ilan edilir. Sınavı kazanan adaylardan süresi içinde başvurmayanların yerine birinci yedekten başlayarak yedek başarı listesindeki sıraya göre aday çağrılır.

SINAV KONULARI :

1) Türkiye Cumhuriyeti Anayasası,

2) Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi,

3) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu,

4) Mahalli İdarelerle ilgili temel mevzuattan oluşacaktır.

5) Belediye İtfaiye Yönetmeliğinin 16.maddesinin 5.bendi gereği dayanıklılık testi,

İLANEN DUYURULUR

7 Temmuz 2009 Salı

SİVAS HAFİK DURULMUŞ KÖYÜ 2. GELENEKSEL KÖY FESTİVALİ


SİVAS HAFİK DURULMUŞ KÖYÜ. DAVET DERNEGİMİZİN DÜZENLEMİŞ OLDUGU 2. GELENEKSEL KÖY FESTİVALİMİZE TÜM HALKIMIZ VE HEMŞERİLERİMİZ DAVETLİDİR.

19 TEMMUZ PAZAR GUNÜ DURULMUŞ KOYUDNDE D100 ÜZERİ SİVAS ERZİNCAN YOL GUZERGAHI 30. KİLOMETRE.

HAFİKE 7 KM SİVAS İSTİKAMETİ.

TEL 0539 435 86 58
www.durulmuskoyu.com

30 Haziran 2009 Salı

Bir annenin feryadı

Henüz çiçeği burnunda bir ilkokul öğretmeniydim. İlk atamamız yapılmış, kuralar çekilmişti. Ben adımı listede ararken, meraklı bir baş omzumun üzerinden boynunu uzatarak ismini arıyordu. — Evet, çok şükür çıkmış, diye bir çığlık işittim. Tamda kulağımın dibinde, kim bu kadar sevinen diye geriye dönüp baktığımda, bir oynamadığı kalmış olan, genç ve yakışıklı bir delikanlıyla karşılaştım. — Sizin nereye çıkmış tayininiz diye sordu bana — Sivas merkez ilköğretim okulu — Gerçekten mi? Benimki de o okul, demek aynı okuldayız, ne güzel! Hadi hayırlısı… Gerçekten inanamamıştım. Tesadüfün de bu kadarı diye geçirdim içimden; ama kader bu, bizi orada karşılaştırmıştı. Ortak bir noktamız vardı. Beni yakındaki bir kafeye çay içmeye davet etti. Hem de konuşuruz, artık iş arkadaşı sayılırız diyerek daveti kabul ettim. İşte, eşimle tanışmamız böyle oldu. Kısa sürede ikimiz de Sivas’ta göreve başladık. Öğretmenler odasında karşılaştıkça konuşuyor, hatta iş çıkışında bir yerlerde bir şeyler içmeye falan gidiyorduk. Aradan geçen sürede birbirimize yaklaşıp evlenmeye karar verdik. Durumu ailelerimize açıklayarak gerekli işlemleri başlattık. Öğretmenliğimizin ilk yılının yaz tatilinde evlendik. Çok mutluyduk, sabah erkenden kalkıyor birlikte aynı okula gidiyor, çıkışta ikimiz de öğrencilerimizden bahsederek eve geliyorduk. Beyim ders notlarını hazırlarken, ben de yemekle ilgileniyor, bulaşık ütü vs. derken gün bitiyordu. Yine bir iş çıkışıydı, bütün gün bu anı beklemiş, beyime bir bebeğimiz olacağı müjdesini, evimize giderken yolumuz üzerindeki lokantada, akşam yemeğinde söylemenin heyecanını duymuştum. Heyecandan yerimde duramıyor, son ders zilinin sesini bekliyordum. Zil çalar çalmaz doğruca öğretmen odasına çıkıp, eşyalarımı almak için merdivenleri üçer beşer çıktım. Beyim öğretmen odasında, yüzü pencereye dönük düşünceli bir şekilde dağılan öğrencilere bakıyordu. Bir şeylerin olduğunu anladım; ama yine bir öğrenciye canı sıkıldığını düşündüm. Yanına giderek; — Haydi, ben hazırım gidebiliriz dedim. — Tamam, çıkalım o zaman. — Ne oldu sana, neden yüzün asık, kötü bir şey mi oldu yoksa? — Yolda anlatırım, hadi çıkalım diyerek kolumdan tuttu. Beyimin canının başka bir şeye sıkıldığını anladım belki vereceğim haber onun keyfini yerine getirir düşüncesiyle; — Sana bir müjdem var? Müjdeme ne verirsin, söyle bakalım. — Şimdi neşenin sebebi anlaşıldı demek bir müjde ha! — Evet, çok sevineceksin, baba olacaksın baba! — Yaa? — Hepsi bu kadar mı yani, yaa? Sevinmedin galiba, ben sana bu müjdeyi verebilmek için bütün gün heyecandan yerimde duramadım. Senin ise tepkin, yaa! Doğrusu böyle hayal etmiyordum. — Peki, nasıl hayal ediyordun? — Ne bileyim sevineceğini, baba oluyorum diye bağıracağını falan düşünmüştüm. Aslında bunu sana lokantada akşam yemeğinde söyleyecektim; ama seni keyifsiz görünce hemen söylersem belki keyfi yerine gelir diye düşünmüştüm. — Haklısın canım, haydi yemeğe gidelim, sen bana tekrar söyle müjdeni tamam mı? — Hiç iştahım kalmadı gitmesek de olur. — Hadi ama şimdi de sen mi naz yapıyorsun, özür diliyorum işte, uzatma artık. — Peki, tamam ancak sen de neden öyle davrandığını söyleyeceksin yoksa bebeği istemediğini düşüneceğim. O, akşamı hiç unutamam. Meğer beyimi askere çağırmışlar, beni bırakıp nasıl gideceğini düşünürken, verdiğim müjde tuz biber olmuş. Şimdi her ikimizi nasıl bırakacağını düşünmüş, baba olacağına sevinememişti bile. Beyim askere gitmiş, benim ise doğum zamanım yaklaşmıştı. Bu arada, bir taraftan bebek için hazırlıklar yapıyor, bir taraftan da okula devam ediyordum. Paraya ihtiyacımız vardı. İkimizin maaşıyla geçinirken şimdi tek maaşa kalmıştık. Düğün borcumuz devam ediyor, askerdeki beyime para gönderiyor, bebeğimiz için gerekli eşyaları almaya çalışıyordum. İkimizin de aileleri bize yardım edecek durumda değillerdi. Zaten ben de bu yüzden çalışıyordum. Borçlarımız bitsin, bir de ev alalım, ayrılacaktım işten. Bebeğimiz doğalı daha 1,5 ay olmuştu ki, bir gece kapı çaldı. Gece vakti kimse gelmezdi, korkudan elim ayağıma dolaştı, ne yapacağımı bilemedim. Ağlayan kızımı kucağıma alarak kapıyı açtım. Beyim daha fazla hasretimize dayanamamış, izin alarak gelmişti. Karşımda beyimi görünce, sevinçten mi, yoksa korkudan mı bilemiyorum ama çok uzun süre ağladım. Beyimin beni teselli edici sözleri, onun yanımda oluşu beni sakinleştirdi. Bir hafta boyu kızımızla ve benimle ilgilendi, zavallı kızım nasıl da sakinleşiyordu babasının kucağında. Sayılı gün çabuk geçmiş, beyimin izni göz açıp kapayıncaya kadar bitivermişti. Beyim tekrar askerlik vazifesinin başına, bende hayat mücadelesine devam ediyordum. 15 güne kadar iznim bitecekti ve ben görevdeyken kızıma kim bakacaktı? Bakıcı tutsam, verecek param yoktu. Kayınvalidem çok yaşlı ve hastaydı bakamazdı. Annem evdeki kardeşlerimi bırakıp gelemedi, yalnız kalmıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum. İlk gün okula gidip, müdürüme bakıcı aradığımı ve beni idare etmesi için yalvardım. Birkaç gün içinde bakıcı bulacağıma söz verdim. İki gün çabucak geçti ve ben bir bakıcı bulamadım. Bulduklarım da çok para istediler. Çaresiz karar verdim, kızımı okula götürecektim. Sabahın erken saatinde kızımı sıkıca sarıp, okula müdürden önce giderek sınıfa girdim. Birkaç gün böyle idare ettim. Ancak müdür durumu fark edince beni çağırarak, iş ile evi karıştırmamam gerektiğini, bunun çocuk için de öğrenciler içinde uygun olmadığını söyledi. Belki kendince haklıydı; ancak o bir anne değildi. El kadar çocuğu yalnız evde bırakamazdım. Sinirlerim çok yıpranmış olacak, müdür beyin sözlerinden sonra kendimi tutamadım. Öğretmenler odasında hüngür hüngür ağlamaya başladım. Öğretmen arkadaşlarımdan birisi ne olduğunu sorunca, zaten dolmuş olan ben, başından sonuna her şeyi bir çırpıda anlatıverdim. Arkadaşım halime acıyarak, benim bir tanıdığım var, bir müddet idare eder; ama sende en kısa sürede bir şeyler ayarlarsın diyerek beni teselli etti. Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. Hiç tanımadığım birisine çocuğumu nasıl emanet edecektim. Sabah arkadaşımla giderek kızımı ağlaya ağlaya bıraktım. Vicdanım hiç rahat değildi, aklım hep kızımdaydı. Ne yapıyor? Ateşi var mı? Altı pis mi? Uyudu mu? Bu düşüncelerle akşamı zor yaptım, soluğu kızımın yanında aldım. Sanki yıllardır ayrıymışçasına onu öpüp kokladım, belki de kendimi affettiriyordum. Nihayet, beyim teskere alarak geri dönmüştü. Her şey daha iyi olacak derken, ev sahibi bizi evden çıkardı. Yeni bir ev taşınma derken, günler günleri, aylar ayları, yıllar da yılları kovaladı. Kızım, o komşuya rica, bu komşuya minnet, kâh evde yalnız, kâh memlekette bizden ayrı, nihayet okul çağına gelmişti. Özellikle anne olarak ben de suçluluk duygusuyla kıvranıyordum; çünkü yeteri kadar onunla ilgilenemiyor, onu sevemiyor, aradığında yanında olamıyor, en vahimi de onu istediğim gibi yetiştiremiyordum. Çocuk olarak bana küsüyordu, okuldan eve geldiğimde önce yüzüme bakmıyor, benimle ilgilenmiyor, yabancı gibi davranıyor, sanki beni cezalandırıyordu. Babasına aynı şeyleri yapmıyor, sanki neden yanımda değilsin dercesine hep bana sıkıntı veriyordu. Çok akıllı, konuşkan fakat çok duygusal bir çocuktu. Ürkek, korkak tavırları vardı. Okula başlayıp arkadaşları olunca hepsini atlatır diye düşünüyorduk. Kızımız o yıl ilkokul birinci sınıfa gidecekti. Okulun en başarılı öğretmeni olan, en yakın arkadaşıma kızımın kaydını yaptırdım. Okulun ilk günü hep birlikte gittik okula, hepimiz aynı okuldaydık. İstediği zaman yanımıza gelebilir diye düşünüyorduk. Beyimi o yıl bir başka okula müdür yardımcısı olarak görevlendirdiler. Hepimiz sevinmiştik bu habere; çünkü maaşımız biraz daha fazla olacak ve girdiğimiz kooperatif borcundan dolayı olan sıkıntılarımız azalacaktı. Beklenmedik bir şey oldu. Birinci dönemin sonu yaklaştığı halde, kızımın sınıfında herkes okumaya başlamış, kızım okumayı bir türlü sökememişti. Öğretmeni bana, biraz ilgilenmemi söyledi. Oysa ben, eve gelir gelmez onunla ilgileniyor, fişleri tekrar ettiriyor, yazmasını temin etmeye çalışıyordum. Anlamadığım şey, bu kadar ilgilenmeme rağmen sanki öğrenmek istemiyordu. Zaten bütün gün yorgun gelip, ev işleri falan derken birde onunla tekrar ders çalışmak beni çok daha fazla yoruyor ve kızımın bu tavrı benim sabrımı daha çok tüketiyordu. Bir gün dayanamayıp kızımı fazlaca tartakladım ve ağzıma geleni söyleyerek, geri zekâlı olmadığını biliyorum bana neden bunları yaşatıyorsun, neden benim sabrımı zorluyorsun, yeter artık diyerek kendimi kontrol edemedim ve bir tokat patlatıverdim yanağına. Nasıl kıyabilmiştim biricik kızıma bilemedim. Ta ki kızımın hıçkıra hıçkıra bağırarak ağlamasıyla kendime geldim. Yanına giderek sarılmak istediysem de bana yaklaşmadı, ağlayarak söylediği sözler onun da bana attığı bir tokat oldu. Şöyle söylüyordu kızım; — Okumayacağım işte, ben okumayı öğrenmek istemiyorum. Okursam senin gibi olurum, kızımı yalnız evlerde kimsesiz bırakıp giderim. Acıktığında ona yemek veremem, onun saçını tarayamam, onunla oynayamam. Okumayı öğrenmek istemiyorum. Aman ya Rabbi, ben ne yapmışım! Çocuk ne kadar haklıymış! Küçücük çocuk dersiniz; ama içinde ne fırtınalar kopmuş ve kim bilir, ona farkında olmadan neler yaşatmışım. Bir müddet sonra, ikinci çocuğumuz oldu. Birinci çocuktaki tecrübelerimiz, bizi işimizden ayrılmaya zorladı. Şimdilik kaydıyla, işten ayrıldım. Şimdi daha çok çocuklarımla ilgilenebiliyor ve rahat ibadetlerimi yapabiliyorum. Her gün yeni, ütülü elbise giymekten ve makyaj yapmaktan da kurtulmuş oldum. Maddi yönden de bir sıkıntımız olmadı. Artık yeniden işe dönmeyi hiç düşünmüyorum. Çocukların ilk öğretmeni ana babasıdır derler. Evde, hem öğrendiklerimi çocuklarıma anlatıyorum, hem de bizzat yaşayarak onlara örnek olmaya çalışıyorum... Z. Alkan

19 Mayıs 2009 Salı

Sivas'ın Saklı Cenneti Sızır şelalesi

sivasin-sakli-cenneti-sizir-selalesi
Sivas'ın Gemerek ilçesine bağlı Sızır beldesinde bulunan Sızır Şelalesi, doğal güzelliğiyle görenleri adeta büyülüyor. Bahar mevsimindeki yağışlarla su seviyesi artan şelale, özellikle hafta sonları büyük ilgi görüyor.

Sivas'ın Gemerek ilçesine bağlı Sızır beldesinde bulunan Sızır Şelalesi, doğal güzelliğiyle görenleri adeta büyülüyor. Bahar mevsimindeki yağışlarla su seviyesi artan şelale, özellikle hafta sonları büyük ilgi görüyor.



Sivas Valisi Veysel Dalmaz, Sızır Şelalesi ve Sızır Alabalık Tesisleri'nde incelemelerde bulundu. Sivas'ın doğal güzellikler açısından önemli bir zenginliğe sahip olduğunu dile getiren Vali Dalmaz, "Sızır Şelalesi sahip olduğumuz doğal güzelliklerin en önemlilerinden birisi. Ancak Sivas olarak bu doğal güzellikten yeterince faydalanamıyoruz" dedi.



Sızır Şelalesi'nin turizme kazandırabilmesi için topyekün bir proje hazırlanması gerektiğini vurgulayan Dalmaz, "Suyun kaynağından şelaleye kadar olan alanın hazırlanacak verimli bir projeyle değerlendirilmesi gerekiyor. Sızır Şelalesi için hazırlanacak proje için yapılan masrafın, kat kat fazlasıyla bizlere geri dönüşümü olacağına inanıyorum. Su kaynağından şelalenin olduğu alana kadar rafting ve benzeri aktiviteler yapılabilir. Ancak buradaki güzellikleri sadece Sızır bilmemeli, Sivas bilmeli, Kayseri



bilmeli ve insanlarımız yazın buralara akın etmeli. Hazırlanacak proje doğrultusunda burada gerekli çevre düzenleme çalışmaları yapılırsa Sızır Şelalesi'nin Orta Anadolu'nun en güzel mesire yerlerinden biri olacağına inanıyorum" diye konuştu.



Yatırımcıları bölgeye yatırım yapmaya davet eden Vali Dalmaz, Sızır'a yatırım yapmak isteyen işletmecilere her konuda yardımcı olunacağını ifade etti.



Sızır Alabalık Tesisleri'nde de incelemelerde bulunan Vali Dalmaz, balıklara yem attı.



Sizde Beğendiğiniz e-postaları, kendi eserlerinizi veya bizimle paylaşmak istediklerinizi naturelist@gmail.com mail adresine yollayabilirsiniz..

Reklammatik'le Reklam İzle sen de kazan!

Hostinginizi Alın Bir Villa Sahibi Olun

SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!



24 Ağustos 2007 Cuma

Kangal Anadolu Çoban Köpeği


DOG. Kangal Köpeğinin tarihçesini araştırdığımızda en küçük bir belgeye rastlayamadık. Kangal köpeği hakkında çeşitli rivayetler söz konusudur. Bir rivayete göre M.Ö. Asurlular ve Babilliler zamanında türediği, aslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara karşı korunmak, savaşlarda yararlanmak amacıyla büyük bir özenle yetiştirildiği anlatılmaktadır. Bu köpeğin çok rahat bir şekilde aslanı mağlup ettiği söylenmektedir.

İkinci bir rivayete göre, Hint mihracesinin Osmanlı padişahına (Yavuz Sultan Selim veya 4. Murat’a) bir köpek hediye etmesiyle başlamaktadır. Sarayda bulunan ve aslanla boğuşan bu köpek aslanı öldürüyor. Böylece padişahın nazarında büyük bir ilgi görüyor. Osmanlı ordusu doğu seferine gelişinde Kangal Deliktaş dolaylarında köpeğin kaybolduğu ve bütün aramalara rağmen bulunamadığı, Kangaldaki köpeklerin bu köpeğin soyundan türediği rivayetler arasındadır.

17.Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde aslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu’ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa`ya yayılmasıyla çoğu Avrupa Çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliği yapıldığı bahsedilmektedir. Kangal Çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar irk özelliklerini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır.

Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması Kangal ırkı köpek neslinin devamını sağlamıştır. (ilimsel.com)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...