Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Nabucco projesi nedir? Ne değildir?

Haber resmi

Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) petrol boru hattı ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattıyla Hazar’daki enerji kaynaklarının batıya sevkedilmesinde bir enerji koridoru olarak görev yapabileceğini gösteren Türkiye’nin, AB açısından mevcut en hayati projesi, Hazar ve Ortadoğu doğalgazını Avrupa’ya sevkedecek Nabucco.

11 milyar dolarlık, yıllık 31 milyar metreküp kapasiteye sahip proje AB’nin, doğalgazda kaynak çeşitliliğini ve enerji güvenliğini artırmak için en ciddi alternatifi ve “doğu-batı enerji koridoru”nun en önemli ayağı. Hazar ve Ortadoğu doğalgazının Türkiye üzerinden geçerek, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Avusturya’ya ulaşması hedefleniyor.

Projenin hayata geçmesiyle Türkiye bir yandan AB için en önemli transit ülkelerden biri haline gelecek, bir yandan da yüzde 60’ı aşan Rus doğalgazına bağımlığına karşı ciddi bir alternatif oluşturacak.

NTV'nin haberine göre; Nabucco konsorsiyumunda BOTAŞ’ın yanı sıra Macaristan’dan MOL, Romanya’dan Transgaz, Bulgaristan’dan Bulgargaz, Avusturya’dan OMV ve Almanya’dan RWE enerji şirketleri yer alıyor. Avrupa

açısından Nabucco, enerji güvenliğinin artırılması için en iyi seçenek. Zira, birden fazla ülkeden (muhtemelen 3 ila 5) Nabucco’ya doğalgaz pompalanması öngörülüyor. Böylece tek başına hiçbir ülke Nabucco’yu kontrol edemeyecek.

RUSYA'YA BAĞIMLILIĞI BİR SÜRE ÖNLEYECEK

Nabucco tek başına, AB’yi Rus doğalgazına bağımlılıktan kurtaracak bir proje değil. Ancak başta İngiltere ve Hollanda olmak üzere Avrupa’daki doğalgaz üretiminin hızla azalması ve tüketimin artmasıyla her geçen yıl dışa daha bağımlı hale gelen AB’nin, Rusya’ya olan bağımlılığını bir süre için önleyecek bir proje.

AB’de doğalgaz tüketiminin 2030'a kadar yıllık ortalama yüzde 1.8 artması ve doğalgazın toplam enerji kaynakları içindeki payının yüzde 23'ten yüzde 32'ye yükselmesi bekleniyor. Birliğin üretimi ise 2010 yılında 225 milyar metreküpe, 2030 yılındaysa 147 milyar metreküpe gerileyecek. Bu tahminler ışığında, AB’nin doğalgazda yüzde 50 olan dışa bağımlılığı, 2030'a gelindiğinde yüzde 80'e çıkabilir. Bugün itibarı ile en fazla doğalgaz ithalatını, sırasıyla Rusya, Norveç ve Cezayir’den gerçekleştiren Avrupa Birliği'nin artacak talebini de yine Rusya, Afrika, Ortadoğu ve Hazar/Orta Asya kaynaklarından karşılanması planlanıyor.

İLK KEZ BOTAŞ GÜNDEME GETİRDİ

İlk kez Şubat 2002’de BOTAŞ tarafından gündeme getirilen proje çerçevesinde, hattın ilk aşamasının inşasının 2009, ikinci aşamasınınsa 2017’de başlatılması, ilk aşamanın 2012’de faaliyete geçmesi hedefleniyordu. Ortak Girişim Anlaşması'nın 28 Haziran 2005 tarihinde Proje Katılımcısı Şirketler tarafından imzalanmasının ardından 2005 yılı sonunda Nabucco Uluslararası Şirketi kuruldu. Ortakların eşit katılımıyla kurulan Nabucco Uluslararası Şirketi bu yıl çalışmalarını hızlandırıldı. Ayrıca güzergah ülkelerinde inşaat işlerini gerçekleştirip işletmeden sorumlu olacak Nabucco Milli Şirketleri kuruldu.

26 Haziran 2006 tarihinde Viyana'da imzalanan Bakanlar Beyanatı ile Nabucco Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ne ülkelerin desteği ilk olarak güçlü bir şekilde dile getirildi.

5 Şubat 2008 tarihinde ise RWE firması Nabucco Şirketi'nin 6. ortağı oldu. İlk etapta boru hattının tam kapasite çalışması değil, yılda 8 milyar metreküp doğalgazı Avrupa’ya sevketmesi hedefleniyor.

Ancak projeyle ilgili belirsizlikler, hattın inşasının başlangıcını 2011’e, ilk aşamasının faaliyete geçmesini de 2014’e sarkıtmış durumda. Özellikle tedarikçi ülkelere ilişkin belirsizlikler, bu tarihin daha da ileriye atılabileceğine işaret ediyor.

EN BÜYÜK SORUNU: HATTI DOLDURACAK DOĞALGAZ YOK
Nabucco projesiyle ilgili en önemli sorun, hattı dolduracak yeterli doğalgazın henüz bulunmamış olması. Nabucco hattına ilk doğalgaz verecek ülke Azerbaycan. Bu nedenle Şah Deniz projesinin ikinci aşamasının tamamlanmasının beklenecek. Ancak Azerbaycan’daki kaynaklardan alınacak doğalgaz yeterli değil.

Azerbaycan'ın, yıllık ürettiği toplam 14.7 milyar metreküp doğalgaz, Nabucco boru hattının yarısını dahi dolduramıyor. Kaldı ki doğalgazın bir bölümünü iç pazarda tüketiyor, bir bölümünü de Rusya’ya satıyor. Bu nedenle Türkmenistan ve Irak doğalgazının da Nabucco ile Avrupa pazarına sevkedilmesi öngörülüyor. Sadece Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattının kapasitesi 16 milyar metreküp ve Gürcistan, doğalgaz miktarının yüzde 5’ini alma hakkına sahip. Bu nedenle mevcut koşullarda Nabucco’nun ancak yarı kapasitesine sahip olan Bakü-Tiflis-Erzurum hattının da, proje hayata geçirileceği zaman artırılması gerekiyor.

RUSYA VE İRAN'IN KATILMASINA ABD ENGELİ
Dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerine sahip iki ülkesi Rusya ve İran da coğrafi konumları itibarı ile projeye katılabilir. Ancak Rusya’ya olan bağımlılığın azaltılması istendiğinden ve İran ile nükleer programı nedeniyle yaşanan sorunlardan dolayı, bu iki ülkenin katılımına, başta ABD’nin baskısıyla AB ülkeleri de sıcak bakmıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Matt Bryza, “biz ABD olarak AB’nin Hazar doğalgazıyla enerji kaynaklarını çeştilendirmesi için Nabucco projesini destekliyoruz, İran gazıyla çeşitlendirmesi için değil” sözleriyle Washington’un tututmunu net olarak ortaya koymuştu. Ancak, tedarik sıkıntısının aşılmasında Türkiye, Rusya’nın ardından dünyanın ikinci büyük doğalgaz rezervlerine sahip İran’ı kilit ülke görüyor. Ancak bu konudaki nihai gelişme ve kararın, ABD-İran ilişkilerine bağlı olarak şekilleneceği aşikar.

IRAK: 'ÖNCELİKLİ OLAN KENDİ TÜKETİMİM'
Bir diğer tedarikçi olması beklenen Irak doğalgazıyla ilgili belirsizlikler de hala çok fazla. Nitekim Bağdat yönetimi, mevcut durumda iç tüketimin karşılanmasının öncelikli olduğunu ve bu aşamada Nabucco’ya verecek doğalgaza sahip olmadıklarını açıklamış, ancak ileride doğalgaz üretiminin artması halinde bunun mümkün olabileceğini bildirmiştir.

Bu aşamada Türkmen doğalgazının Hazar denizinin altından geçirilmesi öngörülen Trans-Hazar hattı üzerinden alınabilmesi Nabucco için neredeyse bir önkoşul. Orta Asya’nın en önemli doğalgaz üreticisi Türkmenistan, Nabucco boru hattına doğalgaz vermek için istekli. Ancak Rusya ve İran, böyle bir projenin Hazar Denizi’nin ekolojik dengesini bozabilecek bir çevre riski taşıdığını ve yapımı için kıyısı olan tüm ülkelerin onay vermesi gerektiğini savunarak, kendilerini devredışı bırakacak bu gelişmeyi engelliyor. Trans-Hazar ve Nabucco birbirini tamamlayan iki proje ve bu projelerin birinden vazgeçilmesi, diğerinin de hayata geçirilip geçirilmemesinde etkili olacak.

Nabucco’ya katılması öngörülen bir diğer ülke ise Mısır. “Ana” değil “tali” tedarikçi olması planlanan Mısır’dan başlayan boru hattının, Suriye’ye kadar olan kısmının inşası tamamlandı.

RUSYA'YA GÖRE NABUCCO SANAL BİR PROJE
Rusya, “sanal” olarak değerlendirdiği ve ekonomik açıdan uygun olmadığını iddia ettiği Nabucco projesinin hayata geçirilmemesi için girişimlerini yoğunlaştırdı. Rusya, 2007 ve 2008’de Kazakistan ve Türkmenistan ile, 2009’da ise Azerbaycan’la, daha fazla doğalgaz almak için anlaşmalar imzaladı.

Bu anlaşmalara ek olarak yine 2007’de Güney Akım projesi için İtalya ile birlikte anlaşma imzalayarak harekete geçmesi Nabucco projesini daha da zora soktu. Macaristan enerji şirketi MOL’u 2006 yılında almak için teklif yapan Moskova, bu gerçekleşmeyince, Mart 2007’de Güney Akım projesine dahil olması için Macaristan başbakanı Ferenc Gyurcsany ile anlaşmaya vardı.

NABUCCO'NUN EN ÖNEMLİ ALTERNATİFİ: GÜNEY AKIM
Rusya, Güney Akım projesine dahil olmaları için 18 Ocak 2008’de Bulgaristan’la anlaştı, birkaç gün sonra da Sırp petrol ve doğalgaz firması NIS’ın yüzde 51 hissesini alarak bu ülkeyi de Güney Akım projesine dahil etti. AB’nin ortak bir enerji politikası izlememesi de Rusya’nın işini oldukça kolaylaştırıyor. Yıllık 30 milyar dolarlık kapasiteye sahip olan Güney Akım, Nabucco projesinin en önemli rakibi/alternatifi olarak görülüyor.

İtalyan ENI şirketi, Rus Gazprom ile birlikte Güney Akım’ı gerçekleştirecek. Nabucco projesinden sonra ortaya atılsa dahi, bugün Güney Akım daha avatajlı konumda. Güney Akım’la ilgili birçok anlaşma sonladırıldı, ancak Nabucco ile ilgili nihai anlaşmaya henüz imza atılmadı. Hangi ülkelerin Nabucco’ya hangi miktarda doğalgaz sağlayacağı, projenin nasıl finanse edileceği ve hangi ülkenin hangi miktarda hattan doğalgaz alacağı dahi henüz kesinlik kazanmadı. Buna karşılık, AB ülkeleri Almanya, Fransa, İtalya, Bulgaristan ve Macaristan’ın yanısıra Sırbistan da Güney Akım’dan gaz alabilmek için Gazprom’la anlaşmalar imzaladı. Birçoğu bizzat Rus devlet Başkanlarının ziyaretlerinde imzalanan bu anlaşmalarla ilgili Vladimir Putin Şubat 2008’de “Ortaklarımız çok basit bir şey yapmalı. Hesap makinesini alıp, hangi projenin daha karlı olduğunu görmeli” sözüyle Nabucco’ya karşı ülkesinin sunduğu avantajları dile getirmiştir.

PUTIN: BORU HATTI İNŞA ETMEK İSTİYORSANIZ, DEVAM EDİN
Nabucco projesini dolduracak doğalgazın bulunmasının mümkün olmadığını iddia eden Putin, “eğer birileri toprağı kazıp boru hattı inşa etmek istiyorsa devam etsinler, bizim için sorun değil” sözleriyle, alaycı şekilde projenin geleceği olmadığını ima etmişti.

Rusya, başarılı bir stratejiyle, başlıca AB ülkeleriyle enerji alanında ayrı ayrı ortaklıklar ve işbirliğine giderek üye ülkelerin ortak bir politika izlemesinin önüne geçiyor. Birbirine rakip iki büyük boru hattı projesinden Güney Akım, Rusya’nın AB’ye kıyasla çok daha hızlı ve kararlı hareket ederek somut adımlar atması neticesinde, Nabucco karşısında avantajlı konuma geçmiştir.

29 Haziran 2009 Pazartesi

Türkiye'nin 10 harikası


Kapadokya: Başka bir gezegen gibi

Persçe’de Güzel Atlar Ülkesi demek olan Kapadokya Joost Lagendijk için bu dünyaya ait değil. Adeta fantastik bir heykeltıraşın elinden çıkmış bir hayal dünyası. Arhan Kayar ise hem tarih hem de coğrafi bakımdan enteresan buluyor. Ara Güler "Kapadokya öyle bir yer ki kendini dünyadan başka bir yerde hissediyorsun.

Aydaymışsın ya da günün geç saatlerinde ruhlar dolaşıyor gibi etrafında. Kendinizi orada yalnız hissetmezsiniz. Sanki o ruhlar peribacalarının içindeki kiliselere çağırır. Gizemli bir gezegendir" diyor. Volkanik faaliyetler ve erozyon sonucunda oluşan peribacaları ilk Hıristiyanların sığınağı oldu. İşlenmesi çok kolay olan kayaların içine kazılan mağara kiliselerde birbirinden güzel fresklere rastlıyorsunuz.





Ayasofya: Kubbesi 900 yıl taklit edilemedi

Dünyanın 8. harikası olduğu söylenen 532’de inşa edilen Bizans İmparatorluğu’nun İstanbul’daki şaheseri günümüze gelen ender eserlerden. Dış görünüşünün aksine içi saray gibi görkemli ve göz alıcı. Bizans döneminde çok büyük onarımlar gören iki kez yeniden yapılan Ayasofya’yı 16. yüzyılda Mimar Sinan ile 19. yüzyılda Fossati Kardeşler restore etti.

916 yıl başkilise 477 yıl cami olan Ayasofya Atatürk’ün emriyle müze yapıldı. 1930-1935 arasında ortaya çıkarılıp temizlenen mozaikler de Bizans ve Osmanlı döneminin izlerini taşıyan muhteşem mimarisiyle en çok ziyaret edilen müzelerimizin başında geliyor.



Hasankeyf: Bilim ve kültür merkezi

Bir zamanlar bölgenin bilim ve kültür merkezi olan Batman-Hasankeyf sahip olduğu zengin tarihsel yapılar nedeniyle 1981 yılında sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştı. 2006 yazında temeli atılan Ilısu Barajı sularının altında kalma tehlikesi altında. Sadece tarihi kale ve 7 bin mağara sular altında kalmayacak.

Yerleşim bölgesi ve Hasankeyf’in simgesi haline gelen Dicle Nehri üzerindeki 12. yüzyıldan kalma Ortaçağ’ın en büyük taş köprüsünün Raman Dağı eteğine taşınması planlanıyor. Bugün bile bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağara insanların çok eski çağlarda yerleştiklerini gösteriyor.





Nemrut Dağı: En muhteşem gün doğumu

Adıyaman’ın Kahta ilçe sınırları içindeki Nemrut Dağı dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra dünyanın en muhteşem gün doğumu ve gün batışının seyredilebildiği yer. UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası olarak ilan ettiği Nemrut Dağı Kommagene Uygarlığı eserleriyle Türkiye’nin en önemli milli parklarından. Dev heykeller ve tümülüs Arsameia (Eski Kale) Yeni Kale Karakuş Tepesi ve Cendere Köprüsü Milli Park sınırları içerisinde yer alıyor. Helenistik dünyadan günümüze ulaşan en önemli ve zengin anıtlardan.




Divriği Ulu Cami: Mukaddes Emanetler gibi saklanmalı

UNESCO’nun 1985’te Dünya Mimari Mirası’na dahil ettiği Sivas-Divriği Ulu Cami 1228’de Mengücekoğulları hükümdarı Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından yaptırıldı. Başmimarı Ahlatlı Hürremşah. Bitişiğindeki Darüşşifa (hastane) ise Ahmet Şah’ın eşi ve Behram Şah’ın kızı Melike Turan Melek tarafından yaptırıldı. Hastanede ruh hastalıkları müzik ve su sesiyle tedavi edilirdi. 16 sütunlu cami 23 tonoz ve iki kubbe ile örtülü.

Mihrabın biçim ve bezemelerinin Anadolu’da başka örneği yok. Türkiye’nin restorasyon duayeni Doğan Kuban Ulu Cami’ye 40 yılını vermiş. "Eşi yok. Heykel gözüyle bakmak lazım. Müzeye kaldırılması gerekiyor ama sığmaz. Topkapı Sarayı’ndaki Mukaddes Emanetler gibi saklanmalı."





Pokut Yaylası: Doğu Karadeniz yaylalarının en güzeli

Jüri üyemiz Nergis Yazgan’ın önerilerinin başında Pokut Yaylası vardı. Yazgan için Pokut Doğu Karadeniz yaylalarının en güzeli ve bozulmamışlarından. "Bitki örtüsü çok çeşitli. Yürüme yolu da var.

Tipik yayla hayatını barındırıyor. Yayla evleri ananevi haliyle kalmış ve Çamlıhemşinliler hálá kullanıyor. Asfalt yol yapılmamalı. Çünkü Ayder bu yüzden betonlaştı bozuldu" diyor. Pokut sırtının güney yamacına kurulmuş yayla evleri zaman zaman Meğo ve Ayder Vadisi’ne biriken yer dumanı sayesinde bulutların üzerine dizilmiş inci tanelerini andırıyor.





Ağırnas Mimar Sinan Evi: Doğduğu evden ilham aldı

Mimar Sinan 1489’da Kayseri’nin Melikgazi İlçesi’ne bağlı Ağırnas Beldesi’nde doğdu. Doğduğu ev Ağırnas Belediyesi ile ÇEKÜL Vakfı’nın işbirliğiyle restore edildi 9 Nisan 2007’de ziyarete açıldı. İki katlı evin altında yedi kat aşağıya inen yeraltı şehri bulunuyor. Evin orta katı 1939 üst katıysa 1951’de tamamlanmış bu görünenin altındaysa Roma Bizans Selçuklu Osmanlı dönemlerinin izleri birbirini izlemekte.

Faruk Göksu "Ermeni klasik mimari eseri olan Ağırnas yerleşiminde müthiş taş kemerler var. Sinan’ın bu kemer ve taş iş işçiliğinin içinde büyümesinin mimarlığında çok etkili olduğu söylenir. ÇEKÜL Vakfı restore etmeseydi bu şaheser ortaya çıkmayacaktı" diyor.





Aspendos Antik Tiyatrosu: Akustiği hâlâ bir sır

Aspendos Antalya-Serik’in 8 kilometre doğusunda M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulan bir Antik Çağ kenti. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için her çağda ele geçirilmek istenen bir kent. Buradaki açık hava tiyatrosu.

Roma İmparatoru Marcus Aurelius zamanında Mimar Zeno tarafından 2. yüzyılda yapılmış. 17 bin kişilik tiyatronun mimari özelliğiyle sağladığı mükemmel akustik hálá bir sır. 13. yüzyılda Selçuklular burayı kervansaray olarak kullanmış ve bir kemerle kuzey tarafını sağlamlaştırmışlar.





Çanakkale ve İstanbul Boğazları: Bir milyon yıl önce de önemliydiler

Özcan Yüksek "Boğazlar stratejik ve güzeldir ama dünyada arka arkaya iki boğazın örneği yok" diyor. Asya ile Avrupa kıtası boğazlarda birleşir iki iç deniz; Karadeniz ve Akdeniz boğazlarla birbirine bağlanır. Tarih boyunca Afrika ve Asya’dan gelenlerin Avrupa’ya geçme yolları olur.





Çanakkale ve İstanbul Boğazları: Bir milyon yıl önce de önemliydiler

İstanbul Boğazı’nın uzunluğu 30 kilometre. En geniş bölümü Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri arasında (3600 metre); en dar yeri Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında (760 metre.) En derin yeri Bebek’le Kandilli arasında (120 metre.) Birinci Dünya Savaşı’nda büyük bir savaşın mekanı olarak da tarihe geçen Çanakkale Boğazı’nın ise en derin noktası 167 metre.





Süleymaniye Cami: Mimar Sinan’ın yedi yılda yaptığı şaheser

İstanbul’un en görkemli camiini Mimar Sinan’a Kanuni Süleyman ısmarladı. 1550-1557 arasında tamamlandı. Avluyu çevreleyen büyük komplekse okullar kütüphane hamam aşevi kervansaray hastane ve dükkánlar yaptı. Süleymaniye’nin dış güzelliğini en iyi biçimde görmek için uzaktan Haliç’in Galata kesiminden bakmak gerekiyor. Dört minaresi olan caminin esas mekánını büyük bir kubbe örtüyor. İçerideki en göz alıcı yer mihrap duvarındaki renkli motiflerle süslü vitraylar. Arka avlusunda Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan’ın türbeleri bulunuyor. Bir uçtaki mütevazı mezar ise Mimar Sinan’a ait.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...