Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
9 Eylül 2011 Cuma
YAZI Alevilik ders kitaplarinda
7 Eylül 2011 Çarşamba
Hangi Vitaminlere İhtiyacınız Var?
Hangi vitaminlere ihtiyacınız olduğunu hiç düşündünüz mü? İhtiyacınız olan besinleri nereden bulabilirsiniz? İhtiyacınız olan ve folik asit, krom ve flavonoid içeren vitamin ve besinlerin kaynaklarını burada öğrenebilirsiniz. Aşağıdaki vitamin tablosunu kullanarak diyetinizi daha sağlıklı yapabilir ve bedeninize ihtiyacı olan vitamin ve besinleri sağlayabilirsiniz.
Yararları: A vitamini, sağlıklı görmeye özellikle gece görüşünde, ve diş ve dişetleri sağlığınıın korunmasına yardımcı olan, ve saç, cilt, sinirler ve mukus zarlarının daha güçlü olmasını sağlayan bir antioksidandır. A vitamini ayrıca bağışıklık ve yenilenme fonksiyonlarına da yardımcı olur. Beta karoten formunda en fazla 2,500-3,000 IU A vitamini içeren bir multivitamin tercih etmelisiniz, beta karoten diğer A vitamini formlarından daha az toksik yapıdadır. Günde 8,000 IU'dan fazla A vitamini almamalısınız. Örnek Besinler: Havuç, pişmemiş, bir adet orta boy , Tatlı patates, kızartma veya haşlanmış, yarım orta boy , balkabağı, konserve, bir kase, zenginleştirilmiş kepek veya buğday gevreği, 20 gram...
Yararları: B6 vitamini homosistein seviyesini düşürmenin yanı sıra, yağların, karbonhidratların ve proteinlerin parçalanmasına yardımcı olur, böylece bu besin öğeleri kolayca absorbe edilir. B6 vitamini ayrıca alyuvar oluşumunda, antikor üretimi, ve normal sinirsel fonksiyonlarda önemli bir role sahiptir. Günde 3.7 mg B6 vitamini alırsanız, Gerçek Yaşınızı gençleştirmek konusunda önemli bir adım atmış olursunuz. Örnek Besinler: Tavuk, kızarmış yağsız, derisiz, 100 gram, Muz, bir adet orta boy , Domates püresi, 1/2 kase, Ay çekirdeği,1/4 kase , Pastırma, 60 gram, Enginar, bir adet büyük, Tatlı patates, 1/5 kase...
B12 vitamini homosistein seviyesini düşürür ve alyuvarların, sinirlerin, ve genetik materyallerin üretimine yardımcı olur. B12 vitamini sadece hayvansal ürünlerde bulunur, bu nedenle vejeteryanların tablet vitaminlere ihtiyacı olabilir. Bedeninizin B12 vitaminine çok ihtiyacı yoktur – günde sadece 25 mikrogram (mcg). Bu miktardan daha fazlası da olabilir, ancak bazı insanların B12 vitamininin absorbe edilmesiyle ilgili sorunları olabilir, bu kişilerin günde en az 800 mcg alması gerekir. Bu miktar ise ek vitaminlerle karşılanabilir. Örnek Besinler: Somon balığı, 1/2 kase, Ton balığı, 1/2 kase , Kuzu eti, pirzola, bacak veya omuz, 60 gram, Zenginleştirilmiş kepek veya buğday gevreği, 20 gram, Karışık gözleme, 0.6 cm ,Yoğurt, 160 gram ,Süt, 1 bardak...
Beta karoten pek çok meyve ve sebzede bulunan bir çeşit karotenoiddir. Beta karotene hayatın devamı için ihtiyaç duyulmaz ancak hastalıkların önlenmesinde güçlü bir etkisi vardır ve vitamine benzer. Bedeniniz beta karoteni A vitaminine dönüştürür. Örnek Besinler: Beta karoten için en iyi kaynak meyvelerdir, örneğin kayısı, şeftali, ve mango, kurutulmuş erik, kantalup, ve nektarin.
D vitamini kalsiyumla birlikte kemiklerin güçlenmesini sağlar. Kalsiyum emilimine yardımcı olur, bu nedenle kalsiyum aldığınız zaman demir almayı da ihmal etmemelisiniz. D vitamini, en yaygın artrit çeşidi olan osteoartiritin önlenmesini sağlar, ve bazı kanser türleri riskini azaltır. D vitaminini almak için iki yol vardır—yiyeceklerden ve güneşten. En güvenli yol yiyeceklerden ve ek vitaminlerden yeterli miktarda almaktır. Eğer yaşınız 70'den azsa, günde 400 IU D vitamini almalısınız, 70 yaşın üstündeyseniz günde 600 IU D vitamini almanız gerekir. Örnek Besinler: Uskumru, yumurta, tahıl gevreği, mısır gevreği, kuru üzüm...
E vitamini hücrelerinizi dışarıdan gelebilecek zararlara karşı koruyan bir antioksidandır. E vitamini, kötü kolesterolün (LDL) arter duvarlarına bağlanmasını önler, kalp krizi riskini azaltır. E vitamini ayrıca, kanı incelterek pıhtılaşma olmasını engeller. Bazı göz bozukluklarının tedavilerinde yardımcı bir vitamindir. Örnek Besinler: Badem, 20 gram , Fındık, 20 gram , Tatlı patates, Bir adet orta boy, Yalancı safran yağı, 1 yemek kaşığı, Yer fıstığı yağı, 1 yemek kaşığı , Kuşkonmaz, dört adet ,Mısır yağı, 1 yemek kaşığı....
Flavonoidler vitaminlere benzerler—biyolojik fonksiyonları hızlandırırlar ve antioksidan etkisine sahiptirler. Bazı flavonoidler, kanser oluşturma potansiyeline sahip bazı bileşiklerin zararsız bileşiklere dönüştürülmesini sağlayan enzimlere yardımcı olurlar. Örnek Besinler: Yabanmersini, 1 kase , Yabanmersini suyu, 160 gram, Çay, Domates suyu, 160 gram, Elma, bir adet orta boy, Soğan, 1 kase veya daha az ...
Folik asit, homosistein seviyesini düşürür, arteryal yaşlanmaya karşı koruma sağlar, ve kırmızı kan hücrelerinin ve genetik materyallerin üretimi gibi hücresel işlemlere yardımcı olur. Hamileler ve kanser olan veya yanıkları bulunan, veya deri hastalıkları olan kişilerin folik asitin normal seviyesinin koruması için yüksek miktarlarda almaları gerekir. Günde 700 mikrogram (mcg) folik asit almalısınız. Ortalama bir diyet genellikle günde 300 mcg folik asit sağlar, bu nedenle 400 mcg folik asit içeren bir multivitamin tercih edebilirsiniz. Her gün alacağınız 700 mcg folik asitle RealAge'nizi 0.8 yıl gençleştirebilirsiniz. Örnek Besinler: Kuşkonmaz, 1/2 kase, Enginar, bir adet büyük , Brüksel lahanası, dört adet büyük, Börülce, 1/2 kase, Avokado, yarım, Muz, bir adet orta boy...
Likopen, antioksidan özellikleriyle bilinen karotenoid çeşitlerinden biridir. Likopen prostat kanserinin önlenmesine yardımcı olur. Likopen ayrıca diğer kanser türlerinin riskini azaltır ve arterlerin gençleşmesini sağlar. Örnek Besinler: Pembe veya kırmızı meyveler genellikle likopence zengindir. Karpuz ve domates likopen için güzel kaynaklardır. Guava meyvesi, domatese göre %50 daha fazla, kanserle mücedelede etkin role sahip likopen içerir.
Potasyum felç riskini azaltır. Tansiyonu düşürür, sinirler arasındaki iletişime yardımcı olur, ve normal kalp ve arter fonksiyonlarının korunmasına yardım eder. Bu besin öğesi, ayrıca karbonhidrat ve protein metabolizmalarına da yardımcı olur. Uzman bir doktor tarafından önerilmedikçe potasyum takviyesine ihtiyacınız yoktur. Bazı durumlarda, potasyum hapı almak kalp ritminde bozukluğa neden olabilir. Yediğiniz gıdalardan günde en fazla 3,000 mg potasyum almalısınız. Örnek Besinler: Domates püresi, 1/2 kase, Kurutulmuş şeftali, beş adet yarım, Dil balığı, somon balığı, sardalya, kılıç balığı, 80 gram, Kurutulmuş kayısı, 3-4 adet orta büyüklükte, Greyfurt suyu, 1 kupa, Yoğurt, 160 gram, Kestane, 100 gram...
Sodyum oldukça önemli bir besindir, ancak aynı zamanda diyetinize eklemeniz gerekmeyen bir mineraldir. Günde sadece 116 mg sodyuma ihtiyacınız vardır, ancak diyetlerin büyük bir kısmı günde yaklaşık 4,000 mg sodyum almamızı sağlar. Sodyum, sinirsel sinyallerin iletilmesinde, tansiyonun düzenlenmesinde, karbonhidrat ve protein metabolizmalarında önemli bir role sahiptir. Çok fazla sodyum yüksek tansiyona neden olabilir. Uzmanlar, günde 2,400 mg'dan fazla sodyum alınmaması gerektiği yönünde uyarıyorlar.Sağlığınız için, günde 1,600 mg'dan daha az sodyum almalısınız.Böylece Realage'nizi en az 3 yıl gençleştirebilirsiniz. Örnek Besinler: Yediğimiz yiyeceklerin %75'inde tuz vardır. Soya sosu, hazır çorbalar, ve dondurulmuş yiyecekler fazlasıyla tuz ihtiva ederler.
C vitamini, arteryal yaşlanmayı azaltan ve kan damarlarlarında yağ plaklarının oluşumunu önleyen bir antioksidandır. C vitamini, protein metabolizmasına yardımcı olur, bağışıklık sistemini destekler, iyileşmeyi hızlandırır, ciltte kolajen oluşumunu sağlar. RealAge'inizde maksimum gençleşmenin sağlanması için, her gün 1,200 mg, veya günde üç defa 400 mg C vitamini almalısınız. Böylece RealAge'nizi 1.6 yıl azaltabilirsiniz. Örnek Besinler: Turunçgiller, Yeşil dolmalık biber, 1/2 kase, Papaya yarım ,Brüksel lahanası, dört adet büyük, Tatlı kavun veya karpuz, 1 tabak ...
6 Eylül 2011 Salı
Süt üreticileri bebeklere güvence verdi
Yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:
Geçtiğimiz günlerde bazı basın organlarında ‘’Bebeğinize bir yaşına kadar inek sütü vermeyin!’’ başlığı ile yayınlanan ‘’ Bilim adamlarının, inek sütünün 100 mililitrede 55 miligram tuz içerdiğini bu yüzden bebek beslenmesinde fazla tuza rastlanıldığı ‘’ haberlerin de geçen araştırmada sonuçlar ülkemizde üretilen süt örneklerinde yapılan analizlerde benzer sonuca rastlanılmamıştır!
‘’ Günde 700 mililitre inek sütü içen bir bebeğin sadece bu besinden 385 miligram tuz alacağı, bunun bir yaşına kadarki bebekler için tavsiye edilen günde bir gram tuzun hemen hemen yarısına tekabül ettiğine’’ dikkat çekilerek, araştırmacıların bir yaş öncesinde bebeklere inek sütü verilmemesi tavsiyesinde bulunmalarının ‘’ gerçek ile bağlantısı olmadığı, Çiğ Süt Üreticileri Süt ve Süt Ürünleri Tüketicileri Grubunca yapılan araştırma sonuçları bahse konu araştırmaya ile farklı sonuçlar çıktığı tespit edilmiştir.
Ülkemizin resmi Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl laboratuarlarında grubumuz tarafından yaptırılan analizlerde 100 mililitre sütte 55 miligram böylesine yüksek değerde tuza rastlanılmamıştır.
Ankara İlimizde üretilen çiğ süt, pastörize süt, uht süt örneklerinin AOC 935 43 metoduna göre yapılan analizler 100 mililitre sütte 55 miligram tuz olduğu araştırmasını tamamen tekzip eder mahiyettedir.
Tarafımızca tuz tayini analizlerinde en düşük değer 100 mililitrede 10 miligram bulunmuş iken en yüksek değer ise yine 100 mililitre sütte 17 miligram tuz bulunmuş olup bu da inek sütü için bebek beslenmesinde aşırı tuz iddiasını tamamen çürütmektedir. Dolayısı ile anne sütünden mahrum bir bebek günlük 700 mililitre süt içtiği kabulü ile 385 miligram değil, 119 miligram tuz edindiği sonucu yaptığımız araştırmada ortaya çıkmıştır.
Ülkemiz İnek sütünün 100 mililitresinde 10-17 miligram tuz oranı ile anne sütlerindeki tuz oranlarının biri biri ile örtüşür oranda oldukları da yine tarafımızdan gözlemlenmiştir.
‘’ Anneler, bir yaşına kadar bebeğinize inek sütü vermeyin ‘’ mesajları bilim adamlarının mesajları değil inek sütü yerine bebeklere sentetik vitaminlerden oluşan toz (bebek maması) satıcılarının medya aracılığı ile annelerimizi yanlış bilgilendirmelerinden ibarettir.
Bristol Üniversitesi’nden Dr. Pauline Emmett ile Vicky Cribb’in 1991 veya 1992 yıllarında yapıldığı ifade edilen araştırma da alınan örneklerde 100 mililitre sütte 55 miligram tuz çıkması ‘’ Araştırma’nın Sipariş Olduğu ‘’ düşüncesi oluşmaktadır. Geçtiğimiz yıl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın önce ‘’ bebek mamalarında kurşun var ‘’ daha sonra tekzip etse de bundan dolayı bebek mamaları satışlarının ülkemizde düştüğünü gören sektörce ‘’ bebeklerinize bir yaşına kadar inek sütü içirmeyin ‘’ mesajları annelerin zihinlerine enjekte edilmek istendiğini akla getirmektedir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ nın bebek mamaları ile ilgili ‘’kurşun yok ‘’ tekzibini biz halen kabul etmediğimizi burada yeri gelmişken belirtmek isteriz: Bebek mamalarına kurşun, üretildiği ortamdaki mandrenlerden ve daha sonra doldurulan ambalajlarından kurşun ve ağır metaller geçmektedir. Bu geçiş miktarı EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu) ve ülkemiz gıda tüzüğünce ‘’ kabul edilebilir ‘’ oranlarda –maalesef- bulunmaktadır. Halbuki bebek mamaları ile beslenen bebeklerde ‘’ kabul edilebilir ‘’ ağır metal geçişinin bebeklerde ne gibi sonuçlar doğurduğu yolunda tıbbi bir araştırma ne AB’ de ne de ülkemizde vardır?
Anne sütüne eşdeğer veya alternatif hiçbir ürün yoktur.
Anne sütünün olmadığı veya yeterli olmadığı durumlarda en iyi alternatif hayvan sütüdür, inek sütüdür, keçi sütüdür. İnek sütü anne sütünden sonra bebek beslenmesinin olmaz ise olmazıdır.
İnek sütü kullanımında sindirim zorluğu çeken bebekler için bu sütün kullanımında bire bir oranındaki su karışımı görülecek rahatsızlığı gidermede en iyi alternatiftir. İnek sütü vazgeçilemeyecek bir üründür ki 10 bin yıldır insanlar tarafından kullanılmaktadır.
Süt ve Süt ürünleri; Dünya’da ekmekten sonra ikinci stratejik bir üründür. Bebeklerimizin, çocuklarımızın, her yaşta insanımızın beslenmesinde mutlaka yer alması gerekir. Sütte bulunan mineral, vitamin ve yararlı organizmalar başka hiçbir gıda da yoktur! açıklamasında bulunuldu.
Kaynak: http://www.ciftlikdergisi.com.tr/sut-ureticileri-bebeklere-guvence-verdi.html
5 Eylül 2011 Pazartesi
ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ
ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ
A- Bedensel Özellikleri:
1- Grup olarak beden yapıları ve sağlık durumları bakımından yaşıtlarına oranla üstündürler.
2- Doğumda normal çocuklardan daha ağırdırlar.
3- Boy ve ağırlık bakımından normal çocuk grubunun üstündedirler.
4- Erken yürür ve erken konuşurlar.
5- Duyu organı bozuklukları bedensel sakatlık diş deformasyonu vb. normal çocuklara göre daha az rastlanır.
6- Ortalama ölüm yaşı daha yüksektir.
7- Hastalıklara karşı daha dayanıklıdırlar.
B- Zihinsel Özellikler:
1- Çabuk ve kolay öğrenirler.
2- Kelime hazineleri çok geniştir bildikleri kelimeleri kolaylıkla kullanırlar.
3- Zihinsel işlemleri kolaylıkla başarırlar.
4- Genelleme yapmada ilişkileri görmede bilgilerin transferinde mantıki çağrışımlarda ileridirler.
5- Soyut fikirlere karşı ilgileri fazladır. Dikkatleri devamlıdır.
6- Akademik konularda yaşıtlarından 1 – 2 yıl ileridirler.
7- Her alandaki okul çalışmalarında normalden 1 – 2 yıl üstündürler.
8- Sınıf düzeylerinin 1-2 yıl üstündeki kitapları okumaktan hoşlanırlar ve anlarlar.
9- Diğer çocukların farkında olmadığı pek çok alanda bilgi sahibidirler.
10- Fazla çalışmaya gerek duymadan duyduklarını ve okuduklarını uzun zaman belleklerinde tutarlar ve hatırlarlar.
11- Çok soru sorarlar ve ilgi alanları geniştir.
12- Çoğunlukla okula başlamadan önce okuma – yazma öğrenirler.
13- Pratik bilgileri çoktur.
14- Hazır cevaptırlar uyanık ve girgindirler.
C- Sosyal Özellikleri:
1- Arkadaşları arasında popülerdirler.
2- Kolayca arkadaşlık kurabilirler. Arkadaşlarını kendilerinden yaşça 2-3 yaş ileri olanlardan seçerler.
3- Grup içinde lider olabilirler başkalarına tabi olmaktan hoşlanmazlar.
4- Okula karşı isteklidirler ders dışı uğraşılara katılmaktan zevk alırlar.
5- Ders uğraşılarının yanı sıra sosyal uğraşılar sportif faaliyetler şiir hikaye ve resim alanlarında çalışmaktan hoşlanırlar.
6- Nüktedandırlar yerinde hikaye ve fıkra anlatmaktan hoşlanırlar.
7- Kendilerine ait orijinal ilgileri vardır.
8- Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar.
ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN EĞİTİM VE ÖĞRETİMLERİ İLE İLGİLİ
GENEL İLKELER
1- Üstün zekalı çocuklar normal zekaya sahip çocuklardan daha süratli öğrendiklerinden derslerde gereksiz tekrarlardan kaçınılmalıdır.
2- Muhakeme yetenekleri normal çocuklardan daha üstündür. Fikirler arasındaki ilişkileri kolaylıkla görüp kavradıklarından sınıfta bu yeteneklerinin gelişmesi için fırsat verilmelidir.
3- Geniş bir kelime hazinesine sahiptirler; bunları kolaylıkla kullandıklarından sınıf içi çalışmalarda bu özelliğin göz önünde tutulması gerekir.
4- Kendilerine özgü ilgileri olduğundan grupla olduğu kadar bireysel çalışmalara da önem verilmelidir.
5- Bir konu hakkında bilgi edinmek için çok şey sorarlar çok kitap karıştırırlar. Bunun için proje çalışmalarına yer verilmelidir.
6- Ders uğraşılarında kuru ve kitaba bağlı bilgilerden çok geniş gözlem deney ve araştırmalara yer verilmelidir.
7- Kendi günlük başarıları onları doyurmadığından okul içi ve okul dışı çeşitli uyumsuzluklar doğabilir. Çocuğu doyurmak tatmin etmek için ders içi ve ders dışı özel uğraşılara yer verilmelidir.
8- Öğrenme yetenekleri normallere göre daha üstün olduğundan müfredat programındaki konular genişliğine ve derinliğine zenginleştirilmelidir.
9- Üstün zekalı öğrenciler yaratıcı yeteneklere sahiptirler. Yaratıcılığın geliştirilmesi için aşağıdaki bilgiler göz önünde bulundurulmalıdır.
a- Bir problem çözümünde o problemin çözüm yolları ile ilgili çocuklar tarafından ortaya atılan fikirler üzerinde krıtik yapılmamalıdır.
b- İleri sürdükleri fikirlerin acayipliği hoş karşılanmalıdır.
c- Ortaya ayılan fikirlerin çoğunda yarar vardır.
d- Problemlere karşı öğrencilerin duyguları etkili hale getirilmelidir. (Örnek: Eğer tüm dünyadaki insanlar üç parmaklı olsalardı ne olurdu? Gibi.
e- Fikir akıcılığı teşvik edilmelidir.( Örnek: Bir tuğlanın çeşitli kullanış yerlerini açıklayın.) gibi.
f- Orijinal fikirleri teşvik edilmelidir.
g- Problemlerin değişik yollarla çözümüne fırsat verilmeli ve zemin hazırlanmalıdır.
ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUKLARIN SINIF İÇİ VE SINIF DIŞI ÇALIŞMALARINDA YARATICILIĞI ENGELLEYEN UĞRAŞILARDAN BAZILARI ŞUNLARDIR:
1- Belirli bir uğraşın belirli zaman limitleri içerisinde bitirilmesinin zorunluluğunun belirtilmesi.
2- Ödevlerin üst üste yığılması.
3- Yanlışlarından dolayı öğrencilerin azarlanması.
4- Gözlem araştırma ve deneylerin gereksizliğine inanılması bu çalışmaların sınıf uğraşılarında öneme alınmaması.
5- Öğrencilerin bir şeyi olduğu gibi kopya etmeye teşvik edilmesi. (Sevilen bir model ya da yazı en meşhur bir üstadın eseri bile olsa netice değişmez.)
6- Yapılan işte ve ¤¤¤¤lerde gereğinden fazla şekilcilik ve özenti üzerinde durulması.
7- Akademik konular için resim-iş beden eğitimi ve müzik gibi derslerin feda edilmesi.
Bu günkü İlköğretim ve diğer okullarda uygulanan müfredat programları hazırlanırken normal çocukların öğrenme kapasitesi göz önünde tutulduğu için üstün zekalı çocuklara cevap verememektedir. Programın kapsadığı alanlar ve konular üstün zekalı çocuklara hafif gelmektedir. Bu nedenle;
a- Üstün zekalı çocuklar konuları yaşıtlarına göre daha çabuk öğrendiklerinden diğer zamanlarda çeşitli problemler yaratırlar.
b- Normal çocuklar için yapılan sınıf içi tekrarlar bu tip çocukları doyurmaz. Onlar için can sıkıcı bir hal alır.
c- Üstün zekalı çocuklar az bir gayretle sınıf seviyesinin üstünde bir başarı gösterdiklerinden kendi kapasiteleri oranında çalışma zorunluluğu duymaz çaba göstermez ve tembel ( atıl ) kalırlar
Alıntıdır.
18 Ağustos 2011 Perşembe
İdeal çalışma alanını planlayın
Çalışma odanızı planlarken hangi noktalara dikkat ederseniz verimliliğiniz artar? Bu konuda yapılan fiziksel ve yönetsel araştırmalardan derlediğimiz ipuçlarına göz atın.
Evden profesyonel iş yapıyor olabilir, zaman zaman faturalarınızı ve banka işlemlerinizi takip etmek için internete giriyor olabilirsiniz. Yaşam alanlarında çalı şma köşelerine duyulan ihtiyaç her daim var. Siz de kendiniz için en uygun, düzenli ve konforlu çalışma alanını yaratabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken ihtiyaçlarınızı belirleyip doğru çalışma masasını edinmek. Nereden başlamalı?
* Çalışma köşesini kimlerin kullanacağını belirleyerek işe başlayabilirsiniz. Örneğin bu alanı çocuklar ödevlerini yapmak için mi kullanacak?
Yoksa siz aylık giderlerinizi, genel masraşarınızı takip etmek için mi kullanacaksınız?
*İşin niteliğine göre ne kadarlık bir alana ihtiyacınız olacağına karar verin. Örneğin çoğunlukla laptop ile çalışıyorsanız büyük bir çalışma alanı yaratmanıza gerek kalmayacaktır. Bunun için ufak bir laptop masası işinizi fazlasıyla görecektir. *
Evinizi ofis olarak kullanıyorsanız o zaman çok daha komplike bir alan oluşturmanız gerekebilir. Bol raf üniteli, L tipi bir çalışma masası gibi. Ayrıca evraklarınızı saklamak için birkaç keson ve çekmeceye de ihtiyaç duyabilirsiniz.
* Çalışma köşenizi nerede konumlandıracağınıza karar verin. Rahat ve düzenli bir şekilde çalışmak için mutlaka evinizin bir odasından feragat etmeniz gerekmiyor. 1 metrekarelik bir alan katlanır sistemli bir çalışma masası ve ideal bir çalışma köşesi için bile yeterli olabiliyor.
RAHATINA ÖNEM VERENLERE...
Sandalye seçimi: Ayarlanabilen ve 360 derece dönebilen ofis sandalyeleri en rahat oturumu sağlar. Sandalyenizi seçerken sırt kısmınızı destekliyor olduğundan, oturur konumda ayaklarınızın zemine tam bastığından emin olun. Ayrıca bilgisayarınızın klavyesine kullanırken dirsek açınızın 70- 135 derece olması gerekir.
Dolaşıma dikkat: Kan dolaşımınızın rahat olabilmesi için ayağınızın altına bir puf yerleştirebilirsiniz.
Ekranı ayarlayın: Bilgisayar ekranının üst çerçevesinin gözlerinizle aynı seviye olmasına dikkat edin. Ayrıca bilgisayar ve gözünüz arasındaki mesafenin yaklaşık 50-70 cm. arası olmasına özen gösterin.
* Evrak düzenleyici: Bilgisayarınız ile aynı yükseklikte bir evrak düzenleyici edinin. Böylece çalışma esnasında evrak aramak için devamlı eğilip kalkma zahmetinden kurtulursunuz.
* Ekran koruyucu edinin: Gözlerinizin çabuk yorulmasını engellemek için bir ekran koruyucu edinebilirsiniz. Çalışma alanınızda renklerin pozitif enerjisinden yararlanabilirsiniz. Ayrıca masanızın hemen yanında konumlandıracağınız bir uzanma koltuğuyla keyişi bir okuma alanı da oluşturabilirsiniz. Akıllı modeller Yerden tasarruf etmenizi sağlayan kompakt formlu çalışma ünitelerinden yararlanabilirsiniz. Evde alan darlığından şikayet ederken bir de çalışma odası planlamak külfetli olabilir. Bunun için halihazırda kullandığınız bir odada ufak ama kullanışlı bir çalışma alanı oluşturabilir ve bu alanı pekala stil sahibi bir odak noktasına çevirebilirsiniz.
İYİ FİKİR
Evinizde çalışmak için ayırabileceğiniz bir oda yoksa genişçe bir odayı ikiye ayırarak bir çalışma köşesi yaratabilirsiniz? Nasıl mı? Dekoratif bir paravan ya da ayırıcı görevi üstlenen bir kitaplıkla çok şık ve çok işlevsel bir alan kazanmış olursunuz. Açılır kapanır üniteler evde trafiğin yoğun olduğu geçiş alanlarında son derece işlevsel çalışma köşeleri yaratmanıza yardımcı olabilir.
ALAN KAZANDIRAN İPUÇLARI
* Çalışma alanında kompakt formlar kullanıyorsanız düzen konusunda titiz davranmanız gerekir. Dağınık bir çalışma köşesi mekanı olduğundan daha karışık ve düzensiz gösterir.
* Açılır tablalı masa ünitelerinde tüm üniteyi duvarla aynı renge boyamanız çalışma asmasının fark edilmesini engeller. Böylece çok daha muntazam ve şık bir köşe yaratmış olursunuz.
* Çift işlevli mobilyalar, gömme sitemler alandan tasarruf etmenizi sağlayarak az yerde maksimum sonuç elde etmenize olanak tanır.
Bol bol raf
Evinizi ofis olarak da kullanıyorsanız kapsamlı bir çalışma alanına ihtiyaç olabilir. Homeofis çalışıyorsanız, bunun için evinizin bir odasını ayırmak durumunda kalabilirsiniz. Kapsamlı bir çalışma odasını en iyi şekilde planlamak için modüler sistemlerden yararlanabilirsiniz. Böylelikle uygun alanları ideal şekilde değerlendirebilirsiniz.
BUNLARI DÜZENLEYİN
1. Evlilik cüzdanı
2. Pasaportlar
3. Kira kontratı
4. Diploma ve sertifikalar
5. Sigorta poliçeleri
6. Banka cüzdanları
7. Faturalar
8. Sözleşmeler
9. Önemli CD&DVDler ve onların kopyaları
10. Tapu belgeleri
5 FARKLI PLANLI ÇALIŞMA KÖŞESİ
1. V tipi: V tipi masalar köşeler için tasarlandığından atıl olarak kalan bölgeleri değerlendirmek açısından çok pratiktir. Özellikle yarım cam ve duvarın açı yaptığı köşeleri değerlendirmek için bu tip bir çalışma kombinasyonu edinebilirsiniz.
2. Mutfak içindeki köşeler Özellikle açık mutfaklarda, mutfak ile oturma odası arasında bağlantıyı sağlayan geçiş alanında planlanan katlanır sistemli ya da gömme çalışma üniteleridir. Hem yerden kazandırır, hem farklı amaçla kullanılabilir.
3.Manzaralı çalışma köşeleri Herhangi bir sanat dalıyla uğraşıyorsanız manzaralı bir çalışma köşesi planlayabilirsiniz. Bu alan size ilham verebilecek bir manzaraya sahip olabilir. Örneğin evin caddeye, parka, denize bakan bir köşesinde çalışma alanı oluşturabilirsiniz.
4. Loft: Stüdyo tipi bir daireniz varsa, metalik ışıltılardan hoşlanıyorsanı z tekerlekli ve seyyar ünitelerden oluşan açık raf sistemli bir çalışma köşesi planlayabilirsiniz.
5. Paylaşımlı: Bir odayı bölücü sistemlerle iki farklı amaca hizmet edecek şekilde düzenleyebilirsiniz. Örneğin yatak odanızın bir köşesinde çalışma alanı oluşturarak odanızı paylaşımlı olarak kullanabilirsiniz. Laptopların icadıyla hayatımız çok kolaylaştı. Bu aletlerin en güzel tarafıysa dilediğiniz yere alıp götürebilmeniz. Ancak iş ciddi bir proje üzerinde çalışmaya geldiğinde odalar arası gezinmek ya da mutfak masasında geçici çalışma planları suya düşebiliyor. Laptopunuzda konsantre şekilde çalışabileceğiniz bir köşe yaratabilirsiniz. Laptop köşenizi planlarken * Laptopunuzla yapacağınız çalışma alanı paylaşımlı bir alan olabilir. Laptopun ebatları düşünüldüğünde, çalışma masanız pek de büyük olmayacağından antre bile değerlendirebileceğiniz seçenekler arasında yer alabilir. Örneğin dar bir konsol ya da dresuar ile harika bir alan yaratabilirsiniz.
* Çalışırken evin farklı köşelerini kullanmaktan hoşlanıyorsanız laptop masanızın olabildiğince hafif olmasına özen gösterin. Zaman zaman mekan değiştirmeniz gerektiğinde onu rahalıkla hareket ettirebiliyor olmanız konforlu bir çalışma ortamını çok daha rahat oluşturmanızı sağlar.
DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR İLE KONFORLU ÇALIŞMAK İÇİN
Nereye koymalı?
Her ne kadar dizüstü bilgisayar olarak adlandırılmış olsa da laptopun vücutla temas etmesi sağlık açısından pek de önerilmiyor. Bu sebeple laptopunuzu düz ve sert bir zemin üzerine koyun. Yastık gibi yumuşak bir zemin tercih ettiğiniz taktirde cihaz fazla ısınacağından arızalar olası hale gelir. Bilgilerinizi kaybetmek istemiyorsanız fan kısmının rahat hava sirkülasyonu olan bir zeminde olmasına dikkat edin.
• * Kablosuz internet İnternet ile bağlantılı çalışıyorsanız kablosuz bir modem edinmeye özen gösterin.
• * Sırtınıza dikkat Uzun saatler çalışıyorsanız sırtınızı destekleyen bir sandalye edinmeye özen gösterin. Özellikle bel için tasarlanan ortopedik bel yastıkları ileride oluşabilecek olası rahatsızlıkların önüne geçmenize yardımcı olacaktır.
Kaynak:Evim Dergisi
Hareketli Altın Piyasasında FOREX ile Kazançlarınızı Katlayın
29 Haziran 2011 Çarşamba
Vitamin Nedir?
Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin Latince yaşam anlamına gelen ?vita? sözcüğünden kaynaklanır.
Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak iki gruba ayrılır . YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER : A, D, E ve K vitaminleridir .
SUDA ERİYEN VİTAMİNLER : B grubu vitaminler ile C vitaminidir .
ÖNEMİ
A vitamini Enfeksiyonlara karşı direnci arttırır normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir. Cildin tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Diş ve dişetleri için büyük önem taşır .
Kayısı,kuşkonmaz,maydanoz,ıspanak, havuç,kereviz, marul, portakal, erik, domates
D vitamini İnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı olur, kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlar .
Balık yağı, balık, yumurta, tereyağı, karaciğer, et, sebzeler, güneş
E vitamini Antioksidan etkilidir. Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatıyor Yaşlı kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirir.
Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar .
Buğday, tohumlu besinler, soya fasülyesi yağı, arı sütü, ceviz, marul, tere, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır, yulafta
K vitamini Karaciğere gelen Kvitamini burada üretilen bazı pıhtılaşma faktörlerinin yapımında rol alır.
Kvitamini takviyesi yanlızca kanamalı hastalarda verilir.
Ispanak,kabak, marul, yeşil domates, yeşil biber, inek sütü, peynir, tereyağı, yumurta, kırmızı et, pirinç, karaciğer, mısır, muz, şeftali, çilek
B1 vitamini Kasların ve sinir sisteminin faliyeti için gereklidir.
Yetersizliğinde iştahsızlık, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması görülür.
Buğday, kepek, bira mayası, taze sebze meyve, koyun eti, sığır eti, balık eti, yumurta, süt
B2 vitamini Eksikliğinde dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudaklarda kızarma, tahriş, çatlaklar, gözlerde kaşıntı, yanma hissi, katarakt oluşumu, saçların dökülmesi, çocuklarda büyüme yavaşlaması, kilo kaybı, sindirim sorunları oluşur .
Karaciğer, böbrek, buğday unu, patates, et, süt, yumurta, peynir, kepek, yeşil sebzeler, havuç, fındık, yer fıstığı, mercimek
B3 vitamini Yetersiz beslenme sonucu deriyi sinir sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar.
Hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir. Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlar.
Bira mayası, kepek, yer fıstığı, sakatat, kırmızı et, balık, buğday, baklagiller, un, yumurta, süt, limon, kabak, incir, portakal, hurma
B5 vitamini Doğada bol olduğu için eksikliğine rastlanmaz. Ayrıca bir miktar bağırsaklarda da yapılmaktadır.
Eksikliği kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntıya neden olur .
Karaciğer, kırmızı et, tavuk, yumurta, ekmek, sebzeler
B6 vitamini Sinir sistemi ve hormonların çalışmasını düzenler.Vücudun savunmasında antikor ve akyuvar oluşumunda rol oynar.
Eksikliğinde migren tipi baş ağrısı, kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk, adele zayıflığı ve krampları oluşur .
Karaciğer, böbrek, kırmızı et, balık, yumurta, ekmek, sebzeler
B11 vitamini Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda aktif rol oynar. Hücre bölünmesi için gereklidir.
Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar. Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir.
Eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabilir .
Karaciğer, böbrek, kırmızı et, ıspanak, marul, yumurta, ekmek, portakal, muz
B12 vitamini Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir.
Eksikliğinde dilde hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar,
sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşur .
Karaciğer, yürek, böbrek, kırmızı et, tavuk, balık, süt, peynir, yumurta
C vitamini Vücudumuz C vitaminini üretemez bitkiler ve bazı hayvanlar bu vitamini üretebilmektedir.
Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır 4 saat sonunda kandan uzaklaşır.
Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olamalarını sağlar.Vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi vardır.
Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür. Eksikliğinde diş eti kanamaları ve çekilmeleri olur.
Siyah üzüm, narenciye, çilek, kavun, karpuz, yeşil biber, maydanoz, brokoli, havuç, soğan, bezelye
Sağlıklı Beslenme
Sağlıklı beslenme yeterli ve dengeli beslenmedir.Vücudumuzu oluşturan hücrelerin düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız.
Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır.
Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır.
Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.
Beslenme Piramidi
Beslenme piramidi 5 ana besin grubunu içerir. Piramit en altta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar ve daha az tüketilmesi gereken gıdalara doğru gider. Bu besin grupları karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şekerdir. Beslenme piramidi gıdaların doğru seçimi için rehberiniz olmalıdır.
Karbonhidratlar:Alt grupta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalardır. Karbonhidratlar pirinç, bulgur, makarna gibi tahıllardır.
Mineraller: Sağlıklı yaşam için gereklidir. Mineraller (kalsiyum, bakır, iyot, demir, çinko vb.) sebze ve meyvelerde bulunur, hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt yapısı için önemlidir. Mineraller ayrıca kalp ritmi, kan basıncı, vücuttaki sıvı dengesi gibi daha birçok düzenleyici fonksiyonlarda rol oynar.
Proteinler: Vücudun en etkili kalori yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir.
Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat ürünlerinde bulunmaktadır.
Yağ-şeker: Yağ ve şeker, çok az tüketilmesi gereken gıdalardır fakat A, D, E ve K vitaminleri gibi
vücudumuz için önemli vitaminleri taşıma görevi yaptıklarından dolayı sağlığımız için yenilmesi de çok önemlidir.
Sıvı ve katı yağlar, şeker ve tatlılar bu grupta yer alır.
Yemek yeme alışkanlığımız zihinsel ve bedensel faaliyetlerimizi etkileyen unsurlardan biridir. Sağlıksız beslenme düşünme ve kavrama yeteneğinin azalmasına ve hafıza kayıplarına neden olur. Günde 8 saat uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, bedensel, zihinsel faaliyetlerinizde çabuk yoruluyor, hafıza ve düşüncenizde azalma görüyorsanız mutlaka yemek yeme alışkanlığınızı gözden geçirin ve aşağıdaki önerilerimize bir göz atın.
Dengeli Beslenme Önerileri:
Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin.Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin. Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin. Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.
Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.
Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.
Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.Öğünlerinizi önceden belirleyiniz.Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3?ünü boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına ,erken yaşlanmaya neden olur.Midenizi katı gıdalarla doldurmayın .Katı gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.
Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.
Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir. Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve hafıza sistemi bulanıklaşır.Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için yemeli görüşünü benimsemeliyiz.
31 Mayıs 2011 Salı
İLETİŞİM, DAMARDAN GİRMEKTİR
Bir söz ne kadar duygu yüklüyse o kadar etkilidir. Örneğin bir eğitimci duyguları ne kadar iyi kullanabilir ve ne kadar iyi yönetebilirse o kadar etkili öğretebilir. Bir tiyatrocu ve oyuncunun kalitesini gösteren şey de duyguları en etkili şekilde yansıtabilme gücüdür.
İlk tanıştığımız insanlara sorduğumuzda “abi ne iş yaparsın?” diye aldığımız cevap genelde “ben araba işindeyim, ben inşaat işindeyim, ben filanca işteyim” olur. Bana soranlara ben de “ben insan işindeyim” diyorum (önce şok oluyorlar, garip garip bakıyorlar, yoksa bu adam …… J). Hepimiz insan işindeyiz. İnsanların hayatlarını daha kolay yaşayabilmelerini sağlamak olmalıdır hepimizin amacı.
Hayat, bir servis sanatıdır, sunumdur. Kendimizi, bizi biz yapan her şeyi sunmaktır, duygumuzu sunmaktır. Duygu, bu servisin süsüdür. Küçük bir lezzet farkı büyük bir mutluluktur.
İletişim aslında “fark etmektir.” Hepimiz önce anlaşılmayı, fark edilmeyi bekliyoruz. Olması gereken önce anlamaya çalışmak. Emerson “anlaşılmak bir lükstür" der. Anlamaya çalışmak değer vermektir. Önce değer ver. Bu empati (duygudaşlık) kurabilmenin olmazsa olmaz adımıdır. Önemli olan konuştuğumuz dil değil paylaştığımız duygudur. İletişim kurabilmek demek bütün dilleri konuşabilmek demektir. İnsanlar ırk ırk olsa da duygular ortaktır. İnsanlar renk renk olsa da gözyaşı tek renktir. İnsanlar şekil şekil olsa da tebessüm her yüze giden en güzel imajdır. Diller farklı farklı olsa da kahkaha ve gözyaşı her yerde aynı anlama gelir. Onun içindir ki iletişim kurulamayacak insan yoktur.
İletişim, sizinle karşınızdakinin “kesişim kümesi” dir. Kahve ile süt birleşince çok farklı bir tat çıkıyor ortaya.
Başkalarını anlamak için önce kendimize izin vermemiz gerekiyor. Söylenilenler karşısında ilk tepkimiz o kişiyi hiçbir önyargı olmadan anlamak yerine hemen yargılamak ve yanlışını bulmak oluyor. Duygularını ifade edince karşımızdaki hemen “aptalca, manyakça, hoş değil” diyoruz. Anlamak için kendimize izin vermiyoruz.
İnsan, başkalarına hayatı tahammül edilebilir hale getirendir. İnsan, diğerlerine dünyayı ve yaşamı kolaylaştıran kimsedir.
Hareketli Altın Piyasasında FOREX ile Kazançlarınızı Katlayın