Bu Site Sizin Sizde Yazınızı Gönderin

Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek.
Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar
Dikkat edilmesi gerekenler;
Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.

18 Ağustos 2011 Perşembe

İdeal çalışma alanını planlayın


İdeal çalışma alanını planlayın

Çalışma odanızı planlarken hangi noktalara dikkat ederseniz verimliliğiniz artar? Bu konuda yapılan fiziksel ve yönetsel araştırmalardan derlediğimiz ipuçlarına göz atın.
Evden profesyonel iş yapıyor olabilir, zaman zaman faturalarınızı ve banka işlemlerinizi takip etmek için internete giriyor olabilirsiniz. Yaşam alanlarında çalı şma köşelerine duyulan ihtiyaç her daim var. Siz de kendiniz için en uygun, düzenli ve konforlu çalışma alanını yaratabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken ihtiyaçlarınızı belirleyip doğru çalışma masasını edinmek.

Nereden başlamalı?
* Çalışma köşesini kimlerin kullanacağını belirleyerek işe başlayabilirsiniz. Örneğin bu alanı çocuklar ödevlerini yapmak için mi kullanacak?
Yoksa siz aylık giderlerinizi, genel masraşarınızı takip etmek için mi kullanacaksınız?


*İşin niteliğine göre ne kadarlık bir alana ihtiyacınız olacağına karar verin. Örneğin çoğunlukla laptop ile çalışıyorsanız büyük bir çalışma alanı yaratmanıza gerek kalmayacaktır. Bunun için ufak bir laptop masası işinizi fazlasıyla görecektir.

*

Evinizi ofis olarak kullanıyorsanız o zaman çok daha komplike bir alan oluşturmanız gerekebilir. Bol raf üniteli, L tipi bir çalışma masası gibi. Ayrıca evraklarınızı saklamak için birkaç keson ve çekmeceye de ihtiyaç duyabilirsiniz.



* Çalışma köşenizi nerede konumlandıracağınıza karar verin. Rahat ve düzenli bir şekilde çalışmak için mutlaka evinizin bir odasından feragat etmeniz gerekmiyor. 1 metrekarelik bir alan katlanır sistemli bir çalışma masası ve ideal bir çalışma köşesi için bile yeterli olabiliyor.

RAHATINA ÖNEM VERENLERE...

Sandalye seçimi: Ayarlanabilen ve 360 derece dönebilen ofis sandalyeleri en rahat oturumu sağlar. Sandalyenizi seçerken sırt kısmınızı destekliyor olduğundan, oturur konumda ayaklarınızın zemine tam bastığından emin olun. Ayrıca bilgisayarınızın klavyesine kullanırken dirsek açınızın 70- 135 derece olması gerekir.

Dolaşıma dikkat: Kan dolaşımınızın rahat olabilmesi için ayağınızın altına bir puf yerleştirebilirsiniz.

Ekranı ayarlayın: Bilgisayar ekranının üst çerçevesinin gözlerinizle aynı seviye olmasına dikkat edin. Ayrıca bilgisayar ve gözünüz arasındaki mesafenin yaklaşık 50-70 cm. arası olmasına özen gösterin.



* Evrak düzenleyici: Bilgisayarınız ile aynı yükseklikte bir evrak düzenleyici edinin. Böylece çalışma esnasında evrak aramak için devamlı eğilip kalkma zahmetinden kurtulursunuz.



* Ekran koruyucu edinin: Gözlerinizin çabuk yorulmasını engellemek için bir ekran koruyucu edinebilirsiniz.

Çalışma alanınızda renklerin pozitif enerjisinden yararlanabilirsiniz. Ayrıca masanızın hemen yanında konumlandıracağınız bir uzanma koltuğuyla keyişi bir okuma alanı da oluşturabilirsiniz.

Akıllı modeller
Yerden tasarruf etmenizi sağlayan kompakt formlu çalışma ünitelerinden yararlanabilirsiniz. Evde alan darlığından şikayet ederken bir de çalışma odası planlamak külfetli olabilir. Bunun için halihazırda kullandığınız bir odada ufak ama kullanışlı bir çalışma alanı oluşturabilir ve bu alanı pekala stil sahibi bir odak noktasına çevirebilirsiniz.

İYİ FİKİR

Evinizde çalışmak için ayırabileceğiniz bir oda yoksa genişçe bir odayı ikiye ayırarak bir çalışma köşesi yaratabilirsiniz? Nasıl mı? Dekoratif bir paravan ya da ayırıcı görevi üstlenen bir kitaplıkla çok şık ve çok işlevsel bir alan kazanmış olursunuz.

 
Açılır kapanır üniteler evde trafiğin yoğun olduğu geçiş alanlarında son derece işlevsel çalışma köşeleri yaratmanıza yardımcı olabilir.



ALAN KAZANDIRAN İPUÇLARI

* Çalışma alanında kompakt formlar kullanıyorsanız düzen konusunda titiz davranmanız gerekir. Dağınık bir çalışma köşesi mekanı olduğundan daha karışık ve düzensiz gösterir.



* Açılır tablalı masa ünitelerinde tüm üniteyi duvarla aynı renge boyamanız çalışma asmasının fark edilmesini engeller. Böylece çok daha muntazam ve şık bir köşe yaratmış olursunuz.



* Çift işlevli mobilyalar, gömme sitemler alandan tasarruf etmenizi sağlayarak az yerde maksimum sonuç elde etmenize olanak tanır. 



Bol bol raf
Evinizi ofis olarak da kullanıyorsanız kapsamlı bir çalışma alanına ihtiyaç olabilir. Homeofis çalışıyorsanız, bunun için evinizin bir odasını ayırmak durumunda kalabilirsiniz. Kapsamlı bir çalışma odasını en iyi şekilde planlamak için modüler sistemlerden yararlanabilirsiniz. Böylelikle uygun alanları ideal şekilde değerlendirebilirsiniz.



BUNLARI DÜZENLEYİN

1. Evlilik cüzdanı

2. Pasaportlar

3. Kira kontratı

4. Diploma ve sertifikalar

5. Sigorta poliçeleri

6. Banka cüzdanları

7. Faturalar

8. Sözleşmeler

9. Önemli CD&DVDler ve onların kopyaları

10. Tapu belgeleri


5 FARKLI PLANLI ÇALIŞMA KÖŞESİ


1. V tipi:
V tipi masalar köşeler için tasarlandığından atıl olarak kalan bölgeleri değerlendirmek açısından çok pratiktir. Özellikle yarım cam ve duvarın açı yaptığı köşeleri değerlendirmek için bu tip bir çalışma kombinasyonu edinebilirsiniz.



2. Mutfak içindeki köşeler

Özellikle açık mutfaklarda, mutfak ile oturma odası arasında bağlantıyı sağlayan geçiş alanında planlanan katlanır sistemli ya da gömme çalışma üniteleridir. Hem yerden kazandırır, hem farklı amaçla kullanılabilir.


3.Manzaralı çalışma köşeleri
 Herhangi bir sanat dalıyla uğraşıyorsanız manzaralı bir çalışma köşesi planlayabilirsiniz. Bu alan size ilham verebilecek bir manzaraya sahip olabilir. Örneğin evin caddeye, parka, denize bakan bir köşesinde çalışma alanı oluşturabilirsiniz.



4. Loft: Stüdyo tipi bir daireniz varsa, metalik ışıltılardan hoşlanıyorsanı z tekerlekli ve seyyar ünitelerden oluşan açık raf sistemli bir çalışma köşesi planlayabilirsiniz.


5. Paylaşımlı: Bir odayı bölücü sistemlerle iki farklı amaca hizmet edecek şekilde düzenleyebilirsiniz. Örneğin yatak odanızın bir köşesinde çalışma alanı oluşturarak odanızı paylaşımlı olarak kullanabilirsiniz.

Laptopların icadıyla hayatımız çok kolaylaştı. Bu aletlerin en güzel tarafıysa dilediğiniz yere alıp götürebilmeniz. Ancak iş ciddi bir proje üzerinde çalışmaya geldiğinde odalar arası gezinmek ya da mutfak masasında geçici çalışma planları suya düşebiliyor. Laptopunuzda konsantre şekilde çalışabileceğiniz bir köşe yaratabilirsiniz.

Laptop köşenizi planlarken
* Laptopunuzla yapacağınız çalışma alanı paylaşımlı bir alan olabilir. Laptopun ebatları düşünüldüğünde, çalışma masanız pek de büyük olmayacağından antre bile değerlendirebileceğiniz seçenekler arasında yer alabilir. Örneğin dar bir konsol ya da dresuar ile harika bir alan yaratabilirsiniz.



* Çalışırken evin farklı köşelerini kullanmaktan hoşlanıyorsanız laptop masanızın olabildiğince hafif olmasına özen gösterin. Zaman zaman mekan değiştirmeniz gerektiğinde onu rahalıkla hareket ettirebiliyor olmanız konforlu bir çalışma ortamını çok daha rahat oluşturmanızı sağlar.

DİZÜSTÜ BİLGİSAYAR İLE KONFORLU ÇALIŞMAK İÇİN


Nereye koymalı?
Her ne kadar dizüstü bilgisayar olarak adlandırılmış olsa da laptopun vücutla temas etmesi sağlık açısından pek de önerilmiyor. Bu sebeple laptopunuzu düz ve sert bir zemin üzerine koyun. Yastık gibi yumuşak bir zemin tercih ettiğiniz taktirde cihaz fazla ısınacağından arızalar olası hale gelir. Bilgilerinizi kaybetmek istemiyorsanız fan kısmının rahat hava sirkülasyonu olan bir zeminde olmasına dikkat edin.

•    

* Kablosuz internet
İnternet ile bağlantılı çalışıyorsanız kablosuz bir modem edinmeye özen gösterin.



•    * Sırtınıza dikkat
Uzun saatler çalışıyorsanız sırtınızı destekleyen bir sandalye edinmeye özen gösterin. Özellikle bel için tasarlanan ortopedik bel yastıkları ileride oluşabilecek olası rahatsızlıkların önüne geçmenize yardımcı olacaktır.


Kaynak:Evim Dergisi

Hareketli Altın Piyasasında FOREX ile Kazançlarınızı Katlayın



29 Haziran 2011 Çarşamba

Vitamin Nedir?

Vitamin Nedir?  

Vitaminler, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan organik bileşiklerdir. Vitamin Latince yaşam anlamına gelen ?vita? sözcüğünden kaynaklanır.
Vitaminler yağda ve suda eriyenler olarak iki gruba ayrılır . YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER : A, D, E ve K vitaminleridir .
SUDA ERİYEN VİTAMİNLER : B grubu vitaminler ile C vitaminidir .
ÖNEMİ
A vitamini Enfeksiyonlara karşı direnci arttırır normal büyüme, üreme, kemik ve diş gelişimi, görme için gereklidir. Cildin tırnakların ve saçların sağlıklı kalmasını sağlar. Diş ve dişetleri için büyük önem taşır .
Kayısı,kuşkonmaz,maydanoz,ıspanak, havuç,kereviz, marul, portakal, erik, domates
D vitamini İnce bağırsaklardan kalsiyumun emilmesine yardımcı olur, kalsiyumun kemiklerde ve dişlerde tutulmasını sağlar .
Balık yağı, balık, yumurta, tereyağı, karaciğer, et, sebzeler, güneş
E vitamini Antioksidan etkilidir. Alzheimer hastalığının ilerlemesini yavaşlatıyor Yaşlı kişilerde bağışıklık sistemini güçlendirir.
Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar .
Buğday, tohumlu besinler, soya fasülyesi yağı, arı sütü, ceviz, marul, tere, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır, yulafta
K vitamini Karaciğere gelen Kvitamini burada üretilen bazı pıhtılaşma faktörlerinin yapımında rol alır.
Kvitamini takviyesi yanlızca kanamalı hastalarda verilir.
Ispanak,kabak, marul, yeşil domates, yeşil biber, inek sütü, peynir, tereyağı, yumurta, kırmızı et, pirinç, karaciğer, mısır, muz, şeftali, çilek
B1 vitamini Kasların ve sinir sisteminin faliyeti için gereklidir.
Yetersizliğinde iştahsızlık, huzursuzluk, bellek zayıflığı ve dikkat azalması görülür.
Buğday, kepek, bira mayası, taze sebze meyve, koyun eti, sığır eti, balık eti, yumurta, süt
B2 vitamini Eksikliğinde dilde kızarma, yanma hissi, ağız çevresi ve dudaklarda kızarma, tahriş, çatlaklar, gözlerde kaşıntı, yanma hissi, katarakt oluşumu, saçların dökülmesi, çocuklarda büyüme yavaşlaması, kilo kaybı, sindirim sorunları oluşur .
Karaciğer, böbrek, buğday unu, patates, et, süt, yumurta, peynir, kepek, yeşil sebzeler, havuç, fındık, yer fıstığı, mercimek
B3 vitamini Yetersiz beslenme sonucu deriyi sinir sistemini tutan pellegra adlı hastalık ortaya çıkar.
Hücrelerin oksijeni kullanabilmeleri için gereklidir. Midede sindirimin temel taşları olan asitlerin üretimini sağlar.
Bira mayası, kepek, yer fıstığı, sakatat, kırmızı et, balık, buğday, baklagiller, un, yumurta, süt, limon, kabak, incir, portakal, hurma
B5 vitamini Doğada bol olduğu için eksikliğine rastlanmaz. Ayrıca bir miktar bağırsaklarda da yapılmaktadır.
Eksikliği kan şekerinde düşme, ellerde titreme, kalp çarpıntıya neden olur .
Karaciğer, kırmızı et, tavuk, yumurta, ekmek, sebzeler
B6 vitamini Sinir sistemi ve hormonların çalışmasını düzenler.Vücudun savunmasında antikor ve akyuvar oluşumunda rol oynar.
Eksikliğinde migren tipi baş ağrısı, kansızlık, ciltte kuruluk, görme problemleri, uyuşukluk, adele zayıflığı ve krampları oluşur .
Karaciğer, böbrek, kırmızı et, balık, yumurta, ekmek, sebzeler
B11 vitamini Kırmızı kan hücreleri ve sinir dokularının oluşumunda aktif rol oynar. Hücre bölünmesi için gereklidir.

Bu etkisi ile büyümeyi de sağlar. Anne karnındaki bebeğin sinir sisteminin gelişimi için de gereklidir.

Eksikliğinde iştahsızlık, kilo kaybı, bulantı, kusma, ishal, baş ağrısı, unutkanlık, çarpıntı gibi bazı kalp sorunları oluşabilir .
Karaciğer, böbrek, kırmızı et, ıspanak, marul, yumurta, ekmek, portakal, muz
B12 vitamini Besinlerle veya sigara gibi alışkanlıklarla vücuda giren siyanürü etkisiz hale getirir.

Eksikliğinde dilde hassasiyet, şişme, kızarma, hayal görme, depresyon, adalelerde kasılmalar,

sinir iltihaplarına bağlı olarak el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şikayetleri oluşur .
Karaciğer, yürek, böbrek, kırmızı et, tavuk, balık, süt, peynir, yumurta
C vitamini Vücudumuz C vitaminini üretemez bitkiler ve bazı hayvanlar bu vitamini üretebilmektedir.
Besinlerle alınan vitamin 2 saat içersinde kullanılır 4 saat sonunda kandan uzaklaşır.

Yaraların iyileşmesini, damarların sağlıklı olamalarını sağlar.Vücudun savunma sistemini artırıcı etkisi vardır.
Histamin yapımını azaltarak allerjik olayların şiddetini düşürür. Eksikliğinde diş eti kanamaları ve çekilmeleri olur.
Siyah üzüm, narenciye, çilek, kavun, karpuz, yeşil biber, maydanoz, brokoli, havuç, soğan, bezelye

Sağlıklı Beslenme

Sağlıklı beslenme yeterli ve dengeli beslenmedir.Vücudumuzu oluşturan hücrelerin   düzenli ve dengeli çalışması için besin öğelerinden yani yağlar, karbonhidratlar, proteinler, vitaminler ve minerallerden yeterli miktarda almalıyız.

Vücudumuzun tüm besin maddelerine ihtiyacı vardır.

Tek taraflı beslenmek yani sadece protein veya karbonhidratla beslenmek yanlıştır.

Dengeli beslenerek vitaminler, mineraller ve lifler gibi önemli besin maddelerinden de almış oluruz.

Beslenme Piramidi

Beslenme piramidi 5 ana besin grubunu içerir. Piramit en altta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidratlarla başlar ve daha az tüketilmesi gereken gıdalara doğru gider. Bu besin grupları karbonhidratlar, mineraller, proteinler, yağ ve şekerdir. Beslenme piramidi gıdaların doğru seçimi için rehberiniz olmalıdır.

Karbonhidratlar:Alt grupta yer alan ve sıklıkla tüketilmesi gereken gıdalardır. Karbonhidratlar pirinç, bulgur, makarna gibi tahıllardır.

Mineraller: Sağlıklı yaşam için gereklidir. Mineraller (kalsiyum, bakır, iyot, demir, çinko vb.) sebze    ve meyvelerde bulunur, hücre korunması ve sağlıklı diş, kemik, cilt yapısı için önemlidir. Mineraller   ayrıca kalp ritmi, kan basıncı, vücuttaki sıvı dengesi gibi daha birçok düzenleyici fonksiyonlarda rol oynar.

Proteinler: Vücudun en etkili kalori yakıcı bölümü olan kas dokusunu güçlendirmek açısından çok önemlidir.

Protein ette, süt ürünlerinde ve daha az olarak hububat  ürünlerinde bulunmaktadır.


Yağ-şeker:  Yağ ve şeker, çok az tüketilmesi gereken gıdalardır fakat A, D, E ve K vitaminleri gibi

vücudumuz için önemli vitaminleri taşıma görevi yaptıklarından dolayı sağlığımız için yenilmesi de çok önemlidir.

Sıvı ve katı yağlar, şeker ve tatlılar bu grupta yer alır.

Yemek yeme alışkanlığımız zihinsel ve bedensel faaliyetlerimizi etkileyen unsurlardan biridir. Sağlıksız beslenme düşünme ve kavrama yeteneğinin azalmasına ve hafıza kayıplarına neden olur. Günde 8 saat uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, bedensel, zihinsel faaliyetlerinizde çabuk yoruluyor, hafıza ve düşüncenizde azalma görüyorsanız mutlaka yemek yeme alışkanlığınızı gözden geçirin ve aşağıdaki önerilerimize bir göz atın.

Dengeli Beslenme Önerileri:

Doymuş yağ (tere yağ, kuyruk yağı) oranı yüksek besinleri daha az tüketin.Yeterli miktarda doymamış yağ (ay çiçek, mısırözü, soya, fındık, zeytin yağı) almaya dikkat edin. Yarım yağlı süt, yağsız yoğurt tüketin.Yağlı kırmızı et yerine yağsız et, kuru baklagiller (nohut, mercimek, fasulye gibi) balık ve tavuk tercih edin. Süt ve süt ürünleri de (yoğurt, peynir vb.) tüketilmeli fakat bunlarında az yağlı olmalarına dikkat edilmeli.Yemeklerinizi haşlama, fırında pişirme veya ızgarada pişirme yöntemleriyle pişirirseniz yemeğe eklenecek yağıda azaltmış olursunuz.

Aşırı şekerli gıdalardan kaçınmalı ve hatta çay, kahve gibi içecekler şekersiz içilmeli veya şeker miktarı azaltılmalıdır.

Gıdalardan aldığımız günlük tuz miktarı 6 gr.ı (bir tatlı kaşığı)  geçmemelidir. Bu miktara yemeklerden, ekmekten, içeceklerden aldığımız tuz miktarı dahildir. Tuz tüketimi ile yüksek tansiyon arasında ilişki bulunmaktadır. Yüksek tansiyonu olanlar doktorlarının tavsiyesine göre ya hiç tuz kullanmamalı yada miktarını azaltmalıdır.

Güne kahvaltınızı yaparak başlayın. Gece boyu gıda alımı olmadığından beyninizin sabah kalkınca enerjiye ihtiyacı vardır. Daha sonra gıda alımınızı kahvaltıdan başlayarak gün içine yaymanız daha etkin kalori yakmanıza neden olur.Öğünlerinizi önceden belirleyiniz.Mümkünse yediklerinizi 3 ana öğün, 3ara öğüne bölün az ve sık beslenin.Bol su için, yiyecekleri iyice çiğneyin. Her yemek yediğinizde midenin 1/3?ünü boş bırakın. Tam olarak dolu mide sağlığımızın zaman içinde bozulmasına ,erken yaşlanmaya neden olur.Midenizi katı gıdalarla doldurmayın .Katı gıdalarla dolu mide içeriğinin gerekli öz suyu her tarafa dengeli ulaştırması güçleşir ve sindirim zorlaşır. Düzenli yemek yiyenler daha dengeli ve sağlıklı beslenmekte ve ideal kilolarını korumaktadırlar.

Zihinsel faaliyetlerin gerektirdiği enerji kaynaklarının en önemlilerinden biride meyvelerdir. Beynin oksijen dışındaki tek enerjisi glikozdur. Glikoz meyvelerde hazır halde bulunur. Diğer gıdalarla alınan şeker midede yakılarak glikoza çevrilir. Bu nedenle meyveleri aç karnına yemeliyiz.Meyveler yemeklerden 30 dakika önce veya 3 saat sonra alınmalıdır.Mide doluyken alınan meyveler midede kalıp besin değeri kaybolup orada mayalanacağı için bütün sindirim sistemimizi yorar.

 Vücudumuzda dakikada 10 milyon hücre ölür ve bir o kadarı da yenilenir. Ortalama 100 günde (beyin ve sinir hücreleri hariç) bütün vücudumuz yenilenir.Düzensiz kötü beslenme yenileme sistemini aksatır. Cildiniz canlılığını, tazeliğini kaybeder ve en önemlisi hastalıklara açık olursunuz. Yorgunluk, çabuk yorulma, baş ağrısı olabilir. Düşünce ve hafıza sistemi bulanıklaşır.Bu nedenlerden dolayı düzenli ve sağlıklı beslenmeye dikkat etmeli ve yemek için yaşamamalı sadece yaşamak için yemeli görüşünü benimsemeliyiz.

31 Mayıs 2011 Salı

İLETİŞİM, DAMARDAN GİRMEKTİR

İnsanların iletişime yansıyan üç yönü vardır. Duygu – inanç – mantık. Bir şeyde duygu yoksa ona inanılmaz. İnsan inanmazsa aklına yatmaz. Hiç unutmadığımız anlar duygusal yoğunluğu çok olan anlardır. En çok hatırladığımız şeyler yoğun duygu durumunda yaşadıklarımızdır. Onun içindir ki duygu, damardan girmektir. İletişim, damardan girmektir.

Bir söz ne kadar duygu yüklüyse o kadar etkilidir. Örneğin bir eğitimci duyguları ne kadar iyi kullanabilir ve ne kadar iyi yönetebilirse o kadar etkili öğretebilir. Bir tiyatrocu ve oyuncunun kalitesini gösteren şey de duyguları en etkili şekilde yansıtabilme gücüdür.

İlk tanıştığımız insanlara sorduğumuzda “abi ne iş yaparsın?” diye aldığımız cevap genelde “ben araba işindeyim, ben inşaat işindeyim, ben filanca işteyim” olur. Bana soranlara ben de “ben insan işindeyim” diyorum (önce şok oluyorlar, garip garip bakıyorlar, yoksa bu adam …… J). Hepimiz insan işindeyiz. İnsanların hayatlarını daha kolay yaşayabilmelerini sağlamak olmalıdır hepimizin amacı.

Hayat, bir servis sanatıdır, sunumdur. Kendimizi, bizi biz yapan her şeyi sunmaktır, duygumuzu sunmaktır. Duygu, bu servisin süsüdür. Küçük bir lezzet farkı büyük bir mutluluktur.

İletişim aslında “fark etmektir.” Hepimiz önce anlaşılmayı, fark edilmeyi  bekliyoruz. Olması gereken önce anlamaya çalışmak. Emerson “anlaşılmak bir lükstür" der. Anlamaya çalışmak değer vermektir. Önce değer ver. Bu empati (duygudaşlık) kurabilmenin olmazsa olmaz adımıdır. Önemli olan konuştuğumuz dil değil paylaştığımız duygudur. İletişim kurabilmek demek bütün dilleri konuşabilmek demektir. İnsanlar ırk ırk olsa da duygular ortaktır. İnsanlar renk renk olsa da gözyaşı tek renktir. İnsanlar şekil şekil olsa da tebessüm her yüze giden en güzel imajdır. Diller farklı farklı olsa da kahkaha ve gözyaşı her yerde aynı anlama gelir. Onun içindir ki iletişim kurulamayacak insan yoktur.

İletişim, sizinle karşınızdakinin “kesişim kümesi” dir. Kahve ile süt birleşince çok farklı bir tat çıkıyor ortaya.

Başkalarını anlamak için önce kendimize izin vermemiz gerekiyor. Söylenilenler karşısında ilk tepkimiz o kişiyi hiçbir önyargı olmadan anlamak yerine hemen yargılamak ve yanlışını bulmak oluyor. Duygularını ifade edince karşımızdaki hemen “aptalca, manyakça, hoş değil” diyoruz. Anlamak için kendimize izin vermiyoruz.

İnsan, başkalarına hayatı tahammül edilebilir hale getirendir. İnsan, diğerlerine dünyayı ve yaşamı kolaylaştıran kimsedir.

Hareketli Altın Piyasasında FOREX ile Kazançlarınızı Katlayın


5 Mayıs 2011 Perşembe

POLİPROPİLEN FİLM ÜRETİM TESİSİ FİZİBİLİTE ETÜDÜ

POLİPROPİLEN FİLM ÜRETİM TESİSİ FİZİBİLİTE ETÜDÜ

 1. PROJENİN TANITILMASI:

1.1. Projenin Adı :                            Polipropilen Film Üretimi Tesisi

1.2. Kuruluş Yeri:                            Sakarya

1.3. Kapasitesi:                                 2.813.053 Kg / yıl Polipropilen film (3 vardiya, 300 gün / yıl)

1.4. Toplam  Yatırım  Tutarı:

 

Sabit  Yatırım             : 3.520.025 USD

İşletme  Sermayesi     : 377.520 USD

Bağlı Değerler            : 135.527   USD

Toplam                       : 4.033.072  USD

 

1.5. Ön Görülen Finansman  Kaynakları

 

Toplam Yatırma (%)

USD

Öz Kaynak

100

4.033.072

Yabancı  Kaynak

0

0

Toplam

100

4.033.072

 

 

1.6. Yatırım Süresi :             24 Ay

1.7. Faydalı  Ömrü:              10 Yıl

1.8. Projenin Tam  Kapasite Yıllık

İşletme Gelirleri :                  3.934.497 USD

İşletme  Giderleri :               2.849.355  USD

Brüt Nakit Farkı:                 1.085.142 USD

1.9. Yıllar  İtibariyle  Kapasite  Kullanım Oranları (%):

 

KKO / YILLAR

1. YIL

2. YIL

3. YIL

4. YIL +

Teknik

90

100

100

100

Ekonomik

75

80

80

85

 

2.DEĞERLENDİRME SONUÇLARI

2.1. Başabaş Noktası Analizi

 

B.B.N.

Hasılat (USD)

K.K.O. (%)

Toplam  İşletme Giderleri Üzerinden

922.582

24

Satılan Malın Maliyeti Üzerinden (Amortisman Hariç)

922.582

24

Satılan  Malın Maliyeti Üzerinden (Amortisman Dahil)

2.527.249

64

 

2.2 Geri  Ödeme  Süresi:      65 Ay

2.3. Net Bugünkü Değer :

2.4.1. Net Bugünkü  Değer:            334.192 USD

2.4.2. Fayda  Maliyet Oranı:           1.09

2.4. İç  Karlılık Oranı :                    % 12

 

2.5. Döviz Etkisi :                             (2.376.499) USD

2.6. Tam Kapasite İstihdam:           115 Kişi

 

2.8. Değerlendirme Sonuçları İle  İlgili Açıklamalar:

            Günümüzde plastik ürünlerine  olan  talep  sanayileşme  ile  birlikte artmaktadır. Özellikle plastik esaslı  hammaddeye  dayanan  ambalaj malzemeleri  yaygın  olarak başta  imalat sanayi  olmak  üzere  bir çok  alanda  kullanılmaktadır.

            Yatırım yapılması düşünülen Sakarya İlçesinde polipropilen film tesisi  bulunmamaktadır.  Başta  tarım  ürünleri  olmak  üzere  diğer alanlarda da  faaliyette  bulunan tesislerin  talebini  karşılamaya  yönelik  bir yatırım olacaktır.

            Bu amaçla, söz konusu yatırımın son  teknoloji  ile ithal makine ve teçhizat kullanılarak yapılacağı varsayıldığından, sabit yatırım tutarı yerli temin edilecek makine ve teçhizatla  kurulacak bir tesise göre daha pahalı olmaktadır. Tesis teknik açıdan her hangi bir darboğazla karşılaşmadan çalışabilecektir. Yatırım tutarının yüksekliğinin ise realize aşamasında yatırımcı lehine iyileşebileceği söz konusu makine imalatçısının Türkiye temsilciliği ile yapılan şifai  görüşmelerden anlaşılmıştır.

            Yatırımın %50’si USD bazında %10 faizli orta vadeli krediyle finanse edildiği takdirde, projenin yıllar itibariyle yaratacağı fonlar bu kredileri ödeyebilecek durumdadır. Ancak yatırım  tutarının yüksek olması nedeniyle indirgenmiş net bugünkü değer toplamı negatif olacağından,  bu değeri pozitif kılacak finansman yapısı olarak %100 öz kaynak ön görülmüştür. Yatırım  kalemlerinde sağlanacak avantajlar  yatırım tutarının net bugünkü değerini  yükselteceğinden uygun finansman  yapısı da buna göre belirlenebilecektir.    

 

3. Malın  Tanımı  ve  Kullanım  Alanları

3.1. Tanımı:

            Polipropilen film; hammaddesi  polipropilen  olan  çeşitli  ebatlarda  üretilen ambalaj – torbalama malzemesidir.

 

3.2. Kullanım  Alanları, İkame ve  Tamamlayıcı  Mallar:

            Yatırım konusu PP film, kullanım alanları başta kırtasiye ürünleri, olmak üzere gıda sektöründe saklama ve torbalanmasında ambalaj malzemesi olarak kullanılmaktadır.

            İkame mallar  olarak  diğer  plastik  esaslı  ambalaj malzemeleri  bulunmakla  birlikte  bu  ürün gruplarında  tercihen PP film kullanılmaktadır.

 

 

4. Ekonomik  Değerlendirme

4.1. Sektörün Tanımı:

            Günümüzde sanayileşme ile birlikte ürünlerin ambalajlanması vazgeçilmez bir unsur  olmuştur. Başlangıçta doğal hammaddelere dayalı ambalaj malzemeleriyle bu ihtiyaç  giderilmeye çalışılmış, zamanla bunların yerini birçok üstünlüklere sahip olan petrokimyasal  kökenli plastik  ambalajlar almaya başlamıştır.

            Genel olarak plastik ambalaj sanayi; metal, cam, tahta vb. doğal hammadde kaynaklarına dayalı ambalaj malzemeleri yerine, plastik hammaddesi olarak kullanılan termoplastikler  ülkemizde  yaygın  olarak  aşağıdaki  ürünler kullanılmaya başlanmıştır.

            Alçak  Yoğunluk Polietilen (AYPE)

            Yüksek Yoğunluk Polietilen (YYPE)

            Polivinil Klorür

            Polipropilen (PP)

            Polistiren (PS)

 

Plastik ambalaj sanayi, ülkemizde Devlet İstatistik Ensttitüsü’nün (DİE) Uluslararası Standart Sınıflamasının (ISIC) sektör tanımlamasında, imalat sanayi grubunda 356 numaralı  plastik sanayi ürünleri içinde değerlendirilmektedir. Bu grup içine toplanmış bulunan ve çok kapsamlı bir ürün yelpazesine sahip plastik ürünler konusunda yeterli veri bulmak mümkün olmamaktadır. Plastik ambalaj sanayi konusunda veri ve bilgi yetersizliği nedeniyle, yalnızca Petkim  tarafından  üretilen  hammaddeler  üzerinden değerlendirme  yapılmıştır.

 

 

4.2. Arz

Kurulu Kapasite:

            Sektörde faaliyet gösteren firmaların gerek sayı, gerekse kapasite olarak başta Gaziantep  olmak üzere İstanbul ve Adana’da yoğunlaştığı görülmektedir. Firmaların son yıllarda özellikle tevsi yatırıma gittikleri makine kapasitelerini geliştirerek, teknoloji yeniledikleri dikkat çekmektedir.

            1997 yılı sonu itibariyle  bu alanda 72 adet firma faaliyet göstermektedir. Sektörde yıllık 200.000 ton civarında üretim kapasitesi  mevcut  olup, aylık sektörel  üretim 14.000 –15.000 ton civarındadır.

            Son yıllarda nakdi teşviklerin kaldırılması nedeniyle yatırım yakmak üzere alınan teşvik belgesi sayıları önemli  miktarda azalmıştır.

           

Tablo 4.1: Yıllar İtibariyle Belirlenen PP film Kapasite Miktarları

 

Yıllar (*)

Kapasite (Ton / Yıl)

Üretime Geçiş Tarihi

1995

46.410

1996

1996

8.032

1997

1997

35.129

1998

1998 (3)

7.517

1999

           

Sektörel bazda yapılan araştırmalar ve daha önceki çalışmalardan elde edilen bilgilere göre, yıllar  itibariyle  sektörel kapasite miktarları  aşağıdaki  tablo 4.2’de verilmiştir.

 

 

Tablo 4.2: PP Çuval Kapasitesindeki  Gelişmeler

 

Yıllar

Kapasite (Ton / Yıl)

Artış (%)

1990

127.575

-

1991

134.663

5.5

1992

139.624

3.6

1993

144.089

3.1

1994

146.348

1.5

1995

147.469

0.8

 

Tablodan da görüldüğü  gibi PP film kapasitesinde  yıllar itibariyle sürekli bir artış  gerçekleşmiştir. Bunun sebebi sektördeki firmaların tevsi yatırımlara yönelmesi ve teşvik  belgesi  alınmış  yeni  firmaların  yatırımlarını gerçekleştirmesinden kaynaklanmaktadır.

            Üretim:

            Filmin hammaddesi olan polipropilen yurtiçinde Petkim tarafından üretilmekte olup, yurtiçi talebin yetersiz olduğu dönemlerde ithalat  yoluyla karşılanmaktadır. Yıllar itibariyle yurtiçi polipropilen tüketimine ilişkin miktarlar, aşağıdaki tablo 4.4’de verilmiştir.

 

 

 

                                       Tablo 4.4: Yurtiçi Polipropilen Tüketimi

 

Yıllar

Tüketim (Ton / Yıl)

1990

120.803

1991

123.103

1992

164.926

1993

204.000

1994

181.000

1995

286.000

1996

289.000

1997

290.000

                                              

                   1990 – 1997 döneminde polipropilen tüketim miktarı % 140’lık artış göstererek, 1997 yılında 290.000 ton’a ulaşmıştır. Polipropilen tüketimin yaklaşık %75’nin çuval, halat gibi ürünlere talep edildiği, bu %75’lik kısmın % 10’unun halat, ambalaj ipi sektöründe  kullanıldığı, geri kalan kısmın ise PP film üretiminde kullanılan polipropilen hammadde miktarı olarak belirlenmiştir. Tespit edilen hammadde miktarına göre; PP film üretim miktarları aşağıda  verilmiştir.

                                       Tablo 4.5:PP Film Üretim Miktarları

Yıllar

Üretim (Ton)

Kapasite

1990

81.542

127.575

1991

83.094

134.663

1992

111.325

139.624

1993

137.700

144.089

1994

122.175

146.348

1995

193.050

147.469

1996

195.075

193.879

1997

195.750

201.911

     Mevcut  verilere göre, sektörel kapasite kullanım oranları son  yıllarda %90 ve  üzerinde  gerçekleşmiştir. Özellikle  sektörde  faaliyet gösteren firmaların üretim  miktarları,  1990 yılından sonra  ekonomideki  büyümeye paralel olarak önemli artışlar  gerçekleşmiştir. 1991 yılında 81.542 ton  olarak  belirlenen üretim miktarı, %34’lük  artışla  1992 yılında 111.325 ton’a yükselmiştir. 1995 yılında üretim miktarı % 58’lik artışla, 193.050 ton olarak gerçekleşmiştir.

4.3. Talep

4.3.1. Dış  Ticaret

            Yıllar  itibariyle  gerçekleşen PP film ihracatına  ilişkin rakamlar aşağıdaki tablo 4.6’da  verilmiştir.

                                    Tablo 4.6: PP film İhracat  Miktarları

 

Yıllar

İhracat (Ton)

Üretim İçerisindeki Payı (%)

1990

10.917

13.3

1991

17.494

20.9

1992

23.182

16.7

1993

20.499

14.8

1994

26.935

22.0

1995

33.325

17.2

1996

36.863

18.8

                       

 

Yukarıdaki  tablodan da   görüldüğü  gibi yıllar  itibariyle  PP film ihracat miktarlarında  sürekli  artış gerçekleştirmiştir. 1990 yılında 10.917 ton  olarak ihracat  miktarı, 1996 yılında 36.863 ton’a  ulaşmıştır. 1995 yılında 10.917 ton   olan  ihracat miktarı 1996 yılında  yaklaşık %11’lik  bir  artış göstererek  36.863 ton  olmuştur. İhracat  yapılan  ülkeler  arasında, başta Almanya   olmak  üzere, Rusya Federasyonu, Hollanda, Fransa, A.B.D., İngiltere, Romanya ve  Ukranya sayılabilir.

            Yıllar itibariyle ihracat miktarlarının toplam üretim içerisindeki paylarına  baktığımızda  ortalama olarak toplam  üretimin  % 15’i ihraç edilmektedir.

            PP film ithalatına ilişkin verilere baktığımızda; ithalat miktarlarının çok  düşük düzeyde  olduğunu görmekteyiz. 1995 yılında 590.776 kg., 1996 yılında ise 366.678 kg ithalat gerçekleştirilmiştir.

 

4.3.2. Tüketim:

            PP film tüketimi, diğer  mal  gruplarına  oranla,  son  yıllarda önemli  miktarda  artışlar gerçekleşmiştir.  Un, yem, şeker  ve  bakliyat  ürünleri ambalajında PP filmin  ikame  edilmesi önemli  bir  faktör  olmuştur. Ayrı bir sektör olan kırtasiye ürünleri olarak  kullanılması, talebi artırmıştır. PP yurtiçi film tüketimi ile  ilgili bilgiler aşağıdaki tablo 4.7’de  verilmiştir.

 

Tablo 4.7: PP Yurtiçi filmTüketimi

Yıllar

PP Çuval Tüketimi (Ton)

1990

70.625

1991

65.600

1992

88.143

1993

117.201

1994

95.240

1995

159.725

1996

158.212

 

Tablodan da görüldüğü  gibi, PP yurtiçi tüketimi, üretim  miktarlarına  paralel  artış göstermiş  olup, 1996  yılında yurtiçi tüketim miktarı158.212 ton  olarak belirlenmiştir.

            4.5. Piyasada Mevcut Durumun  Değerlendirilmesi

            1980 yılından itibaren doğal elyaftan yapılmış ambalaj malzemeleri karşısında ucuzluk  ve fiziki dayanıklılık açısından üstün duruma gelen PP film, ülkemizde aynı zamanda  ihracat potansiyeline bağlı olarak talebi artan bir ürün olmuştur. Ancak mevsimlere göre  dalgalanmalar gösteren çuval talebi, kimi zaman hammadde olarak kullanılan granül  polipropilenin fiyat istikrarsızlığı ve temin güçlüğü sektörü sıkıntıya sokmaktadır. Bu  durumda  yapılan ithalatla  aşılmaya çalışılmaktadır.

            Genel olarak tarımsal karakterin ağırlıklı olduğu Sakarya’da imalat sanayi da tarıma  dayalı bir gelişme göstermiştir. Sakarya imalat sanayinin en belirgin özelliği tarımsal ve  hayvansal kaynak potansiyeline yönelik olmasıdır. İldeki imalat sanayinin bir diğer özelliği de gerek istihdam yönünden gerekse katma değer açısından mevcut büyük tesislerin kamu  kesimi tarafından kurulmuş olmasıdır.       

4.6. Fiyatlar

            Yatırım konusu olan PP film üretiminde baz tip olarak 60 x 95 cm ebadında 95 gr / adet  ağırlığındaki film tipi seçilmiştir. Üretimin % 50’sinin desenli, % 50’sinin ise düz olarak  üretim yapılacağı  ve  söz  konusu  ürünün kg bazında satış  fiyatı aşağıda verilmiştir.

Ürün  Tipi                   Satış  Fiyatı

60 x 95 cm                  350.000 TL /KG

Satış fiyatı  Mayıs  itibariyle KDV hariç, ortalama 30 vadeli değerdir.

.

 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...