Evet bu siteye sizlerde yazılarınızı gönderebileceksiniz. Yapmanız gereken içerisinde link ve reklam olmayan yazılarınızı haberdaim@gmail.com adresine mail olarak göndermek. Hepsi bu kadar. İyi Paylaşımlar Dikkat edilmesi gerekenler; Siteye cinsel içerikli, reklam içerikli paylaşımlarda bulunmak yasaktır.
TÜVTURK Araç Muayene İstasyonları yetkilileri, araç kullanıcılarının sahte muayenelere karşı dikkatli olmaları gerektiğini belirterek, 10 binlerce kişinin sahte muayene mağduru olduğunu bildirdi.
TÜVTURK'ten yapılan açıklamada, Emniyet ve Jandarma birimleri tarafından son günlerde ele geçirilen sahte muayene raporları nedeniyle, araç kullanıcılarının, sahte muayene işlemi yapan kişi veya organizasyonlara dikkat etmeleri gerektiği belirtildi.
Son 6 aylık süre zarfında artan sahtecilik olayları nedeniyle yurt çapında Emniyet ve Jandarma birimleri tarafından 40 ilde gerçekleştirilen 15 operasyon sırasında 100'ün üzerinde kişinin göz altına alındığı bilgisinin paylaşıldığı açıklamada, sahte muayene mağduru kişi sayısının 10 binlerle ifade edildiği kaydedildi.
TÜVTURK açıklamasında, aracını muayeneye kendisi götürmek yerine bu amaçla hizmet veren kişi veya kuruluşlardan hizmet alan araç sahiplerinin, muayene sonuçlarını mutlaka sorgulamaları gerektiği ifade edildi.
Araç sahiplerinin araç muayenesinin TÜVTURK tarafından yapılıp yapılmadığını www.tuvturk.com.tr adresindeki internet sitesinden veya 0212 444 80 08 numaralı TÜVTURK Çağrı Merkezi'nden kontrol edebilecekleri vurgulandı.
Muayene raporlarının elektronik ortamda gerçek ve eş zamanlı olarak, TÜVTURK Genel Müdürlüğü ile T.C. Ulaştırma Bakanlığı'na aktarıldığı belirtilen açıklamada, sahte mühür, etiket ve muayene raporlarının elektronik kaydı söz konusu olmadığından çok basit bir sorgulama ile muayenenin sahte olduğunun anında tespit edilebildiği belirtildi.
Araç muayenelerini TÜVTURK istasyonları dışında usulsüz yollarla yaptırmaya çalışan kişilerin, muayeneleri yapılmadığı için ödeyecekleri cezanın yanı sıra, sahteciliğe karıştıkları için de ciddi bir kovuşturmaya maruz kalacakları kaydedildi.
Bünyesinde çeşitli mühendislik dallarında uzman ve deneyimli bir kadroyu barındıran firmamız; ulusal ve uluslararası kuruluşların mevzuatlarına uygun olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) çalışmalarında ihtisaslaşmakla birlikte, çevre ve ilgili mühendislik dalları çerçevesinde çok geniş bir yelpazede hizmet vermektedir.
Firmamıza hizmet verdiğimiz konularda çalıştırılmak üzere aşağıdaki özelliklere haiz elemanlara ihtiyaç duymaktayız.
İŞKUR, yönettiği 42.6 milyar TL’lik İşsizlik Sigortası Fonu’yla herkesin ilgisini çekiyor.
Para Dergisi'nin haberine göre halen portföyünde 3 bini aşkın iş için 8 bin 661 açık pozisyon bulunan Türkiye İş Kurumu, 100 binden fazla işsizi işle buluşturmayı amaçlıyor. İŞKUR, yakın dönemde 1.619 mesleki kurs açarak 39 bin 127 kişinin de iş bulmasını kolaylaştıracak.
Türkiye krizden en az etkilenen ülkelerden olarak görülse de işsizlik tarihi rekorlar kırıyor. Kriz nedeniyle zor geçen 2009 yılında işsizlik oranında 3 puanlık artış yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumu, 2009'da işsizlik oranının yüzde 14 olduğunu açıkladı. İşsizlik oranı 2008'de yüzde 11 düzeyindeydi. 2009’da Türkiye genelinde işsiz sayısı bir önceki yıla göre 860 bin kişi artarak 3 milyon 471 bin kişiye yükseldi. Kentsel yerlerde işsizlik oranı 3.8 puanlık artışla yüzde 16.6, kırsal yerlerde ise 1.7 puanlık artışla yüzde 8.9 oldu. Türkiye'de tarım dışı işsizlik oranı bir önceki yıla göre 3.8 puanlık artışla yüzde 17.4 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran erkeklerde geçen yılın aynı dönemine göre 3.7 puanlık artışla yüzde 16, kadınlarda ise 3.8 puanlık artışla yüzde 21.9 oldu. Genç nüfusta işsizlik oranı 2009 yılında yüzde 20.5'ten yüzde 25.3'e çıktı. İSTİHDAM EDİLENLER 83 BİN KİŞİ ARTTI 2009’da istihdam edilenlerin sayısı, bir önceki yıla göre 83 bin kişi artarak, 21 milyon 277 bin kişiye ulaştı. 2009 yılında tarım sektöründe çalışan sayısı 238 bin kişi artarken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 155 bin kişi azaldı. 2009 yılında istihdam edilenlerin yüzde 24.7'si tarım, yüzde 19.4’ü sanayi, yüzde 5.9'u inşaat, yüzde 50'si ise hizmetler sektöründe yer aldı. 2009'da kayıt dışı işsizlik oranı yüzde 43.8 olurken, işgücüne katılma oranı yüzde 47.9 olarak belirlendi. İşsizlik oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 17.5 ile Akdeniz, en düşük olduğu bölge ise yüzde 6 ile Doğu Karadeniz oldu. 2009 yılında erkeklerin işsizlik oranının en yüksek olduğu bölge yüzde 18.4 ile Güneydoğu Anadolu, kadınlar için yüzde 19.9 ile İstanbul oldu. Adana ve Mersin'de işsizlik oranı yüzde 22, Şanlıurfa ve Diyarbakır'da yüzde 18.8 oldu. İşsizliğin en düşük olduğu iller yüzde 6 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane oldu. İSTİHDAMIN YÜZDE 17.5'İ İSTANBUL'DA YAŞIYOR 2009 yılında en yüksek istihdam artışı 72 bin kişi ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görüldü. Buna karşılık en fazla istihdam azalışının yaşandığı bölge İstanbul oldu. İstanbul'da toplam istihdam 197 bin kişi azalırken, bunun yüzde 82.2’si sanayi istihdamının azalışından kaynaklandı. 15 ve daha yukarı yaştaki kurumsal olmayan nüfusun yüzde 18.6’sını barındıran İstanbul, toplam istihdamın da yüzde 17.5’ine sahip durumda. Çalışma çağındaki nüfus içindeki payı yüzde 6.7 olan Ankara, toplam istihdamın yüzde 6.3’üne sahip... İşte işsizliğin giderek arttığı şu günlerde Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) işsizin dert kapısı oldu. İŞKUR, bir yandan yönettiği 42.6 milyar TL’yi bulan İşsizlik Sigortası Fonu’yla herkesin ilgisini çekerken, bir yandan da özellikle yerli ve yabancı işverenlerin işçi aradığı kurum olarak dikkat çekiyor. İŞKUR, 100 binden fazla işsizi işle buluşturmayı amaçlıyor. Şu anda İŞKUR’un portföyünde 3 bini aşkın iş için 8 bin 661 açık pozisyon bulunuyor. İŞKUR ayrıca, yakın dönemde 1619 mesleki kurs açarak 39 bin 127 kişiye iş bulmalarını kolaylaştırmak için kurs vermeyi planlıyor. İŞKUR’A NASIL BAŞVURULUR? Türkiye İş Kurumu, ulusal istihdam politikasının oluşturulması, istihdamın korunması, geliştirilmesi ve işsizliğin önlenmesi faaliyetlerine yardımcı olmak için kuruldu. Bu çerçevede işsizlik sigortası işlemlerini yürütüyor. İşgücü piyasası verilerini yayınlıyor. İşgücü arz ve talebinin belirlenmesine yönelik ihtiyaç analizlerini yapıyor. İşgücünün yurtiçi ve yurtdışında uygun oldukları işlere yerleştirilmelerine aracılık ediyor. Mesleki eğitimler vererek işgücü yetiştirilmesine katkıda bulunuyor. Bu nedenle hem iş arayan işçileri iş hem de işçi arayan işverenleri işçiyle buluşturuyor. İş arayanların İŞKUR’a kayıt yaptırabilmesi için 14 yaşını doldurmuş olması, kayıt esnasında fiili askerlik görevinde bulunmaması, Türk vatandaşı olması gerekiyor. Kayıt için nüfus cüzdanı, ehliyet veya pasaport gibi geçerli belgelerden biri isteniyor. Kişilerin mesleklerinin tespitinde beyan esas alınıyor. Ayrıca özürlüler için Sağlık Kurulu Raporu aslı veya onaylı örneği isteniyor. Eski hükümlüler içinse cumhuriyet savcılıklarından alınmış eski hükümlü belgesi veya yine cumhuriyet savcılıklarınca tasdik edilen tahliye edilen eski hükümlüye ait durum bildirme formu talep ediliyor. Terörden etkilenenlerden de terörden etkilendiğine dair durum belgesi ve iş istek formu isteniyor. Başvurular kurumun 81 il ve ilçe müdürlüklerine yapılıyor.
İŞVERENLER DE BAŞVURUYOR
İşverenler ise işgücü ihtiyaçlarını şahsen, yazılı, telefon veya faksla kurum ünitesine bildirerek talep verebiliyor. İşgücü ihtiyacının bildirilmesinde işyerinin unvanı, faaliyet konusu, kamu veya özel ayırımı, işin sürekli (daimi), süreksiz veya mevsimlik oluşu; hangi meslekten ne kadar işçiye ihtiyaç duyulduğu, işçinin ne iş yapacağı ve pozisyonu; işçinin yaşı, medeni durumu, öğretim ve askerlik durumu; işgücüne verilecek ücret, varsa sosyal yardımlar, ihtiyacın ne kadar süre içerisinde karşılanmasının istendiği gibi koşulların bildirilmesi gerekiyor.
İŞSİZLİK SİGORTASI FONU EN BÜYÜK GÜVENCE İŞKUR, bugün sahip olduğu 42.6 milyar TL’yi bulan İşsizlik Sigortası Fonu’yla ülkenin en önemli rezervlerinden birini yönetiyor. İşsizlik Sigortası Fonu, işsizlik sigortası primlerinden, sigortalı ve işverenlerden alınacak ceza, gecikme zammı ve faizlerden oluşuyor. Fonda biriken parayla sigortalı işsizlere ödenek veriliyor. Meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimi sağlanıyor. Ayrıca 2008 yılı için 1 milyar 300 milyon, 2009-2012 yıllarında ise fon tarafından tahsil edilecek nema gelirlerinin dörtte biri GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi) kapsamındaki yatırımlara yönlendirilmek üzere Hazine’ye aktarılıyor. 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olanlar ile yaş şartı aranmaksızın 18 yaşından büyük kadınlar için işverene ait sigorta primlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na beş yıl süre ve belirlenen oranlarda aktarılması da fon tarafından gerçekleştiriliyor. 31 Ocak 2010 tarihi itibariyle fonun girişler toplamı; 16 milyar 465 milyon TL işçi ve işveren primi, 5 milyar 571 milyon TL devlet katkısı, 15 milyon 622 bin TL idari para cezası, 364 milyon 142 bin TL gecikme zammı, 202 bin TL diğer gelirler, 126 milyon 359 bin TL iade girişi, 29 milyar 841 milyon TL faiz geliri olmak üzere toplam 52 milyar 384 milyon TL oldu. İşsizlik Sigortası Fonu toplam varlığı, çıkışlar toplamı olan 9 milyar 719 milyon TL düşüldükten sonra 42 milyar 665 milyon TL olarak belirlendi.
İŞSİZLİK SİGORTASINDAN NASIL YARARLANILIR? Sigortalı işsizin, işsizlik ödeneği, sağlık sigortası, danışmanlık-işe yerleştirme ve mesleki eğitim hizmetlerinden yararlanabilmesi için; hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olması kaydıyla son üç yıl içerisinde en az 600 gün prim ödemiş olması, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybetmiş olması gerekiyor. Sigortadan, çalışma vizesiyle çalışan yabancı işçiler de yararlanabiliyor. Sigortalı işsizlerin hizmet akdinin sona erdiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde işten ayrılma bildirgesiyle birlikte doğrudan İŞKUR ünitelerine veya elektronik ortamda başvurması şart. Bu durumda, en az 600 gün çalışmış sigortalılar 180 gün, 900 gün çalışmış sigortalılar 240 gün, 1080 gün çalışmış sigortalılar 300 gün süre ile işsizlik sigortası hizmetlerinden yararlanabiliyor. İlk işsizlik ödeneği, başvuruyu izleyen ayın sonuna kadar ödeniyor. 30 günlük süre yasal başvuru süresi olup, bu süreden sonra başvurulması halinde geç kalınan süre toplam hak sahipliği süresinden düşülüyor. İşsizlik Sigortası’nın uygulanmaya başladığı Mart 2002’den 31 Ocak 2010 tarihine kadar sisteme 2.1 milyon kişi başvuruda bulundu ve 1 milyon 808 bin kişi işsizlik ödeneği almaya hak kazandı. Mart 2002’den Ocak 2010’a kadar toplamda 3 milyar TL ödemede bulunuldu. Bu yıl ocak ayında işsizlik ödeneğinden yararlanmak üzere yeni 55 bin 111 kişi başvuruda bulundu. Ocak ayında yaklaşık 232 bin kişiye 80 milyon TL ödeme yapıldı.
KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİNİN GÖSTERDİĞİ... Genel ekonomik kriz veya zorlayıcı nedenlerle işyerinde geçici olarak en az dört hafta işin durması veya kısa çalışma hallerinde sigortalı olan kişilere çalıştırılmadıkları süre için en fazla 3 ay süreyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca yapılan tespit işleminden sonra İşsizlik Sigortası Fonu’ndan kısa çalışma ödeneği ödeniyordu. Bu süre kanun değişikliğiyle 6 aya çıkarıldı. Bu çerçevede işveren, Türkiye İş Kurumu’nun ilgili birimine, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya yazılı bildirimde bulunuyor. Ayrıca bu durum, işyerinde ilan edilmek suretiyle işçilere duyuruluyor. Zorlayıcı sebeplerle haftalık çalışma süresini en az üçte bir oranında azaltan ya da faaliyetini tamamen veya kısmen durduran işverenin, bildirimde bulunduğu veya zorlayıcı sebeplerin varlığının açıkça ortaya çıktığı durumlarda bakanlık tarafından uygunluk tespiti yapılıyor. 2005 yılında 21 kişiye 10 bin, 2006’da 217 kişiye 64 bin, 2007’de 40 kişiye 22 bin, 2008’de 650 kişiye 70 bin, 2009’da da 508 bin kişiye 162 milyon TL kısa çalışma ödeneği ödendi. Bu yıl ocak ayında ise 32 bin kişiye 10 milyon TL kısa çalışma ödeneği aktarıldı.
ÜCRET GARANTİ FONU İşçilerin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesi hallerinde, iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık ücret alacaklarını garanti etmek amacıyla Ücret Garanti Fonu çalışmalarını sürdürüyor. Buna göre fon, sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işverenin konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması, iflası veya iflasın ertelenmesi nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli oluyor. İşçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan üç aylık ödenmeyen ücret alacakları, işçinin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesinden önceki son bir yıl içinde aynı işyerinde çalışmış olması koşulu esas alınarak temel ücret üzerinden ve belirlenen kazanç üst sınırını aşmayacak şekilde başvuru tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeniyor. SSK tarafından tahsilatı yapılarak İşsizlik Sigortası Fonu’na aktarılan primler üzerinden işveren payı olarak hesaplanan miktarın yüzde 1’i, Ağustos 2003 tarihinden itibaren oluşturulan Ücret Garanti Fonu’na aktarılıyor. Ücret Garanti Fonu, İşsizlik Sigortası Fonu içinde değerlendiriliyor. Bu fonun varlığı, 31 Ocak 2010 itibariyle yaklaşık 112 milyon TL. Bu yıl ocak ayında Ücret Garanti Fonu’ndan 929 kişiye toplam 1.5 milyon TL ödeme yapıldı.
İŞGÜCÜ YETİŞTİRME KURSLARI İŞKUR; istihdamın artırılması, işgücü piyasasının nitelikli işgücü ihtiyacının karşılanması amacıyla “Aktif İşgücü Programları” çerçevesinde İstihdam Garantili İşgücü Yetiştirme Kursları, Kendi İşini Kurmak İsteyenlere Yönelik Meslek Edindirme Kursları, Meslek Geliştirme Kursları, Özürlülere Yönelik Mesleki Eğitim ve Rehabilitasyon Faaliyetleri, Hükümlülerin Mesleki Eğitimine Yönelik Çalışmalar ile İşsizlik Sigortası Kapsamında İşsizlere Verilen Eğitimler başlıklarında eğitimler veriyor.
İŞKUR iş ilanlarından nasıl haberdar olunabilir? * İş müdürlüklerine başvuru: İş arayanlar ve işverenler il ve ilçe müdürlüklerine başvurabilir. Müdürlüklerin adresleri www.iskur.gov.tr adresinden öğrenilebilir. * İnternet üzerinden başvuru: İş arayanlar ve işverenler internet üzerinden kuruma (www.iskur.gov.tr) başvurabilir. Ardından işe başvuru-davet-görüşme süreçlerini internet aracılığıyla gerçekleştirebilirler. İnternet üzerinden işlem yapabilmek için “kullanıcı kaydı” oluşturmak gerekiyor. Girmiş olduğunuz kimlik bilgileri kimlik paylaşım sisteminde doğrulanıyor. Cep telefonu, elektronik posta adresi gibi iletişim bilgilerinizi ve belirlediğiniz şifreyi girerek kullanıcı kaydınızı tamamlamış oluyorsunuz. İş arayanlar, kullanıcı kaydı oluşturduktan sonra, TC kimlik numarası ve şifresini kullanarak sisteme giriş yapabilir ve kurum hizmetlerinden yararlanmaya başlayabilir. Öğrenim bilgilerini ve meslek bilgilerini girmek zorunlu. Daha önce KPSS sınavına girenlerin sınav sonuçları otomatik olarak sistem tarafından yükleniyor. “Online işlemler & istihdam & bana uygun işler” adımından uygun olan açık işlere başvuru yapılabilir. Başvuru durumunu takip etmek içinse “başvurularım” adımı kullanılabilir. İşverenler, sistemden “işveren girişi” bağlantısına tıkladıktan sonra, TC kimlik numarası, şifre ve işveren üyeliği sırasında verilen İŞKUR numarasını girerek yararlanabilir. İşyerinin sistemde daha önce kayıtlı olup olmadığı, “işveren olarak kayıtlı mıyım” ekranından sorgulanabilir. İşyeri kaydı oluşturulmasından sonra kurum personeli tarafından işyerinin onaylanması işlemi yapılmadan işveren olarak sisteme girilemez. İşyeri kaydının onaylanması için işyerinin bulunduğu il/şube müdürlüğüyle iletişime geçmek gerekiyor. İşverenler, halen yayınlanmakta oldukları iş ilanına uygun iş arayanları listeleyebilir. İş arayanlar, işe uygun iş arayanlar arasından rasgele ve rasgele sırada listelenir. Listelenen iş arayanların özgeçmişleri “detay” bağlantısı kullanılarak incelenebilir, uygun görülen iş ilanı seçilebilir. * 180 İş Danışma Servisi: İşverenler, aradıkları eleman için ilan vermeden önce 180 numaralı telefonu arayarak bilgi alabilir ve yine aynı telefonu arayarak eleman ihtiyaçlarını karşılayabilir. İşverenlerin ihtiyaç duyduğu eleman talepleri "180 İş Danışma Servisi" tarafından alındığı andan itibaren işleme konularak hizmetlerin en kısa zamanda yapılması sağlanır. İş arayanlar, mesleğine ve niteliğine uygun iş olup olmadığını 180 numaralı telefonu arayarak öğrenebilir. İş arayanların mesleklerine ve niteliklerine uygun iş olup olmadığı "180 İş Danışma Servisi”ni aradıklarında kendilerine anında bildirilir ve uygun iş olması halinde kuruma davet edilir.
İş arayanlar ne yapmalı?
Bilgi edinmek için başvurulacak kaynaklar * En yakın İŞKUR şubesine başvurarak kayıt yaptırmalı ve en uygun iş hakkında bilgi edinilmeli. * Gazete ilanlarını incelenmeli. * Meslek odaları, dernekler ve sendikalardan hangi illerde, hangi firmalarda, hangi işlerde istihdam olanağı olduğu konusunda bilgi edinilebilir. * En son bitirilen okulun mezunlar derneği varsa size iş olanakları hakkında bilgi vermekte daha istekli davranabilir. * Akraba, komşu ve arkadaşlarınıza kısa bir özgeçmişinizi ve ne tür bir iş aradığınızı belirten bir sayfalık bir açıklama yazıp vererek iş bulma konusunda yardımlarını alabilirsiniz.
Günde 5-8 başvuru yapın Hedef olarak günde beş ile sekiz başvuru yapılmasını öneren İŞKUR’a göre, asıl meslekten farklı olarak gelen iş teklifini uzun vadeli olarak düşünmeden reddetmemek gerekiyor. İŞKUR’un ücrete ilişkin önerisi şöyle: “Son işinizden daha az para kazanacağınız işleri göz ardı etmeyin. Ücretin yanında sağlanan, ikramiye, sosyal yardım, ödül gibi maddi olanaklar hesaplandığında net kazancınız, önceki işinizde kazandığınızdan çok daha fazla olabilir.” Her gün en az bir saatin başvuru mektubu yazmaya ayrılması gerektiğini belirten İŞKUR, işverenlerle bağlantı kurabilmek için telefon rehberi ve telefonun kullanılması gerektiğine dikkat çekiyor. Telefon görüşmesi nasıl olmalı? İŞKUR’un telefonla görüşmeye ilişkin önerileri şöyle: “Telefonla görüşmeye başlamadan evvel rehberi iyice inceleyip bir liste yapınız. Becerilerinizi kullanabileceğiniz tüm işletme ve işyerlerini bulmaya çalışınız. Özgeçmişinizi ve niteliklerinizi özetleyen kısa birkaç cümle geliştiriniz. Görüşmede bir randevu isteyin, telefonda mülakat yapmayın. Görüşme sonrası ‘hayır’ yanıtı alırsanız ısrarcı olun ve gelecekte bu iş için olasılık olup olmadığını sorun. ‘Evet’ yanıtı almadan önce 20-30 telefon görüşmesi yapmak zorunda kalmanız cesaretinizi kırmasın.”
Yüz yüze görüşmede neler yapmalı? Yüz yüze görüşmelere ilişkin önerilerde de başvuru yapılacak firma hakkında önceden bilgi edinilmesi ve muhtemel sorulara hazırlıklı olunması tavsiye ediliyor. İş görüşmesine vaktinde gidilmesi, giyime özen gösterilmesi, özgeçmiş, nüfus cüzdanı gibi belgelerin unutulmaması gerektiği öneriliyor. Görüşme esnasında uyumlu bir kişilik sergilemek de büyük önem taşıyor.
Görüşmeden sonra... Görüşmeden sonra yapılacaklarsa şöyle: “İşverene görüşme için kısa bir not ile teşekkür etmeyi unutmayınız. Bu mektupta özelliklerinizi yeniden özetleyip, işe duyduğunuz ilgiyi vurgulayabilir, görüşmede değindiğiniz noktalara yeni bilgiler ekleyebilirsiniz. Görüşmeden sonra iki-üç hafta sizinle ilişki kurulmazsa işvereni arayın. Eğer iş başka birine verilmişse, daha sonra açılacak işler için başvurunuzun değerlendirilmesini isteyin. Bu girişiminizde başarılı olmazsanız sakın olayın peşini bırakmayın.”
İşsizlik sigortası fonu son durum (TL) Gelirler ve giderler Toplam (31 OCAK 2010 itibariyle) İŞÇİ İŞVEREN PRİMLERİ 16.465.553.083,77 DEVLET PAYI 5.571.945.486,16 GECİKME ZAMMI 364.142.898,76 İDARİ PARA CEZALARI 15.622.894,65 DİĞER GELİRLER 202.613,90 FAİZ GELİRİ(1) 29.841.020.862,31 İADELER (GİRİŞ) 126.359.568,09 GİRİŞLER TOPLAMI 52.384.847.407,63 FON GİDERLERİ (2) 9.715.056.453,80 İADE ÇIKIŞ 4.369.363,53 ÇIKIŞLAR TOPLAMI 9.719.425.817,33 TOPLAM VARLIK (3) 42.665.421.590,30
(1) Faiz geliri iç verim yöntemi ile hesaplanmıştır. 31.01.2010 itibariyle faiz gelirlerinden 1.361.080.176,71 TL stopaj ödenmiştir. Faiz gelirine kur farkı ve reeskont geliri dahildir. (2) İşsizlik Sigortası Fonu giderlerinin 5.506.890.343,89 TL’si 2008 ve 2009 yıllarında GAP kapsamında Hazine Müsteşarlığı hesaplarına aktarılmıştır. (3) Toplam varlığa Ücret Garanti Fonu dahildir.
Kısa çalışma ödemeleri Dönem Kişi Ödeme sayısı tutarı 2005 21 10.566 2006 217 64.398 2007 40 22.051 2008 650 70.640 2009 508.253 162.506.261 Ocak 2010 32.760 10.277.165
Küçük bir et parçasını kesmek için çatal bıçağınızla boğuşurken o bir türlü hâkim olamadığınız el titremeleriniz nedeniyle sofradaki bütün bakışları üzerinizde hissettiğiniz oldu mu?
Ya da su içmek için elinize aldığınız bardağın okyanusta fırtınaya yakalanmış tekneler gibi sallandığını?
El titremeleri her yaşta herkes için can sıkıcı, tatsız, hatta korkutucu bir işarettir. Ne iyi ki nöroloji uzmanları çoğu zaman el titremelerinin arkasında ciddi bir nörolojik hastalığın olmadığını söylüyor ve ekliyorlar: “Parkinson hastalığı ya da beyin-beyincik-omurilik kökenli herhangi bir hastalığa işaret edebildiği için el titremesini ciddiye almakta fayda var!”
El titremesinin tıp terminolojisindeki adı “tremor”dur. Farklı değişik tremor tipleri vardır. Titreme bazı kişilerde “istirahat tremoru” tarzındadır, dinlenme sırasında şiddetlenir, aktivite ile azalır. Bu tür tremorlar Parkinson hastalığı ile ilişkili olabilir.
“Postural tremor” adı verilen tipinde ise titreme ellerin yer çekimine karşı sabit bir pozisyonda tutulmasıyla belirginleşir. “Hareket tremoru” denilen tipinde ise herhangi bir çaba esnasında belirginleşen titremeler ortaya çıkar.
NEDENLERİ ÇOK FARKLI
Tremor birden ortaya çıktığı ve/veya hızla belirginleştiği, süratle şiddetlendiği durumlarda önemli bir sağlık sorununa işaret edebilir. Toksik ya da metabolik hastalıklara bağlı el titremelerinde “ani başlangıç ve hızlı ilerleme” tipiktir. Karaciğerde bakır birikmesi sonucu ortaya çıkan “Wilson hastalığı”nda ya da “Multipl Skleroz”da görülen tremorlar da bazen Parkinson hastalığında olduğu gibi istirahat tremoru şeklinde olabilmektedir. Bu tip tremorların tipik özelliği, belirli bir hedefe yönelik harekete başlandığı zaman şiddetlenmeleridir.
Bazı kişilerde herhangi bir hastalıkla ilişkili olmadan da ellerde titreme olabilir. Bunlar özellikle stresle, yorgunlukla, alkol kullanımıyla, uykusuzlukla ilişkilidir. Herhangi bir hastalığa işaret etmeyen bu tip titremelerin en önemli özelliği ince ve hızlı olmasıdır.
TİROİD ÇOK ÇALIŞIYORSA...
Tiroid bezinin çok çalıştığı durumlarda, alkol bağımlılarında alkolün bırakılması durumunda, kafein bağımlısı olanlarda kafeinin kesilmesi halinde, solunum yolları genişleticisi olarak kullanılan nefes açıcı bazı ilaçların etkisi sonucunda ya da uzun süre kortizon kullanımı nedeniyle ortaya çıkan bu tip el titremeleri çoğu zaman yavaş yavaş gelişir.
Alkolün bırakılması, tiroid bezi hastalığının tedavi edilmesi, titremeye yol açan ilaçların kesilmesi genellikle yeterli olur. Bazen rahatlatıcı ilaçlardan (trankilizanlar), beta blokerlerden (propronalol) faydalanmak da gerekebilir. El titremeleri herhangi bir nörolojik hastalığı işaret edebileceği için mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir şikâyettir. Herhangi bir tedavinin gerekli olup olmadığı kararını nöroloji uzmanına bırakmak şarttır.
DR.EVREN ALTINEL
Kulağınıza küpe olsun!
Bedenimiz, alışık olmadığı koşullarla karşılaştığında, parçalarından yani organlarımızdan herhangi biri olağan dışı çalışmaya başladığında çeşitli belirtiler verir. Bir tür alarm olarak kabul edebileceğimiz bu uyarılar ilk anda önemsiz gibi değerlendirilip önlem alma aşamaları geciktirilirse başımıza giderilmesi zor dertler açabilir.
En doğrusu, bir hekime danışmak ve önerilenleri uygulamak, hatta bazı durumlarda doğrudan acil servise başvurmaktır. Bu belirtilerden birkaçını sıralayalım:
* Yüksek ateş, boyun sertliği ve şiddetli baş ağrısı, “Menenjit” adlı çok ciddi bir enfeksiyonun habercisi olabilir. * Çok ani gelişen ve baygınlık yaratan baş ağrısı, beyin içi kanamanın ilk belirtisi olabilir. “Anevrizma” adı verilen, 40 yaş altı kişilerde görülme olasılığı daha yüksek olan, beyin damarının genişleyip kanın göllenmesi ve cidarının incelmesi sonucu yırtılma riski oluşturan, çok ciddi risk taşıyan bir klinik durumdur. * Simsiyah, “katran gibi” dışkılama, mide ya da ince bağırsakta kanamayı haber veriyor olabilir. Kanamayı hemen durdurmak için tedaviye başlamak kadar altta yatan kanser şüphesinin giderilebilmesi için ileri tetkikler planlanması da önemlidir. * Açıklanamayan kilo kaybı durumları, beraberinde iştah azalması olsun olmasın üzerinde durulması gereken belirtilerdendir. Elbette, beslenmenize dikkat edip bir program uygulamaktaysanız kilo kaybınız olağan karşılanacaktır. Beslenmede değişiklik olmaksızın karın çevresinin artışı ise yumurtalık kanseri nedeniyle sıvı birikmesi sonucunda gelişmiş olabilir. Bir an önce uzmana danışmakta yarar vardır. * Bilinç bulanıklığı, dilin peltekleşmesi, kaslarda güç kaybı ve zayıflık, karıncalanma, duyu kaybı, yanıcı tarzda ağrılar çok ciddi sonuçlar doğurabilecek bir nörolojik tablo olan “inme”nin öncü belirtilerindendir. Bir beyin damarının pıhtı nedeniyle tıkanması ya da kanaması sonucu, beslediği alanda işlev eksikliği kliniğe yansıdığı andan itibaren risk oluşmaktadır. * Hanımlar için menopoz sonrası vajinal kanama, beyler için testiste kitle ciddiyetle yaklaşılması gereken bulgulardır. Dyt. Nilüfer BAYRAM
Kilo kontrolü için çorba için
Yemeğe çorba ile başlamak iştah kontrolünü kolaylaştırır, tokluk hissini artırır. Eğer kilo sorununuz varsa, en az bir öğüne çorbayla başlamayı deneyin.
Dikkat etmeniz gereken şey kalori içeriği yüksek olabilen yağlı, kremalı çorbalar yerine az yağ ile hazırlanmış sebze çorbalarını tercih etmek olsun. Lahana çorbası, karışık sebze çorbası, hatta mercimek çorbası iyi birer seçimdir.
Ev yapımı çorbaları tercih edin. Çünkü hazır çorbalarda tuz ve bazı doğal olmayan kimyasal koruyucular bulunması ihtimali daha fazladır. Düzenli çorba tüketiminin aynı zaman toksinlerden arınmak için de yararlı olabileceği aklınızda olsun.
Kalp hastalıkları hem dünyada hem de Türkiye'de en önemli ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Bu nedenle uzmanlar kalbi korumak için hem yaşam biçimine dikkat edilmesi gerektiğini hem de bazı yanlışlara inanılmaması gerektiğini savunuyorlar.
Kalp- damar hastalıkları dünyadaki ölüm sebeplerinin en başında geliyor. Bu nedenle, son yıllarda hem kalp damar hastalıklarının tanısının konulmasında hem de tedavide oldukça hızlı ilerlemeler kaydedildi. Fakat bu tanı ve tedavi yanında yaşam biçimi de büyük önem taşıyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Hakan Karpuz ile hem beslenme hem de son zamanlarda oldukça sık konuşulan ilaçlar hakkında konuştuk.
Spor yaptığınız saate dikkat!
Kalp hastalıklarından korunmak için nasıl beslenmeliyiz?
Ben beslenme konusunda o kadar katı değilim. Çünkü çok katı bir program verdiğiniz zaman hasta buna uymuyor. Yapacakları tek şey kabaca düzgün bir beslenme. Aksi takdirde hastalar söylediklerinize harfiyen uymuyor. Siz sadece söylemiş oluyorsunuz. Onun için genelde diyoruz ki uyabildiğiniz kadarıyla doğmuş yağ asitleri içeren maddelerden hayvansal yağlardan uzak durun. Mümkün olduğu kadar yemeklerinizde zeytinyağı kullanın veya bitkisel doymamış yağları kullanın diyoruz. Ama bunun ötesinde çok kesin bir şekilde bir diyetisyen gibi öneri vermek doğru değil. Ben kabaca hastalarıma geldikleri zaman birazda diyabetik açısından obez olabileceklerini düşünerek 3 tane şey tavsiye ediyorum.
Mümkün olduğunca öğünlerinizi küçük tutun, illa bir reçete istiyorsanız sabah kalktığınızda kepek ekmeğinizin arasına peynir koyun. 3 saat sonra bir elma ve ya yoğurt yiyin. Öğlen yemeğinizde salatanızı eksik etmeyin. Çorba içtiğiniz zaman bir kepçesinin bir dilime denk geldiğini düşünerek için. Mümkünse salata yeşillik ağırlıklı, en önemlisi bu sebze ve meyve ağırlıklı şekilde beslenin. Balığa verebildiğiniz kadar ağırlık verin. Öğlen yemeğinden 3 saat sonra arada bir yoğurt elma veya benzeri bir şey yiyin. Akşam bir salata biraz meyveyle geçiştirin. Benim tavsiyem bu.
Spor nasıl yapılmalı?
Haftanın her günü en az 45 dakika yapılması gerekiyor. Aslında bir saat, iki saat ne kadar vaktiniz varsa o kadar yapmalısınız. Her gün yapamıyorsanız en az 5 gün, vaktiniz yoksa 45 dakika. Mümkünse sabahları yapmayın diyoruz çünkü genellikle kardiyak olaylar ani hipertansif krizler sabahları olur. Akşam yemeğinden önce 2 saat kadar önce diyabet hastasıysa akşam yemeğinden 2 saat sonra yapın diyoruz. Belirli bir tempoyla yapın diyoruz. Tempo nasıl ayarlanacak kabaca her insanın bir teorik hızı vardır. 220’den yaşınızı çıkarın onun yüzde 60 yüzde 70 yetmişine ulaşacak şekilde yapın diyoruz. Mesela vitrinlere bakabilecek bir tempoyla yürümeyin daha hızlı yürüyün. Yanınızdakiyle konuşabilecek kadar yavaş yürümeyin diyorsunuz. Yani şu 4 şartı en az diyet kadar yerine getirmek lazım.
Gerçek tuz oranını bulun
Tuzun ne tür zararları var ?
Tuz için bizim günlük ihtiyacımız 6 gram ve de siz bunu bir dilim tuzlu ekmekte bile alabiliyorsunuz. Bu birincisi. Türkiye’de ki tuz tüketim ortalaması 18 gram, erkeklerde 19, kadınlarda 16 gram. Nedeni de çok fazla ekmek yiyoruz. Sosyal ekonomik düzey düştükçe ekmek tüketimi artıyor. Bunlarda tuz alımı çok fazla oluyor. Aldığınız konserve ve hazır yemeklerin hepsinde tuz var. Bu konserve ve hazır yemeklerin köşesinde tuz oranı yazar onu iki buçukla çarpın, o size gerçek tuz oranını verir. Dondurulmuş gıdalardan, pizzalardan da tuz alıyorsunuz. Yani dediğim şu masadan bir kere tuzu kaldıracaksınız. Onun dışında mümkün olduğunca hazır dondurulmuş şeyleri ortadan kaldıracaksınız. Gidin pazardan, marketten sebzenizi meyvenizi alın, yemeklerinizi kendiniz yapın. İşte bunlar asıl diyet önerileri. Yoksa bir kibrit kutusu büyüklüğünde beyaz peynir, yarım avokado değil. Bunları hayat tarzı şekline getirirseniz alışkanlık yaparsanız o zaman olur yoksa ben size o reçeteleri veririm. Adam okur enteresan der 2 gün uygular, sonra bırakır.
Şekerin zararları neler?
Şeker en tehlikelisi çünkü insanlar kendilerini çok çabuk kandırabiliyor. Açlık kan şekeri yapıyorsunuz 100 altında diyor tamam yırttım diyor, yanlış. Tokluk kan şekerine bakmanız gerekiyor. Tokluk kan şekeriniz yani sizin açlığınız normal olup tokluğunuz yüksekse yine diyabet hastasısınız veya olmaya adaysınız. Bazen hem açlığınız düşük, hem tokluğunuz düşük ama buna karşılık çok rutinde ölçmediğimiz insülin düzeyleriniz çok yüksek. Pankreas aşırı çalışıyor sizin şekerinize karşılık vermek için. Siz kendinizi iyi zannediyorsunuz ama pankreas yoruluyor ve bir zaman sonra iflas ediyor. İşte o zaman açlık da, tokluk da çıkmaya başlıyor. İşte o nedenle siz ölçümlerde düşük çıkmasına çok güvenmeyin. Şeker için mutlaka ve mutlaka tüketiminizi minimuma indirin. Mutlaka ve mutlaka pasta, kek bu gibi şeylerden uzak kalın. İlla şeker ihtiyacınızı gidermek istiyorsanız bunu kurutulmuş meyvelerden sağlayın. Mesela kayısıdan sağlayın, potasyum deposudur. Yani meyvelerden alacağınız şeker size fazlasıyla yeterli. Şeker toksit maddeler arasına konacak şeker kadar tehlikeli.
Kalp krizi geçiren birine aspirin verilmesi doğru mu?
Bir kişinin göğüs ağrısı var. Diyelim ki enfaktüs geçiriyor siz bunu bilin ya da bilmeyin onun için yapacağınız en önemli işlem onun ağzınabir aspirini çiğneterek yutturmak. Bundan daha faydalı bir işlem yok ondan sonra gönderin. Zaten birçok çalışmalarda bu yapılır. Hayat kurtarıcıdır. Hastanın göğüs ağrısı var enfaktüsten şüphelendiniz olmasa bile ne fark eder aspirin çiğnemiş olur.
Birinin kalp krizi geçirdiğini nasıl anlarız?
Çok zor, biz bile bazen burada anlayamıyoruz kan değerlerindeki enzimlere bakıyoruz. Çünkü illa ağrı olmak zorunda değil. İki her ağrı kalp ağrısı değil, sessiz de geçebilir. Tanıyı koyarken sadece ağrıya odaklanmıyoruz ağrının karakterine nasıl başlamış, ne kadar sürüyor herhangi bir şeye cevap veriyor mu bunlara dikkat ediyoruz. Şimdi diyelim ki bir hasta sigara içiyor, göğsü ağrıyor. Diyelim ki herhangi birisi bunların hiç birisi yok sadece göğsü ağrıyor. İlkinin enfaktüs geçirme ihtimali daha fazla o nedenle ağrının karakterine bakmak lazım, birden bire mi başlamış, onu provoke eden bir şey olmuş mu, efordan sonra mı olmuş, tipik mi, bir yerlere yayılıyor mu bunların hiçbirisi şart değil ama bütün bunların toplamı sizi tanıya değil yeterli şüpheye götürüyorsa “evet” ona aspirin verin. Ama hiçbir zaman bu enfaktüs geçiriyor diyemezsiniz enfaktüs için 3 tane tanı yönetimi vardır. Birincisi göğüs ağrısı, ikincisi elektro kardiyografik değişiklikler, üçüncüsü kanda bazı maddelerin, biz bunlara enzim diyoruz, yükselmesi.
Crestor kullananları yanlış yönlendirmemek gerekiyor
Geçen haftalarda dünyanın en çok kullanılan kolesterol ilaçlarından ’Crestor’un diyabete neden olduğu denildi. Bu doğru mu?
Biz statinler kullanırız. Statinler bu gün için lipit problemi olanlarda özellikle kötü kolesterol yüksekliğinde kullanılan hayat kurtarıcı ilaçlardır. Çok faydalıdır. Hatta bir ara diyabeti bile acaba geciktirebiliyor mu hafif hafif önleyebiliyor mu diye düşünürken bazı çalışmalarda tersi söylendi. Bunun üzerine bir meta analiz yapılmış. Yani meta analiz demek bununla ilgili daha önce yapılan araştırmaları topluyorlar. Bunların içeriğine bakıyorlar. Ve yapılan bu meta analizde şaşırtıcı bir şekilde görülmüş ki ilaç verilen grupta verilmeyen gruba göre çok az da olsa bir fark var. O grupta daha çok diyabet var. Nedenini bilmiyoruz bu şekilde çıkmış. Yani ilaç satın alan grupla almayan grup arasındaki fark yüzde 9. Gazetede yazdığı gibi statin kullanılan 100 kişinin 9’unda gelişmiyor. Statin alanla almayan grup arasında diyabet gelişme oranı yüzde 9 bu ikisi farklı. Yarın başka çalışmalar yapılır. Onların meta analizi yapılır. Belki sonuç başka çıkabilir. Ama o çalışmada ne diyor. Böyle bir sorun çıksa bile bu çalışmada 1 hastanızın kroner arter hastalığı için orta ve ya yüksek riski varsa veya hastanız kroner arter hastalık sahibi işe kesinlikle statini kullanmaktan vazgeçmeyin kesmeyin diyor. Anlatabiliyor muyum? Hiçbir ilaç yüzde yüz faydalı ve ya yüzde yüz zararsız değildir. Her şeyin öyle ve ya böyle az, önemli olan yarar veya zarar dengesinin uygun olmasıdır. Eğer yararı çok fazlaysa olabilecek az buçuk yan etkiye katlanmak zorundasınız. Ve burada da tekrar söylüyor çok açık ve net söylüyor. Hastanız statin kullanıyorsa kalp hastalığı nedeniyle veya kalp hastalığı olmaya aday yüksek riskte ise özellikle vurguluyoruz kesmeyin bu ilaçları diyor. İnsanlar tabi huzursuz oluyorlar özellikle bir grup statin için huzursuz oluyorlar. Halbuki bu çalışma bütün statinleri kapsıyordu.